THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Ölüm, idam, sürgün

18 Temmuz 2018 Çarşamba

Hain darbe girişiminin ikinci yıl dönümünde “imanlı çılgın Türkler” meydanlarda yine tek yürek, tek ses idi. 81 vilayette sokaklar, meydanlar doldu taştı. 

Birlik, beraberlik içinde coşkumuzu yenileyerek düşmanlara korku saldık, dostu, ümmeti sevindirdik, umutlandırdık.

Batı’nın batıl düşünceleri peşinde sefilce sürüklenen ve onun sömürgeci zihniyetine hizmetçilik eden Türkiye’nin en kirli ittifakınakarşı alınan 15 Temmuz zaferiydi kutladığımız.   

Elindeki silahı milletimize döndüren, tanklarla sokaktaki insanı ezen, suikast timleriyle Cumhurbaşkanını hedefleyen asker kılığındaki teröristlere karşı dik duruştu alkışladığımız. 

Milletin göğsünü siper ederek seçilmiş hükumetine ve devletine sahip çıkması, darbelerin tarih olduğu gündü sahiplendiğimiz. 

Demokrasimizin bir kez daha darbe tehdidi ile lekelenmesine fırsat verilmeyeceğinin yüksek sesli feryadıydı alkışladığımız. 

15 Temmuz kahramanları o gün tarih yazıp tarihin akış yönü değiştirirken bizler de tarihin yaşayan tanıkları oluyorduk.

Milletin vatanına, bayrağına, liderine sahip çıktığı günün yıldönümünde meydanlar o günün coşkusuyla yine dopdolu, yine coşkulu ve aynı ruhla ayaktaydı.

Herkesi dinleyip Allah’ı dinlemeyenler… 

Şerefini, beraberinde insanlığını kaybedenler…

Siyonist Yahudi lobilerinden Papa hazretlerine, Masonik mahfillerden dış güdümlü siyasilere, münafık merkezlerden kirli örgütlere, Haçlı zihniyetli emperyalist güçlerden, uluslararası karanlık şebekelere gönül bağı olan siyasi figürler yeniden milletin lanetine tanık oldular.

ABD’de konuşlu İsrail lobisinin emir kulu olup devletin kılcal damarlarına sızmış, kirli ittifaklarla, operasyonlarla iktidarı yıkmaya çalışan solucanlar…

Akıl kirlenmesi, vicdan tutulması, kalbin durmasıyla atılmadık yalan, memlekette kandırılmadık insan bırakmayan, dini inancı dünyevileştirip, hatta araçsallaştırarak vatana, millete en önemlisi de dine ihanet eden gafiller milletin gazabıyla karanlığın girdabında yokluğa mahkûm edildiler.

Dergâhında umutsuzluğu, ikiliği, fitneyi besleyen sahte mehdi…

Ateşler salarak, lanetler okuyarak, ağlayarak, beddua seanslarını yöneterek kendi sürüsünü milletin üstüne salan “okyanus ötesi kâhini”…

Hilafet makamına gözü olan, bütün Yahudi ve Hristiyan âleminin beklentilerine cevap vermek için kendisine eylem planı hazırlayıp gayrimeşru yollarla rejim değiştirip, hükümet yıkmak için harekete geçen sahte halife…

Gönül dili diyerek incinmekten, kırılmaktan, hassasiyetten dem vurup muhatabını Firavunlukla, Karunlukla, Yezidlikle suçlayan modern Yezid… 

Çamur at izi kalır mantığıyla çirkin ve ahlaksızca saldırılar, karalamalar yapan ve emniyeti, yargıyı, bürokrasiyi karanlık operasyonlarla ele geçiren şer şebekesinin patronu milletin laneti, kini, bedduası ve küfrü okyanus ötesine kadar uzanıp boynuna geçti. 

Bu hainlerin milli irade tokadından sonra adaletin şamarını yemeleri, adalet önünde hesap veriyor olmaları milletin öfkesini, lanetini dizginlemeye yetmiyor artık. 

Yurtdışına kaçan hainlerin uzaklardan, sığındıkları “Türkiye düşmanı” ortamlardan fesadı sürdürmeye devam etmeleri, bu şerefsizlerin diplomatik yollarla iade girişimleri gönüllerdeki burukluğu, yüreklerdeki öfkeyi dindirmiyor artık. 

Millet, bu şeref yoksunu mahlukatların cezaevlerinde beslenmesinden nefret ediyor ve her platformda “idam” diye feryat ediyor.

Halkın helikopterleriyle, uçaklarıyla Gazi Meclisimizi bombalayan, kışlada askerlerimizi, karakolda polislerimizi vuran, tanklarla halkın üzerinden geçen, ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanının üzerine ölüm mangaları gönderen, darbeye karşı onurlu ve dik duran sokaktaki insanların üzerine kurşun yağdıran FETÖ mensuplarının boyunlarına yağlı urgan geçirilmelidir.

Millet, bu alçakların, şeytanın çocuklarının mahkemelerle dalga geçercesine cevaplarından, masumları oynamalarından, şeytani akıllarından küplere biniyor, çıldırıyor.  

Millet, bu hainlerin yurt dışında gülücükler dağıtarak dolaşmasına isyan ediyor ve en azından birkaç tanesinin ölümle tanışmasını ve diğerlerinin de bu korkuyu her an enselerinde hissetmelerini arzuluyor, bekliyor.

Millet, kendilerinden olmayan herkesi tehlike gören hastalıklı anlayışın, karanlık yapının ve bu yapı mensubu zavallıların bu topraklardan atılmasını istiyor.  

Her türden devlet sırrını, her türden stratejik planı deşifre ederek istikbal arayan bu karanlık yapıyı ve kendisini kâinat imamı zanneden bir zavallıyı, ihanetlerini, 15 Temmuz’da yaşananları anlatmaktan ve hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.

Bir yanda vekâlet savaşlarının aşağılık uşakları, öte yanda liderinin peşinde yürüyen millet.

Bir yanda demokrasi destanı yazanlar, öbür yanda suret-i haktan gözüken şeytanlar.

Allah adına, hoşgörü adına mangalda kül bırakmayan, ancak ahlaksızlık ve haysiyet cellatlığı yapan kimliksiz ve kişiliksiz Haşhaşi çetesinin “kripto” yapısının da çökertilmesini bekliyor.

Kaçaklara ölüm, mahkûmlara idam, yardakçılarına sürgün en güzel çözümdür.

Hepimiz 15 Temmuz’un ruhunu korumakla yükümlüyüz. 

 

YORUM YAZ

  • imamarüzgarimamarüzgar2 ay önce
    Kamu Düzenini sağlayacak olan unsurların başında Adalet gelmekte ise şu yazdıklarınız da dikkate değer hususun durmuda aslında Adalet Bakanlığının özellikle HSYK ile ilgili durmunun üzerinde çok daha titiz ve dikkatli durması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. İSTİNAF Mahkemeleri dahi birçok durumda halen birçok Hakim ve Savcıların birçok dava konumlarında yapacaklarından geri kalmadıklarınıda gösteriyor. Öyle davalar öyle anlam verilmez karar ve sonuçların çıktığı sonuçlar varki. Tutukluyorsun. Mahkeme bir bakmışsın serbet bırakmış. Acaba HSYK bünyesindede tam anlamıyla bir temizlik yapıldımı.Neden FTÖ okullarının nerlere kimleri yerleştirmek için en başarılı çocukları koyma projesi hala anlaşılmamış durumdamıdır.Neden davalar sonucu diye ayrı bir birim kurulmuyor ve bu davalar sunucu için ayrı bir müfettişlik oluşmuyor.Öyle komik durumlar varki özellikle AİLE mahkemelerinde. Zaten toplum millet bundan oluşmuyormuş gibi de.Bir bakmışsın birden Karar Hakimi Edirneden tayin istemiş ama nereye gitmiş. Milleti zedeleyecek en önemli durumlardan biridir.Dikkate alınması gereken önemli möeselelerin başında gelendir. Umarım durmun hassasiyeti ile hareket edilecektir yeni dönem dede.
  • AhmetAhmet2 ay önce
    ...........................