THY- Euroleague

Kıssadan hisse

22 Ağustos 2018 Çarşamba

Dostluğu, sevgiyi ve geleceği... Aşımızı, ekmeğimizi, soframızı... Hüznümüzü, acımızı, yalnızlığımızı paylaştığımız; birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik ve dostluğumuzu en sıcak şekilde hissedeceğimiz mübarek kurban bayramınızı tebrik ederim.

Bu mübarek günde ülkede cereyan eden, gündem oluşturan olaylardan bahsedip de gününüzü karartmak istemiyorum. 

Kıssadan hisse hikâyelerle tebessüm altı derin düşünceyi ve çıkarılacak ders ile yanlışlardan, hatalardan dönmemize ya da kurtulmamıza vesile olur diye düşünerek bir menkıbeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.    

Saltanat sahibi biri yolda yürürken herkes ona saygı duruşuna geçiyormuş. Adamın biri oturduğu yerden kıpırdamamış. Kibirli adam:

-Beni tanımadın mı? Adam:

-Tanımaz mıyım? Evvelin bir damla su, sonun bir avuç toprak.

-Sen şimdiki halime bak.

-Neyine bakayım şiş karnına bıçak atsam gübre dökülür. Sırtındaki kürke gelince onu hayvanın biri on sene giydi, hayvanlıktan kurtulamadı demiş.

Hiç dikkat ettiniz mi? Dünya insanlıktan çıkmış insanımsı yaratıklarla doldu. Dünyanın sahibi benim, her dilediğimi yaparım anlayışıyla hareket edip karşısındakileri küçümseyen, horlayan, ağzından ve beyninden cerahat boşanan, gözlerinden kin fışkıran yaratıklarla kuşatılmış durumdayız. İnfilak edeceği gün yakınlaştıkça ateşi burnundan çıkan sarı çıyanlar gibi hayvanca hareket edip, markasının tescilini onaylatıyor.  

***

Bir elinde fener, omzunda da ağır bir testi taşıyan kör bir adam, karanlık bir sokakta yürüyordu. 

Onu gören birisi: “Ey akılsız adam,” diye çıkıştı. “Senin için gece ile gündüzün ne farkı var ki, elinde fener taşıyorsun?”

Adam yürüyüşünü hiç bozmadan: “Bu fener kendim için değil, senin gibi kör kalpliler içindir,” bana çarpıp da testimi kırmanı istemem” dedi.   

Yerkürede kalbindeki, beynindeki ve elindeki pislikleri, kan, gözyaşı, ahlara dönüşen silahları insanlarının hayat standardını korumak ya da yükseltmek için insanlara, insanlığa çeviren ne çok yaratık var.   

Rantçı, haram yiyici, emanete hıyanet edici, yalancı, palavracı, vaadinden dönücü olup ısrarla kendine medeni, çağdaş, aydın ve demokrat diyen gerçek kör var. 

Gözlerimizde fışkıran İslam’ın nuru, elimizdeki Kur’an’ın ışığı bu kör ve aptalların saçtığı felaketlerden korunmak için bir fener değil mi? 

***

Köyün birinde “Şeytanın Mezarı” varmış. Kıssa bu. Köyde adet tarlaya giden ve gelen her köylü bu mezara “lanet” okurmuş. Köyde yerleşik bir adetmiş. Bir gün köylülerden biri tarla dönüşü şeytanın mezarının önünden geçerken kendi kendine: “Yahu Şeytan! Yıllardır herkes sana lanet okuyor. Ama ben sana Fatiha okuyacağım bugün” demiş ve Fatiha okumuş. 

Eve dönmüş. O gece Şeytanı rüyasında görmüş. “Ya Arkadaş” demiş. “Asırlardır herkes bana lanet okuyor. Sen bana Fatiha okudun. Bu iyliğini karşılıksız bırakmak istemiyorum. Benimle gel” demiş ve adamın elinden tutmuş bahçeye çıkarmış. 

Sonra da bahçedeki dut ağacının altını göstermiş.  “Bak bu ağacın altında define var. Uyanınca kaz. Define senin olsun.” Köylü sevinmiş. Şeytan: “Dur” demiş. “Uyanınca unutursun bir işaret koy.” Köylü “Ne yapayım” demiş. Şeytan: “Küçük abdestini yap.” Köylü denileni yapmış. Şeytan: “İyi ama demiş sen uyanıncaya kadar işaretin kurur. Sen de unutursun.” Köylü: “Ne yapmalıyım?” demiş. Şeytan: “Şimdi büyük abdestini yap” demiş. Köylü denileni yapmış. Yapmış ama o anda uyanmış. Gerisi malum…

Öyle bir çağda, öyle bir zamanda yaşıyoruz ki; etrafımız çevrilmiş durumda. Nereye dönsek karşımızda çirkeflikler vuku bulmakta, vahşet işlenmekte. İnsanlar kötülüğün kaynağıolan nefis ve şeytan ile imtihan geçirmekte. 

Güç ve zenginlik, güzellik ve gençlik, makam, mevki ve itibar dünya hayatının tuzaklarından olup önümüzde bayrak açmış durumda. Dünya sevgisi ve baş olma sevdası ile yanan nice çılgınlar da bu rüzgâra kapılıp telef olmakta. 

Meydanlarda esip gürleyen, iş icraata gelince düşüncede zıddı ile mutabakat arayan, yıllar boyu nurlu diye anılan, ışığa çıktığında eteklerinden nur yerine gübre dökülen, din üzerinden ahkâm kesip ihaneti tezgâhlayan ve mezbahaneler arası dolaşan kedi misali ülke ülke dolaşıp eğitim adı altında ajan büyüten küçük şeytanın ahkâmına uyup bahçelerimizi pislettiler. Nice yarasaların peşinden karanlıklara gömüldük.  

Ahmaklık görülebilseydi gecenin karanlığı onun yanında aydınlık gibi kalırdı. Kıssadan hisse…

 

YORUM YAZ

  • Ragıp JöntürkRagıp Jöntürk2 ay önce
    Hocam Allah razı olsun. Güzel yazmışsınız edebiyat güçlü maşaallah! Ama sizin kendinizi ve kendinizden olanı hep nurlu ve doğru görmenizde de bir körlük yok mu? Siz nasıl hep en doğru oluyorsunuz? Bu mümkün mü gerçekten? Mesela iktidarın Suriye politikasını bu kıssadan hisselerin hangisine benzetiverdiniz, bi deyiverin gari. Hadi kal selametle.
  • Ahmet tunç Ahmet tunç 2 ay önce
    Bayram sabahı güzel ve ibret verici bir yazı. Teşekkürler kardeşim.