THY-TR Çıkışlı % 10 İndirim

İçine şeytan kaçmış ilişkiler

16 Mayıs 2018 Çarşamba

Kanlı olaylar ve trajedik görüntüler…

Cinayet ve yıkım…

İnsanlık nedir bilmeyen acımasız bir barbarlıkla gelişigüzel yapılan saldırılar. Korkunçluğu bedenleri ürperten ve gözleri yaşartan trajediler…

İşgal gölgesinde toprakları elinden alınmış, taştan başka düşmana karşı koyacak bir şey bulamayan ve buna rağmen direnen insanlar…

İslam coğrafyası üzerine büyük oyunlar oynanıyor. Müslümanlar yalnızlaştırılıp köşeye sıkıştırılmakta, yanlış kararlar almaları için çirkin tezgâhlar kurulmakta.

Ortadoğu’da zulüm yapan ve bölgede barış ve huzuru bozmak dışında işlevi olmayan İsrail, dünyanın gözü önünde binlerce masum insanı, kadın, çocuk, yaşlı ve hasta demeden alçakça katlediyor.

Yahudilerin varlığını ve güvenliğini öncelikli görev olarak gören ABD’nin “koruyucu şemsiyesi” altındaki İsrail, Gazze sınırında Filistinlilerin üstüne ateş açtı 55 insanı  öldürdü, 1700 kadar Filistinliyi de yaralayarak devlet terörünü soykırıma dönüştürdü.

Mezhep savaşları ve terör ile Ortadoğu kasıp kavrulur iken katil işgal devleti İsrail’in zulmü, her geçen gün artarak devam ediyor.

Dünyayı her zaman şeytani büyü mistizmi olan Kabala’nın tütsülediği gözle gören “Şeytanın çocukları” Yahudilere kimse dur diyemiyor.

Terör bahanesi ile Ortadoğu’ya iyice yerleşen, bunu yaparken de medeniyetler savaşı kisvesi ile Müslüman katliamı gerçekleştirmeyi kafasına koyan ABD de bir taşla birkaç kuş birden vurmayı hedefliyor.

Nerede uluslararası hukuk? Nerede insan hakları? Nerede barış? Nerede insan sevgisi?

Sancılı toprakların dili olsa da, yaşanan acılardan, dökülen kan ve gözyaşından bir bahsedebilse... 

Büyük Şeytan” ABD’nin uluslararası hukuku hiç sayarak Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyıp, konsolosluk binasını Kudüs’e taşıması hem bölgeyi ve dünyayı karıştıracak bir provokasyon, hem de İslam dünyasına ağır bir saldırı oldu. 

Trump, Kudüs kararıyla uluslararası hukuku ayaklar altına almıştır. BM kararları yok sayılmıştır. Hukuk, insan hakları, demokrasi diyerek bezirgânlık yapan Batı’nın sahtekârlığı tescillenmiştir.

Özelde Ortadoğu’da, genel manada ise dünyanın her bir tarafında, barışın önündeki en büyük tehdit olan Amerika-İsrail ikilisi Müslümanlar söz konusu olduğunda hep birlikte hareket etmekte, bu kirli ortaklık Müslümanların kanlarını dökmeyi devlet politikası haline getirmektedir.

Yalan rüzgârlarıyla, algı operasyonlarıyla, fitne tohumlarıyla, başlarına komutan atadıkları terörist ordularıyla dünyayı sömürmekten beslenen bir Haçlı-Siyonist ortaklığı var karşımızda.

Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar” bütün teknolojik imkânlarını insanları öldürmek ve dünyamızı kirletmek için kullanıyor.

İnsanlar ölüyormuş, dünya barışı gömülüyormuş umurlarında değil. Bir taşla birkaç kuş vurma planını devreye soktukları için mutlular. Ortadoğu karışacak, binlerce insanın hayatı riske atılacak, bölge ceset tarlalarına dönüşecek diye bir üzüntü ajandaları yoktur.

Vahşi, kana susamış hayvanlar gibi bedenlere saldırırlarken insanlık âlemi tarifi imkânsız bir vurdumduymazlık içinde. Dünyanın vicdanı sükût etmiş, hak kuvvete feda ediliyor, menfaatler bütün değerlerin önüne geçmiş, duyarsızlık ve duygusuzluk galebe çalıyor, problemler kaba kuvvetle çözülmek isteniyor.

BM, NATO, AB! Hepiniz yalansınız, yanlısınız! ABD’nin işgalci ve işkenceci karakterine hukuki kılıf hazırlamak ve İsrail’in varlığını korumak, cinayetlerine ve çevresine karşı yürüttüğü saldırılara karşı uluslararası tepkileri ve yaptırımları engellemekten başka hiçbir işleviniz yok. 

Bir daha kan akmasın, boş yere insanlar ölmesin, sağa sola savrulmasın, ocaklar sönmesin, gözyaşları sel olmasın, haklı haksız ayırt edilsin, haksıza karşı haklının yanında yer alsın diye var olanlar… Hepiniz yalansınız, yanlısınız!  

Etrafımızı bir sis dalgası sardı. Ruhlarımızı bir karabasan kuşattı.

Özgürlük getirmek vaadiyle bir ülkeyi işgal edenlerin kirli yüzlerini izledikçe insanlığımdan utanıyorum. Asıl maksadın özgürlük ve insan hakları olmadığı açıkça ortaya çıktı. Hepimiz sorumluyuz, zulüm var oldukça ve onu engellemek için elden gelen yapılmadıkça hepimiz sorumluyuz. Hangi insan bu insanlık dışı muameleden ıstırap duymaz...

Kudüs, Siyonist esaretinden kurtulmadıkça, dünya barış yüzü göremeyecektir… 

Zulmederek… Kendilerinin dışındaki insan ırkını yok ederek… Kene gibi başkalarının sırtından beslenerek… Ağalık yapıp herkesi köle ederek… Kan üzerine bir medeniyet kurarak… Gözyaşıyla yıkanarak… Dünyaya şeytanın insani bir vekili olarak geldim diyen bir insan olarak yaratılan Yahudilere birilerinin “dur” deme zamanı geldi, geçiyor.

Şeytanın dostları ve küfrün önderleri olan sizlere haddinizi bildirip sizleri yer ile yeksan edecek bir Selahaddin-i Eyyubi’nin gelmesi yakındır inşallah. Bekleyin ve görün.

 

YORUM YAZ