--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Aydın” bir portre

Akif Bedir
Akif Bedir

19 Mayıs tatili hafta sonuyla birleşince kendime bahane uydurup Ankara’ya, ihtiyaç duyduğumda omuzuna başımı yaslanabileceğim, başım sıkışınca kapısını çalabileceğim, sevgisiyle yüreğimi kaynatan “aziz” bir dostumun ziyaretine gittim. 

Fakülte arkadaşlığını dostluğa daha da ötesi kardeşliğe çevirdiğim,  sorunlarımın çözümünde mutlak destek olan, hataları bağışlayan, yüreği sevgi dolu, sadık bir dosta bir can kardeşe vefamı göstereyim istedim. 

Hem sıkı bir Fenerbahçeli olması hasebiyle de kötü gidişten dolayı biraz kızdırırım diye bahanem de hazırdı.  

Tatil olmasına rağmen bir proje üzerinde çalıştıklarını belirtip, beni işyerinde; SGK’nın Kızılay’daki ek binasında bekleyeceğini söyledi.

Konuşmamıza tatil gününde işyerinde olmalarının sebebiyle başladık. İşlerinin çokluğundan ve Genel Müdürlerinin zaman kavramı olmadan çalıştığından bahsetti. Fakat “ilahiyatçı” olduğu için boyalı basın ve kiralık kalemşorları tarafından çok yıpratıldığını ve bütün bunları hak etmediğini söyledi.

İdarecilik vasıfları yanında insani yaklaşımlarının da üst düzey olduğundan bahsedip başından geçen bir olayı anlattı.

“Öğlen arası bir konuda fikir beyanı için genel müdürün makamına iniyor. Aynı birimde fakat Batıkent ana binada çalışan bir arkadaşıyla karşılaşıyor. Birlikte Genel Müdürün yanına giriyorlar. O sırada Genel Müdüre öğlen yemeği geliyor. Genel Müdür gelen yemeği diğer binadan gelen personeline ‘sen kurumdaki yemeğe yetişemezsin gelen yemeği sen ye’ diyerek yemeği personeline veriyor. Çalışma uzuyor vakit geçiyor. Arkadaşım siz yemek yemeyecek misiniz diye sorduğunda mesainin başladığını akşam yiyeceğini söylüyor.”

Anlatılanlardan çok etkilenmiştim. Tatil gününde fazla mesai yapan, insani değerleri üst düzeyde olan bu Genel Müdür profili de ilgimi çekmiş, beni ziyadesiyle etkilemişti. Arkadaşımdan Genel Müdürle beni mutlaka tanıştırmasını istedim.

Kurumda mesai olmadığı için Genel Müdürün odasına bodoslama daldık. Bu kadar rahat davranmamıza rağmen bizi görür görmez ayağa kalkarak “hoş geldiniz” derken hayatta duruşu ve hedefleri olan, kolay vazgeçmeyen, pes etmeyen, mazeretlerin değil, başarı hikâyeleri olan biri olduğunu hemen hissettiriyordu. 

Tembihim üzere gazeteci kimliğimi kullanmadım ve fakülteden arkadaşım diye tanıtıldım. Hizmet Sunumu Genel Müdürü Lütfi Aydın’dan sohbet arası bilgiler alıyor, farklı bir duruşu, ilkeli ve omurgalı bir bakış açısı olduğunu hissettikçe buzdağının görünmeyenini keşfetmeyi de amaçlıyordum. 

Görev bilinci ile yaşayan, toplumun öngörü ve istekleri doğrultusunda yaşarken adaleti tahsis için çabalayan, erdem sahibi, prensipli, öz disiplinli ve ucuz hesapların adamı olmadığını kısaca adam gibi adam olduğunu ağzından çıkan her kelime teyit ediyor, kurduğu her cümle ile onurlu ve kültürlü adam olmanın zanaatını seriliyordu. 

Şahsına atılan çamurlara cevap verirken bile nezaketini koruyan mütevazı bir kişilik olduğunu gösteriyor, günü kurtaran, ucuz hesapların adamı değil, vatan ve millet için yaşayan bir insan olduğunu düşünceleri, projeleri ve eylemleri ile haykırıyordu. 

Sıradan ve sürüden farklı olduğunu, oturduğu koltuğu ziyadesiyle doldurduğunu düşüncesiyle, sorgusuyla, tartışmasıyla, çalışması ve paylaşmasıyla gösteriyordu. Sözü, düşüncesi ve eylemleri tutarlıydı. 

Hiç kimseyi suçlamadan, eksiklikleri tamamlayıp Avrupa’ya model teşkil edecek bir yapı oluşturmak ve AB ülkelerine bu modeli satmak için çalıştıklarından bahsetti.

Hizmet için burada olduklarını, bu nedenle kapısının herkese açık olduğunu, sorunları dinlemek ve çözüm aramanın görevleri olduğunu anlattı.

Kurumun bilişim altyapısını kuran Hizmet Sunumu Genel Müdürlüğü’nün milyon dolarlık projeleri ilahiyatçıya emanet şeklindeki haberlerinin “kasıtlı” ve “mesnetsiz” çamurlar olduğu aşikârdı.  

Herkese ayrı telden çalan, gelene ağam gidene paşam diyerek nabza göre şerbet veren, arkadaşının yüzüne gülerek arkasından kuyusunu kazan, ikiyüzlü, yalan söylemeyi meslek haline getiren, verdiği sözü unutan, kapı eşiklerinde üç beş kuruşluk menfaat için takla üstüne takla atarak “hiç”lik âlemine çıkan birkaç densizin gündeminde olmak zor ve çekilmez bir işti.  

İşin daha da garibi işgal ettiği bütün makamları AK Parti zamanında gören birilerinin hedefi olmak işin en sevimsiz ve anlamsız kısmıydı.

Kararlı, dürüst, yetimin hakkını yemeyen, kimsenin ahını almayan, kimseye tepeden bakmayan, olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan olmak bütün zorlukların anahtarıydı bu da Sayın Lütfi Aydın’da fazlasıyla mevcuttu.

Kendisinden izinsiz ve habersiz kaleme aldığım yazımdan dolayı beni de affeder ve incinmez ise hakkın, haklının yanında olarak hedefi on ikiden vururuz inancındayım…    

 

Akif Bedir Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle