Öncelikli olan sen misin kendi çıkarı mı?
Öncelikli olan sen misin kendi çıkarı mı?
AHMET VAROL
Dünyada globalleşmenin etkili olmasıyla birlikte, kendi ayakları üstünde durmakta zorlanan ülkelerde de çağdaş küresel güçlerden birine sırtını dayamadan ayakta durmanın mümkün olamayacağı düşüncesi ciddi şekilde etkili oldu. O yüzdendir ki çağdaş emperyalizmin herhangi bir kanadıyla bağları koparan ülkelere hükmeden kadrolar ve siyasi sistemler de iktidarlarını sürdürebilmek için diğer kanadına yanaşma, böylece onun himayesine girme ihtiyacı duydular.
Oysa söz konusu küresel güçler her ne kadar sahada karşıt cephelerde duruyor görünseler de birbirlerinin ayaklarına basmadan dünyaya hükmetmeye çalışmaktadır. Dolayısıyla bunlardan birinin himayesine girmek diğer tarafa veya hami olduğu zannedilen tarafın çıkarlarına zarar verecek tehlikelere karşı kendini sağlama almak anlamına gelmez.
Bunun tarihte örnekleri pek çoktur. Ama biz yakın tarihten birkaç örnek verelim.
Rusya, Suriye’deki Baas rejimini koruyamadı. Çünkü Ukrayna’da yeni bir cephe açması karşısında Baas rejimini koruma konusunda zorlandı ve Ukrayna’yı daha çok önemsediği için o tarafa yüklenerek Suriye’yi ihmal etmeyi tercih etti. Baas rejimini de zaten Beşşar Esed’in kaşına gözüne aşık olduğu için değil bu rejimin ayakta tutulmasına bağlı stratejik hesapları ve çıkarları için destekliyordu. Dolayısıyla Baas rejiminin devrilmesinin sebebi birilerinin medyatik kampanyaları hatırına komplo teorileri üretenlerin iddia ettiği gibi ABD’nin Suriye direnişine destek vermesi değil Rusya’nın Baas rejimini ihmal etmesidir.
ABD’nin bir yığın askeri üs kurması için topraklarını açan, kendilerini himaye edeceği vehmiyle ABD ile bir yığın askeri ittifak anlaşması imzalayan Körfez ülkelerini ve Suudi Arabistan’ı Vaşington yönetimi, İran saldırıları karşısında koruyamadı.
Bugün Mali’de muhalif milis güçlerinin ilerlemesi karşısında, oradaki cuntanın Rusya’nın profesyonel askeri şirketi Wagner ile yapmış olduğu işbirliği ve bu şirketin sağladığı askeri destek pek işe yaramadı. Hatta bazı yorumcular Mali’deki cuntanın kaybetmesinde Wagner şirketine çok fazla güvenmesinin önemli rolü olduğunu dile getirdiler.
Avrupa ve ABD’nin, Rusya saldırıları karşısında Ukrayna’ya büyük çapta destek verdiğini kabul edebiliriz. Ama onların destekleri de büyük ölçüde kendi çıkarlarını riske sokmayacak düzeylerde kalmıştır.
Şimdi ABD Başkanı Trump, Çin’i ziyaret etti. Bilindiği üzere ABD’nin Çin’le büyük çapta rekabeti ve özellikle dünya ekonomisini kontrol etme konusunda bir saha mücadelesi var. Ama bunların hiçbiri diğerini tümüyle gözden çıkaramaz.
Siyonist işgal rejiminin ABD ile birlikte İran’a yönelik savaşlarında da Çin’in İran’ı desteklediği düşünülüyordu. Ama bu destek hiçbir zaman Çin’in çıkarlarını tehlikeye atacak ve ABD ile ilişkilerine zarar verecek düzeyde olmadı.
Bugün İran’a yönelik saldırılarından istediğini elde edemeyen ABD yönetimi Çin’le ilişkilerini revize ediyor ve her iki tarafın da çıkarlarını önemseyen yeni düzenlemeler yapmaya çalışıyor. Çünkü gerek siyonist işgal rejiminin Gazze’deki soykırım savaşının külfetini yüklenmenin ve gerekse İran’a yönelik saldırının yol açtığı zarar Amerikan ekonomisini ciddi şekilde etkiledi. O yüzden Çin’le ilişkilerini yeniden düzenlemeye ihtiyacı var.
ABD’nin kendisine ihtiyaç duyması Çin için kaçırılmaması gereken bir fırsat. Dolayısıyla onun açısından önemli ve öncelikli olan İran’a yönelik askeri tehlike ve tehditleri savmak için kendi çıkarlarını feda etmek değil, çıkarları lehine ortaya çıkan fırsatları değerlendirmektir.
Çağdaş emperyalizmin başını çeken küresel güçlerin dikkat çeken bir yönleri de birbirlerinin ayaklarına basmamalarıdır. Onlar birbirlerinin ayaklarına basarak değil, kendilerine mahkûm ettikleri ülkelerin sırtlarına basarak yükselmeye ve küresel hakimiyet kurmaya çalışıyorlar.
Müslüman toplumların en önemli sorunu ise kendi halklarının değerlerinden uzaklaştıkları için küresel güçlerin himaye ve desteğine ihtiyaç duyan rejimlere ve iktidarlara mahkum olmalarıdır.