• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

Neşter

11 Temmuz 2026
A


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

Neşter

LATİF ERDOĞAN

Dini hayat boşluk kaldırmaz. İhtiyaç hakiki ve gerçek olanla giderilmediğinde bu boşluğu mutlaka sahtesi doldurur. Diyanet teşkilatı, şimdiye kadar sergilediği halle söyleyecek olursak, kurumsal bağlamda görevlilerine rutin faaliyetlerinin dışında herhangi bir misyon yüklemeyen kurumdur.

Bazı başkanların ve din görevlilerinin daha aktif rol alarak statükoyu zorlamaları bireysel bir beceridir; fakat kurumsal değildir. Bu açıdan da ülkemizdeki dini alandaki boşluğu bazen hiç ehil olmayan ideolojik hareketler doldurabilmektedir. Bu zayıf alan güçlendirilmedikçe de FETÖ veya benzeri örgütlerin bu dini alanı istismar etmeleri her zaman mümkündür.

Şu anda istikamet içinde çalışan cemaatler de mutlaka denetim altında tutulmalı; kokuşmalara, asli görevden inhiraflara geçit verilmemelidir. Ön açmada itidalli davranılmalı; cemaat içi güç kirlenmesi yaşatabilecek pozisyonlar önceden bertaraf edilmelidir. Özellikle cemaatler, tarikatlar, tekkeler, zaviyeler, hayır kurum ve kuruluşları FETÖ’ye karşı duyarlı kılınmalı, ilgili devlet birimlerinin uyarı alarmları sürekli devrede tutulmalıdır. 


FETÖ’nün yapılanmasında radikal değişikler yapılabileceğine ihtimal vermiyorum. Konumlara ait isimlendirmeler değişse de (örneğin, önceleri imam denen kişilere sonraları hadim denildi, şimdi bu konuma başka isim verilmiştir, bir müddet sonra o da değiştirilir başka isim verilir) fakat müsemma yani isimlendirilen değişmez. Yöntem değişikliğinde de önemli kırılmalar yaşanmaz. Çünkü mevcut düzen kaldırılırsa yerine ikame edebilecekleri yeni bir düzen yoktur. O istidattaki yenilikçi kişiler çoktan elimile edilmiştir. FETÖ elebaşı sadakatten başka her türlü değer ölçüsünü silip atmış ve yanında ancak mankurt yapılı sadık ahmaklara yer vermiştir. Onlardan da yeni bir yapılanma devşirmenin imkanı yoktur. Halbuki hiçbir sosyal hareket statik olarak sürdürülemez, daima yenilenerek dinamik kalmak zorundadır.

 FETÖ lider merkezli bir yapılanma idi. Hedefte de FETÖ elebaşının dünya halifesi olması vardı. Örgüt bu hedefe kilitlenmişti ve hiç kimsenin bu sonuçtan zerre kadar şüphesi yoktu. Onun ölümüyle birlikte bu kilitlenmeler hüsranla çözüldü. Her ne kadar Peygamber Efendimizin vefatını örnekleyerek örgüt elemanlarını teskine ve yaşadıkları büyük travmadan kurtarmaya çalışsalar da bunda başarılı olamadılar. Verilen ileriye dönük bütün vaatler FETÖ elebaşı yörüngeli olduğundan yörünge kayboldu, elemanlar sağa sola savruldu. Şimdilerde FETÖ elebaşının bütün misyonunu bir heyetle temsil etme noktasında hareket ediliyor. Bu atraksiyon kısa sürede bir toparlayıcılık işlevi görse de uzun vadede hırs ve ihtirasların devreye girmesiyle çöker, sadece sembolik bir hal alır.



FETÖ sonunda dağılmaya, bölünmeye mahkumdur. FETÖ elebaşının ölümü zaten hayali bir varsayım olan merkezkaç gücün yok olması demektir. Yani örgüt, dünyanın neresinde faaliyet gösterirse göstersin kendisini merkeze bağlayan psikolojik gücü kaybetmiştir. Bu da örgüt elemanlarında aidiyet zaafı doğuracaktır. Aidiyet zaafa uğradığında örgüt bireylerini birbirine bağlayan tutkal gücünü kaybetmiş olur. Tutkal gücünü kaybedince de yapışkan yapı birbirinden ayrılır.

Her ülke kendi siyasi ve ekonomik çıkarlarını önceler. Her dost ülkenin bir gün düşman olabileceği ihtimalini devletler daima göz önünde bulundurmak zorundadır. Bu sebeple de dost ülkeler bile bir gün lazım olabilir düşüncesiyle FETÖ’yü içlerinde barındırabilirler. Zaten hasım ülkelerin tavrının hep böyle olduğunu ve böyle kalacağını önceden bilmek malumu ilamdır, kehanet değildir. O açıdan da biz içte güçlü olursak hasımlarımızın veya diğerlerinin FETÖ’yü barındırmaları bizi çok etkilemez. Allah korusun iç dinamiklerimiz zaafa uğrarsa işte o zaman FETÖ yeniden büyük tehlike olabilir.

Bu açıdan da birlik, beraberlik, kardeşlik gibi iç dinamiklerimizin, bizi biz yapan bütün maddi- manevi değerlerimizin özenle korunması hayati öneme sahiptir. Maddi manevi ihtiyaçlarımızın karşılanmasında devlet daha aktif rol almalıdır ki, bu işleri istismar edeceklere fırsat tanınmamış olsun.

Devletin rol alması mutlaka devlet kimliği ile orada bulunmasını gerektirmez. Sosyal aktivitelerden söz konusu ihtiyaçları karşılayacak sivil hareketleri desteklemek, onların önlerini açmak da aynı şekilde bir rol almaktır. Emaneti ehline teslim bu meyanda da çok önemlidir.


 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vay vay

Cemaatler eski işlevlerinde değil artık.. mal mülk kavgası ediyorlar. Cemaatler şirketler topluluğu olmuş..dini konularda bir birlik yok..biri ak diyorsa diğeri kara diyor..Gençlerin dinden uzaklaşması,demişti,ateist olmalarından bunların rolü var..
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23