NATO Zirvesi’nde prestij kazanan Türkiye ve karşı güç odakları…
NATO Zirvesi’nde prestij kazanan Türkiye ve karşı güç odakları…
MEHMET KOÇAK
Ankara’da gerçekleştirilen tarihi NATO Zirvesi sona erdi,ancak tartışmalar devam ediyor.
Zirvede alınan kararlar, verilen mesajlar ile gerçekleştirilen ikili görüşmeler elbette büyük önem taşımaktadır. Ancak Türkiye açısından asıl önemli olan, bu zirvenin ülkemiz adına elde ettiği kazanımlardır.
ABD Başkanı Trump, NATO Genel Sekreteri ile Avrupa Birliği yetkililerinin de Başkan Erdoğan’a övgüler dizmeleri, Türkiye’nin savunma sanayiindeki gelişmeleri, jeostratejik önemini ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin caydırıcı gücünü öne çıkaran açıklamaları, Ankara’nın son yıllarda artan diplomatik ve askerî etkinliğinin uluslararası platformlarda daha görünür hâle geldiğini gösterdi.
Ayrıca; bu olumlu gelişmelerin ötesinde NATO zirvesinin Ankara’da gerçekleşmiş olması, Başkan Erdoğan ve Türk Ordusunun övgülere mazhar olması ile Türkiye’nin NATO nezdinde yeni bir prestij kazanmış olması, Türkiye için uzun yıllar “ikinci planda kalan ülke” algısının önemli ölçüde değişmeye başladığını göstermektedir.
*
Netanyahu ile Miçotakis Çılgına Döndü
Başkan Trump’ın, Türkiye’ye uygulanan CAATSA yaptırımlarının kaldırılabileceği yönündeki mesajları, F-35 programına yeniden katılım ihtimalini gündeme taşıdı. Buna ilave olarak yeni savaş uçağı KAAN motorları ve savunma ekipmanlarının satışına ilişkin olumlu sinyaller verilmesi, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ve Siyonist İsrail’in Başbakanı katil Netanyahu’yu kudurttu…
Bu gelişmeler üzerine ABD’deki Yunan ve İsrail yanlısı Siyonist Yahudi lobileri Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesine karşı faaliyetlerini yoğunlaştırdığı görülüyor. Ayrıca Kongre’de bazı Demokrat ve Cumhuriyetçi üyelerin de bu lobileri destekleyen girişimleri konunun yalnızca askerî değil aynı zamanda siyasi ve Türkiye karşıtlığı ile de alakalı olduğu açıktır.
Zira, Siyonist İsrail ile Yunanistan’ın Türkiye’nin güçlenmesiyle Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki mevcut güç dengesinin değişeceği yönündeki korkularıdır.
Şimdi asıl soru şudur:
Başkan Trump, Kongre’deki baskılar ile çeşitli lobi faaliyetlerine rağmen Ankara’da verdiği güçlü siyasi mesajlar ile verdiği sözlerin arkasında durabilecek mi?
Yoksa Washington’daki iç siyasi dengeler ve lobi baskıları, Türkiye ile savunma iş birliği konusunda yeni bir belirsizlik dönemini mi başlatacak?
Bu soruların cevabı Trump’in liderliği ve kararlılığı ile güvenirliğine bağlı…
*
Muhalefeti Anlamakta Zorlanıyorum
NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin elde ettiği diplomatik ve stratejik kazanımlar karşısında, Siyonist İsrail’in Başbakanı katil Netanyahu’nun ve Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in rahatsızlık duymasını anlayabiliyorum. Çünkü her iki ülkenin de Türkiye ile ilgili kendi jeopolitik hesapları ve çıkarları bulunmaktadır.
Ancak anlamakta zorlandığım, Türkiye’nin bu kazanımlarından rahatsızlık duyan içimizdeki bazı muhalefet çevrelerinin sergilediği tavırdır. Bu yaklaşım, sadece siyasi ihtirasların bir yansıması değil; aynı zamanda siyasi vizyon eksikliğinin ve milli meselelerde ortak bir duruş ortaya koyamamanın da göstergesidir.
Demokratik siyaset, iktidarı eleştirmeyi gerektirir. Ancak ülkenin uluslararası alanda elde ettiği kazanımlar söz konusu olduğunda, eleştirinin milli menfaatleri gölgelemeyen bir sorumluluk anlayışıyla yapılması beklenir. Türkiye’nin diplomatik başarılarını sırf iç siyasi rekabet uğruna değersiz göstermeye çalışmak, ihanet derecesinde bir yanlıştır.
Milli ve manevi değerlerle sağlıklı bir ilişki kuramayan, Türkiye’nin uluslararası başarılarını iç siyasetin dar kalıpları içinde değerlendiren bir siyaset anlayışı, toplumun geniş kesimlerinden güçlü bir destek bulamaz ve bu ülkede meşru iktidarın sahibi olamadı, olamaz…