Yaklaşan seçimler ve İsrail terörünü destekleyenler (1)
Spor Federasyonu seçimlerine kısa bir süre kaldı. Seçimleri madalya, sportif açıdan başarı veya başarısızlık olarak değerlendirirseniz, en net göstergesi, 2024 Paris Olimpiyatları. Oyunlarda madalya genel sıralamasında 64. sırada yer almamız, başarısızlığın yansıması. Gençlik ve Spor Bakanımız net konuşmasını hatırlayalım; “Devlet imkânlarını doğru ve verimli kullanmayan federasyonlar bunun hesabını verecektir.” Spor Genel Müdüründen, Spor Federasyonuna kadar ‘maşallah’ kimse “Yönetimim döneminde başarılı olmadım” deyip, görevi kendi isteğiyle bırakanı ne gördüm ne de duydum. Bunu tarih yazamamış! Söz konusu devletin parası ise, kimse o makamları kişisel menfaati için kullanıp, milletin parasını ise çarçur etme hakkına sahip olamaz, olmamalı da.”
PERFORMANS SPORA
NEDEN KARŞIYIZ?
Tüm başarısızlıklara rağmen, günümüzde halen ‘En iyi federasyon, bizim federasyon’ nidaları ayyuka çıkıyorsa, üzerinde düşünmek lazım! Örneğin 100 binin üzerine sporcusu olan bir Federasyonun, A (üst kategoride) uluslararası yarışmalarına katılan sporcu sayısı, taş patlasa 6, bilemediniz 7 civarında. Diğerlerinin ise sürecin içinde sadece esamesi okunuyor. Federasyonun branşıyla ilgili gerçekleşen spor organizasyonlarına ulaşım için otobüs veya uçak dolusu, o şehir senin bu ülke benim, konaklama için ise o otel senin bu pansiyon benim türünden bir süreç işletiliyor. Sporcunun giydiği kıyafetler ise o reklamını çok yaptırdığımız ve her malzemenin üzerinde arması bulunan (kendi kendisinin reklamını yapabilen) yabancı markalardan başkası değil! Şimdi denilebilir ki “Sporcularımıza da bu harcamaları/masrafları yaptırmayalım mı?” sorusuna cevap olarak “Madem sportif derece bu kadar önemli, öyle ise yarışmaların en üst kategorisi olan olimpiyatlardaki ‘dökülmek’ de ne oluyor? Soruyorum, erdemlik gösterip niçin, ‘beceremedik’ diyemiyorsunuz? Oldum olası karşı olduğum performans sporuna ayrılan zaman ve para, halkın spor yapması için harcansaydı daha çok vatandaşımızın bedenen ve ruhen, sağlıklı ve zinde bir hayat sürdürmeleri sağlanamaz mıydı?.?
SPORUN ORTAK SPONSORU
ŞANS MI, KUMAR MI?
Federasyonlar bünyesinde yürütülen ‘performans’ sürecine tekrar döndüğümüzde, sporda başarıya giden her yol ‘mubahtır’ anlayışıyla işletilen bir çarkı görmekteyiz. Her spor federasyonunun kendine sponsor bulduğu ortak adres, spor toto. Diyanet İşleri Yüksek Kurulu diyor ki; “Taraflardan birisinin kazanıp, diğerinin kaybetmesi esasına dayalı olan bütün şans oyunları kumar olduğundan haramdır.” Açıklama devam ediyor; “…Bu tür oyunların hâsılatından bazı kuruluş ve hayır kurumlarının yararlanması, onları meşru hale getirmez ve haramlık hükmünü değiştirmez. Müslümanların bu tür meşru olmayan kazanç yollarından uzak durması gerekir.”
Anlayan anladı sanırım! Açıklamanın daha iyi anlaşılması için ‘ne enerjimizi’ ne de ‘vaktimizi’ daha fazla heba etmeye gerek yoktur. Açıklamalardan da anlaşılıyor ki, performans (yarışmacı) statüsünde yapılan ve spor–toto gibi şans oyunlarıyla destekli spor organizasyonlarında sadece maç/müsabaka kaybedilmiyor, minik-çocuk-genç, kısacası her yaştan katılımcının devlet eliyle şans oyunları (kumar) desteğini alan bir spor organizasyonun içerisinde yer alması sağlanıyor. Sonra diyoruz insanımız/sporcularımız İslam kültüründen neden, uzaklaşıyor öyle mi? Soruya soruyla cevap vermek istiyorum; “Sahi, kim, kimin aklıyla dalga geçiyor?” Halen bu soruların cevabını bilmiyor, veya bilip de konuşmuyorsak ‘vay’ bizim halimize?.?
(Devam Edecek)