Sporun ideolojik ve hormonal boyutu!..

19 Nisan 2019 Cuma

Her yazı, düşüncenin yansımasıdır. Araştırma ve fikirler sahibi tarafından yazıya ‘ilmek ilmek’, yazı diliyle kelime kelime işlenir ve müşteri, diğer ifadeyle okuyucuya servis edilir. Bu olay gerçekleşirken, yapılan işin gerçekleri yansıtması, müşteri(okuyucu) karşısında saygınlığı artırır. Böyle bir durum ise, iki taraf için kazan kazan anlayışının sürdürülebilir bir devamlılığı sağlar. Önceki gün gazete sayfalarını okurken, yazar Sayın Ahmet Ulusoy’un ‘IMF, Arjantin ve Türkiye’ başlıklı yazısına dikkat kesildik! Ulusoy yazısında, Arjantin örneğinden hareketle Türkiye’nin IMF ile anlaşma yapılması söyleminin anlamsızlığından bahsediyor. Ve yazısını “…Artık IMF ile Stand By anlaşması imzalayalım söylemini, IMF reçetelerinin neden olduğu yıkımı görerek/hatırlayarak, bir kenara bırakalım ve kendi hikâyemizi yazalım” şeklinde tamamlıyor”. Tam bir batı menşei bir uygulama. Devam edelim…

MENFAAT İDEOLOJİK YAPIYOR…

Bugün spor adı altında ekonominin yanı sıra, ahlâki değerler üzerinde nasıl etki oluşturduğunu görememek gibi bir ‘şansımız’ olamaz, olmamalı. Bunu yapmak için, hakikati perdeleyen menfaat yanlısı olmak gerekiyor. Örneklemek gerekirse, içinde yer aldığımız seçim sürecinde, sadece ve sadece kazanma amacıyla nasıl ‘ideolojik’ hareket edildiğini görmekteyiz. Sandığa gidip oyunu kullanan vatandaşa yapılan oyunu, mahkemeye taşımaya mecbur bırakacak kadar ‘çarçur’ edildiğine, şahit olmaktayız. Hayatımızın her alanında, alınması gereken derslerle dolu bir sürecin sadece bir tanesi. Devam edelim…Eğitim, kültür, sanat, teknoloji v.s. alanların yanı sıra, sporda da ‘kendi’ hikâyemizi yazma kaçınılmalığımız var. Kendi ‘söküğümüzü’ dikebilmek, düşüncelerimizi/projelerimizi oluşturup, hayata geçirme zorunluluğumuz var. Buna ‘spor’ da dahil! Sporumuz, birileri tarafından ‘makyajlanmaya’ devam ediliyor. Saf ve temiz duygularla yola çıkıldığında, kişinin sağlıklı kalması için yapılan bedensel aktiviteler, haçlı ve Siyonist anlayışının bulaşmasıyla, egzersiz olmasının ötesine geçip, farklı bir boyut kazanmadı mı? Şike, şiddet, doping, ahlaksızlık ve diğer nedenler, katılımcıları ‘insanlık’ kimliğinden uzaklaştırdı! Bunun kaynağı ve tetikleyici unsurları, bitmez tükenmez ‘hırsımız’ oldu. ‘Kazanmak için her yol mubahtır’ anlayışını garipseyen değil, uygulayan olduk. Hırsa büründükçe, haddimizi aşıp, dengeyle birlikte kontrolümüzü kaybettik. Sporu, batıl ideolojinin aracı olarak kullanılarak, gidilmeyen ülke, girilmeyen sokak kalmadı desek, yanılmış olmayız. Devam edelim…

HORMONLU SPORUN ENKAZI…

Spor ideolojik olunca, kontrolden çıkıyor. Bu ideoloji milli ve manevi değerler kapsamı alanına giriyor. Nasıl ki, hormonlu yiyecek ve içecekler insan sağlığı için tehdit özelliği taşıyorsa, sporun hormonlaştırılması da insana/topluma sadece sağlık açısından zarar vermiyor, vatandaşın ahlakını da bozuyor. Bu hormonlaşmaya kıyafet ve karma (kızlı-erkekli aynı ortamda bulunmak) etkinlikler, bireyin değişimine bağlı olarak toplumsal değerlerin ‘kıyımınının’ tetikleyicisi oluyor. Tüm bunları söylerken, Siyonist ve haçlı anlayışın ‘İslamofobi’ adı altında yapılan, İslam düşmanlığı gelmekte. Şimdi bu düşmanlığı, spor adı altında sinsice yapmaya devam ettiriyor. Silahın bulunması, nasıl ki mertliğin ölmesine neden oldu, sporu ‘ideolojik’ araç olarak kullanıp, önce ahlakımızı, sonra psikolojimizi, sonra ekonomimiz, kısaca insanın menfaatine olacak her türlü olayın içerisine ‘kezzap suyu’ dökülmeye devam ediliyor. Çok geç olmamak için, uykudan uyanmaktan başka çaremiz kalmadı. Bu söylediklerimizin ‘iddiadan’ öte olduğunu, ayrıntılarını yine bu satırlarda paylaştık, paylaşmaya devam edeceğiz inşallah…  

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • SancaklıSancaklı1 ay önce
    Yazılarınız şimdiye kadar ifade edilmeyen ve ihmal edilen konulara değinmiş. Tebrik ederim.

Günün Özeti