Sporla engelsiz hayatı keşfetmek!

08 Eylül 2019 Pazar

Özel (engelli) bireylerin sosyal hayatın içinde olmasını düşünmek, toplumsal ve bireysel olarak her birimize sorumluluklarındır. Bu anlayışın hayata geçirilmesi, özel (engelli) bireylerini haklarını koruma altına almak için, bireysel yaklaşım ve çabanın yanında, yasal düzenlemelerle mümkün. Böylelikle uygumalar, onların siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel ve sportif alanda sosyal hayata katılım sağlanmış olur. Bu özelleşme/gelişmişliğin en önemli basamakların birisi de hareket ve egzersiz, diğer bir adıyla spor oluşturmaktadır. Ülkemizde özel (engelli) sporcuların sadece bir ay içerisinde haber ajanslarına (Anadolu Ajansı) yansıyan sayısız başarı haberlerinde, bu gelişimi görmek mümkün. Gerçekleştirilen her bir etkinlik ve organizasyonda elde edilen ‘başarılar’ bize, bireyin problemlerin üstesinden nasıl gelindiği, ‘iş beceremez, güçsüz, tüketici’ gibi yanlış bakış algısının nasıl ‘ayaklar’ altına alınabileceğini, kat edilen yol, elde edilen başarılarla, imkânsızın nasıl başarabildiklerini, gösteriyor. Farklı ‘engel’ kategori ve branşlarda kazanılan ‘başarılar’, bir nevi ‘Daha ne istiyorsunuz?’ sorusunu da beraberinde getiriyor. İşte o örneklerden sadece birkaçı;  

DOWN SENDROMLULAR AVRUPA

ŞAMPİYONU… 

Düne kadar ‘sokağa’ çıkmağa çekingenlikleri olan Down Sendromlu bireyler, kendilerine güvenen ve imkân verenleri mahcup etmiyorlar. Son Avrupa Şampiyonası’nda madalya ve madalyalar alan sporcular için, Özel Sporcular Federasyonu Başkanı bu başarıları‘İlk kez otizm, down sendromlu ve mental diye ayırarak kendi alanlarında yarışmalarını sağlamasıyla geldi’ şeklinde açıklıyor. Demek oluyor ki, akıllıca ‘programlama’ başarıyı kaçınılmaz kılıyor.  Finlandiya’daki başarıyı sadece ‘skor’ olarak değerlendirmemek gerekiyor. Çok gerilere gitmeye gerek yok. Bundan 15-20 yıl öncesine kadar, ‘Davranış bozukluğu yaşayan bu bireylerin, toplumda ki yeri ne idi?’ Bugün ise Uluslararası Organizasyonlara katılım sağlıyor, becerisini ortaya koyuyor ve gurur kürsünde yer alıyorlar. Evet, nereden nereye!..

MİLLİ TAKIM OSMAN ÇAKMAK’A 

EMANET… 

‘Ampute Milli Futbol Takımı’nın yeni teknik direktörü Osman Çakmak oldu’ haberinin ayrıntısı, ‘inanmışlık, çalışma ve desteğin’ insanı nerelere taşıyacağına bir başka örnek. Milli Takım kariyerine Avrupa ve Dünya ikinciliği sığdıran Güneydoğu gazisi, hareket ve egzersizle ayağa kalkması, sporla hayatına renk katması  (hedefe koşması) ve bir biri ardına gelen sportif başarılar. Futbolculuk kariyerini noktalayan Osman Çakmak’ın dikkate değer o ifadeler “Verilen sorumluluğun farkındayız. Milli takımı daha profesyonel, daha bilinçli ve mütevazı olarak yöneteceğiz. Hem sporcu hem de kulüp sayımızın artması kurumsallaşma adına önemli adımlar. Türk halkı rahat olsun, sorumluluğun farkındayız...’ Osman Çakmak, bir başka ‘Nerede, nereye?’ dedirten ve tıpkı diğer özel (engelli) bireyler örneğinde olduğu gibi, ‘Neler yapabileceklerine!’ en canlı/güzel/somut örnektir…

GÖRME ENGELLİ MİLLİ 

TAKIM BAKANIN MAKAMINDA…  

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve Türkiye Futbol Federasyonu (TFF)  Başkanı Nihat Özdemir, Görme Engelli Milli Takımla bir araya gelmiş. Mevcut hükümetin desteği sonucu, hiçte anormal olmayan ‘alkışlanacak’ bir durum/tablo. Gözleri görmeyen bireyleri ‘takım’ olmaları ve yetkilerin onlara ‘kucak’ açmaları! Sayın Bakan’ın ‘Spor, bahanenin arkasında kalmayacak kadar önemli!..’ Bu önemi benimseyen ve uygulamaya geçirenler, sadece sportif başarının çok ötesine ‘yelken’ açıyorlar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki ‘İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır.’ Allah’ın rızasını kazanma adına yapılacak her bir çaba, şerlerin defi, hayırlara davetiye çıkarıyor, inşallah…  

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Tahir Kayseri Tahir Kayseri 7 gün önce
    Tebrikler Ahmet Hoca.Yazınızı ilgiyle okudum ve beyendim.

Günün Özeti