Spor, engelsiz hayatın neresinde?(1)

12 Mayıs 2019 Pazar

Engelli bireyler için spor (hareket ve egzersiz) ile rehabilitasyon (tedavi) vurgusu yaparken, onlar hakkında bilmemiz gerekenlerin ‘ayrıntıları’ önem taşımakta. Nasıl ki bir doktor hastayı görmeden teşhis koyup, tedavi uygulayamaz, toplumda engelli (özel/ayrıcalıklı) olarak tanımlanan bireyler üzerinde yapılan araştırmalarda, bu husus da önem taşımakta. Yapılan her bir çalışma, hayata geçirilecek her bir proje/uygulama destekleyici olmakta. Müstakil Sanayi ve İşadamları Derneği, kısa adıyla MÜSİAD tarafından hazırlanan ve 2011 yılında cep kitaplığı serisinden Mustafa Öztürk’ün yayına hazırladığı ‘Türkiye’de engelli gerçeği’ isimli kaynağın içeriğinde önemli bilgiler mevcut. Peki, ‘Bu kaynağın engelli bireylerin spor yapmasıyla ne ilişki kurulabilir?’ sorusu akla geldiğinde ise, insanın olmadığı yerde ‘hareket’ olmayacağından, günlük hayatın içerisinde yer alan her bir olayın tespiti, çalışmanın önemli unsuru olmakta. İşte o vakit, kimlere ‘hitap’ ettiğimiz ve uygulamalardan elde ettiğiniz sonuçları daha net görme ve anlama durumunda oluruz…

‘Eşit haklar için tüm engellileri kaldıralım’ başlığı altında, kitabın önsözünde yer alan Türkiye’de her dokuz kişiden birisinin ‘engelli’ olduğu vurgusunu yapılırken, engelli vatandaşların sosyal, kültürel ve ekonomik yaşama entegrasyonunun sağlanmasının önemine değiniliyor. Engelli vatandaşların bu sayede hayata sarılmaları ve geleceğe güvenle bakmaları sağlanacağı, belirtiliyor. Sağduyu ve adalet meselesinin uygulanır olmasında ‘eşit muamele, itibar, yaşamlarını bağımsız iademe ettirme ve toplumun ayrılmaz bir parçası olma’ vurgusunun altı çiziliyor. Daha da önemlisi, engelli vatandaşlarımızın bu haklardan faydalanmaları için imkân ve fırsat verilmesi. Bu çerçevede 2005 yılında çıkarılan Özürlüler Kanununun, engelli bireyin önüne çıkacak ‘engeli’ aşmasında kolaylık sağlayacaktır deniliyor.  Kitabın önsöz yazısı ‘Onların kendileriyle ve toplumla barışık bir hayat yaşamları için çalışma yapılacaktır’ cümleyle tamamlanıyor... 

Kitabın bir başka paragrafında yer alan şu ifadeler dikkat çekecek kadar, anlamlı. “Canı tanımlamak zor… Ama şüphesiz ruhtan bir parça. Bildiğimiz o ki; can latif, can aziz, can kutsal… Onda en küçük bir kusur, en ufak bir özür, en hafif bir maraz bulunmaz. Bedenlerimizdeki hiçbir kusur onu gölgeleyemez, hiçbir eksiklik ya da fazlalık ona sirayet edemez. Can hep aynı: ‘Canda özür olmaz.’ Öyleyse, özür bakışlarımızda, engeller düşüncelerimizde… Umarız ki bir engelin kaldırıcısı da bu kitap olur..” İyi niyetle atılan bir adımı harekete geçiren düşüncelerin tutarlılığıdır. Akılda/beyinde başlayan engelin, yine akılda/beyinde bitirileceği vurgusu. Süreçten kazançlı çıkacak ise, insanın kendisi olması. Öyle ise kazanımın önüne ‘set’ vurmak, insanlığa ‘zarardan’ başka ne katkı sağlayabilir ki?..

MÜSİAD tarafından yayına hazırlanan kitaptaki düşüncelerin bugüne yansımasından, on yıla yakın bir süre geçmiş ama söz konusu ‘doğru’ olunca, zamana nasıl meydan okuyabileceğini görebilmekteyiz. Yapılan veya yapılanmayanlar, dönüp dolaşıp bir gün gelip kişiyi/toplumu bulacağı gerçeği var. Bu bağlamda, toplumsal huzur için kişilerin sağlığıyla birlikte, bireylerin sosyal güvencesi önemli. Sosyal güvence, bireyin üretim safhasında yer alarak toplumla iç içe olması,  bütünleşmesiyle mümkün. Bunun için ise kişinin sağlıklı/zinde olması şart. Bireyin bedensel ve ruhsal açıdan sağlıklı olabilmesinde harekete ve egzersizin önemi dikkate alındığında, ‘spor (hareket ve egzersiz) engelli birey hayatının içerisinde olmalı’ tespiti, doğru bir yaklaşım olacaktır… (Devam Edecek)

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • dertlidertli1 ay önce
    güya safa yatıyor şerefsizoğlu şerefsiz haysiyetsiz yazar..yersen..şerefsiz fetocu seni...hakan şükre yazı yazdınmı peki arife yada ismaile yada uğura yada hayri kozaklı denen şerefsizze..yazamasın çünkü sende onlar gibi şerefsiz bir fetocusun..

Günün Özeti