Sosyal medya ve spor

17 Mayıs 2019 Cuma

Twitter, Facebook, Youtube gibi sosyal medya olarak adlandırılan dijital dünyanın yayın organlarına nereden ve nasıl bakmak gerekir? Bu sorunun cevabı tamamen, kişinin olaylara bakış açısı ve yaklaşımıyla bağlantılı. Düşünün bir silah aletine sahibiz. Bu aleti bulundurmaktaki amacımız kendimizi korumak mı, yoksa bir başkasına zarar vermek mi? Niyet ve akıbet, ‘hayr’ ve ‘şer’ hususu. Bu gerçekler ışığında, her ne kadar ‘sosyal medya’yı sık kullanmasak da, zaman zaman yazılarımızı ve dikkatimizi çeken ‘fikirleri’ paylaşıyoruz. Vatandaşın da ‘düşüncesini’ yansıttığı yazılar, dikkatimizi çekiyor. İşte onlardan bir tanesi; “Türkiye’nin özeti. Türkiye’nin en zengin iş adamı, Türkiye’nin en zengin medya patronu ve Türkiye’nin en zengin komedyeni birleşmişler, asgari ücretle çalışan ve hayallerini çaldıkları taraftarlardan, milyon dolarlık futbolcuların daha iyi arabalara binip daha güzel hayat yaşayabilmeleri için para dileniyorlar. Sen asgari ücretle geçinmeye çalışan kardeşim; başını iki elinin arsına al ve bağış yaptığın paraların nereye, kimlere ve ne için harcandığını bir düşünüver!..” Taraftar, seyirci, kısacası vatandaşın haklı ‘serzenişi’ var. Kampanya adı altında, bir takım (Fenerbahçe) için başlatılan kampanyada kimlerin rol aldığı, yapmak istedikleri ise vatandaş için ‘sosyal’ medya duyurusu sitemkâr (gerçekçi) şekilde dönüşüyor ise, bu tür paylaşımlar, sporun kim tarafından, ne tür bir amaç taşıdığı, vatandaşın gözünden yansıması oluyor. Spor kulüplerinin yönetimi dahil sosyal medyaya yansıyan düşünceler, hiçbir şeyin gizli/saklı kalmayacağını görmekteyiz. Spor adı altında, kimlerin ne ‘hesaplar’ içerisinde olduğu/olacağını anlamak güç değil. O nedenle, futbol başta olmak üzere ‘kalite’ bakımından içi boşaltılıp, ideolojik anlayışın aracı olma vasıtasına dönüştürülen spor olgusu, göz ardı edilmeyecek ve yakın takibe almak gerektiği hususunu görmekteyiz. Sosyal medya da bu gerçeğin yansıması için önemli bir ‘araç’ oluyor…

TÜRK OKÇULUK FEDERASYONU

Türkiye Geleneksel Türk Okçuluk Federasyonu  (TGTOF) 1. Genel Kurulu yapıldı. Geleneksel okçuluğun, bir spor federasyonu adı altında faaliyet gösterilmesi manasına geliyor. Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan’ın belirttiği gibi ‘Bu spora hizmet, kültürümüze, geleneğimize, geleceğimize hizmettir’. İsmi de konulduğuna göre, bugünden itibaren içinin doldurulması, spor geleneğine sahip çıkma gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Peki, çok mu önemli? Bugün, insan sağlığı nasıl ki hormonlu gıdalarla tehdit ediliyorsa, modernlik spor adı altında hormonlaştırılan sporla, nasıl ‘ahlâk’ çöküntüsüne sebep olduğuna şahit olmaktayız. Başta giyim/kıyafet başta olmak üzere, aşırı yüklenmenin spora katılım sağlayanlar anatomik/fiziksel yapılarında değişimlerden bunu görmek mümkün. Bu süreç Avrupa’da ‘modern’ olimpiyatlar denilen 1800’lü yılların sonlarına, ülkemizde ise Cumhuriyetin ilk yıllarına dayanmakta. Batılılaşma hayranlığıyla, spor kıskacına alınmak istenen toplumsal değerlere yabancılaştırılma çabası. İşte bu nedenle şanlı tarihin izlerini günümüze taşıyacak ‘geleneksel’ spor dallarına sahip çıkmak gerekiyor. Onların en önemlisi Geleneksel Okçuluk. Bu branş, 50 yıllık tarihe sahip Türkiye Okçuluk Federasyonu bünyesinde yer bulamadı ise, sporumuzun nasıl yönetildiği ve geleneksel spor branşların bugüne kadar nasıl görmemezlikten gelindiğini anlamak zor değil! Siz bu satırları okurken, Vakıfbank Kadın Voleybol Takımına transfer olan oyuncu Anadolu Ajansı’nda “İsveç kraliçesi’ Haak Vakıfbank’ta” başlığıyla geçiyordu. Durum bu kadar vahim!.!

Bu vesileyle mübarek Cuma günümüz hayırlara vesile olsun inşallah. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Toprak Emre Özaydin Toprak Emre Özaydin 26 gün önce
    Köşe yazınıza sonuna kadar katılıyorum. Ülkenin haline bak bunların derdine bak. Ne için hiçbir başarı sağlayamamış % 95 yabancı futbolculardan oluşan bir toplulugu daha da çok rahata eriştirmek için ve bunun mimarları da ülkenin en zenginleri. Durum içler acısı söylenecek yazacak birşey bulamıyorum

Günün Özeti