• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
1969 yılında Bayburt’ta doğdu. İlköğretim ve Liseyi Bayburt’ta okudu.1994-1998 Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu / Spor Yönetimini bitirdi. 2004 -2005-Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu (BESYO) / Yüksek Lisans Özel Öğrencisi.2016-2018-Gelişim Üniversitesi BESYO /Spor Yöneticiliği Bölümünde Yüksek Lisansını tamamladı. 2000-2002 Bağcılar Ensar Koleji Beden Eğitimi Öğretmenliği.2002-2005 Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor Uzmanı /ANKARA.2005-2008 İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü-Spor Uzmanı.2008-2011 İBB Spor Etkinlikleri A.Ş.- Spor Tesisi Müdürlüğü. 2014-2018 İBB Spor İstanbul Engelliler Koordinatörü. Gazetecilik ve Televizyon tecrübeleri: 1993-1995 Foto-Maç Muhabirlik.1995-1997 Bakırköy Postası Dergisi (Spor Sorumlusu) 1995-1997 Fanatik Gazetesi-Anadolu Ajansı (Fahri Muhabirlik). Akit-Anadolu’da Vakit Gazetelerinde Köşe Yazarlığı 1997- Devam Ediyor. İstanbul Büyükşehir Beledisi WEB TV’de Spor Muhabirliği ve 2012 Avrupa Spor Başkenti Program Yapımcılığı. Akit TV’de ‘Spor Sohbetleri’ Program Yapımcı ve Sunuculuğu. Birçok spor branşında hakemlik ve antrenörlük belgesi sahibidir.
TÜM YAZILARI

Siyonist İsrail’i çimlere gömen Milli Takımımızın hocası İsmail Temiz ile…

06 Ekim 2024
A


Ahmet Gülümseyen İletişim: [email protected]

İsmail Temiz. Özel kuvvetlerde görev yaparken, mayına basması sonucu gazi oldu.   

Dünya’da rakipsiz olan Ampute Futbolumuzun ilk sporcularından. Bu branşın ülkemizde yaygınlaşması için önemli görevler üstlendi. 2024 Avrupa Şampiyonu Ampute Milli Takımızın Teknik Direktörü. Masumları katleden İsrail’le yaptıkları ve ezici üstünlükle sahadan galip ayrılıkları karşılaşmada, sporcularımızın motivasyonunu unutamıyor...  

Geçmişte asker, şimdi ise Ampute Milli Takımızda Teknik Direktörlük görevi yapan İsmail Temiz hocamızın örnek, bir o kadar derslerle dolu hayat hikâyesini, sosyal medyadan (instagram; ahmetgulumseyen) yaptığımız canlı yayında bizle paylaştı. İsmail Temiz hocamızla yaptığımız yayınımızı yazıya dökerek, siz değerli Yeni Akit okuyucularımızla da paylaşmak istedik. 

Çalışmalarımız hayırlara vesile olsun inşallah…

 AMPUTE FUTBOL…

 “Türkiye’de Ampute Futbol 2003-2004 yılından bu yana var. Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon Merkezi’nde, rehabilite amaçlı başlanmış bir branştır. Dünya’da ise 1950’de 2. Dünya savaşı gazilerini rehabilite etme amaçlı başlayıp, hızla Avrupa ve Dünya’da yaygınlaşan futbolunda büyüsünü içine alan, engelli futbolu olması hasebiyle ilgi çekip, gerçekten beğenerek izlenen bir spor branşıdır…  

BAŞARI İÇİN DÜĞMEYE NE ZAMAN BASILDI?

“Türkiye’ye gelince, öncelikle gaziler üzerinde yapılmaya başlanmış. Bunun üzerinden de Türkiye Gaziler Vakfı üzerinden de çalışmalar yapılıp, bulundukları illerde organize edilip, ilk defa 2009 yılında Ampute Futbol Ligi Türkiye’de başlamış oldu. Buraya kadar yapılanma ve çalışmalar da vardı. 2003 yılında başlayıp, 3-5 gaziyle yola çıkılıp, ilk Uluslararası temasımız Ukrayna, ardından İngiltere ile temasımızda, çok yetersiz olduğumuzu görüyoruz. 2005 yılında katıldığımız Dünya Şampiyonasında gruplardan dahi çıkamadık.  Bunun üzerine silahlı kuvvetlerde gazi olmamızdan dolayı, gerçekten bu işin üzerine dönemin komutanları, dönemin yetkilileri özelikle durdu ve NATO ile bir proje yapıldı. Dünya Futbol Eğiticilerinin Eğitimi Türkiye’de yapıldı ve böylelikle düğmeye basılmış oldu. Sonrasında çalışmalara devam edilip, 2007 Dünya Şampiyonası Türkiye’ye alındı ve Antalya’da yapıldı… 

“TÜRKİYE DÜNYADA RAKİPSİZ” 

“Bizimde o iki yılı çok iyi değerlendirmemizin ardından, burada şunu görüyoruz; Türk insanına fırsat verildiğinde, engelli ya da engelsiz, yeter ki ona bir alan açıldığında, çok kısa sürede dünyada neler yapabileceğini görmüş olduk. Düşünün son dünya şampiyonu Brezilya ile 3.’lük 4.’lük müsabakası oynuyorsunuz ve 68. dakikada bir gazi kardeşimizin kafa golüyle yeniyor, ilk defa dünya 3.’sü oluyorsunuz. Ve Dünya’da ampute futbol sahnesine girmiş oluyorsunuz. Çünkü o ana kadar siz yoksunuz. Bizim rakiplerimiz 40-50 yıl öncesi maziye dayanıyor. İlk defa Türkiye o sahneye giriyor ve giriş o giriş. Dört defa Dünya 3.’sü olduk. Bir defa Dünya 2.’si ve son Dünya Şampiyonuyuz. Şu anda üç defa üst üste Avrupa Şampiyonuyuz. Bir defa Avrupa ikinciliğimiz var. Avrupa ve Dünyanın en iyisi Türkiye. Üst üste dört defa Şampiyonlar Ligi Kupası’nı Türkiye’ye getirmişiz. Şuan Dünya’da hiçbir ülke, Türkiye ile karşılaşmak istemiyor. Buraya kadar tozpembe bir sayfa açtık. Ülkemizde engelli veya engelsiz ne olursa olsun, Türk insanın neler yapabileceğini kısaca anlatmaya çalıştık…

“ENGELLİ NÜFUSUNU KAZANMAMIZ ÖNEMLİ”  

“Ama şöyle de bir handikabımız var. Türkiye 85 milyon nüfusa sahip. Geldiğimiz noktada şu anda 12 milyon engelliye ev sahipliği yapan bir ülkeyiz. Gerçekten çok büyük engelli nüfusumuz var. Bu insanların hayatına bizim işimiz dokunmak. O insanlara dokunduğumuzda şunu görüyoruz, ona yeni ufuklar, yeni yollar açmış oluyoruz.  Ön görümüz şudur. Engellinin engelini hissetmeyecek, engellinin de ülkeye üretebileceği, ülkeyi temsil edeceği çok şeyimiz var. O şansı veriyoruz. Dolayısıyla milli oluyor, Üniversiteye gidecekler, mezun olacaklar. Bugün birçok sporcu kardeşimiz, çok önemli yerlerde. Kimisi antrenör oldu, kimisi öğretmen oldu, kimisi farklı alanlarda görev aldı. Amacımız sporla sosyal hayatın içerinde yer almaya sağlayarak, üretmeye yönlendirmek. Biz yüzyılın felaketini yaşadık. Depremlerde 11 ilimiz ağır şekilde etkilendi. Deprem bölgesinde 95 bin vatandaşımız bir uzvunu kaybetti. Az değil, çok büyük bir rakam. Dolayısıyla Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu Başkanımız Alpaslan Erkoç ile birlikte, onun talimatlarıyla birlikte güzel bir proje hazırladık. Deprem bölgesinde bir uzvunu yitirmiş vatandaşlarımızı sporla sosyal hayata kazandırma. Bu bizim için çok anlamlı bir proje. İnşallah önümüzdeki günlerde hayata sokulacak ve oradaki bir uzvunu yitirmiş engelli vatandaşlarıma farklı bir alan açma ve kendini gösterme, ülkelerini temsil etme hakkı veya bir hedef göstereceğiz onlara, o hedef üzerinden yürüyecekler inşallah

“SUDAN ÇIKMIŞ BALIĞA DÖNDÜM”

“Buda eleştiri bir yaklaşım olacak. Şöyle söyleyeyim 30 yaşıma kadar, engel ve engellinin ne olduğunu bilmiyordum. Niye diyeceksiniz? Çünkü yetiştiğimiz eğitim sisteminde, bizim yaş gruplarımızda, evet engellimiz çoktu, yok değildi. Ama sokakta gördüğümüz bir engelliye, topalsa topal, körse kör gibi ifadeler kullanırdık. Ne zaman ki başımıza geldi, ben kendi adıma söyleyeyim, sudan çıkmış balığa döndüm. Çünkü ben çok iyi bir askerdim. Özel kuvvetlerdeydim. Alanım özel kuvvetler timlerinde çalışan bir askerdim. Terörle mücadele. İşim paraşütle atlama, denizin dibine dalma, dağa tırmanma gibi aklınıza gelecek tüm fiziksel faaliyetleri çok rahatlıkla yapan bir insandım. Mayına basma sonucu ayağımızı kaybettik. Gazi olduk. Dolayısıyla engelli bir vatandaş olduk. Burada ki engellik hasebiyle, dünyaya farklı bir bakış açısı getirmiş olduk

GEÇMİŞTE ASKER İSMAİL TEMİZ, ŞİMDİ ANTRENÖR İSMAİL TEMİZ OLDUK 

“Bizim için en önemli şey şudur. Okullarımızda, ilkokul, ortaokul, lisede, üniversitede unuttuğumuz, yani ilgili bir bölümde okumuyorsanız, hiçbir zaman engel ve engellinin ne olduğunu bilmiyorsunuz. En azından okullarımızda, sosyal bilgiler dersinde çocuklarımıza bu farkındalığı vermek. Engelliliğin ne olduğunu, engellinin de neler yapabileceğini, yarının başımıza neler getireceğini bilmiyoruz. Dolayısıyla biz şu düsturla hareket ediyoruz. Yüce Allah’ın bize bahşettikleri, kaybettiklerimizden ibaret değildi. Ne olursa olsun, her şeye rağmen hayat devam ediyor, Yarın bir trafik kazası geçirebilir, engelli kalabiliriz. Ama hayat yaşamaya değer. Her alanımız, her adımımız imtihan. Bunun bilincinde olduğumuz sürece, başımıza ne gelirse gelsin. Ben engelli kaldıktan sonra, bu psikoloji ile kendimi rehabilite ettim. Tabii ki başımızdaki fizyoterapistlerimiz, psikolojik danışmanlarımız bizlere bir yol gösterdi, o yol üzerinden yürüdük ve bugünkü İsmail Temiz olduk. Geçmişte asker İsmail temiz, şimdi antrenör İsmail Temiz olduk. 

SPORCULARA ÖRNEK OLMAK ÖNEMLİ 

Asker şahsiyet ister. Askerlik disiplin ister. Askerlik sabır ister. Sporun özünde de bunlar vardır; Disiplin, özveri, sabır ve çalışma. Dolayısıyla hepimiz askerlik yaptık. Her Türk asker doğardan yürürsek. Derler ya “Eğitimde ter dökmeyen, savaşta kan döker.  Antrenmanda terini dökmeyen, maçın sonucunda da hüzün yaşar. Bunların bilincinde olarak çalışıyoruz. Şuanda da gençlerimize, o disiplini, o heyecanı ve o ahlakı vermeye çalışıyoruz. Öncelikle bir insanın karakterli, düzgün ve şahsiyet sahibi olmasını sağlıyoruz. Sonrasında da bu bahsettiğim, disiplinleri vermeye çalışıyoruz. Bizim vermemiz gereken disiplin şu; Sadece takımla çalışılarak bir yere varılmaz. Sadece antrenman yapmakla, maça yönelik çalışmayla iş tamam olmuyor. Özel antrenmanını yapan sporcu, elit sporcu oluyor. Çünkü spor ahlakı çok önemlidir.  Bizim bir yanımızda öğretmenlik. Tabii ki rol model olmak. Bizim tavır, davranış ve hareketlerimiz uygun değilse, sporcuda çok düzgün olmayabiliyor.  Yaşantı ve spor hayatımızda yaptıklarımıza, her sporcuya rol model olup, bunu gelecek kuşaklara en iyi şekilde taşımaya çalışıyoruz…

KISA SÜREDE BAŞARI NASIL GELDİ? 

Atatürk’ün “Sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim” diyor. Dolayısıyla buradan yola çıkıyoruz. İkincisi ise liyakat. Biz Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon Merkezinde eğitimizi alırken, rehabilitasyonumuzu olurken, komutanlarımız ve hocalarımız alt yapı ve temeli iyi verdiler. Oraya gelen bize rehabilitasyon amaçlı hocalarımız, fizyoterapistlerimiz, askerliğini yedek subay olarak yapan antrenörlüğümüzü yapan hocalarımız bize çok destek oldular. Biz orada çok düzgün bir şekilde eğitimlerimizi aldık. Profesör Tabip Kamil Yazıcıoğlu, Teknik Direktör Fahir Genç hocam, sporcularından ve gazi kardeşlerimden Ahmet Halil Özduman, Selami Karaçoban, Uğur Özcan gibi bizim birlikte yola çıktığımız bu kardeşlerimiz, bu anlamda asker disipliniyle yola çıkarak ve liyakati de önceleyip devam ederek bugünlere geldik. Bunu şunu söylemek istiyorum. Sporcu ahlaklı olacak. Sporcu liyakatli olacak. Sporcu çalışkan olacak. Tüm bunlar olmadıktan sonra siz bir yere kadar gider ve orada tıkanır kalırsınız. Bizim en büyük avantajımız askerlik şahsiyetli olarak, disiplinli olarak yetiştirildik. Bizimle temeller iyi atıldı. Bizde o temeller üzerine, ufak ufak o binayı inşa etmeye çalıştık. Dolayısıyla o bina ne oldu, şu yeni branşı üzerine koyarak devam ettik. Şampiyonlar ligi şampiyonu olduk, Avrupa ve Dünya Şampiyonluk olduk. Allah2ınizniyle almadık kupa bırakamadık. Allah’ın izniyle bu şekilde devam edeceğiz…  

81 İLDE 81 AMPUTE FUTBOL TAKIMI

Bir önceki dönemde, Kulüpler Birliğinde görev yaptığımda 81 ilde, 81 Ampute Futbol Takımı projemiz vardı. Bunu bir önceki Bakanımız Kasapoğlu’na arz ettik. Çok beğenilmişti projemiz. Lakin pandemi devreye girince Türkiye’de her şey alt üst oldu. Sonrasında, şuanda da şöyle bir projemiz var. Alpaslan Erkoç, Federasyon Başkanımız, sağ olsun birlikte yaptığımız projeyle, deprem bölgesinde, depremle birlikte uzvunu yitirmiş engellileri hayata kazandırma. Deprem bölgesinde 90 binin üzerinde uzvunu yitirmiş vatandaşımız var. Her yaş grubundan, kim olursa olsun ampute futbol oynamak isteyen, spor yapmak isteyen vatandaşlarımızın yanında olup, onlara farklı bir alan oluşturma adına çalışmalar yapıyoruz. Doğal olarak, bunlarında içerisinde çok iyi futbolcular ve Türkiye’yi en iyi temsil edecek arkadaşlar çıkacaktır…

BİRLİKTELİK BAŞARIYI GETİRDİ

“Ampute futbola adına bize büyük destek veren isimleri söylemekten geçmek istemiyorum. Haluk Ulusoy döneminde bize çok büyük destek verildi. Devamın da Hasan Doğan, Allah rahmet eylesin. Yine TFF olarak Yıldırım Demirören döneminde çok destek verildi. Futbol Federasyonu her zaman bize büyük destek olmuştur. Allah razı olsun onlardan. Silahlı Kuvvetler ayağını unutmamak gerekiyor. Ampute futbolunun bugünlere gelmesinde önemli rol oynadılar. Allah razı olsun onlara, teşekkür ediyorum kendilerine. Özverili şekilde çalışan gazi arkadaşlarımız ve kulüp başkanları olmasaydı ampute futbol devam etmezdi. Sağ olsunlar, her türlü fedakârlığı yapıp bu işe hizmet ediyorlar…

UNUTULMAYAN MAÇLAR…

Güzel bir anımı anlatmak istiyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon Merkezinde bu işe başladıktan sonra, Hocalarımız bize “Siz ilk defa dünyada üçüncü oldunuz. Sizin göreviniz öncelikle şudur. Spor elçisi olacaksınız. Gideceksiniz kendi illerinize veya bulunduğunuz ilde kendi kulübünüzü kuracaksınız ve bu işe devam edeceksiniz.” dediler. Tabii bizde silahlı kuvvetler bünyesinden ayrıldık. Önce kendi kulübümüzü kurduk. Daha sonra büyük başarılara imza attık. Türk Silahlı Kuvvetliyle de karşı karşıya geldik. Maç başladı ve birinci dakikada gol yedik. Santra başladı ve hemen golü attık 1-1. Daha sonra Silahlı Kuvvetler bize gol attı, hemen ardından bir gol daha durumu 3-1 oldu. Sonrasında ikinci golü ben attım ve durum 3-2 oldu. Maçta 3-2 yenildik. Maçında özelliği şu. Onlar bizi 2 farklı yenmesi lazımdı. Bir farkla, averajla biz şampiyon olduk. Sonrasında arkadaşlar seviniyor. “Niye seviniyorsunuz. Bir farkla bir şampiyon olduk.” dedim. Toplumsal mesaj şu oldu; Ampute Futbolda hiçbir zaman kaybeden yok, tüm engelli kardeşlerimiz kazanır. Dolayısıyla her zaman kazanan Ampute Futbol olmuştur… 

İSRAİL GİBİ CANAVARLAR NASIL TÜRÜYOR?

Öncelikle şuna ben karşıyım. Ben de askeri bir şahsiyetim. Türk askeri hiçbir zaman masuma el uzatmamıştır. Masuma vurmamıştır. Masuma dokunmamıştır. Mazlumun her zaman yanında olmuştur. Ben her zaman şunu söylerim. Masum ve mazlumun yanında olan Türk askeri, hiçbir zaman zalim ve şerefsiz İsrail’i tasdik etmemiştir. Çünkü onlar çocukları öldürüyor. Çünkü onlar yaşlıları öldürüyor. Çünkü onlar kadınları öldürüyor. Çünkü onlar savunmasız insanları öldürüyor. Bu anlamda yüreğimiz acıyor. Her zaman şunu söylemişiz. Biz Türk’üz, Türk milletiyiz. Ama onlar, onların görüyorsunuz yaptıklarını. Ben her zaman söylerim, dünya çok büyük ve dünya herkese yeter. Yeter ki adil şekilde paylaşmasını bilelim. Dünya’da sosyal adaleti sağlamadığımız zaman, savaşlar oluyor. Bu nankör sistem, İsrail gibi canavarlar yaratıyor. Filistinliler gibi mazlumlar yaratıyor. Üzülmekten başka bir şey yapamıyoruz. Söylenmekten ileri gidemiyoruz. Ben savaşlara karşıyım. Ama savaşmak gerekiyorsa, Türk milletinin sınırlarına girmeye çalışıyorlarsa işte orada, deniliyor ya “Türkler dünyanın şah damarını keser, sınırlarından kimseyi geçirmez”. Filistin’de soykırım yaşanıyor. Soykırım nasıl durdurulması gerekiyorsa, dünya el atması gerekiyor

“ASKERİ OPERASYONDA GAZİ OLDUM”

“Terörle mücadele 1980’den sonra başlıyor. Süreç önce kaçakçılıkla başladı, sonra terör, sonra toplumsal olaylara kadar gidiyor. Türk Silahlı Kuvvetleri terörle, bu PKK’lı şerefsiz ve hainlerle etkin bir şekilde mücadele etti. Bizlerde 1992 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerine katıldık. Askerliğimizi yaptık. Bittikten sonra sınavlarımıza girdik ve özel kuvvetler askeri olduk. Eğitimlerimiz bitti ve TİM’lerde çalışıyorduk. 2001 yılında üst bölgesi olarak kullanılan Tunceli’ye, oradan da operasyon için Bingöl’e gittik. Mayına basma sonucu, sol ayağımı diz altından itibaren kaybettim….

AMPUTE FUTBOLLA TANIŞMA

“Ve ilk ampute futbolla tanışmam, ayağımı kaybetmenin bir yıl sonra oldu. Rehabilite amaçlı Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon merkezinde yattığımızda, sağ olsunlar, hocalarımız yanımıza gelip bir alana yönlendiriyorlardı. “Güzel Sanat bölümü yar, yapmak ister misin?” dediklerinde “Hayır” dedim. Spor yapmak ister misin dediklerinde “Evet, yaparım” dedim. Ne var dediğimde, basketbol ve diğer branşlar var. O branşlar bana yatkın gelmedi, bana hitap etmedi. Yanımdaki arkadaşım, bilgisayarda oyun oynarken Amerika’da bir sitede Ampute oynayanlara denk geldi. Bizde ilk defa ampute futbolu görmüş olduk. Durumu Prof. Dr. Kamil Yazıcıoğlu hocamıza anlattık, o da oynamamıza olumlu baktı. İki üç arkadaş elimize değnek aldık ve oynamaya çalıştık. Beceremedik tabii, o kadar kolay değildi. Bir günde de olacak iş değildi. Daha sonra gazi arkadaşların katılımıyla birlikte bir takım oluştu. 5-10-15 kişi derken kendi aramızda mücadeleler yaparken, sonrasında Milli Takım oluşturuldu. Dediğim gibi Ukrayna hezimet, İngiltere hezimet. 2005 Dünya Kupası hezimet derken. Yani yenile yenile yenmeyi, Ampute Futbolu öğrendik. Liyakat çok önemli. Liyakatli insanlarla çalıştık. Onlar bize çok şey kattı. Bugün geldiğimiz noktaya, onların sayesinde geldik. Bizde o kadar şanlı gruptuk ki, bu işi bilen, engelliye yaklaşımı bilen, engelliye destek olan insanlarla çalıştık. Bizlere onlar yardımcı oldu, bizde bizden sonrakilere destek olmaya çalışıyoruz. Şimdi de ülkemiz adına çalışmalar yapıyoruz…

SPOR VE SANATLA HAYATA DAHİL OLAMAK

Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon Merkezi. O hastane benim gibi yüzlerce gaziye el uzatmış ve onları yeniden hayata kazandırmıştı. Bugün engelli sporu başarılı ise, tüm engelli branşlarına destek vermiş Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon Merkezi, bu anlamda çok önemli değerler kazandırmıştır. Bizim gibi engelli kalmış, bir uzvunu kaybetmiş psikolojik ve fizyolojik travma yaşamış insanların sanat ve sporla hayatı yeniden kazanmak çok önemli. Ve diyoruz ki; “Ampute futbol bizim için bir hastalık, Allah şifa vermesin diyoruz… 

YEDİ ADIM YEDİ TAKIM PROJESİ  

“Ampute futbola başlayıp, devam ederken şöyle bir şey yaşadık. Bir takımdık, kabımıza sığmıyorduk. Artık bir şeyler yapılması gerekiyordu. Ampute futbolu gaziler başlattı, ama Türkiye’nin diğer bölgelerindeki engelli kardeşlerimizin bu sporu yapmak istediğini biliyorduk. Biz daha önceden engellileri çok tanıyamadığımız, bilmediğimiz için bunun üzerine çok bir şeyler düşünemedik. Öncelikle düşündüğümüz şu oldu. Türkiye Gaziler ve Şehit Aileler Vakfı Şubeleri üzerinden, o şubelerimize gidip, gazi arkadaşlarımızı örgütleyip, sonrada sahaya getirerek spor kulüplerini oluşturduk. ‘Yedi Adım Yedi Takım’ adıyla başlayıp, 7 takım hedeflediğimiz projemiz, 14 takımla tamamlandı. Başlangıcımız böyle oldu. İki hocamız ve iki sporcumuzla on dört ili dolaştık. Eyüp Yıldırım ve Uğur Yücel arkadaşımız vardı. Silahlı Kuvvetlerinden bize tahsis edilen bir araçla on dört ili dolanarak ampute futbol eğitimleri verdik ve onları örgütledik. Ligden önce de Trabzon’da Türkiye Şampiyonası yapıldı. 2019 yılında Mustafa Veysel Gülpınar Federasyonu Başkanlığı döneminde ilk defa ligler başladı. Geldiğimiz nokta dünyanın en iyisiyiz. Ampute futbol eğitimi, ampute futbol eğiticilerinin eğitimi, ampute futbol sporcularının bu anlamda daha da iyi olacağımıza inanıyorum. İnşallah uzun süre bu ileri sürdürüp, her zaman zirvede kalmaya çalışacağız…

“PROTEZİ GİYDİĞİMDE, ELLERİMİ NEREYE KOYACAĞIM?”

“Bizim 2007 Dünya Şampiyonasında yanımıza gelen gencecik kardeşlerimiz vardı. Bunlar asker şahsiyetler değillerdi, 15-16 yaşlarındaydı. Birisi doğuştan engelli, diğeri de trafik kazası geçiriyor. Bu çocuklar aramıza katıldı ve iyi sporcu oldular. Dünya Şampiyonasında da oynadılar. Biri Rahmi Özcan, diğeri de Barış Telli’dir. Filmi de yapıldı; Hayatla Barış. Bunlar içimizde iyi aşama kaydedip, iyi sporcu oldular. Dünya şampiyonasında da bize dünya üçüncülüğü kazandırdılar. Barışın ve Rahminin hiç protezi yok. Karadelen dediğimiz değneklerle geziyorlar. Sağolsun Ortopedi’nin sahibi Mustafa Bey dedi ki bu arkadaşlara protez yapacağım. Protezde maliyetli. Bir diz üstü protez 600-700 bin lira civarında. Bu arkadaşlara protez yaptı, ilk defa yürüyecekler. Barış bana dedi ki, protezi giydiğimde ellerimi nereye koyacağım. Hiçbir zaman değneksiz yürümemiş çocuk. Gerçekten kendi adıma çok duygulandım. Yani protezini giydi, ben ellerimi ne yapacağım, dedi. Bu bizim için önemli bir doneydi. Rahmi Özcan ilk defa protezini giydi. Daha sonra ikisinin de protezini çıkardığını gördüm. “Neden çıkardınız” dediğimde “Abi, televizyonda herkes bizi değmekle gördü. Ben değneksiz gezemem artık” dedi.. İnsanlar bizi değnekle biliyor, diyorlar. Bu da önemli bir özgüvendir. Biz değnekle devam edeceğiz. Spor insana kendine özgüveni getiriyor, hem de toplumsal statüsünde yerinin belirlenmesinde çok önemli bir rol veriyor. Birde bazı insanlarımız, Anadolu’da vardır. Bizim insanımız engelli çocuğundan çekinir, sıkılır, çok toplum içerisine çıkarmazlar. Ama bu çocuklar artık kendilerini aşmış, engelleriyle barışmış. Kendisiyle barışık olmuş insanın topluma her zaman faydası olur. Topluma kazandırılmış insanlar oldular. İkisi de evlendi. Hepsi çoluk çocuğa karıştı, kardeşlerimiz…   

HER YAŞ GRUBUNA AMPUTE FUTBOL 

“Bizde çocuk grubumuz, onların bir büyüğü 11-15 yaş arası ve onların bir büyüğü 16-25 arası. Şuan da 11-15 yaş grubumuz kampta. Bundan önce, bir proje kapsamında küçük yaş grubunu Belçika’da kampa almıştık. Bunları yetiştiriyoruz. Yaş grubumuzda sınırlamamız yoktur. Her yaşta başlar, özellikle bir yaş grubu başlamadık. Çünkü her insanın spor yapmaya hakkı vardır. Hangi alanda, nerede, ne yapmak istiyorsa, bu kardeşlerimize elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz. Her yaş grubuna el atıyoruz. Çocuksa sporcu kimliği kazandırmaya çalışıyoruz. Sporcu kimliği kazandırırken, kendi gibi olanlarla yarışıyor ve onlarla birlikte ayını ortamda olmaktan mutluluk duyuyor çocuklarımız. Üst yaş grupları, keza aynı durumda. Bir yıl önce gençlerimizi, 14-15 yaş arası çocuklarımızı Polonya’ya göndermiştik. Daha alt yaş gruplarını farklı ülkelere gönderip, Avrupa’da ne kadar ampute futbol oynan ülkeler varsa, hepsi bir arada oluyor. Kimisi esmer, kimisi beyaz, kimisi siyahi, kimisi çekik gözlü, renk cümbüşü oluyor. Onları gördükçe orada, insan gerçekten mutlu oluyor. Spor kardeşlik diyoruz ya. O kardeşlik temelleri orada atılıyor. Bu çocuklar ileride elit sporu olduklarında, rakip olarak sahaya çıkıyorlar ve yılların getirdiği bir dostluk ve göz aşinalığı oluşuyor.  Oradaki yarışmalarda, görülmeye değer farklı ambianslar yaşanıyor…

AİLELERİN KAYGISINI ORTADAN KALDIRMAK

“Anne babanın her zaman evladına karşı zaafı vardır. Her ailenin çocuğu için  ‘sakatlanırsa’ diye kaygısı var ama o kaygı yok etmek için şunu yapıyoruz. Anne ve babalara diyoruz ki “Siz sahada beklemeyin, çocuğunuzu bize bırakın ve evinize gidin.” Çünkü aile orada olduğu zaman, “Aaa terledi benim çocuğum” der, üzerine havlu atmaya çalışır. Bunu yaptığında, oradaki çalışma ortamını ister istemez bozuluyor. Dolayısıyla diyoruz ki “ Çocuğunuz bize emanet. Allah’ın izniyle, bize nasıl verdiyseniz, daha iyi bir şekilde size göndeririz” dolayısıyla da şu oluyor. Ampute futbol medyatik oldu, biliyorsunuz. Abileri, kardeşlerini orada neler yaptıklarını gördüklerinden, evlatlarını gönül rahatlığıyla bizlere teslim edebiliyorlar. Dediğim gibi. İki genç kardeşimiz protez giyiyorlardı. Protezlerini çıkardılar, “Halk bizi koltuk değneğimizle tanıdı” diye… 

BELEDİYE DESTEĞİNİN ÖNEMİ

Kulüplerimiz engelli sporcu bulmakta çok güçlük çekiyorlar. Bizim elimizi rahatlatacak yegâne kurumlar, yerel yönetimlerdir. İl ve ilçe belediyelerin desteği olmadan bu işleri yapabilmek çok zor. Zaten kulüplerimizin birçoğu yerel yönetimlere bağlı kulüpler. Yerel yönetimlerin engellilere desteği biraz daha fazla olması gerekiyor. Bunlar bize iyi ve güçlü bir şekilde destek verdikleri zaman, büyük işler yapılıyor. Alt yapıdaki fazla sporcuya birlikte, büyük başarılar geliyor… 

İMKÂNSIZLIKLAR KULÜPLERİ ZORLUYOR 

“En büyük sıkıntılarımızdan birisi spora katılım. Bunda da en büyük etken imkân. İmkân olunca işler daha iyi yolunda gidiyor. İmkân olmayınca problemlerde orada başlıyor. Sporcularımıza, spor yapma imkânı sunacak olan tabii ki kulüplerimiz. Bu imkânlarında çok iyi sağlandığı da söylenemez. Bunun da en önemli nedenlerden bir tanesi de maddi destek. Bugün biliyorsunuz bazı illerimizde yeterli sahalarımız yok. Ampute Futbol Kulüplerimizin fazla maddi gücü olmayınca, antrenman tesisleri de yeterli olmayınca işler iyi gitmiyor..

  MADDİYETSİZLİK, SPORUN ÖNÜNDE EN BÜYÜK ENGEL 

 Engellilerin spora katılımına gelince. Türkiye’de milyonlarca engelli vatandaşımız var. Ülkemizde 11-12 milyon civarında engelli vatandaşımız var. 2016 verilerin baktım en son, 9 milyon. Bunun 4,5 milyonu ortopedik engelli. Ülkemizde lisanslı engelli sporu yapan sporcu sayısı 3.500’lerde. İran’da bile 250 bin bedensel veya zihinsel engelli insan aktif spor yapıyor. Kıyas yaptığımızda, çok gerideyiz. Bundan dolayı yapmamız gereken çok şey var. Spor katılımı bir şekilde sağlamamız gerekiyor. Yerel yönetim ve özel şirketlerin destekleri bizim için çok önemli. Bundan dolayı kulüplerimizin büyük sıkıntıları var. Her şey dönüp dolaşıyor, ekonomiye, maddiyete geliyor. Maddiyet iyiyse, daha iyi hizmet edebiliyorsun. Daha iyi malzeme alabiliyor, sahalar yaptırabiliyorsunuz

KALİTELİ BİR HAYAT İÇİN SPOR 

Engelli olmanın yaşı yok, her yaşta engelli olabilirsiniz. Engellilerin sosyal hayata kazanımı için, sporla haşır neşir olması lazım. Hem fiziksel anlamda kendini daha iyi taşıyabilmesi, yaşam kalitesini yükseltebilmesi için, engelli veya engelsiz, ama engelliler için daha önemli, kesinlikle bir fiziksel aktivite, yani spor yapması gerekiyor. Bir engelli sporcu ampute futbol oynamak için (x) kulübe gitti. Şuanda benim tanıdığım spor kulüpleri, maddiyat anlamında destek veremiyor. Destek veremeyince birçok engellimiz, zaten hayat mücadelesiyle uğraşınca, spor öncelikleri arasında üçüncü, dördüncü, beşinci sıralarda yer almaya başlıyor. Kulüplerimizin de maddi sorunları büyük olduğundan dolayı antrenman malzemesi alamıyor, saha sağlayamıyor, deplasmana gidip gelmesi çok zor. Sporcusuna da maddi olarak destek veremeyince, sporcu bu sefer spordan uzak kalmak zorunda kalıyor. Dönüyor, dolaşıyor imkâna geliyor. Biz bu kısıtlı imkânlar içerisinde bu başarıyı yakaladık. Şuanda ülkemizde ampute futbolu oynayacak 4-5 milyon insanımız var. Bu insanların, diyelim 2 milyonu farklı alanlara yönelmiş, geri kalıyor 3 milyon. Biz bu insanları en azından 200 bininin spora dahil etmeliyiz. Şuanda ülkemizde aktif 500 ampute futbolcu var. Ne kadar çok engelli spor yapmak isterse, o kadar elit sporcu çıkacak, bizim takımız daha iyi olacaktır. Spor faaliyetlerimiz daha yoğun olacaktır. Ama maalesef, dönüp dolaşıp iş maddiyete geliyor

AMPUTE FUTBOLCU SAYISINI ARTIRMA

”Kadın futbolunun yaygınlaşmasıyla ilgili FIFA’nın almış olduğu kararını, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) uygulamaya geçirdi. Aynı şekilde Ampute Futboluyla ilgili UEFA ve FIFA böyle bir karar aldığı zaman, profesyonel kulüplerimiz bu şubeleri açmak zorunda kalacaklar. Açınca da, ampute futbolu, hem Türkiye’de hem de Dünya’da daha iyi yerlere gelecektir. Hem engellileri sosyal hayata katılmak, maddi olarak desteklendiğinde, profesyonel gibi hayatını bu işe vakfedecek. Geldiğimiz duruma baktığımızda, en güzel yanı şu oldu. Ampute futboluyla birlikte çocuklarımızın kendine özgüveni, böyle bir şansı yakalaması ve Milli olup Beden Eğitimi okuyup Beden Eğitimi Öğretmeni veya antrenör olmaları gibi bir çok alan açmakta. Burada şu olmuş olacak. Profesyonel anlamda kendini geliştirip, daha iyi sporcu olması ve bu işi daha iyi yapabilmesi gerekecek, bunun üzerine de engelli sporuna katılım daha fazla olacak… 

YABANCI OYUNCU DURUMU

“Türkiye’de yabancı oyuncu konusuna karşı bir duruş var. Profesyonel futbolda sayı fazla, diğer branşlarda farklı düşünülüyor. Ben ampute futbolda şöyle düşünüyorum. Ampute futbolu 7 kişiyle oynanan bir oyun. Burada yabancı sayısı 2’yi geçmemeli diye düşünüyorum. Yabancıya şu anlamda karşı değilim. Dünyada ki iyi futbolcular ülkemize getirildiğinde, bu bizim yapacağımız işe değer katar. Bugün Türkiye’de Süper Lig’de yabancı sayısı 5+0. Zaten 7 kişiyle oynanıyor. 1 ve 2. Ligde 2 yabancı oyuncu oynayabiliyor. Bir Kulüpte faaliyetlerini devam edebilmesi için, en azından kadroya yeni isimlerin katılabilmesi gerekir. Dolayısıyla ülkemizde ampute futbol oynayan yerli oyuncu sayısını yükseltip, yabancı oyuncu sayısını düşürmemiz lazım. Ülkemizde Ampute Futbolu oynayan sporcu 500, bunların 60 tanesi yabancı... 

YABANCI TRANSFER YÖNTEMİ 

“Dünyada 54 ülkede ampute futbol oynanıyor. Dünya ve Avrupa şampiyonalarında, özel müsabakalarda hep karşılaşıyoruz. Camiamız çok küçük olduğu için birbirimizi hep tanıyoruz. Dolayısıyla sporculara menajerler aracılığıyla değil de, sosyal medya ve federasyonlar aracılığıyla irtibata geçiyoruz

HAKEM HATALARI VE YABANCI HAKEM KONUSU

“Kulüpler Birliğinde de görev yaptığım için söylüyorum. Biz kesinlikle yabancı hakeme karşıyız. Çünkü yabancı hakem getirmek, ülkemizde bu işi yapan hakem arkadaşlara hakaret olur, diye düşünüyorum. Dedik ya, Türk insanına fırsat verilip, imkânda sağlarsanız, işini en iyi şekilde yapacağına inanıyorum. Yeter ki her görevli, her meslek alanı, kendi içerisinde kalmalı. Yani dışarıya taşmamalı. O görev alanına dışına çıktığınızda, Antrenör hakemin işine karışırsa, hakem işini yapamaz. Hakem antrenörün işini yapmaya kalkınca, bu sefer işler karışır. Dolayısıyla herkes görev alanı içerisinde kalmalı diye düşünüyorum. Biz hakemlerimize güveniyoruz. Eksikleri var mı, tabii ki var. Hataları var mı, tabii ki var. Zaten futbol hatalarla güzel değil mi? Yani biz futbolun içerisine ne kadar elektronik işler karıştırırsak. Bugün VAR denilen bir sistem var, evet belki haksızlık ve adaletsizliği gideriliyor ama, o hakem orada bu adaleti sağlamak için var. Geçmişte hatırlarsanız, hangi takımı tutarsanız tutun. O dönemlerde hafta sonu müsabaka oynanır, ertesi günü işe gidilir. Müsabakayı kaybetmiş veya kazanmışsındır. Arkadaşlar birbirine takılırdı. Çok güzel muhabbetler olurdu. Yenildiğimiz zaman, ben bazen işe bile gitmezdim Ogün bana yükleneceklerini biliyordum. Futbol hatalarla güzeldir her zaman. O dostluk, o arkadaşlık, o samimiyet kalmadı. Geçen yıl futbol müsabakalarını bilerek izlemedim. Bana yanlış gelen çok şeyler oldu. Hani benim o konulara girmem çok doğru değil ama,  kendi adıma konuşuyorum. Bir İsmail Temiz, futbolun içerisinde, futbol izleyicisi olarak söylüyorum. Doğru gelmeyen şeyler olduğu için, çok izlemek istemedik. Yani işin özü, Türk insanı akılıdır, işini de iyi yapar. Ama yeter ki herkes görev alanının içerisinde kalmalıdır….23:23…

“BİZ BİRLİKTEYKEN GÜÇLÜYÜZ”

Futbol bir bütündür. Bu bütünlüğün içerisinde kalmak gerek. Bizim Federasyonumuz, Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu çok güçlü federasyondur. Federasyon bünyesinde 21 spor branşı vardı. Spor Federasyonundan ziyade, konfederasyonu gibiydik. Bakanlığımızın aldığı bir karar sonucunda,  tüm branşlarımız ilgili branşlar altına gitti. Ama şöyle bir eksiklik var. Biz birlikteyken güçlüydük. Şuanda sadece bir ampute futbol kaldı, Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonunda. Çünkü, birlikteyken sesimiz gür çıkıyordu. Birlikteyken daha rahat hareket edebiliyorduk. Ama şuanda tek branşımız kaldı. O branş üzerinde yürüyoruz. Kendi adımıza federasyonumuz gerekli derseniz, yakında gelen kurulumuz olacak. Federasyonumuzu adı ‘Türkiye Ampute Futbol Federasyonu’ olarak değiştirilebilir. Kulüp Başkanlarımız, delegelerimiz ve federasyonumuz bunun kararını verecektir, diye düşünüyorum… 

KULÜPLER BİRLİĞİNİN ÇALIŞMALARI

“Kulüpler Birliği, Federasyonlarla Kulüpler arasında köprü görevi yapıyor. Ayrıca eksikleri tespit edip, olması gereken her türlü eksikliğin giderilmesi anlamında çalışmalar yapıyor. Birlik, şuanda Federasyonla uyumlu bir şekilde çalışıyor.  Bu anlamda çok değerli çalışmalar yaptık. Kulüpler Birliğinin gerekli çalışma neticesinde, tüm kulüpleri Türkiye Kupası maçlarımıza katılımını sağladık. Hafta sonu ligler, hafta içi ise Kupa maçları oynanacak şekilde düzenleme yapıldı. Profesyonel anlamda nasıl yapılıyorsa, o şekle getirildi. Kulüpler Birliği çatısı altında uyumlu bir şekilde, güzel işler yapılıyor…

ALTYAPILAR NEDEN ÖNEMLİ? 

Altyapılar, her spor branşı için çok önemli. Bunlar dönüp dolaşıyor, maddiyata, imkâna ve tesise dayanıyor. Bunlar olmayınca, bu çocuklara alt yapılarda hizmet etmek zor oluyor. Alt yapının güzelliği şu, elit düzeye gelmiş, üst yapıda ki takımlarımıza kaynak oluşturur. Çok önemli. Milli takımlar düzeyinde de her zaman zirvede kalmada altyapılar hayatı önlem taşır Hayatı önem taşımanın dışında da, bu çocuklarımıza spor yaptırarak da bir hedef belirliyoruz. Haftada en az üç antrenman ve bir maç yapmaları, bu çocukları kötü alışkanlıklardan alıkoyacak. Eskiden derlerdi, kahve köşelerinden ve meczup yerlerden bu çocuklarımızı alabilmemiz için bir hedef koyup, onlara yol açmamız gerekiyor. En doğru yolda sporla olur, sanatla olur. Ben böyle düşünüyorum, en azından. Bunlara bu imkânları sağlamak gerek. Dediğimiz gibi, tabii ki devlet büyüklerimiz bunları görür, duyar, yol açar bunlara. Tanınan imkânlarla kulüplerimiz bu işleri en iyi şekilde yapacaklarından ben eminim. Ama tamamen imkâna bağlı… 

AMPUTE FUTBOLDA DEĞERLER EĞİTİMİ  

“Sporda kaybeden yoktur, her zaman kazanan vardır. Spor uzağı yakın eder, insanları birbirlerine yakınlaştırır, birleştirir. Afrika’da bir arkadaşım vardı, hiç unutmam. 2005 Dünya Şampiyonasında rakiptik. Onların içerisinde Müslüman’ı da Hristiyan’ı da vardı. Hiç unutmuyorum, benden rica etti. Biz bulunduğumuz yerde Kur’an-ı Kerim bulamıyoruz. Dolayısıyla, bana bir Kur’an-ı Kerim alıp göndere bilir misin? Sizin oralarda var mı?” dedi. Bende kendisine buradan bir Kur’an-Kerim göndermiştim, hediye etmiştim. Değerle eğitimi dediniz ya. Afrika’nın bir ücra köşesindeki o arkadaşa bir daha ulaşamadım. Sadece sosyal medyada arada sırada, birbirimize mesaj atıyoruz. Spor dediğiniz şey, böyle işte. Uzağı yakın ediyor. Dostlukları sağlamlaştırıyor. Adı da İsmail benim gibi. Halen kendisiyle mesajlaşırız…

EĞİTİMCİLERİN EĞİTİMİNİN ÖNEMİ 

Eğitimcilerin eğitimi, her alanda çok önemli. Dolayısıyla bir öğretmen, bir doktor, bir antrenör. Her meslek grubu güncel olmak durumunda, Yani günümüzü takip etmek zorunda. Özellikle antrenörler, çok büyük rol modellerdir.  Çok flaş sporcularımız rol modeldir Çocuklar onlar gibi giyinir, onlar gibi saçlarını yapar, onlar gibi sakallarını yapar, onlar gibi hareket etmek ister. Burada da ben bir antrenör olarak rol modelim, ona göre hareket etmeliyim. Yıldız, önemli sporcularımız karakter olarak oturmuş insanlar, kendilerinden sonrakilere iyi örnek olmalılar. Bugün Ronaldo dediğinde aklına çok iyi futbolcu, aynı zamanda iyi insan geliyor. Bu duyguyu verebilmek bizler için çok önemli. Bizden sonra gelecek olanlara bu bayrağı böyle devretmeliyiz ki, daha iyi nesiller gelsin…” 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

YILMAZ DURMUŞ

Bu soyu bozuk mahkukları spor alanında da yenmek güzel ama asıl olan onları bu topraklardan ebediyyen silip atmaktır

Abdullah Kaan

Çok şumullü, günlük koşuşturmalarda fark edemediğimiz hadiseler, yaşanmışlıklar ve nice incelikleri kaleme almışsınız... Güzel insan yetiştiren aile, okul, tahsil ve hayat mektebi için acilen proje ve uygulamalar gerekli.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23