Irkçı ve soykırımcı ‘oyununun’ son perdesi Paris Olimpiyatlarında
Paris 2024 Olimpiyatları ‘başladığı’ gibi devam ediyor. Sportif yarışmalarının bir özelliği de, gözlerin/dikkatlerin sporcusunun temsil ettiği ülkelerin elde edeceği derecelere çevrilmesi. Sahi, ‘Bu dereceler kime göre, neden önemli?’sorusunun açılım hali, birçok alt başlığı oluşturmasıyla birlikte, bu alt başlıklarının içeriklerin de tek tek karşılığı bulunması gerekmektedir. İşte bundan sadece üç tanesi; Bu dünya düzeninin kim veya kimler tarafından yön verilmeye çalışıldığı (1) Yönlendirmenin hangi ideolojik anlaşın temsil edildiği (2) ve sahip olunan düşüncenin uygulanış, yani saha yansıma şekli (3). Bu üç maddenin karşılığı, gizli ve saklı bir tarafı olmadan, nasıl uygulandığını an itibariyle Paris’te görmekteyiz. Nasıl yani? Devam edelim…
IOC ‘BİRLİK’ EŞLİĞİNDE
BACAĞINA “SIKAR MI, SIKAR!’
Merak edip, internet arama motoruna ‘Olimpiyat sloganları’ yazdığımızda, karşımıza şu ifadeler çıktı;“2021'de Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), bir tire işaretinden sonra "birlikte" kelimesinin slogana eklenmesini onayladı; artık ‘Citius, Altius, Fortius – Communiter’, Latince "Daha Hızlı, Daha Yüksek, Daha Güçlü – Birlikte" (veya Fransızcada ‘Plus vite, Plus haut, Plus fort – Ensemble’). Hepsini anlarım da, Paris’te devam eden IOC’nin 2021’de karar kıldığı ‘birlikte’ kelimesinin, ‘ideolojik’ yaklaşıma kurban edildiği, diğer bir ifadeyle IOC kendi ‘bacağına’ sıktığı (yanlışın içine düştüğü, aldığı kendi kararıyla çelişkili olmasıyla) belli oluyor.Nasıl yani? Devam edelim lütfen!...
‘BİRLİKTE’ NE DEMEK OLUYOR?
Sporcunun katıldığı yarışmalarda derece yapabilmesi için ‘Daha hızlı, daha güçlü ve daha yüksek ve daha güçlü’ olması gerekmektedir. Hal böyle olunca da, sporcu derece/madalya aşkına, ömrünün baharını aylarca ya kamplarda, ya yarışmalarda geçiriyor. Büyük bir çaba ve gayret, büyük bir özveri. Beslenme, hareket, uyku, dinlenme başta olmak üzere, birçok alanda yapılan fedakârlık. Adeta kendini ‘kurban’ ediyor. Ülkesi tarafından da (A) kalite şeklinde desteklenir. Yarışma günü gelip çattığında, ya başarılı olur, ya da beklentiler bir başka organizasyona ertelenir. İşte bu sürecin her aşamasında, sporunun IOC’nın işaret ettiği ‘Daha hızlı, daha güçlü ve daha yüksek ve daha güçlü’ olması gerekiyor. Sahi, karşılığını aradığımız ‘birlikte’ ne oluyor? Anlamak için devam edelim…
OLİMPİYAT ŞEHRİNİN BELİRLENME SÜRECİ, SPORUN YÜZKARASIDIR!
Olimpiyat denildiği, akla gelen diğer konu beş kıtanın (Mavi-Avrupa, sarı Asya, siyah-Afrika, yeşil Avustralya, kırmızı Amerika) temsil etmesi, ‘birlik’ kelimesiyle de uyuşuyor gözükse de, “Kazın ayağı hiç de öyle değil!” Bunu Olimpiyat Oyunlarının her aşamasında (öncesi, esnası ve sonrasında) görmek zor değil. Olimpiyat meşalesinin, her yıl olduğu gibi Yunanistan’da yer alan Hera tapınağından ateşlenerek yola çıkması. Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin (IOC) almış olduğu bir karar olsa gerek ki, her dört yılda tekrarlanıyor. Bu manzara karşısında, vatandaşlarımız sorabilir; “Niçin bir ibadethane? Madem bu bir ibadet haneden yola çıkacak bu meşale, bir defa da cami avlusunda yakılıp, uğurlanamaz mı? Cevabını ‘ben’ vereyim; ‘Hayır, kesinlikle olması mümkün değil!’ bu kadar emin konuşmamızın neden olan sebep, Paris’in 100. Yılında Oyunlara 3. kez ev sahipliği yapması. Türkiye bu organizasyona her yıl aday olması, çok istemesine rağmen (spor tesislerini dahi yaptı, hazır hale getirdi) Olimpiyatların tarihinde Müslüman bir ülkeye verilmeyişi, IOC’nın hangi anlayış tarafından yönetildiği/yönlendirildiğinin bir yansımasıdır. Olimpiyat sloganına eklenen ‘Birlikte’ kelimesi, bu sürecin neresinde olduğunu daha iyi anlamamız için, devam edelim!.!
IOC’NİN ‘BİRLİK’ SAFSATASI
Bakın, Yunanistan’da Hera tapınağından yola çıkan olimpiyat meşalesinin, son durağı olan Fransa’ya ulaşmasının ardından, bir spor organizasyonun ötesinde olan olimpiyat ‘ideolojisine’ gönül verenler, kilise de bir araya gelip ayin yapılıyor. Bu, sürekli gündem olması, bir o kadar altı çizilmesi gereken önemli, ‘ideolojik’ bir husus. Tapınakta başlayıp kilise ile ‘taçlanan’ sürece/ayinlere Olimpiyat Komitesi Başkanı ve Paris Belediye Başkanı katılması bir rastlantı/ tesadüf olmadığına göre, düşünmeden edemedik; “Olimpiyatlar maden beş halkadan, beş kıta temsil ediliyorsa, Müslüman ülkelerden gelen sporcu ve kafile sorumluların katılım gösterdiği, olası dua ettikleri ‘camilerde’ki sahneler neden gündeme gelmez! Gelmez, gelmesi de mümkün gözükmemektedir. Çünkü, bunun mümkün olmayacağına, organizasyonun ‘mimarları’ apaçık gözler önüne seriyoruz. Yaptırımlarıyla, tüm dünyanın gözü önünde (tıpkı Filistin katili Netanyahu’nun konuşmasının, Amerikan meclisinde ayakta alkışlanması gibi) ‘Biz buyuz’ diyebiliyorlar. Bunu anlamak da güç değil! Öyle olmasa Fransa’nın başörtülü sporcularının kendi ülkesinde yapılan Olimpiyatlara katılımına yasak getirmesine, Uluslararası Olimpiyat Komitesi bu ‘ırkçı’ karara sessiz kalır mıydı? Yine öyle olmasa, 40 bin mazlum Müslüman’ı gerçekleştirdiği soykırımla şehit eden (etmeye devam eden) katil İsrail’i temsilen, sporcuları bugün Paris ‘oyunlarında’ yarışır mıydı?
Bu bağlamda, başörtüsü yasakçısı Fransa ve soykırımcı İsrail’in Paris 2024 Olimpiyatlarındaki tutumu/varlığı göz önüne getirildiğinde sanırım, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin (IOC) hangi emirleri/görevleri yerine getirdiği ve ‘birlik’ kelimesi bu komitenin ortaya koyduğu yeni bir ‘safsata’ olduğunu anlamak, bu benzeri spor komitelerinin (IOC, UEFA gibi) olası yeni bir ‘oyununu’ bozma açısından önem taşımaktadır…