Hasan Karakaya ve 28 Şubat mağduru sporcular (2)

11 Ocak 2019 Cuma

Her insan yaşadığı hâl üzere ölür ve her kul öldüğü hâl üzere diriltilir.» 

“Hasan Karakaya…Gür sesli, tok sözlü bir “yazar ağabey”di o benim için…Diğer yandansa Karakaya, 28 Şubat’ta “küçük dev adam” sıfatını hak eden, medeni cesareti ve Müslümanca metanetiyle daha da büyümüştü gözümde.. Karakaya, tehditlere, polis takiplerine rağmen darbecilere itirazından asla taviz vermediği gibi, kendisini ve yazı ekibini mahkemeye verme kuyruğuna giren generallere karşı da sözlerini hiç sakınmamıştı…” Bu düşünceler Yazar Ömer Lekesiz’e ‘Hasan Karakaya’ya rahmet…’ başlığıyla kaleme aldığı yazısına ait…

Hasan Ağabey’i anlatmak kelimeler kâfi gelmiyor. Mescid-i Nebevî’de, Ravza-i Mutahhara’da  namazını kıldıktan sonra, Hakk’a yürüdü. Allah’ın rahmeti üzerine olsun, inşallah. 

Hasan Karakaya dendiğinde ilk akla ‘Mazlumun yanında, zalimin karşısında’ bir kimlik karşımıza çıkıyor. Silahlı veya silahsız, askeri ‘darbelerin’ etkisini gösterdiği dönemlerde onun mücadelesi, kendisinin rahmetle anılmasının en önemli kaynağı.

Müslümanların kendi ülkesinde,  inancına yönelik yapılan 28 Şubat gibi baskılar/darbeler, hayatın her aşamasında kendisini gösteriyordu. Siyasi anlayışın bir yansıması olan süreç, ekonomi, siyasi, hukuk, sosyoloji, psikoloji, kısacası insan hayatındaki her aşamayı olumsuz yönde etkilenmesinden sporda, içerinde yer alan camialar içerinde yer alıyordu. 

O günleri bizzat yaşayanların anlattıklarına göre yasaklar, spor kulüplerinden müsabaka hakemlerine milli takım kadrosuna kadar, sporun üzerinde unsuruydu. 

İşte o günleri yaşayanlar için birkaç örnek. Bugün onların gündeme taşıdıkları, milyonların maruz kaldığı baskının yansıması…

İnsan düşünmüyor değil ‘Nereden, nerelere….’ Allah (cc) o günleri bir daha yaşatmasın. O günlerin yaşanmaması içinse, bizlerin her daim ve hep birlikte,  “Ve hepiniz, Allah’ın ipine (kitabına,dinine) sımsıkı sarılın, fırkalar ayrılmayın…” (Al-i İmran-103) ilahi mesajına sadık kalmamızı nasip etsin...  Ahmet Özdemir (Judo Milli Takım Eski Sporcusu); “...O zamanki federasyon yetkilileri, milli takımda yer almama ve şampiyonalarda birinci olmama rağmen, uluslararası müsabakalarda ülkemi temsil etmemi sakıncalı gördüler ve sakallı olduğum için katılmama izin vermediler. Halbuki sakallı olarak müsabakalara çıkmanın yasal bir engeli yoktu. Antrenmanlara dahi alınmadığım zamanlar oldu. İnancımdan dolayı dışlandım. Uluslararası bir müsabakayı izlememi bile engellediler, ‘şu sakallıyı dışarı atın’ diye salon çıkarıldım. Ben de ülkemi temsil edemeyeceksem yarışmanın anlamı yok dedim ve judoyu bıraktım...” (Kaynak; Anadolu Ajansı)

Ali Bahçeci (Tekvando Hakemi ve Milli Takım Eski Antrenörü); Uluslararası bir turnuvada elde edilen başarının ardından sporcularının, “Allahuekber” diyerek sevinmelerinden sorumlu tutularak lisansı iptal edilen tekvando hakemi ve milli takım antrenörü Bahçeci, 19 yıl sonra haklarını geri aldı. 

“...1999 yılında Belçika’da düzenlenen uluslararası yarışmada, Türk Milli Takımı 3 birincilik kupası kazandı. Ödül töreninde sporcular kupalarını alırken coşkuyla tekbir getirdi. Ben de diğer sporcularla beraber töreni görüntülüyordum. Başımızda bulunan o dönemki Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Hukuk Müşaviri, tekbir getirme hadisesinden rahatsızlık duyup, şikayetçi oldu. Bu olay medyaya da yansıdı ve haberi yapıldı. Tekbir getirme suç sayılmadığı için, ‘spor ahlakına aykırı davranış’ gerekçesiyle bana 3 ay hak mahrumiyeti cezası verdiler. Olayın yurtdışında gerçekleşmesinden dolayı da cezam ikiye katlanarak 6 aya çıkarıldı. Bu ceza gerekçesiyle hakemlik lisansımı iptal ettiler. Yine o dönemki Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu tarafından, milli takımda görev almam, antrenör olarak yurtdışına çıkmam yasaklandı.”  (Kaynak; Anadolu Ajansı)

Kick Boks Milli Takımı eski sporcusu, değerli büyüğümüz Sadık Oflu hocamız ile yaptığımız ve siz değerli okuyucularımızla bu satırlarda paylaştığımız röportajı hatırlayalım; “Evvelden tesettürlü kimseyi maça almıyorlardı, yasaktı. Şimdi memuriyette bile tesettür ve sakallı insanlar var, elhamdülillah. Yıllardır Milli Takımda dövüştüm. Yenilgim olmamasına rağmen dışlandım, Milli Takımdan ‘kesilme’ durumuna geldim. Dünya Şampiyonası seçmesindeyim. Sakalım uzun diye, dört beş kez kestirmeye gidip geldiğimi biliyorum. Allah’a hamd olsun, nereden nerelere geldik. Tesettür ve sakal konusunda herhangi bir kısıtlama ve sıkıntımız yok, onları aştık. Başarının kıyafetle değil, çalışmayla olduğunu göstermiş olduk. Sakallı, başörtülü görürler ve ‘Sizden başarılı sporcu olmaz...’ denilirdi. Hamd olsun, başarı hususunda biz şu an zirvedeyiz. Böylelikle onların teorilerini çürütmüş olduk...”

Bu vesileyle Cuma günümüz mübarek olsun inşallah...

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Tahir KayseriTahir Kayseri3 ay önce
    Ahmet HocaHasan abiyi bize hatırlattığın için çok teşekkür ederim. Eline kalemine yüreğine sağlık."Hasan Ağabey’i anlatmak kelimeler kâfi gelmiyor. Mescid-i Nebevî’de, Ravza-i Mutahhara’danamazını kıldıktan sonra, Hakk’a yürüdü. Allah’ın rahmeti üzerine olsun, inşallah"
  • ilyas görgülü ilyas görgülü 3 ay önce
    ahmet Bey yüreğinize sağlık
  • AbdulsametAbdulsamet3 ay önce
    ALLAH Hasan Karakaya abimize ve tüm ebediyete intikal eden yakınlarımıza rahmet eylesin.maalesef ülkemizin spor tarihi bu şekilde anlamsız,gereksiz, ön yargılarla dolu zamanlardan geçti.Bu durumlara sebep olanlara ALLAH fırsat vermesin inşallah.Saçla sakalla ölçü koyup başarıyı ve başarıcak olan sporcuların önünü kesmek hangi akla dayanır anlaşılır gibi değil.
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer3 ay önce
    Ne..karanlık..günlerdi..Selamlar..sizen..de..Cumanız..mübarek..olsun..Amin.
  • ihsanihsan3 ay önce
    Son Saray atamasıen güzel örnek.İsmi "Mariam"... İncil'de "Meryem" anlamında kullanılıyor. Üç kez evlenen Merve Kavakçı'nın ilk evliliğinden olan çocuğu… Kavakçı ailesinin tüm fertleri gibi devletin kritik noktalarında görev alıyor.Sosyal medyada paylaşım yaparken bağlı bulunduğu atmosferin değerlerini pek yansıtmıyor.Topuklu ayakkabıların havaya kaldırılarak ayakların çekildiği fotolar,Kuran-ı Kerim üzerine pasaportla, ilginç maskelerle…Daha bir sürü enteresan poz… İnsanların yaşamları, özel hayatları tarzları elbette özgürdür, elbette karışılmaz.Ancak bu fotoğrafları toplumla paylaşıp, sonrasında da ailenizin geri kalan fertleri gibi yüksek maaşlarla Saray'a, hem de "başdanışman" olarak atanıyorsanız vatandaşın sorgulama hakkı devreye girer.

Günün Özeti