Futbol aldatmasın, bayramlar sevindirsin…

05 Haziran 2019 Çarşamba

Mükâfatı bol olduğu gibi, bir o kadar bize yüklediği görev ve sorumluğun ardından, Ramazan-ı Şerif’i geride bırakarak bayrama kavuştuk, elhamdülillah. Gören göz, duyan kulak ve idrak eden beyin. Her biri bizlere büyük görev ve sorumluluk yüklüyor. Bu sorumlulukların neler olduğu hususunda o denli örnekler çok ki. İslam coğrafyasına baktığımızda, dinmeyen kan ve gözyaşı. Ümmetin hali böyle olunca da, yöneltilen ‘Nasılsın?’ sorusunun karşılığı, nasıl ‘iyiyim’ diyebiliyorsak, bu acizlik, tükenmişliğimizin göstergesine sığmanın acizliğinden başka bir manaya gelmiyor!..

Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtulma ayı olan Ramazan-ı Şerif ayının ardından, bizleri bayrama kavuşturan Allah’a (c.c) hamdolsun. Allah (c.c) Kur’an-ı Kerim ‘Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir’ buyuruyor. Yine, bizleri yoktan var eden yaradan yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de ‘Ahiret yurduna gelince, işte asıl yaşama odur. Keşke bilmiş olsalardı’ (Ankebût Sûresi-64) buyuruyor. Biz inananlar için bu gidişatın sonu kaçınılmaz olarak ‘ölüm’, sonrası ise diriliş olduğuna göre, neyin hesabına kapıldığımızı, yarının çok geç olmaması için, silkelenip kendimize gelme vaktidir, yaşanan her an!..

Her defasında ‘Vakit aynı vakit, sadece değişen biz miyiz?’ sorusunun kulaklarımızda yankılandığında, düşünce kervanı Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in Zindandan Mehmed’e Mektup şiirinde yer alan ‘Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar; tek nokta seçemez dünyadan nazar. Yerinde mi acep, ölü ve mezar? Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz? Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?’ mısralarına götürüyor bizleri. Mesaj bu kadar açık ve net iken, kendi kendimize sormadan edemiyoruz ‘Hesap yapamamak cehaletin bir sonucu olduğu için mi ki, dünyanın boş kelamı peşindeyiz?’ Böyle bir durum ise, azabın en büyüğü olan cehennem ateşine odun (malzeme) taşımaktan başka ne manaya gelir ki!..

Dünya ‘gafleti içerisinde daha ne kadar debelenip duracağımızın her defasında hesaplaşması içerisinde ‘Kurtuluş reçetesi arıyorum?’ sorusunun avuntusuyla, kendimizi aldatmaya devam mı edeceğiz acaba? Tasavvuf şiirinin en önemli temsilcisi Yunus Emre ne diyor; ‘Mal da yalan, mülk de yalan, al biraz da sen oyalan!’ Allah’ın (c.c) kelamı olan Kur’an, Asr-ı Saadet’in en büyük mucizesi, Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in hayatı varken, doğruyu yanlış adreslerde aramak gafletten başka ne manaya gelir ki?’

Bu da demek oluyor ki sağlıklı kalmak için ruhsal ve bedensel antrenman ihtiyaç olduğu gibi, şeytana karşı nefsin-ruhun da hazırlıklı olması gerekiyor. Şeytanlaşan nefsimizin terbiyesi ise Allah’ı sıkça zikredip, emirlerine itaat etmekle mümkün olacaktır. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’deki tüm ayetler gibi, Ra’d suresinin onbirinci ayetindeki mesaj da açık ve net; “Bir toplum kendisinde olan özellikleri değiştirmedikçe, Allah, onlara olan muamelesini değiştirmez.” Bu satırları, iki yıl önce bu satırlarda, yine bir Ramazan Bayramı yazısında dillendirmişiz. Geçen süreçte, dünya hayatını ahiretin tarlası, ektiğimizi ebedi hayatta biçme düşüncesini idrak etme ve aldığımız her nefesin hesabının sorumluluğunda olanlardan eylesin Rabbim bizleri. Sporun, futbolun sadece bir araç olması, asıl gayenin hayırlara vesile olacak mesajlar vermek gayesiyle bayramımız mübarek olsun. Bu temenni ve duayla, her daim selam ve dua ile nice birlikteliklere inşallah…

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • FerhatFerhat12 gün önce
    Abim elinize sağlık yüreğinize sağlık yazınızharika olmuş. Allah razı olsun.bayramınız mübarek olsun
  • İsmail Yılmazİsmail Yılmaz12 gün önce
    Sağlıklı huzurlu nice güzel bayramlar dilerim. Zihninize gönlünüze elinize sağlık...

Günün Özeti