--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Su, kıtlık, terör ve savaş

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
50

Bizim bir türlü bitmeyen bir projemiz var. Projenin adı GAP, yani Güneydoğu Anadolu Projesi. Dicle ve Fırat üzerine baraj ve liman yapma fikri Osmanlı’ya kadar uzar. Osmanlı döneminde Siverek’ten Fırat üzerinden Basra körfezine yük taşınan nehir gemileri vardı ve Siverek bu anlamda bir liman şehri idi. (Şimdi birileri çıkıp, ‘Dilipak Urfa’ya liman yaptı’ diyebilir.)

1930’lara gelirken nehirlerden enerji üretimi için nasıl kullanılabileceği konuşulmaya başladı. 1936 yılında bu maksatla Elektrik Etütleri İdaresi kuruldu. “Keban Barajı Projesi” bu şekilde doğdu. Özal, Demirel, Fehim Adak, Recai Kutan aslında bu proje içinde isim yaptılar. Bugünkü GAP 1970’lerde başlayıp 1980’lerde Özal’la birlikte ABD’nin de desteklediği, çok sektörlü sosyo-ekonomik bir kalkınma programına dönüştürülmüştür. Türkiye’de baraj yapımı ve karayolları projeleri aynı dönemde, Caterpillar, Komatsu ve Alman Hanomag arasında ciddi bir rekabete sebeb olmuş ve Hanomag zaman içinde devre dışı kalmıştır. Sabancı-Karamehmetler rekabetinden, Sabancı cinayetine uzayan ilginç bir süreç bu proje ile de bir şekilde ilgiliydi.

1970 sonrası GAP Barajı tartışılırken, konunun Suriye ve Irak da su sıkıntısına sebeb olup olmayacağı, ya da bunun siyaset ve toplum hayatı, tarım, hayvancılık ve ekolojiye etkileri de tartışılmaya başlamıştı. 2000’li yıllara gelirken, Millenium dönemi kehanetleri ve geleceğe ilişkin ihtimaller arasında su savaşları da konuşuluyordu. Bu “kehanetler” arasında su kaynaklarının zarar görmesi, su kaynağı dağlardaki buzulların erimesi, su pazarının yabancıların eline geçmesi ve su kaynaklarının, denizlerin barajların, göllerin kirlenmesi, zarar görmesi gibi konular da var.

Aslında GAP Türkiye içinde de sosyo ekonomik dalgalanmalara, göçlere sebeb oldu. Su altında kalan toprak sahipleri başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlere göç ettiler, burada inşaat ve ticaret alanında şirketleştiler. Buradaki köy sakini marabalar da, ya mevsimlik işçi ya da vasıfsız işçi olarak büyük şehirlerin yolunu tuttular. Bazıları da hayvancılık ve ziraat işçisi, ya da küçük toprak sahibi olarak kırsaldan bölge merkezlerine göç ettiler. Bunun dini, mezhebi, etnik açıdan sonuçları da oldu. Alevi-Sünni, Kürt-Türk ayrışması, zaman içinde ideolojik ve politik ayrışmalara da sebeb oldu.

Ankara, konuyu daha çok mühendislik, teknik imkan ve ekonomik açıdan değerlendirdi. İşin sosyoloji, şehirleşmenin sonuçları üzerinde çok fazla durulmadı. Komkar ve Rızgari’nin tam da bu zamanda, 1968 gibi bölgede eylemlere başlaması bir raslantı değil. Hemen ardından derin güçlerin PKK’yı sahaya sürmesi de bir rastlantı değildi. O günleri bilmeden bugün olanları anlamak mümkün değil bu açıdan. Su, kıtlık, kuraklık, terör ve savaşı bugün yeniden birlikte düşünmemiz gerek. Tehditleri ve bunun yanında fırsatları da yeniden değerlendirmemiz gerek.

O günleri bize anlatacak fazla kimse kalmadı. Apo keşke hatıralarını yazsa. Hasan Celal Güzel, Muhsin Yazıcıoğlu aramızda değil artık. Erbakan, Ecevit, Özal, Demirel de aramızda değil. Fehim Adak da öyle. İnşallah Recai Kutan hatıralarını yazıyordur.

Bugün eski Bilad-ı Şam topraklarında Suriye, Filistin, Ürdün, Lübnan, İsrail diye beş devletin tamamı, Mısır, Türkiye, Irak topraklarının bir bölümü var. Bizim güney sınırlarımız İngiliz ve Fransızlar tarafından Sycos-Picot deklarasyonu ile çizildi. Mescid-i Aksa ve Arz-ı Mev’ud coğrafyası, Vahiy coğrafyası bu bölgede, dahası Mehdi-Mesih, Yecüc-Mecüc, Kıyamet savaşlarının coğrafyası da bu coğrafya. Bir yandan da biz ahir zaman peygamberinin ümmetiyiz. Suriye bütünlüğünü koruyabilecek mi? Lübnan, Filistin’in geleceği ve İsrail’in geleceği ne olacak. Ürdün Kırallığı tekrar Hicaz topraklarına dönebilecek mi? Sina’nın geleceği ne olacak? Dahlan senaryosu neyin nesi idi? Cevabını arayan o kadar çok soru var ki!

Düşünsenize benim babam doğduğunda, Maraş Urfa filan Haleb’e bağlı idi. Şunu da buraya not edeyim; Filistin ve Suriye diasporası, Dünyada Türkiye’nin en büyük sivil diplomasisini yapan lobisidir.

Irak yarın bütünlüğünü koruyacak mı bilmiyoruz. Musul petrolleri ne olacak?. Kerkük ne olacak?. Ülke zaten fiilen Arap, Şii, Kürt ve Türkmen bölgelerine ayrılmış vaziyette. Bir de Ezdiler ve Hristiyan topluluklar var. Necef, Kerbela’nın yaşandığı şehir. Onlar Kutsal Merkezi bir Şii devleti olmak istiyor. İran’ın Huzistan bölgesi de zaten Arap Şiası. İran’da bir de Kürdistan var. Irak Kürdistanı’nın Türkiye, İran, Suriye üzerinde de iddiaları var. Kürtlerin de kendi aralarında sorunları var. Gurmançolar, Soraniler, Zazalar ayrı bir topluluk.. Herkesin ekonomi için petrole ve yaşamak için suya ihtiyacı var ve bölgedeki iki temel su kaynağı Fırat ve Dicle. Fırat aynı zamanda Nil’e kadar olan bölgede Arz-ı Mev’ud sınırlarını belirliyor. Bunun Mescid-i Aksa ve Kudüs ile bağlantısı yanında Siyonistler için ayrı bir anlamı var. Her iki ırmağın su kaynağı da Türkiye.

Ve bu iki su kaynağı üzerinde GAP var. Kanal sayısı arttıkça sulu tarım artıyor. Bu da verimliliği artırıyor, rekabet gücünü artırıyor. Monoblok dev bir baraj, aslında büyük bir alanı su altında bıraktı. Yetmedi, inanılmaz bir buharlaşma sözkonusu. Ve tabii toprakta emilim ve su kullanım alanının genişlemesi. Sadece tarım alanlarının genişlemesi değil nüfus artışı da içeride su kullanım alanını artırıyor. Bir de baraj alanındaki dibden toprak kayması ile baraj alanında büyük bataklıklar oluşmasına sebeb oluyor. Barajın bir kısmının deprem bölgesinde bulunması hem afet riski, hem barajın işlevinin sona ermesi ve su kaynaklarının büyük ölçüde kuruması riskini beraberinde getiriyor. Bunun anlamı tabii bir afet durumunda ya da kuraklık durumunda güneyden kuzeye yeni bir göç dalgası ya da su kaynakları konusunda ciddi anlamda siyasi riskler taşıması anlamına geliyor.

1980’lerde Amerikalılar su savaşlarından söz ederken aslında bu risklere değiniyorlardı. Hatta bunun sosyo politik ya da sağlık açısından muhtemel sorunlarını tartışıyorlardı. Bataklık sıtma ilişkisi, rutubet romatizma ilişkisini, sulamaya dayalı iklim değişikliğinin bazı meyve türlerinde lezzet ve dayanıklığı üzerindeki etkilerini tartışıyorlardı. Ama neden ben bunları Amerikan raporlarından öğrenirken, yerli ve milli kaynaklarda o zaman bu konularda fazla bir şey göremiyorduk!

GAP Demirel’in siyasi bir projesi olarak devletin angaje olduğu bir proje idi. GAP’la istihdam, kârlılık konusunda istatistiki bilgiler yayınlanıyordu. Demirel, “Böyük Türkiye”den söz ederken Erbakan’ın ona cevabı “Yeniden Büyük Türkiye” oluyordu.. Özal, kıyamet alameti olarak aktarılan Fırat’ın yatağında çok zengin altın kaynakları bulunacağı riayetini te’vil ederek, o sarı “altın”ı “altın renkli başaklar”la açıklıyordu! Oysa rivayetlerde o altından uzak durulması anlatılıyordu ama, siyaset işte! Ecevit ise çorak topraklara gelen su konusunda “köykent” projesinden söz ediyor ve “Su kullananın, toprak işleyenin” sloganı ile bu tartışmaya katılıyordu! “Susuz yaz” filmi de o zamanlar büyük tartışmalarla vizyona girdi. Böyle giderse, daha şiddetli bir susuz yaz ayında bölgede neler olabileceğini siz düşünün. ABD’nin senaryosu hazır. Peki ya biz! Biz ne yapıyoruz? Ya da bütün bunları ne için anlatıyorum bugün. Bunları bilirsek şuuraltımızda, toplumsal hafızamızda bu gibi olaylar karşısında nasıl davranacağımıza ilişkin bir fikir olur. O fikri, vijdan, akıl, ahlak, gelenek, din ve tarihle yoğururuz ve doğru bir karar veririz. Medeniyet aslında sadece bilim, teknoloji, sanatla ilgili değil. Adalet, ahlak, hukuk, merhametle ilgili. En temelde dinle ilgili. Müslüman yürekler, bu gibi durumda nasıl davranacaklarını görmek için, şahidlik ettikleri zaman ve mekanda vahye ve risalete yönelirler. Tarih, bugün ve gelecek tasavvuruna ilham kaynağıdır. Bir toplumun ortak hafızası, tecrübeler birikimidir. Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(50)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Meraklı.

12 Ağustos 2021 18:03

Hocam uzaylıları görenler varmış bu konuda bir şeyler yazsanız çok iyi olur.Bu uzaylıların dünyayı ele geçirebilme ihtimali varmıdır? filimler yoksa gerçekmi olacak?duyumlarınızı bizimle paylaşır mısınız?

Yorumcu zan abd destekller gibi yorum yapmış

12 Ağustos 2021 05:26

Müslümsn yada ekonomisi güçlü olmayanı ,abd dost yaklaşır ekmegini aldır, yardım diye gönlünü alır geriiye haydutluk kalır dayanışma yok ban dokunmayan yılan misali.

hebelek gübelek!

11 Ağustos 2021 21:39

iki parti kuruldu birinin adı deva diğerinin gelecek! ikisinin sembolü de yaprak! bu partilerden hemen sonra covid çıktı devasını arar olduk orman yangınları çıktı söndüremedik! alibaba can'ın cfr ve davos konuşmalarında küreselcilere biat eder gibi sözler sarfettiğini de ekleyelim! tenet bile demiş ya! pislik tayipne erdoğan'ın vaktinde kezzapçı gülbettin'in sol taşağı pozisyonunda diziyin dibinde predictive programming pozu verdiği videoya baktım! tam versiyonu bu mu bilemiyorum ama video akarken görüntü birden kararıyor! bir süre öyle kalıp sonra tekrar geri açılıyor! kararmanın meydana geldiği an videonun 2. dk 45. sn'si! 5+4 9 eder! 2 ise 1 ile 1'in toplamıdır! etti mi sana 911! bizim pislik tayipne akp'yi 11 eylül saldırılarından tam 27 gün önce açmış! partinin ingilizce adı justice and development olarak yazılıyor! bu da judaizm kavramını anımsatıyor! judaizm'in şöyle bir tanımını buldum! "Judaizm (Judaism) Nedir? "Judaizm (Judaism); Yahudi halkının, bireysel ve kollektif olarak, uluslararası uygulama kapasitesine sahip bir tek (hukuka) (Yahudi Hukuku) bağlı olduğu inancıdır. Doğal adâlet, İlahî vahiy, gelenek ve âdet üzerine kurulu bu hukuk, etrafını saran pozitif hukukla, kendisinin bir kusuru olmadan çatışmaya girer." judah kingdom ise yahuda krallığı imiş! judas ise isa'yı eleveren hain havari olarak bilinen kişi oluyor ki bu son tanım pislik tayipne'ye daha uygun geldi bana!

El insaf

11 Ağustos 2021 21:35

Şimdi bopçu partiye oy atanlar milleti bopçulukla suçluyor pes. Kahrolsun abd kahrolsun onun projelerine destek verenler

Aşilamada

11 Ağustos 2021 20:09

En başarılı ülke israildi bugün covide yakalanma riski en yüksek ülkelerden biri ilan edildi amerika tarafından. Kimse sormuyor tamamina yakını asilanan bu ulkeler neden kapanma noktasina geldi tekrardan, neden varyantlar çıkıyor halen?? Ve neden âşılananlar "aşı olmayanların bize virüs bulaştırma hakkı yok, bu yüzden herkese zorla aşı yapılmalı" derken aşının işe yaramadığı konusunda topluma bir mesaj daha verdiklerinin farkında bile değiller. Aşilandiysan sana virus bulasmasindan niye çekiniyorsun denez mi insanlar. Asla aşı karşıtı olmadim ama burda garip çeliskiler yok mu tam açiklanamayan.

Dedem Korkut

11 Ağustos 2021 17:58

Son dakika... Sel bölgelerinden korkunç görüntüler! Sular 4 metreye ulaştı Etkili olan şiddetli sağanak nedeniyle bir kişi kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti, bir kişi de sel sularına kapıldı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da Bartın, Sinop, Samsun, Kastamonu ve Karabük'teki sel felaketine ilişkin son dakika açıklamalarda bulundu. .... nedir bu başımıza gelenler , her dakka bir bela .....içimizde düztabanmı var nedir , ya da cenâbet ..... Abdurrahman Dilipak @aDilipak · 19 Mar 2020 "Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir; kaldı ki Allah birçoğunu da bağışlar." (Şûrâ Suresi - 30)

davinci

11 Ağustos 2021 15:56

Marshal yardımlarıyla Ege ve Akdeniz bölgemizdeki milyonlarca zeytin ağacımız kökünden sökülerek gemilerle Avrupa’ya götürüldü.

aydın

11 Ağustos 2021 15:50

türkçemizde vijdan diye bir kelime yok.ama ısrarla tdk"ya inat, vijdan yazmandan mutluluk duyuyorum.

Zan

11 Ağustos 2021 15:03

Tv de tartışma programlarında uzmanlar!! güya abd afganistanda, ırakta, suriyede yenildi, çekilmek zorunda kaldı şeklinde yorumlar yapıyorlar gerçekten çok komikler. Tam tersi abd çok başarılı oldu. altıni, parayı, petrolü, toprağı aldı ve bir daha bellerini doğrultamayacakları şekilde bir iç savaş bırakarak çıktı bu ülkelerden tam planladığı gibi. Bu arada milyonlarca müslüman hem öldü hem mülteci oldu. Başka ne yapması gerekiyordu abd'nin başarılı olmasi için acaba bu uzmanlara sormalı.

Zan

11 Ağustos 2021 14:55

Tv de tartışma programlarında uzmanlar!! güya abd afganistanda, ırakta, suriyede yenildi, çekilmek zorunda kaldı şeklinde yorumlar yapıyorlar ya gerçekten çok komikler. 

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle