--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Savunma işbirliğinden önce..

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
39

Kazakistan konusu tekrar İslam dünyası, Türk dünyası arasında bir savunma paktının gerekliliği konusunu gündeme getirdi. Ama önce soralım; İslam ülkeleri yöneticileri ne kadar İslam ahlakına ve İslami duyarlılığa sahip? Ya da o ülke halkları ne kadar İslam ahlakına bağlı? Yani bizim önce yeniden Müslüman olmamız gerek.

Aslında bu konu kulağa hoş geliyor! Batının örgütlediği BM, NATO, AB, UNESCO, FAO, WHO gibi örgütlerin başına İslam yazdınız mı bu iş tamammış gibi geliyor. İslam Birleşmiş Milletleri, İslam NATO’su, İslam Birliği. Tamam da bu sadece bir isimden ibaret değil. D8’in hali ortada. Endonezya, Malezya, Bangladeş, Pakistan, İran, Türkiye, Mısır, Nijerya. İlk iki Malay grubunda, sonraki 2’li Hind grubunda, Sonraki ikili Türki grubda. İki Malay kendi içinde uyumlu değil. Hindistan ayrılan Pakistan ve Bangladeş kendi içinde uyumlu değil. Türkiye’den sonra en büyük devlet İran’la Türkiye uyumlu değil. Hiç biri Mısır’la uyumlu değil. Nijerya Afrika’da bir Frankofon ülke. Nasıl olacak bu iş.

Bakın CoVID’in ilk günlerinde toplumsal olayları kontrol altına almak için bir NATO ülkesi olan İtalya, Fransa ve Almanya’dan değil de, Ortodoks ve sol gelenekten gelen, Sovyetlerin devamı olan NATO dışı bir ülkeden yardım istedi ve Rusya, İtalya’ya asker gönderdi, ama Türkiye Kazakistan’a asker de gönderemedi, Jandarma da. Oysa Wilhelm, 18.4.1901’de Çin’de çıkan Boxor isyanını bastırmak için Abdulhamid’den askeri destek ve Çinli Türki ve Hui Müslümanlarının isyana destek vermemesi için Halife olarak sürece müdahil olmasını istemişti. Ecevit’in dedesinin de yer aldığı heyet bu maksatla Çin’e gitmişti. Heyet başkanı kimdi dersiniz: Mirliva Enver Paşa.. Bu zat Nazım Hikmet’in dedesi olup; bu zatın babası Konstantin Borzecki ise 1848 ihtilalinde Türkiye’ye sığınıp, Mustafa Celaleddin Paşa adını alan kişidir. Hay Allah, Nazım’ın dedesi Çin’e giden Hilafet heyetinin başkanı.

Bu heyetteki Mustafa Şükrü efendi, (Dadaylı Mustafa Şükrü) Bülent Ecevit’in dedesidir. Nazım Hikmet’in dedesi, heyet başkanı Mirliva Enver Paşa’nın evlendiği bayan ise, Alman kökenli Osmanlı generali Mehmet Ali Paşa’nın (İhtida’dan önceki adı Karl Detroit) kızıdır ve adı Leyla hanım olarak geçmektedir. Leyla hanım ise Nazım Hikmetin dedesi Enver Paşa ile evlenmeden, daha doğrusu Müslüman olmadan önce matmazel Hortans adını taşıyordu. Bizim Hilafet heyeti Çin’e varana kadar, bir milyona yakın Çinlinin öldürülmesinin ardından isyan bastırıldı ve bizim heyete de iş kalmadı. Onlar da Kore üzerinden, Moskova’ya oradan İstanbul’a döndüler. Giderken bekar olan Miralay Enver Paşa (Bu bilinen Enver Paşa değil) Matmazel Leyla hanımla evlenip dönmüşlerdi.

Biz 1900’lerin başında Çin’e gittik ama, bugün Kazakistan’a gidemedik. Kazakistan’ın, daha doğrusu bölgenin pamuk ve buğdayı çok kaliteli, ama Kazakistan’dan biz buğday bile alamıyoruz. Gulutenli buğdayımız ABD’den, mercimek Kanada’dan, ekmeğimizin tipi Fransız!

Malezya, Pakistan, Türkiye bir araya gelse, biz uzaya mekik de göndeririz, savaş uçağı da, füze de yapabiliriz. Yapabiliriz de yapamıyoruz işte. Malezya da Pakistan da Çin grubunda, biz Batı grubundayız. Bir F35 konusunu bile çözemedik, S400 konusunu çözemedik. Herkesin teknolojisi farklı. Gelin biz büyük hedefe doğru, küçük bir adımla başlayalım işe ve İslam Barış Gücü oluşturalım. Tabii afet ve kargaşa bölgelerinde barışı sağlamak üzere bir güçten söz ediyorum. Bu güç sadece İslam coğrafyasında değil, İslami bir kimlikle tüm dünyada tabii afet bölgelerinde, insani yardıma ihtiyaç duyan her yerde görev üstlenebilir. Bu yapı içinde asker, polis, Jandarma, özel kuvvet elemanları, zabıtalar yanında gönüllüler de görev üstlenebilir. İslam ülkelerindeki bütün Kızılay ve insani yardım kuruluşları sisteme entegre edilebilir.

Daha biz Doğu Roma’nın ne olduğunu bilmiyoruz, “Kahbe Bizans”, “Bizans Entrikaları” hikayeleri ile uyutuluyoruz. Saray olan her yerde, eğer denetim yoksa ve adil yönetim yoksa orada entrika eksik olmaz. Ortodoks birliğinden, Osmanlı Milletler Topluluğundan söz edemezsiniz. Bol bol mefahir pompalar, geleceğe dair hayal üretirsiniz! Hele hele Hilafete bağlı Müslüman toplulukların bir katipliğinden bize söz edemezsiniz.

AB’nin adı daha önce AET idi. Onun öncesinde “Kömür”, “Demir Çelik Birliği” vardı. Büyük hedeflere küçük adımlarla ilerlediler.

Bizim daha ortak bir bankamız bile yok. Hadi, TMSF’ye devredilen, şu bugünkü adı Ticaret Bankası olan Osmanlı döneminde ilk Riba’sız banka olarak Sakarya’da kurulan İslam Ticaret BankasıD8 Bankası yapalım. Buna paralel sigorta, kredi kartı, diğer finansal enstrümanlar, ortak yatırım fonları, ticari krediler, borsalar arasında bir network, ortak bir kredi kartı, bir barter şirketi yapalım.

D8 Ülkeleri arasında bir media havuzu oluşturalım. Ortak bir kripto para oluşturalım. Bir perakende ve toptan satış networkü oluşturalım. Türkiye’den Halkbank, KOSGEB, PTT Kargo TOBB’un işin içinde olacağı, Ali Baba örneği bir ticari market oluşturabiliriz. Elimizi tutan kim? Zaten D8 Dakar zirvesinde bu yönde karar alınmıştı. D8 yeni genel sekreteri de bu yılbaşında göreve başladı. Giden Malezyalı idi, gelen Nijeryalı. Buyurun 3 kıtada, üye devletler olarak 1.2 milyarlık bir nüfusa hitap edecek, domine ettikleri ülkelerle 2 milyarlık bir nüfusa hitap edecek şu birliği hayata geçirelim. Bu işlere bir ucundan başlamamız gerekiyor. Siyaset olmadan bu iş olmaz, ama bu iş tek başına siyasetle de olmaz. Mevzuat ve bürokrasi kolaylaştırıcı değilse, piyasaya mafya hakimse, adalet mekanizması hızlı ve doğru çalışmıyorsa bu işlerin hiç biri olmaz. Bu bütün ülkeler için geçerli.

STK’lar da bu iş destek vermeli akademi de. Madem “İslam Birliği”ne giden bir yolda ilerleyeceğiz, Diyanet ve dini kuruluşlar da destek vermeli. STK, Media, sanat dünyası, iş dünyası da. Yani hep birlikte başarılacak bir iş bu! İktidarı ile  muhalefeti ile övünmeyi-dövünmeyi bırakıp ciddi işler üzerinde yoğunlaşmamız gerek. Birbirimizle bu kadar kavgalı iken, dünyanın başka yerlerindeki insanlarla nasıl barışçı ilişkiler gerçekleştireceğiz. Yani bizim de kendimizi değiştirmemiz gerek. Biz kendimizi değiştirmeden Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecektir. 

Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(39)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Anladım Ccanımm

19 Ocak 2022 11:51

İyi niyetli birisi olduğunuzu düşünerek kısa bir cevap veriyorum..Söyledikleriniz prensip olarak doğrudur..Her türlü konuyu herkesin anlama kabiliyeti farklıdır..Bu fark öncelikle iyi bir eğitim öğretim görmüş olmakla başlayıp, kişinin inanç,iman,ırk,imkan,örf, adet,tarih,aile, çevre ve şu sosyal medyanın zihinleri ele geçirdiği ortamda sayılamayacak kadar çok etkenle olgunlaşır ve sonuca varılır..Ben önce Müslümanım sonra Türk'üm..Benim dinim İslam son din ve en mükemmel dindir..İmanın şartları vardır ve ayrıntısında bir çok kurallar..İmani konular tartışılamazken, diğer konularda çeşitli özünden ayrılmayıp değişiklik gösterebilir..İnancımda imanı ve makamı bizlerden daha yüksek olduğunu bildiğimiz zatlar vardır..Biz bunların keramet gösterebileceğine de inanırız....Peygamberimiz H.z.Muhammed (SAV) tüm insanlığa rahmet olarak indirilmiş ve onun eşi benzeri yoktur..Onun yeri RABBİMİZİN(CC) yanında başkadır....Bizim de yanımızda başkadır..Bu YA RABBİ rumuzla kişinin yazdıkları ise ipe sapa gelmez Fetö'yü bile geçen bir uydurmasyon atmasyondur..Her yazdığı yazıda(Böyle yüce(!) birisinin böyle sosyal medyada yorumla kendini övmekle ne işi varsa artık onu da bilmiyorum ya) tövbe haşa ALLAH(CC) ile konuşmalarını ve tövbe haşa O(CC)'nun cevaplarını bize yazıp döküyor..Bu olacak işmi dir? Biz insanlar bilmeyiz belki her konuda bir batın taraf bilinmeyen taraf vardır da..Söyler misin bana 'sana sordum anneme zulm ediyormuyum diye, etmiyormuşum.İsrafa kaçmayan harcamalarımdan razı olduğunu ve devamını istediğini öğrendim' cümlelerinin neresi anlaşılmayıp batını olan, bizim anlayamayacağımız bir bilgidir..İslamiyette tüm bunların da daha fazlasının da cevapları zaten vardır.Her müslüman bu cevapları bulabilir.Fakat bu arkadaş sanki cevaplar kendisine özel olarak veriliyomuş gibi bir tavır ve havalarla yazıyor..Niye yazıyor oda belli değil.Böyle, gerçekten manevi bir makamı olan kişi gelip burada gurur ve kibir dolu yazılar mı yazar?Gerçekten öyle olsa durumunu faş mı eder?Hani mtevazilik, önce edebli olmak, hatta ölü gibi olmak..Arkadaş millete sallıyor da sallıyor..Hele belli Türklerden nefret ediyor..Türkten nefret eden bir müslüman mı olur?Türklerin Din-i Mübin-i İslam'a yaptıkları bu kadar hizmete karşılık..Bu bile bu kişinin Müslümanlığını sorgulatır.ALLAH(CC) ile karşılıklı konuştuğunu söylüyor..Biz müslümanlar böyle bir şeye inanmayız.Kendisini peygamber filan mı sanıyor?Daha peygamber gelmeyecek.Fetö'de insanları ALLAH(CC) ile Peygamber (SAV) ile görüşüyorum, konuşuyorum diye kandırıyordu..Ayrıca Şefaat ALLAH(CC)'tan değil Peygamberimizden(SAV) istenir..ALLAH(CC) affedicidir, affeder, dilediğini.O(CC)na kimse Yön veremez..Her şey her hüküm ALLAH(CC)'ındır.O dilerse affeder.Bu tavırlar ALLAH(CC)'a ve Peygamberimiz H.z.Muhammed(SAV)'a iftiradır, zulümdür..Netice, yanlış yoldasınız..Kendinizi bir yoklayıp kibir ve gururdan arınıp mütevazı bir müslüman olmanızı dilerim, her şeye rağmen...

Mehmet71

19 Ocak 2022 08:13

Abdurrahman bey,tamam da birmilyar ikiyüzbin nüfuslu yaklasik 55 ülkeyi yönetenler dünyadaki hangi güçlerin emrindeler.türkiye son 20 yılda neyin mücadelesini veriyor birde bunlar hakkında bir iki makale yaxabilirmisiniz.selam ve dua...

Özet

19 Ocak 2022 07:18

Siyaset olmadan bu iş olmaz, ama bu iş tek başına siyasetle de olmaz. Mevzuat ve bürokrasi kolaylaştırıcı değilse, piyasaya mafya hakimse, adalet mekanizması hızlı ve doğru çalışmıyorsa bu işlerin hiç biri olmaz. Yani bizim de kendimizi değiştirmemiz gerek. Biz kendimizi değiştirmeden Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecektir.

YA RABBİ

19 Ocak 2022 02:46

ZUHAL OLCAY-CANDAN ERÇETİN.DEN MEĞER.İ DİNLİYORUM....MEĞERİ YAŞAMAK EYYÜB.LÜKTEN GEÇİYOR...EYYÜBÜ YAŞARSAN MEĞER.E KAVUŞURSUN DEĞİL Mİ...YANILIYORSAM DÜZELT....ŞARKIYI DİNLEYİP DİNLEYİP EYYÜB.Ü ANDIKÇA YÜREĞİMDEKİ KARABULUTLAR DAĞILIYOR İÇİME ÜMİT VE FERAHLIK DOLUYOR.....ŞEFAATİNİN SON NOKTASINDA ŞEFAAT YA RAB....

Ah hocam

19 Ocak 2022 01:00

Allah aşkına her şeyde islamın adını kullanmayalım be yav. İslam dinarı, İslam Birliği, islam pasaportu, islami otel... Bu islam adını yıpratmaktan başka bir şey değil.

İçerden başlasak

18 Ocak 2022 22:46

Türkiye içerden başlamalı. Merak ediyorum kamu yan kuruluşu niteliğinde sivil toplum kuruluşları araştırılsa yüksek maaşlı aynı zamanda emekli oranı ne çıkar. Malezya Pakistan ile birleşene kadar yapacak çok iş var

Bilal Zeki VERİMLİ

18 Ocak 2022 22:13

Yazınızın tamamını okudum. Yıllarca savunduğumuz fikirler lakin ömrümüz bitmek üzere oldu hala yapmalıyız diyoruz , ne zaman yapılacak, kim yapacak.

YA RABBİ

18 Ocak 2022 20:54

DİLEYEN DİLEDİĞİ KADAR TEHDİT ETSİN... 

YA RABBİ

18 Ocak 2022 20:45

türkler neden sana şerefi layık görmüyorlar.. 

Ferhat (Medine Modeli islam Devleti)

18 Ocak 2022 19:43

Sorun SEZEN Aksu değil. Gözünüzü kuma gämüp bütün suçu ona yüklemek doğru değil. Asıl sorun aldatici ve inkarci sistemin darwinizme dayanan eğitim müfredatinda. Kisacasi bu ülkenin evlatlari inkarci oluyorsa bunda en büyük vebal serçelerin değil, bilakis burada vebal devletin eli ile ikarci bir nesil yetiştirmesindedir.  

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle