--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ölüm asude bir bahar ülkesidir

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
21

Ölüm ve doğum.. Niye ölümü başa yazdım biliyor musunuz, çünkü bu dünyaya geldiğimizde aslında ölümlü bir dünyaya doğmuştuk, ölümsüz bir hayatta. Acılar, çileler dünyasına. Yaşlanan bedenimizdi bu dünyada. Ruhumuzun yaşı yoktur. O yaşadığımızı sandığımız zaman boyutunun dışında bir aleme aittir.

Bu “sürgün yeri”ni ne kadar da sevdik. Gardiyanına âşık mahkûmlara döndük! Ne kadar da oyalandık, övündük, her şeyi dert edinmekten dert sahibi olduk. “Ölmeden önce ölecektik” oysa.. Dünya hayatını “oyun ve eğlence yeri” sandık.

Her insanın kıyameti, Azrail’in dokunuşu ile gerçekleşir. İsrafil’in bir üfürüşü ile son nokta konacaktır kainata. “Ezel” ve “ebed” davasına, zehabına kapılanlar, o gün “tul’u emel”in ne kadar anlamsız bir şey olduğunu anlayacaklardır. İşte sonunda doğan herkes ölecek. “Ezel”i olmayan hiçbir şey “ebed”i olmayacak. Kimse dünyaya kazık çakmayacak. Keşke uzun ömür yerine, bereketli, hayırlı bir ömür dilesek. Allah bizlere hayırlı bir ömür, hayırlı bir ölüm versin. Ömrümüzü bereketli kılsın.

Unutmayalım, her insan ölecek yaştadır. Ölümün zamanını, yerini ve şeklini tayin eden de Allah’tır!. Azrail’in geç ya da erken geldiği görülmemiştir.

Bu dünyaya gelirken de, giderken de çıplaktır insan.

Ruhumuz beden kafesinde bir kuştur. Ruhumuz bedenimizde hücre hapsindedir aslında. Biz bu anlamda prangalarımızı sırtımızda taşırız. Her şeye alışıyor insan, prangalarına da! Zaman oluyor, “Ruhumuza geçiyor bilekçelerimiz”!

Bu dünyada yaşadığımız her anın hesabını vereceğimiz bir gün var! Misgale zerretin hayran yerah ve misgale zerretin şerran yerah ölçüsünde her şeyin hesabı sorulacak. Aklımızdan ve kalbimizden geçenleri de kaydeden meleklerimiz var bizim. Nefsimize taht kurup oturan şeytanların gürültüsünden, dünya gailesi ve telaşınla omuzlarımızdaki, önümüzde, arkamızda duran meleklerin seslerini duymuyor çoğumuz.

Hiç kimsenin yaptığı yakına kâr kalmayacak. Ya da yaptıkları bir iyilik boşa çıkmayacak. Yanlış işlerin fetvacıları, o gün icracıları ile birlikte pişmanlık vadisinde yaptıklarının cezasını çekecekler ya da mükafatı ile mes’ut olacaklar.

Sahi anneler, çocuklarının elbiselerinin temizliğine gösterdiği çocuklarının kalbinin temizliğine gösteriyorlar mı, Çocuklarının karnını doyurmaya gösterdikleri özeni, kafalarını doyurmaya gösteriyorlar mı? Çocuklarınız işe girmek ya da bir okula girmek, sınıf geçmek, bu dünyada bir makam ve para sahibi olmak için çalıştığı kadar, cennete gitmek için çalışıyor mu? Bunlar cennete gitmenin bu işlerden daha kolay olduğunu mu düşünüyorlar!

Nedense telefonlarının dinlendiğinden endişe eden, ya da gizliden gizliye yedikleri haltların ortaya çıkmasından korkan insanlar, eğer gerçekten Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorlarsa, bir gün ansızın bu hesapların önüne konacağından hiç korkmuyorlar mı. O büyük utancı yaşamaktan hiç utanmıyorlar mı?

Gazeteciler dünya gerçekleri çerçevesinde bu hadiselere en çok vakıf olanlardır. Biz “Hakkın ve halkın gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olmakla emrolunduk. Biz gerçeğin habercisiyiz, Peygamberler hakikatin habercisidir. Bu ikisi bir araya gelince hakikat hayat buluyor. Peygamberler bunun yaşayan örnekleridir. Biz eğer adil şahidler oluyorsak, haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana, zalimlere karşı durabiliyorsak o zaman kurtuluşa erenlerden olacağız ve o gün bütün bu sırlar açığa çıkmış olacak.

Mustafa Karahasanoğlu ile bu ilkelerle gazeteciliğe başlamıştık, Milli Gazete’de. Bugünlere geldik. O bugün aramızda değil. Mustafa Karahasanoğlu göçtü dar-ı bekaya. Mustafa Karahasanoğlu uzun zamandır tedavi görüyordu. Kendilerine Allah’tan rahmet ediyorum. Aile, arkadaş ve dostlarına sabrı cemil diliyorum. Onların dünya sürgünü bitti. Biz sıramızı bekliyoruz. 

Global Resetçi, Trans Humanist biyolojik insanı ve Tanrıyı tedavülden kaldırmak, din, ahlak, gelenek ve biyolojik cinsiyetinden bağımsuız GENDER diye tanımladıkları BİREY’leri, biyolojik siber kölelere dönüştürmek isteyen pedofilik çetelerin şerrinden Allah insanlığı muhafaza etsin, ama tabii önce bu Şeytanların ve onların yerli işbirlikçilerinin, ins ve cin şeytanların şerrinden Allah’a sığınalım. 

Bu çeteler insanlığın başına bela olmaya devam ediyorlar. Ama artık onların kirli işleri ve ilişkileri ortaya çıkmaya başladı. İnşallah bu konuda daha fazla zarar görmeyiz. Bu konu ile ilgili olarak şunu da söylemek gerek. Kader, rızık ve ecel değişmeyecek. Ve her şey Allah’ın iradesi içindedir. Biz O’nun rızasına tabi olalım. Allah’ın rızasının tecellisinin vesilesi olalım ki, Allah bizim ellerimizle zalimleri cezalandırsın ve mazlumlara yardım etsin. Ahirete ayarlı bir hayat yaşayalım ki, mal, mülk, para, makam gibi ihtirasla arzuladığımız şeyler bizim için yakıcı bir fitneye dönüşmesin. Ölümden sonraki hayatımız asude bir bahar ülkesine dönsün! Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(21)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

emekli

15 Ağustos 2022 00:15

dünyanın gidişine bakarsanız nereye gitmekte olduğumuz ortada bunu kavrayamayanların çoğu gerek helal gerekse haram yoldan dünya malına daha doğrusu maddeye tapar hale gelip servet biriktirme yarışına girmişler ve bazılarıda hala küresel iklim değişiminin bir senaryo olduğundan bahsetmekteler ancak 5- 10 yıl içinde aşamalı katlanarak artacak olan doğa olayları umarım fikirlerini değiştirecektir önemli olan elimizdekinin fazlasıyla paylaşmayı bilip inancımızı arttırmalıyız o asude baharı güzel yaşayabilmek için

Levent Cengizoğlu

14 Ağustos 2022 20:07

Ülkemizde amerikan sistemi ULTRA-TELEGRAM-BIO HACKER yayınında ağzınızı açmadan zihninizden geçenler konuşma şeklinde karşı tarafa iletilmektedir buna nesneler arası iletişim denilmektedir hepimiz nesneyiz kısaca. Hepimizin beyin dalgası parmak izi gibi eşsiz olduğu için herkesin bir numarası (id) bulunmaktadır bu yüzden yanınızda hiçbir cihaz olmasada siz nerede olursanız olun size ulaşılabilmektedir. Okyanus ortasında ve Everst dağı vb. Yerlerde internet olmadığı için starlink'ler vasıtası ile internet sağlanacaktır ve kaçma şansınız yoktur ileride.

Mehmet Şerif ( Cihadın anlamı mücadeledir. Mücadelenin en büyüğü nefse karşı yapılan ve kazanılan zaferdir. Mehmet Akif İstiklal Marşı için verilen ödülü neden kabul etmemişti? İhtiyacı olmasına rağmen )

14 Ağustos 2022 17:27

Değerli hocam ölüm tıpkı doğmak büyük yaşlanmak gibi hayatın bir döngüsü değişmez bir yasası. Asıl olan hayatın hangi ölçüye göre yaşanılması. Bu ölçüyü insan kendine göre mi belirleyecek veya evrendeki bütün canlıların veya cansızların tabi olduğu ölçülere göre mi belirleyecek. İnsanların ölçülerinin zulümle huzursuzluk mutsuzluk tatminsizlikle savaşla çevre kirliliği ile canlı türlerinin hızla yok oluşuyla sonuçlandığını bizzat gördük. Peki eko sistemdeki veya evrendeki denge hali kendilerinin eseri mi yoksa kendileri için de belirlenmiş yasalara ( ölçüye) teslim olmalarının mi sonucu? Şüphe yok ki evrende ve doğada kaos yok zaten kaos olsa doğadaki canlılar kendiliğinden binlerce yıl öncesinden yok olurdu? Peki bizi bütün doğadaki canlıların cansızların teslim olduğu bize ise vahiy yoluyla iletilmiş ölçülere teslim olmaktan alıkoyan nedir?

Astronomi bilimi başka şeyler söylüyor

14 Ağustos 2022 16:59

Özetle; cümle cemaat bütün kainat, alem, evren, son sürat çılgınca -273° doğru yol almakta... "düzen" falan diyorsun da bilimsel, kozmik veriler başka şeyler söylüyor.. kıyametler kopuyor kainatta hem de her an! "BingBeng" teorisine göre kainat 13,7 milyar sene önce oluştu.. CERN de proton hüzmeleri çarpıştırıldı ve Higgs bozonu bulundu(magazin: Tanrı parçacığı:)) güneş sistemimiz daha çok genç.. sadece 4,5 milyar yıl.. özetle karadelikler galaksileri, yıldızları , gezegenleri yutuyor başka alemlere gönderiyor.. "düzen" dediniz de; düzen yok KAOS var evrende..

Mehmet Şerif ( Hayat bir köprüdür bambaşka bir gerçeğe yolculukta )

14 Ağustos 2022 15:59

Değerli hocam bundan 24-25 yıl önce okuduğum astronomi ile ilgili yazılarda Kara deliklerin varlığına ilişkin herhangi bir somut kanıt olmadığı fakat etkilerinden fizik kuralları gereği var oldukları kabul edilirdi.. Ölüm ile ilgili düşüncelerimiz de hep ölenlerden yola çıkarak oluşmuştur şüphesiz gerçeklikliğin bir kısmını yansıtır. Örneğin ölen canlıların büyük bir acı çektiği ( 15 yaşlarımdaydım babam bir horoz keserken sıkıca ayaklarından tutmanızı istedi abimle tutttuk derken babam horozun baı boynundan ayrıldı.Nasıl olduysa abimle horozun ayaklarını bıraktık.Horoz kesik başıyla koşmaya başladı açıdan zıpliyor bir yandan kıvranıyordu o dehşetli an ölümün ne kadar zorlu bir süreç olduğunu bana göstermişti.) Kesinlikle gerçeğin tamamı değil. Akıl duyularımız ve hislerimiz bir gerçeği bütün boyutlarıyla ne kadar verebilir.

olduğu gibi

14 Ağustos 2022 15:37

Halimize İsrailoğulları Bile Hayret Ediyordur... “Ey Musa sen ve Rabbin gidin savaşın, biz burada oturup bekleyeceğiz” (Maide, 5/24) diyerek, inançları ve davaları uğrunda mücadele etmeyi reddeden, canlarından, mallarından ve zamanlarından fedakârlık etmeyi göze alamayan İsrailoğulları gibi oturduğumuz yerden “Ya Rabbi! Bu ahlaki çöküntüye bir son ver, gençlerimizi deizmden koru! Filistin’i kurtar, Suriye’yi kurtar, Afrika’daki açları doyur, İsrail ve ABD’yi kahreyle, bizim mahallede de bir yetim var, ona da sahip çık Allah’ım!” diyerek her şeyi Allah’a havale ediyoruz… 

NURAN DEVRES

14 Ağustos 2022 13:10

Evet, benim için ölüm gerçekten de bir asude bahar ülkesi. Tam bir teslimiyet içinde ve huzurluyum. Her an her şey için şükrediyorum. Allah bana her zaman çok cömert davrandı, lütufta bulundu. Bunun için ona teslim olmaktan başka hiçbir şey yapmamıştım oysa. Her an içimi, kalbimi, zihnimi okuyan, bilen Allah' a teslim olmayıp da ne yapacaktım?

ALLAH ‘ın 1 KULU

14 Ağustos 2022 15:59

NURAN HN. EPEYDİR, YOKSUNUZ BURALARDA. BU ARADA, YORUMUNUZA BAKARAK FİKİRLERİNİZİN TAKLA ATTIĞINI GÖRÜYORUM. BİRİ GİTMİŞ, YENİSİ GELMİŞ SANKİ… BU HALİNLZLE HOŞ GELDİNİZ.

Yusuf başkır

14 Ağustos 2022 11:50

Allah razı olsun efendim

Emin

14 Ağustos 2022 11:11

Birde hakkı hakikati mahşetlere taşımayan tam aksine dünyalık çıkarları doğrultusunda özellikle siyasilere yağcılık yapan medya organlarında bu milletten helal lik alması lazım veya birilerinin mahrelerini deşifre ederek şantaj yapanlar evet kimse masum değil en büyük vebal halkı yalan haberlerle oyalayip gündem değiştirme peşinde olanlar bu sağ ve sol medya farketmez hakkı yazmadıkça vebalden kurtulamassinz vessalam

1071

14 Ağustos 2022 10:43

Inna lillâ h ve inna ileyhi raciun Rabbim gani gani rahmet eylesin

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle