--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Nereye gidiyoruz?

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
45

Birileri “uçuyoruz” diyor, birileri “battık” diyor.

Geçen gün ABD’nin geleceğini konuşuyoruz da, birileri ABD’nin önümüzdeki 5-10 yıl içinde batacağını söylüyor, birileri aynı dönemde yeni dünya düzeninin liderliğinin yine ABD’nin elinde olacağını söylüyor.

Aynı durum AB için de söz konusu. Aynı sürede AB dağılabilir de, daha güçlü hale gelebilir de?

Bu senaryo Çin, Japonya, Rusya, Hindistan, Vatikan için de söz konusu. Yani, gelecek ile ilgili herkes için birbirinin zıddı iki görüş var. Sonuç, belirsizlik!

Türkiye için, dünya ve bölgeden bağımsız bir öngörü gerçekçi olmayacak. Ya da kimse diğer ülkeleri, Türkiye’yi görmeden bir gelecek öngörüsünde bulunamaz.

Aslında Türkiye ne nüfus, ne ekonomi, ne toprak, ne de askeri güç olarak değil, jeopolitik, jeo stratejik açıdan çok önemli bir konumdayız. Yani, mimarideki kilit taşı, kantarın ince ayarı gibi bir pozisyon.

Öte yandan; süreç doğru bir çizgi izlemiyor. Çok dalgalı. Risk ve fırsatlar çok kısa aralıkta radikal şekilde yer değiştirebiliyor.

Bir de, olayları tanımlama konusunda, geçmişin bilgi birikimi, kavramları ve kurumları geçmişi, bugünü ve geleceği tanımlamada, insanların toplumların korku ve umudlarını açıklamada son derece yetersiz. Artık dini topluluklar da, ideolojik önderler de, genel olarak geleceğe dönük bir umud vaad etmiyor. Ama bilinen bir gerçek var, gelecek geçmişe benzemeyecek ve geçmişin devamı olmayacak. Ciddi bir kırılma yaşanacak. Ülkeler, rejimler ve iktidar yapıları değişecek. Çin ve Hindistan bu kadar büyük nüfusları bir arada tutamayacak. Rusya bu kadar büyük bir toprağı koruyamayacak, ABD bu kadar zengin olamayacak. Avrupa ve ABD birliğini koruyamayacak. Bu süreç ne kadar uzun sürerse, bu işin ekonomik, sosyal maliyeti o kadar büyük olacak, o kadar uzun sürecek, bu işin kan ve gözyaşı maliyeti, trajedisi o kadar dehşet verici olacak.

Geleceğe ilişkin teolojiler, kehanetler ve stratejistler umud vaad etmiyorlar. Tarihin sonu, Medeniyetlerarası Çatışma diye başladığımız süreç, Melheme-i Kübra, Armagedon, TransHumanizm, uzay savaşı, biyolojik savaş, kimyasal silah, Laser ve RF savaşları, nükleer savaş tehditleri ile devam ediyor.

Bugün dünya, dünden daha özgür, refah içinde ve güvende değil. İnsanların korkuları umutlarına baskın.

GlobalReset projesi, insan, toplum, siyaset, bilim, teknoloji, enerji her şeyi değiştirmekten söz ediyor. İnsanların büyük bir kısmının resetlenmesi sözkonusu o projeye göre. Enerji ve emek artık bir maliyet unsuru değil. Otonom robotlar / Humanoidler üretim, hizmet, tarım ve hayvancılık alanlarında işlerin %80’ini yapabilecek. Birçok sektör olmayacak. Mesela şoförlük ya da eğitim, sağlık bir sektör olmaktan çıkacak. NeuraLinkle beyne kayıt yapılabilecek. Bu projeye göre bu kadar insana da gerek yok. Zaten hayatta kalması gerekenler de Siborg’a dönüştürülecek.

Bu ileri hedeflere ulaşmak için bugünü doğru yönetmek gerekiyor. Globalistler, siyaset, bürokrasi, akademi, sivil toplum, Media’ya, sermayeye, siber sisteme sahip olsalar da evdeki işleri pek çarşıya uymuyor.

Sonuçta zor bir dönem. Başından beri Globalistlerin işleri yolunda gitmiyor. Kendi aralarında liderlik, yöntem ve nihai hedef konusunda görüş farklılıkları var. Geleneksel Masonik yapılar, tapınakçılar, Siyonist ailelerin de senaryoya ilişkin, Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olma endişeleri var. ABD, İsrail, İngiltere ve AB’de işler onlar açısından oldukça sıkıntılı. ABD’de Demokratlar ve Globalistler arasındaki koalisyon istendiği gibi yürümüyor. Cumhuriyetçiler iddialarından vazgeçmiş değiller.

CoVID senaryosunda da sıkıntılar söz konusu. Dünya oynanan oyunun farkına varmaya başladı. Muhalefet giderek büyüyor. Olay her gün giderek daha riskli hale gelirken, her gün biraz daha köşeye sıkışıyorlar. Bu işe kalkışanların geri dönüşleri de mümkün gözükmüyor. Öyle bir durumda her şeylerini kaybedebilirler. Onun için sonuna kadar direnmek gerek.

Türkiye CoVID tartışmasının en güçlü olarak yaşandığı bir ülke. Toplumsal muhalefet ise başlangıçta çok zayıftı. Bugün, daha önce aşı olanlar bile aşı dayatmasına karşı çıkmaya başladılar. Özellikle bir bebeğe yanlışlıkla CoVID aşısı yapıldığı bilgisi sosyal mediada gündem oldu. Pazar günü Ankara’da yapılacak, CoVID mitingi öncesi bu olayın yaşanmasının mitinge ilgiyi artırması bekleniyor. Bu konuda toplumsal hassasiyetin giderek artması, seçim sürecinde siyasi partileri yeniden düşünmeye, politikalarını gözden geçirmeye sevk etmesi bekleniyor.

Sonuçta imtihan oluyoruz. Bizi gören, duyan, bilen hüküm sahibi bir Allah var. Ne gam!

Nasreddin hocaya demişler, “bir tepsi baklava gidiyor”. “Bana ne” demiş. “Galiba sizin eve gidiyor” demişler. “Sana ne” demiş. Evet, bu işler hep böyle oldu. Birileri cennete doğru, birileri cehenneme doğru koşuyor. Bazan dağlar, ovalar, gece gündüz birbirini  izler. Bazan gecenin karanlığında gizli bir aydınlık vardır. “Her şey bitti” dediğinizde bile yeni bir kapı açılır. “Her şey tamam” dediğinizde bir bakmışsınız işler tersine dönmüş. Sonuçta şartlar ne olursa olsun, Allah’ın ipine tutunanlar kurtuluşa erenlerden olacak. Allah’ın gazabının vesilesi olanlar için ise kurtuluş yoktur. Onlar başımıza bela olsalar bile, Allah bizim ellerimizle onları cezalandırabilir. 

O bizim ellerimizle mazlumlara yardım etmek istemektedir. Allah’ın kolaylaştırdığından daha kolay, zorlaştırdığından daha zor bir iş yoktur. Sonunda Tanrılaştırılan kıral Calud’un 100 bin kişilik ordusunun bir sapan taşlık canı vardır. 

Burada asıl sorun, biz ne kadar Davud’uz, ne kadar Yusuf! Ne varlığa sevinelim, ne yokluğa yerinelim. Sonunda kurtuluşumuz gelen ya da gidenle değil, kendi liyakatimizle ilgilidir.

Gelin şöyle dua edelim ve bu sözler üzerinde düşünelim: Ya Rab bize Hakkı Hak, batılı batıl göster, (Hak ve batılı bize gösteren kimdir ve nedir?) Hak’da toplanmamızı (Hak olan ne ve onu nasıl anlayacağız) nasib et. Bizi nimet verdiklerinin (kim onlar) yoluna ilet, gazaba uğrayanların (kim onlar) değil. Bizi rızanın tecellisinin vesilesi kıl. (O’nun rızası ne yöndedir?)  

Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(45)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Vehbi

26 Eylül 2021 00:18

Arkadaşe, teşbihte kusur aranmaz diyorlar. Üst akıl denilen Siyonistlerin insanlığın gelececeği için zalimce planlarının olduğunu, planların çeşitlerini ve muhtemel olabilecek sonuçlarını, dahili ve harici bedhahlarıda, okuyucularınızıda bilgilendiriyorsunuz. Sonuç;sabaha kadar Hint racasına lalası leyla ile mecnun masalını anlatmış,raca:hocam anladım anladımda bu leyla mecnunun nesi olur? Böyle raca tipleri çok birde ihaneten yalanlayanlar vs. var. Ya sabır, ya hayır inşallah.

Osman

25 Eylül 2021 23:38

BU MİLLETİN HİÇ Mİ SUÇU YOK? Kıymetli Dostlar, Dün bir mecliste sohbet ederken konu doğal olarak dönüp dolaşıp siyasete geldi. Vitrin taşlamak millet olarak huyumuz olduğundan dolayı, her zaman olduğu gibi orada bulunanların bir kısmı iktidara, bir kısmı da muhalefete sallamaya başladılar. Önce susup dinledim. Baktım ortalık kızışıyor, araya girerek şöyle bir soru sordum: -Milletin, yani sizin, yani benim hiç mi suçumuz yok? Ben böyle deyince hepsi sustu ve gözüme baktı. Sonrasında söze nasıl devam etmişim gelin size de anlatayım: -Bizim milletin dindarlığı da milliyetçiliği de koftidendir. Haftada bir Cuma'ya gidip arada bir de şehit cenazesine denk gelince ''Ya Allah, Bismillah, Allahu Ekber'' nidaları atınca bizden daha dindarı yoktur. Hele bir de parmakla bozkurt işareti yaptık mı, milliyetçilik mevzusunu da hallederiz. O zaman herşeyimiz tas tamam olur ve her birimiz sütten çıkmış ak kaşık oluruz. Nasılsa, her ne halt olursak olalım ölünce cenaze namazımızda kılınır. E ölünün arkasından konuşmakta hiç adetimiz değildir. Ki, konuşan olunca da hemen sustururuz. Böyle bir ortamda müslüman ya da milliyetçi görünmekten kolay daha ne var ki? Lakin gel gör ki, hırsızlıktan haksızlığa, hainlikten nankörlüğe, yalancılıktan ikiyüzlülüğe her türlü ahlaksızlık bizde mevcuttur. Gündüz yayınlanan programlara ve akşam haberlere bakarsanız ne demek istediğimi çok daha iyi anlarsınız. Şiddet, vahşet, haksızlık, alavere, dalavere, tecavüz vesaire her türlü ahlaksızlık almış başını gidiyor. Ankara'da Avukat olan bir dostum var. Kendisi 55 yaşında bir abimdir. O bana der ki; ''Osman kardeşim, bu yaşıma kadar adliye koridorlarında görmediğim suç çeşidi kalmadı. Öyle suçlar var ki, şeytanın dahi aklına gelmeyecek suçlar. Bir tek suç görmedim. O da, kendi babasına tecavüz edene henüz rastlamadım. O'nu da görürsem artık emekli olacağım. Gırtlağımıza kadar ahlaksızlığın içine gömülmüş durumdayız. Bu ülkeyi düzeltmenin bir tek yolu var. İyi yetişmiş ve ahlaklı 10 bin kişi bulup ayırt ettikten sonra, kalan nüfusun 13 yaşından büyük olanlarının tamamını yeryüzünden silip, o 10 bin kadroyla yep yeni ve tertemiz bir nesil yetiştirmek. Yoksa bu ülkenin başına Peygamber bile getirsen değişen hiçbir şey olmaz. Ya gelen de bu millete uyar, ya da bu millet kendi gibi birini muhakkak bulup onu seçer. Kısacası, bu milletten bir cacık olmaz'' der. Ben de 10 yıldır Türkiye'deyim ve Avukat arkadaşımın anlattığı gibi, yaptığı işi hakkaniyetle yapan parmak sayısı kadar insan evladına rastlamadım. Bu ülkede yaşayan; *Ebeveyn (anne-baba), çocuğunun geleceği için kendi çocuğu dışındaki tüm ana kuzularının geleceğini karartmaya razıdır. *Öğrenci, kopya çeker. *Avukat, suçluyu suçsuz çıkarır. *İşadamı, vergiden çalar. *Memur, ya rüşvet alır ya da mesaiden çalar. *İşveren, işçisinin hakkını ödemez. *İşçi, patronundan çalar. *İmam, dini kendine uydurarak dinden çalar. *Doktor, ilaç firmalarıyla iş tutup candan çalar. Çalar oğlu çalar. Bu ülkede durumu ve konumuna göre çalmayan kaç kişi vardır? Az önce saydığım kişilerden her hangi birini alıp Cumhurbaşkanı yapsanız, 2 günde memleketi toptan satmazsa adam değilim. Hal böyle olunca, hırsızlığa meyilli bir toplumdan çıkan siyasetçilerin çalmamasını beklemek ahmaklıktır. Netice de seçtiğimiz o siyasetçiler de, yukarıda saydıklarımdan veya onların çoluk çocuğundan seçiliyor.

Hüseyin Kocakaya

25 Eylül 2021 22:58

Yazıklar olsun sana, nelerden medet umuyorsun, bebeğe yanlış aşı yapılmışta bu mitinge katılımı artırabilirmiş, 100-200 kişi toplayabilirsen şükret, temennim, bu aşı karşıtlığı tez zamanda sonunuz olur.

Vatan

25 Eylül 2021 22:12

Memlekette isler cigrindan cıktı toplumsal ruh sağligı iyiye gitmiyor 

Akit

25 Eylül 2021 20:28

Evet Allah CC bizim ellerimizle mazlumlara yardım etmek zalimleri cezalandırmak ister yeterli onun ipine sarılalım hakka uyalım 

Ferhat'dan Mustafa kemalin neferine

25 Eylül 2021 19:34

Mustafa kemalin neferi sizin gibiler için en iyi muslim namaz kılan fakat siyonizme hizmet eden muslimlerdir. Nitekim sizdende bu beklenir. Neden mi çünkü sizin peşinizden koştuklarînız ne bu kitaba iman ediyor ne de bu kitabla amel ediyorlar. Sizin peşinden koştuklarînızin sözü aklima geldi" göklerden indiğini zannettikleri kitabla yeryüzünde hayatî tanzim edemeyecekler" . Dolayısiyla inanmadığınız için sizin ahiret endışesi gibi bir korkunuz yok.

Metin Aratac

25 Eylül 2021 18:40

Düne kadar sen de"islamcı gençlik"e aynı masalları okudunuz. Amerika batacak,Avrupa çökecek..

Nahit sazoglu

25 Eylül 2021 18:05

Hocam yillar once yagmalanan ulke turkiye kitabinizi okumustum bu kitapta ulkemizin nasil cok uluslu sirketler tarafindan yagmalandigini yazmistiniz kendi sanayimizi yerli malimizi gelistirmeliyiz yerli demiryollarimizi gelistirmeliyiz yerli savunma sanayimizi gelistirmeliyiz nato bm imf dunya bankasindan unecdan acilen cikmaliyiz

Misafir

25 Eylül 2021 18:00

Bediüzzaman Hazretleri der ki: “Şimdi milletin arzusuyla şeair-i İslâmiyenin serbestiyetine vesile olan Demokratlar, hem mevkilerini muhafaza, hem vatan ve milletini memnun etmek çare-i yegânesi; ittihad-ı İslâm cereyanını kendine nokta-i istinad yapmaktır. Eski zamanda İngiliz, Fransız, Amerika siyasetleri ve menfaatleri buna muarız olmakla mani olurdular. Şimdi menfaatleri ve siyasetleri buna muarız değil; belki muhtaçtırlar. Çünki komünistlik, masonluk, zındıklık, dinsizlik; doğrudan doğruya anarşistliği intac ediyor. Ve bu dehşetli tahrib edicilere karşı, ancak ve ancak hakikat-ı Kur’aniye etrafında ittihad-ı İslâm dayanabilir. Ve beşeri bu tehlikeden kurtarmağa vesile olduğu gibi, bu vatanı istila-yı ecanibden ve bu milleti anarşilikten kurtaracak yalnız odur.” Emirdağ Lahikası-2 (24)

Abdi

25 Eylül 2021 16:55

Bu gidişle insanlık son durak,karacaahmet... 

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle