--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Korku imparatorluğu

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
26

İnsanları iki şeyle yönetiyorlar: Korku ve umut. Havuç ve sopa. 

İçeride bir cazibe merkezi oluşturacaksın; o din, ideal, sağlık, şan, şeref, ülke her şey olabilir. Onun cazibesini, dış tehditle kışkırtacak ve destekleyeceksin. 

Merkezde dünya ve ahiret saadeti de olabilir ve kitleleri harekete geçmeye çağıracaksınız.

Kimi paraya diker gözünü, eğer dünyevi bir gaye için koşuyorsa, onunla her şeyi satın alabileceğini düşünür. Kimi daha kötü olmadığı için sabreder, şükreder, elindeki ile yetinir, onu kaybetmemek için çabalar, kimi hep şikayet eder. Hem yükselmek için umudu vardır ve hem de kaybetme korkusu. Biz korku ile umud arasında bir yerde duralım. Havf ile reca dengesini koruyalım.

Bu denge bozuldu mu hayat insana zehir olur. İnsan insandan korkar; insan hayvanlardan, böceklerden, mikroplardan korkar; havadan sudan topraktan, gökte olanlardan, yerde olanlardan korkmaya başlar. 

Korku insani bir şeydir. Her şeyin fazlasında olduğu gibi korkunun fazlası da hastalıktır. 

Uluslararası sistem toplumu korkutarak, hayali çözümlere kanalize etmeye çalışıyor. Yani, korku da, çözüm de artırılmış sanal gerçeklik yalanı ile üretiliyor. Dün pandemi korkusu salıyorlardı, bugün iklim korkusu ile bu defa korku pandemisi salıyorlar akıllara ve yüreklere..

Bazan, Ay’a, Mars’a gitmek gibi saf yalanları gerçek gibi pazarlarken, bazan gerçekleri saptırarak, bazan da salgın korkusu konusunu örgütleyip, yani mikrobunu yayıp, ilacını satmaya çalışan ahlaksızlar gibi çıkıyorlar ortaya. Hem de öyle ki, önce ilacını yapıyor, sonra mikrobu üretiyor. 

“Zehri dermanında gizli” bu yöntemle, ilacı hastalıktan, aşısı ilacından daha tehlikeli, ölümcül, katmerli bir ihanete imza atıyorlar. İşte peşlerine düştüğümüz uluslararası sistem dedikleri lanet olası sistem böyle bir şey. 

Mevzuat ve yargı sistemi, media, akademi, bürokrasi bu düzeni koruyor, hem de kendi halkına karşı. Anlayacağınız köpeklerin sokağa salınıp taşların toprağa bağlandığı bir dünyada yaşıyoruz. Şeytan’a özgürlük, meleklere pranga düzeni.

Size bugün, gerçeği üretilen ya da bahane edilerek çözüm diye teslimiyetin dayatıldığı birkaç örnekten söz edeceğim. Bir kesim, sürekli “Çevre” filan diyor ya, çevreyi kirletenler kendileri. Bu kimyasallar, deterjanlar, kozmetik, petrokimyayı kimlerin ürettikleri belli. Bunlar bugün “tavşana kaç, tazıya tut” diyorlar. Hem suçlular, hem de güçlüler. Hesap sorulması gerekenler hesap soruyorlar. Çözüm satıyorlar. Bu tam bir mafya düzeni.

Azot dioksit, yani NO2 suyla birleşince ya da havada rutubetle reaksiyona girince  HNO3’a yani  nitrik asite dönüşür. Nitrik asit soy metallerin dışında tüm metalleri eriten, “sülfürik asit” gibi çok güçlü bir asittir. Azot dioksiti  sanayi ve fosil yakıtlar, bu yakıtları kullanan arabalar salıyor.. Bu salınım, teneffüse ettiğimiz hava yolu ile insan, hayvan ve bitkileri zehirliyor. Bitki ve hayvan üzerindeki bütün zararlı etkiler gıda zinciri ile insana da geçer.. 

Yani hayvanların, bitkilerin başına gelen, daha doğrusu havanın, suyun, toprağın başına gelen sizin de başınıza gelir. 

Sonuçta havayı, suyu bitki de kullanıyor, hayvan da. İçtiğiniz su,  teneffüs ettiğiniz hava, üzerine bastığınız toprak hepsi iç içedir.  Soluduğunuz hava, içtiğiniz su, zehirlediğiniz toprak solunum ya da gıda yoluyla vücudunuza girince sisteminizi bozar ve hücreleri kanser eder. Yağmur yoluyla havadaki zehirli gazlar asit yağmurları şeklinde sulara karışır. Uzak yerlerdeki kirli hava rüzgar yolu ile dünyayı dolaşıyor. 

Sonuçta bugünkü felaketlere kapı aralanıyor. 

Bugün birileri bu durumu kendi lehlerine değerlendirmek için sahip olduğu imkanları kullanarak dünyayı teslim almak istiyor. Çözüm için ortaya çıktıklarını söyleyenler aslında bu felaketin asıl müsebbibleri.

Starlinkler’le artık dünyanın her noktası anlık olarak izleniyor. Son baktığımda İstanbul’da bir ortaokulun bulunduğu çevreyi kırmızı işaretlemişti. Yakında yapay zeka ile kontrol edilen sistem alarm verebilir. İklim Bakanlığı, ilgili valiliği uyarabilir, valilik ilgili bölgedeki okul ve kitlesel aktiviteleri, sınai üretimi durdurabilir. Peki bu bir algı operasyonu olamaz mı? Sistem arıza veremez mi, manipüle edilmiş olamaz mı, Hackerler sistemi kontrol ediyor olamaz mı? Ya da bir hacker saldırısı ile bölgedeki bir sanayi tesisinin filtre ve arıtma tesisi bloke edilmiş olamaz mı? 

Son günlerde yeniden tartışma konusu olan bir olay var. 

Chemtrail teorisi “kimyasal püskürtme kuramı” olarak da adlandırılıyor. Uçan cisimlerin havada  bıraktıkları izlerin aslında kasıtlı bir şekilde kimyasal zehir ve biyolojik madde püskürtülmesi sonucu oluştuğu iddiasına bir türlü tatmin edici bir cevap bulunamıyor. 

Kaldı ki zaten uçakların atmosfere bol miktarda zehirli gaz saldıkları bilinen bir gerçek. Kuş ve arı ölümlerinde bu olayın etkisinin olduğu iddiası da var.

Bakın, bu konuda birden fazla site var. Kimi havadaki ısı ve rüzgarı, basıncı, kimi partikülleri, kimi zehirli gazları raporluyor. 

Şu anda kurumsal ve resmi refleks yok. Genel informasyonlar veriliyor. Ama dikkat çekici bir durum var, mesela radyasyon ölçümü yok. Halbuki ciddi bir RF etkisi sözkonusu. Yarın kendileri belli frekanslardan, uzaydan ya da yer istasyonlarından zararlı RF yayını yaptıklarında bu sistemler onları görmeyebilir ya da görse bile otomatik olarak silebilir ya da makul aralıklarla gösterebilir. 

Bu anlamda aslında toplum olarak kurbağa haşlaması şeklinde mayalanıyoruz. Yakında  herkes iklim uzmanı olabilir. Bunlar bilimsel olmaktan teknik temelli, manipülasyonlara açık politik ataklardır. Bunlara sorarsanız, bunlar toplum yararına, belli vakıfların ve fonların desteklediği projelerdir ve akademik kurumlardan ve akademisyenlerden destek almaktadırlar. Checking ve monotiring sistemleri ile her türlü denetimden geçmektedirler. Biz pandemi sürecinde bütün bunları yaşamıştık. Şimdi sıra iklime geldi.

Bunlar yarın şu bölgede ani ölümler bekleniyor derlerse, inanmazsanız, birkaç gün sonra o dedikleri ölümlerin gerçekleştiğini görebilirsiniz. Ve ölüm raporlarında o bilimsel gerçek(!)  resmen belgelenmiş olur. Oysa bu ölümler, Starlinkler ve benzeri insansız hava sistemleri üzerinden RF ve Laser etkisi ile gerçekleşmiş olması da mümkündür, tıpkı faili meçhul orman yangınları gibi.

Zaten bu sistem tüm dünyada aktif hale getirildi ve her dilde yayın yapılıyor. 

Siz kendi köyünüze, ülkenize bakarken, İran’a da bakacaksınız, Çin’e de, Hindistan’a da.. 

Almanya’da durum ne, Mekke de durum ne! İran’da durum felaket Kuveyt’te de, Sakarya Hendek’te de durum kötü. Dilovası zaten malum. Yarın bu sitelerden bir turizm bölgesi için alarm verilsin, çalışanlar greve gidebilir, işi bırakabilir. Bu durumda ne yapacağız. Dikkat, minareyi çalan kılıfını hazırlamış. Muz kabuğunu gördük, basacak ve düşeceğiz, bu kez Sağlık Bakanı değil, İklim Bakanı her akşam hava kirliliği ve buna bağlı ölüm istatistiklerini sunmaya başlarsa şaşmayın. 

Yani o “büyük gün”e hazırlık yapılıyor sanki. Bundan sonra, bu konuda her mecrada daha fazla yayın göreceksiniz. 

Buna inanmayanlar ayıplanacak, çevre felaketlerine duyarsızlıkla suçlanacaksınız. Buna hazır olun. Zaten hükümetler, akademi, media  hatta din adamları da buna destek verince söyleyecek söz kalmayacak, bize de “siz meteoroloji uzmanı mısınız” diyecekler!  

İklim yalanı fırtınasına, iklim yalanına bağlı pandemilere, yalan rüzgarına hazır olun. 

CoVID tecrübesinden ders almayıp bu yalanın peşine düşecek siyasetçisine, akademisyenine, mediasına, para babalarına, bürokratına, STK’sına, İlahiyatçısına veyl olsun! Onlara alkış dağıtanlara, onların peşine takılıp, o altın tas içre bala karıştırılıp sunulan zehirli bala ekmek bananlara, 2. kez bu “bal tuzağı”na koşanlara, koşacak olanlara da.

https://waqi.info adresine bir bakın, başka siteler de var. Hemen dolduruşa da gelmeyin, boş da vermeyin. Risk var, ama dikkat, birileri ölümü gösterip hastalığa razı etmesin. 

Selâm ve  dua ile.

 

Yorumlar

(26)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

ute

19 Mayıs 2022 23:07

Hava kirliliğine abd çin ab sebep oluyor. Onlar kendilerine baksın. Bu arada taliban karşıtı süfli afgan savaş ağaları ankarada bir toplantı yapmışlar.

ersan

19 Mayıs 2022 21:16

siz once size enir gelmeden habee yapmayi ogrenin.cahit ozkan kovuluyor siz habee yapamiyorsunuz

Toplum

19 Mayıs 2022 20:58

Toplum, toplum olma bilincini yitirmiş. Herkes kendisi gibi düşünmeyene kinle bakıyor.  

FATİH BURAK

19 Mayıs 2022 19:01

Hiç biriniz 19.Mayıs’tan yani Bayramdan bahsetmemişsiniz. Edep yahu! Bu ne büyük nankörlük!

Unal

19 Mayıs 2022 18:51

Uçakta yolculuk ederken kimse havayı kirletiyorum demiyor limosunlerle gezip doğaya zararından bahsetmeye ülke liderleri Paris antlasmasini imzalıyor sahi ya dünyada havayı kirletip küresel ısınmaya yol açanlar ısıtma aracı olmayan Akabe bikabe kabilesi olsa gerek tek suçlu onlar deterjan üreten yahudi sirketleri onlarla işbirligi yapan tarikat ehillerinin suçu yok suçlu o deterjanı kullanmayan Akabe bikabe kabilesi suçlu sucluluklari yüzlerinden okunuyo simsiyahlar

ylmz

19 Mayıs 2022 18:34

Görünen o ki "İki arada bir derede kaldık." İktidara kim gelirse gelsin bir öncekinin kaldığı yerden devam edecek gibi?!.

Şebek Editor

19 Mayıs 2022 18:24

Arkada s bir bende namuslu olun yazgülü Aydogani seversin sevmezsin. Arkada s yazıyı niye kesip vuruyorsun sakıncalaysa yayınlama... değilse niye kuşa çeviriyorsunuz Sizde ahlak erdem insanlık namus heptfnmi yok oldu. Yanlışta olsa biraz insan olun solcu bif kadından insanlik öğrenecek kapasitenizin olmadığını biliyorum. Yazıyı herkesin okumasinada gerek yok .. müslüman kılıklı muhterem Abdurrahman bey okusa yeterdi.. Belki belki düşünürdü? Mücahitlerin geldiği ebucehil noktasini

ylmz

19 Mayıs 2022 18:06

"Mevzuat ve yargı sistemi, media, akademi, bürokrasi bu düzeni koruyor, hem de kendi halkına karşı." Bu söz her şeyi açıklıyor. Elinize ağzınıza sağlık olsun sayın dilipak abi.

Korku

19 Mayıs 2022 17:48

Korku ne zaman oluşur toplumlarda. Adaletin olmadığı zaman Adalet yok hoca adalet. Şu güzelim ülkede adalet olsa. Geçim sıkıntısı, yokluk bunlar palavra. Gelir geçer.  

Aslan albey

19 Mayıs 2022 17:45

Emin olalım şu finlandiya isveç haberleri okununca maalesef çogu kişinin aklına libya kaddafi, rahip bronson, bae,sisi haberleri geliyordur. Onun içindirki sosyal medyada artik gaza gelen fazla yok .hayrilsi olsun hakkımızda

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle