• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
TÜM YAZILARI

Kimilerini kimileri ile def etmek

03 Temmuz 2022
A


Abdurrahman Dilipak İletişim: [email protected]

Dün birtakım topluluklara peygamber gelmeden hemen önce ya da geldikten hemen sonra tevbe edip, nasıl dua ediyorlardı.

 Onları örnek alacak olursak, ülkemizde, İslam dünyasında bölgemizde ve dünyadaki gelişmelere bakınca o zaman herhalde şöyle dua etmemiz gerek; “Ya Rab, biz global çetelere karşı aciz kaldık. Biz sayıca azız ve aciz kaldık. Senin yardımın olmadan çabalarımıza rağmen mesafe katedemiyoruz. Bizi evvel-ahir, zahir ve batın alemde rızanın tecellisinin vesilesi kıl. Şüphesi senin her şeye gücün yeter.”

Bakara 251’de mealen Allah şöyle buyurdu: “Sonunda Allah’ın izniyle onları yendiler. Davud da Câlût’u öldürdü. Allah ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi, dilediği ilimlerden ona öğretti. Eğer Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerleriyle savması olmasaydı elbette yeryüzü altüst olurdu. Lâkin Allah bütün insanlığa karşı lütuf ve kerem sahibidir.”

Tanrı kıral Calud’u yenmek için çocuk Davud’un sapanı yeter. 

Bir yed-i beyza, bir asa-yı Musa, bir ebabil dokunuşu yeter. 

Biz yetersiz kaldığımız da, tek kişi, ya da küçük bir topluluk olarak da kalsak, bizi gören, duyan, bilen, hüküm sahibi, kadiri mutlak bir Allah var, ki O “ol” deyince olduran “öl” deyince öldürendir. 

Kadere, rızga ve ecele hükmedendir. Korkmayalım, kaderimizden başka bir kaderimiz yok, rızgımızdan az ya da çok yemeyeceğiz, ecelimizden önce ya da sonra da ölmeyeceğiz. 

Ya Rab, evet, biz cahillerden ve zalimlerden olduk. Dünya metaına, makamına, malına, mülküne tamah ettik. Bizleri bağışla, üstümüze sabır yağdır. Zalimler topluluğu bize ulaşmasın diye ondan gözüktü kimimiz, kimimiz onların haksızlıkları karşısında sustu. Şüphesiz ki haksızlıklar karşısında susanlar dilsiz şeytanlardır. Zalimlere yardım eder, onların zulmü karşısında sessiz kalırsak o ateşin bizi de yakacağını unuttuk. Bizi, bağışla. 

Evet, işte bugün yaşadıklarımıza bakıyorum da sanırım bir kavşak noktasına geldik. Allah’ın yardımı yakın. Karanlığın en koyu anı, aydınlığa en yakın olduğu zamandır. Muhakkak her zorluktan sonra bir kolaylık vardır. Hissediyorum, önümüzde her anlamda zor bir dönem var. 

Hissediyorum, “içimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden” zarara uğrayacak çok insan var. Ama buna rağmen İbrahim (as)’ı yakmayan ateş, Hz. Musa’yı boğmayan su bizim için umud olarak her zamankinden bugün bize daha yakındır diye düşünüyorum.

Bu zorluklar Yunus peygamberin son güne kalan uyanışı gibi bizim için de bir uyanış vesilesi olacak sanki. Bu anlamda bize hayır gibi gelen şeylerde şer olabileceği gibi, şer gibi gelen şeylerde hayır olabileceği” gerçeği ile karşı karşıyayız.

Evet, olanları görüyorsunuz, kişisel bazda, ya da örgütsel; bu parti, ya da cemaat şeklinde de olabilir. Ülke ya da şirket ölçeğinde de olabilir. Allah birilerini birilerinin başına musallat ediyor. 

Mealde, bugüne uyarlarsa bize ne mesaj veriliyordu (Ahmet Tekin’in yorumuyla): “Eğer Allah insanların bir kısmıyla diğer bir kısmının devletlerini, medeniyetlerini ortadan kaldırmasa, iktidarlarından uzaklaştırmasa, zulümlerine karşı koydurmasa, azgınlarını, kötülük yapanlarını engelletmese, insanlara savunma imkânı vermeseydi, ülkelerin, yeryüzünün düzeni, dengesi bozulurdu. Fakat Allah bütün insanlığa, bütün varlıklara karşı lütuf ve kerem sahibidir.”

Şu, NATO ülkeleri ile Rusya, Çin, Hindistan’ın haline bakıyorum da Allah bazılarını bazılarının başına musallat ederek mazlumları bu beladan kurtaracak inşallah. 

Bu zalimler karşısında seslerini kısanlar ya da onlara yardım edenler de, bu yöndeki veballeri ölçüsünde bu azaptan paylarına düşeni alacaklar. 

Bu kişi, topluluk, örgüt ve devletlerden uzaklaşın ve onları kendinizden uzaklaştırın yoksa o azap sizi de yakalayacak.

Düşünsenize, birileri nasıl cennete gidecek ya da cehenneme gidecek! 

İşte böyle! 

Bu fitne sonucu kim kimdir belli olacak. Kimimiz kendi cennetimize kendi sırtımızda tuğla taşırken, kimimiz kendi cehennemine sırtında odun taşıyacak. Herkes Allah’ın kendilerini neyle meşgul ettiğine baksın ve ahiretteki makamını görsün.

 Farklılıklarımıza rağmen barış içinde bir arada yaşayabileceğimiz, katılımcı, çoğulcu, şeffaf, insan haklarına saygılı, mal, can, namus, akıl-inanç ve nesil emniyetinin korunduğu bir hukuk devletini ve bu devletlerarası ekonomik, sosyal, siyasal sistemi nasıl kuracağız, bunun için düşünmeye başlayalım. 

Bunun bilimi, sanatı, felsefesi, teknolojisi, ekonomisi, mimarisi, ferd ve toplum ilişkisini, siyasetini, işin milletlerarası boyutu üzerinde düşünmeye başlayalım. Bu hedefe yürürken yeryüzünün bütün erdemli insanları el ele vermeliyiz ve herkes önce kendi içindeki işbirlikçilere yüksek sesle “Hayır” demeli. Bize, kendilerini Allah yerine koyup, İlahlık ve Rablik taslayanlara “La İlahe” demeliyiz.

Yeni “yeni bir dünya düzeni”nden söz ediyorlar. 1500’lerin sonunda başlayan yağma ve sömürü düzeninde “beyaz” adam 100 yıl kendi arasında bu kanlı mirası paylaşamadıkları için savaştılar. 1600’lerin sonuna doğru derebeyleri ve kilise oturup bu yağmayı paylaşmak için Westefelya’da bir mütareke, paylaşım işbirliği anlaşması imzaladılar. Ulus devletler ve Fransız devrimine doğru laiklik bu ortamda hayat buldu. Ardından 1. Dünya savaşı, 2. Dünya savaşı, soğuk savaş, darbeler dönemi, derken SSCB’nin dağılmasından sonra yeni bir dünya düzeni için düğmeye bastılar. 

Yeni dünya düzeninde kilise de yok, devlet de, laiklik de olmayacak. İnsan tanrı olacak. Zaten biyolojik insan da yok. Rusya, Çin, İngiltere, ABD, dev şirketler, derin yapılar kendi aralarında liderlik, yöntem ve nihai hedefte uzlaşamıyorlar. Dehşet dengesi sebebi ile galibi olmayacak bir savaşa da tutuşmak istemiyorlar. Ama görünen o ki, Allah bunları birbirine musallat edecek ve bunların peşinden gidenler de bu işten büyük bir zarar görecek. Şira / Niburi / Marduk ya da Tarık yıldızının dünyaya yaklaşıyor olması yanında yapay zekadan yapay bilince geçiş, yetmedi 5 Temmuz’da gerçekleşecek olan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, ki CERN’deki bu deneyde, “dünyanın en büyük ve en güçlü parçacık çarpıştırıcısı” olan dünyanın en büyük makinesinde deneylenen şey, atom altı parçacıkların yapısını incelemek. 

“Tanrı parçacığı” dedikleri, maddenin en küçük parçasının içindeki dev enerjinin sırrını çözmek. Maddenin yapısını anlayabilirlerse, zaman ve mekanı da yeniden tanımlayabilecekler. 

İşte böyle. Öte yandan, bizler Maymun çiçeği, pandemi İklim yalanı, 5G NeuraLink, Starlink, Sentetik et, TransHumanizm, Ukrayna, NATO gibi sahne oyunları ile gözümüz perdelenerek gerçeklerden uzaklaştırılıyoruz.

Ya Rab, sana sığınıyorum. Beni Müslüman olarak yaşat ve canımı Müslüman olarak al. Gönlümü genişlet, anlayışımı keskin, ifadelerimi anlaşılır kıl, beni rızanın tecellisinin vesilesi kıl! 

Selâm ve dua ile.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Levent Cengizoğlu

amerika manyetik dalgalarla yapılan zihin okuma mk ultra sisteminin kontrolünü kendisi sağlıyor ülkemizdekiler sadece konuşabilirler ve şu kişiye uygulayalım diye başvurabilirler bir saat tamamen sessize al deseniz yapamazlar yetkileri yoktur. Sistemde manyetik dalga akımını yükseltme, azaltma, tamamen sessize alma, uykusuz bırakma vb. tüm işlemler darpa üzerinden, uydulardan yada nato üzerinden yapılmaktadır.

azlik cokluk?

Muslumanlar azlik veya cokluk, gucsuz veya guclu olmakla mukellef degiler, Allahin emirlerine uymakla mukellefler. Hak hukuk adaleti dogruyu medyada arayanlar,Zihnini medyaya teslim edenlerin akibeti husran menzili atestir. insanlarin cogu: yalana iftiraya ihanete inkara iman ve ibadet ederler ettirilirler!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23