--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Karanlık gecenin nurlu sabahı

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
65

Akif, Safahat’ındaki “Hakkın Sesleri” bölümündeki “Hicri 4 Cemâziyelevvel 1331, Rumi 28 Mart 1329, Miladi 10 Nisan 1913” tarihinde kaleme aldığı “Karanlık gecenin nurlu sabahı” adı ile tanınan şiirine, (A’râf, 155)’teki ayetin, “İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helâk eder misin, Allah’ım...” şeklindeki mealiyle başlar.

O yıllar, Osmanlının yıkımını başlatan Çanakkale savaşı öncesi yıllardır. Yusuf Akçura’nın 1904’te Kahire’de “Türk” adlı gazetede kaleme aldığı bir makale var. Osmanlı Devleti bir yol ayırımındadır ve çıkış yolu aramaktadır. Akçura sözkonusu makalesinde, temel devlet politikası olarak Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük olmak üzere üç siyaseti kıyaslayarak tartışmaya açar.

Osmanlıda kalemiye, ilmiye, seyfiye zaman içinde İslamlaşmak, Muasırlaşmak ve Türkleşmek şekline dönüşür bu tartışma. Çanakkale savaşı sonrası 3 tarzı siyaset “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” şeklini alır ve Ziya Gökalp’in Balkan Savaşlarından sonra çeşitli gazete ve mecmualarda yayınladığı düşünce yazılarını bu isimle 1918’de kitaplaştırır. Daha sonra Osmanlıda Lale Devri, Tanzimat İttihat Terakki sürecinde giderek hız kazanan tereddi süreci, Çanakkale savaşı sonrası İttihat Terakkinin askeri kanadının bozguna uğraması sonucu siyasi kanadı cumhuriyeti kurar, “İslamlaşmak taraftarı tasfiye edilerek, “Türkleşmek ve Muasırlaşmak” kanadı ittifak kurmak sureti ile iktidar olurlar. Türkleşmek, yani “yeni Türk Ulusçuluğu” Gayri Türk ve Gayri Müslim unsurların elinde şekillenir. Atatürk Türkçülüğünün fikir babası Tekinalp, nam-ı diğer Moiz Kohen’dir. Bu işin mektebi olarak kurulan Türk Ocaklarının arkasındaki isim Lazaro Franco’dur. Türk Dil Kurumunun başında Agop Dilaçar vardır.

Bu dönemde İ.T.’nin “Halaskaran zabitan”ının Osmanlıcısı, Türkçüsü aslında kendilerine dışarıdan bir dayanak aramaktadır. Kimi Almancıdır, kimi İngiliz muhibbi, kimi Fransız, kimi de Amerikancı! Osmanlıcılar ve bir kısım İslamcılar Almancıdır. Almancı Osmanlıcılar, daha sonra cumhuriyet döneminde Hitler’e yaklaşmışlardır. Osmanlıcılar Hitler’e daha yakın dururken, laik kesim Mussolini’ye yaklaşmış ve Mussolini’nin “Terbiye diktatörlüğü”ne övgüler dizmişlerdir. Anadolu yaylalarında çıplak ayakları ile şaraplık üzüm ezen Normandiya köylülerini de arayan” vardır, kara gömlekli yavru kurt marşları yazan da.

Bugün de işler karıştıkça karışıyor. Başımızdaki CoVID belası yetmiyormuş gibi, bölgenin ve dünyanın hali malum. 

“Dostumuz ve müttefikimiz” ABD ile işler kötü gidiyor. Parasını ödediğimiz uçağı bile vermiyorlar. Savunma sistemi satmıyorlar, Rusya’dan alıyorsunuz diye yaptırım uygulamaktan söz ediyorlar. 

AB ile ilişkiler malum. 

Son Kıbrıs’la ilgili polemik de İslamofobik politikalar yüzünden AB ile aramız gitgide açılıyor.

Tam Rusya’ya gitmeye hazırlanıyorsunuz, Suriye’de bizim kontrol ettiğimiz bölgeye Rusya hava harekatı düzenliyor. Yarın Rusya’dan nasıl bir haber gelecek bilmiyoruz.

Batı ile ilişkiler bu haldeyken, “Dünya 5’ten büyüktür”, “Daha adil bir dünya mümkün” diye çıktığımız yolda durum malum. 

DSÖ ile başedemiyoruz. İstanbul Sözleşmesi, Lanzarotte ile baş edemiyoruz. Hayvan Hakları yasası, İklim sözleşmesine imza atıyoruz?  

Ne oluyoruz, nereye gidiyoruz. 

Sakın kaçtığımızı sandığımız şeye doğru koşuyor olmayalım. Çember daralıyor, farkında mısınız. Üniversiteler açılırken iktidara karşı itirazların nereye evrilebileceğini düşündünüz mü! 

Mahkeme koridorlarından haberiniz var mı, aile mahkemeleri, icra, iflas davalarının görüldüğü mahkemeleri izliyor musunuz? Yargının hali malum. Şüyuu vukuundan beter işler yaygınlaştı.  Bakın ekim zor geçecek. CoVID de bu işin tuzu biberi oluyor.

Bugünlerde bir de Suriye’den olumsuz birtakım haberler gelmeye başlarsa işimiz zor.

Ben umutsuz değilim. Bütün bu olanları gören, duyan, bilen, kadiri mutlak bir Allah var! Allah’ın ipine tutunanlar için gam yok. Ama Allah’ın ipini bırakanlar, zulme dalanlar, cahillik edenler, kul hakkına girenler, haksız servet ve makam sahibi olanların vay haline. Onlar, yakın bir gelecekte nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını görecekler.

Akif’in o kırılma zamanında yazdığı mısraları özetleyerek aktarıyorum. Dikkat eğer ibret alınmazsa, tarih tekerrür eder. Çünkü tarih, övgü ya da sövgü kitabı değildir. İbret dersidir. Bir toplumun tecrübeler birikimidir.

Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? / Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı! 

Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun! / “Yandık!” diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun! 

Sönsün de, İlâhî, şu yanan meş’al-i vahdet, / Teslîs ile çöksün mü bütün âleme zulmet? 

Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman / Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban? 

Mazlûmu nedir ezmede, ezdirmede ma’nâ? / Zâlimleri adlin, hani, öldürmedi hâlâ! 

Cânî geziyor dipdiri... Can vermede ma’sûm! / Suç başkasınındır da niçin başkası mahkûm? 

Lâ-yüs’el’e binlerce suâl olsa da kurban; / İnsan bu muammalara dehşetle nigeh-ban!

Eyvâh! Beş on kâfirin îmânına kandık; / Bir uykuya daldık ki: Cehennemde uyandık! 

Mâdâm ki, ey adl-i İlâhî yakacaktın. / Yaksaydın a mel’unları. Tuttun bizi yaktın! 

Küfrün o sefîl elleri âyâtını sildi: / Binlerle cevâmi’ yıkılıp hâke serildi! 

Kalmışsa eğer bir iki ma’bed, o da mürted : / Göğsündeki haç, küfrüne fetvâ-yı müeyyed! 

Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar; / Bir giryede bin âilenin mâtemi çağlar! 

En kanlı şenâ’atle kovulmuş vatanından, / Milyonla hayâtın yüreğinden gidiyor kan! 

İslâm’ı elinden tutacak, kaldıracak yok. / Nâ-hak yere feryâd ediyor: Âcize hak yok! 

Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhî? / Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlâhî!

Unutmayalım, Allah cahil ve zalim bir topluluğa yardım etmez, aksine onların işlerini sarp dağlara sardırır. Zalimlere yardım etmeyin sonra onları başınıza musallat eder, onları yakacak ateş size de dokunur. 

Hatırlayalım: 

“Tefrika girmeden bir millete düşman giremez / Toplu vurdukça onu top sindiremez”. 

Dikkat: Umutsuzluk yok! 

“Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir”. 

Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler.  Selâm ve dua ile. 

 

Yorumlar

(65)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Burak Selvi

6 Ekim 2021 03:52

Son kısımda paylaştığınız Akif'in şiiiri Allah'a isyan içeriyor.

yasin üstündağ

1 Ekim 2021 22:11

Henüz aşı konusu aşılmış değil ben gazeteleri haberleri takip ederken şu kaosu görüyorum bir konudan bir konuya geçiliyor  

dadaş

30 Eylül 2021 16:49

“Türkleşmek ve Muasırlaşmak” kanadı ittifak kurmak sureti ile iktidar olurlar. 

Hasan

29 Eylül 2021 22:52

Gider Hasan gelir Hans, galiba ona hizmet ediyoruz. Eleştiri ise onun da bir seviyesi vardır...

Demirhan

29 Eylül 2021 14:45

Ülkenin en güçlü olduğu anda fetö ağzıyla eleştiri hiç yakışmadı.  

selo

28 Eylül 2021 21:57

akif hem osmanlıyı kırdı hemde Abdülhamid Han ı iş işten geçtikten sonra yazdıkları işe yaramaz

Ylz

28 Eylül 2021 21:49

Her insanın kendine göre doğruları var. Buradan yola çıkarsak hangisi doğru!.

Ahmed 61

28 Eylül 2021 21:11

Nuran hanım :Taliban'la,işid'i karıştırma.Amerika ve işid katleti

Fgh

28 Eylül 2021 20:17

Lütfen siyer okuyalım kur'an ışığında. Kur'an'dan kopmayalım.

Dfv

28 Eylül 2021 20:13

Bizler marufa göre söyleyeceğiz yapar ya da yapmazlar herkes hesabını kendisi verecek.  

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle