• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
TÜM YAZILARI

Karanlık gecenin nurlu sabahı

28 Eylül 2021


Abdurrahman Dilipak İletişim: [email protected]

Akif, Safahat’ındaki “Hakkın Sesleri” bölümündeki “Hicri 4 Cemâziyelevvel 1331, Rumi 28 Mart 1329, Miladi 10 Nisan 1913” tarihinde kaleme aldığı “Karanlık gecenin nurlu sabahı” adı ile tanınan şiirine, (A’râf, 155)’teki ayetin, “İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helâk eder misin, Allah’ım...” şeklindeki mealiyle başlar.

O yıllar, Osmanlının yıkımını başlatan Çanakkale savaşı öncesi yıllardır. Yusuf Akçura’nın 1904’te Kahire’de “Türk” adlı gazetede kaleme aldığı bir makale var. Osmanlı Devleti bir yol ayırımındadır ve çıkış yolu aramaktadır. Akçura sözkonusu makalesinde, temel devlet politikası olarak Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük olmak üzere üç siyaseti kıyaslayarak tartışmaya açar.

Osmanlıda kalemiye, ilmiye, seyfiye zaman içinde İslamlaşmak, Muasırlaşmak ve Türkleşmek şekline dönüşür bu tartışma. Çanakkale savaşı sonrası 3 tarzı siyaset “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” şeklini alır ve Ziya Gökalp’in Balkan Savaşlarından sonra çeşitli gazete ve mecmualarda yayınladığı düşünce yazılarını bu isimle 1918’de kitaplaştırır. Daha sonra Osmanlıda Lale Devri, Tanzimat İttihat Terakki sürecinde giderek hız kazanan tereddi süreci, Çanakkale savaşı sonrası İttihat Terakkinin askeri kanadının bozguna uğraması sonucu siyasi kanadı cumhuriyeti kurar, “İslamlaşmak taraftarı tasfiye edilerek, “Türkleşmek ve Muasırlaşmak” kanadı ittifak kurmak sureti ile iktidar olurlar. Türkleşmek, yani “yeni Türk Ulusçuluğu” Gayri Türk ve Gayri Müslim unsurların elinde şekillenir. Atatürk Türkçülüğünün fikir babası Tekinalp, nam-ı diğer Moiz Kohen’dir. Bu işin mektebi olarak kurulan Türk Ocaklarının arkasındaki isim Lazaro Franco’dur. Türk Dil Kurumunun başında Agop Dilaçar vardır.

Bu dönemde İ.T.’nin “Halaskaran zabitan”ının Osmanlıcısı, Türkçüsü aslında kendilerine dışarıdan bir dayanak aramaktadır. Kimi Almancıdır, kimi İngiliz muhibbi, kimi Fransız, kimi de Amerikancı! Osmanlıcılar ve bir kısım İslamcılar Almancıdır. Almancı Osmanlıcılar, daha sonra cumhuriyet döneminde Hitler’e yaklaşmışlardır. Osmanlıcılar Hitler’e daha yakın dururken, laik kesim Mussolini’ye yaklaşmış ve Mussolini’nin “Terbiye diktatörlüğü”ne övgüler dizmişlerdir. Anadolu yaylalarında çıplak ayakları ile şaraplık üzüm ezen Normandiya köylülerini de arayan” vardır, kara gömlekli yavru kurt marşları yazan da.

Bugün de işler karıştıkça karışıyor. Başımızdaki CoVID belası yetmiyormuş gibi, bölgenin ve dünyanın hali malum. 

“Dostumuz ve müttefikimiz” ABD ile işler kötü gidiyor. Parasını ödediğimiz uçağı bile vermiyorlar. Savunma sistemi satmıyorlar, Rusya’dan alıyorsunuz diye yaptırım uygulamaktan söz ediyorlar. 

AB ile ilişkiler malum. 

Son Kıbrıs’la ilgili polemik de İslamofobik politikalar yüzünden AB ile aramız gitgide açılıyor.

Tam Rusya’ya gitmeye hazırlanıyorsunuz, Suriye’de bizim kontrol ettiğimiz bölgeye Rusya hava harekatı düzenliyor. Yarın Rusya’dan nasıl bir haber gelecek bilmiyoruz.

Batı ile ilişkiler bu haldeyken, “Dünya 5’ten büyüktür”, “Daha adil bir dünya mümkün” diye çıktığımız yolda durum malum. 

DSÖ ile başedemiyoruz. İstanbul Sözleşmesi, Lanzarotte ile baş edemiyoruz. Hayvan Hakları yasası, İklim sözleşmesine imza atıyoruz?  

Ne oluyoruz, nereye gidiyoruz. 

Sakın kaçtığımızı sandığımız şeye doğru koşuyor olmayalım. Çember daralıyor, farkında mısınız. Üniversiteler açılırken iktidara karşı itirazların nereye evrilebileceğini düşündünüz mü! 

Mahkeme koridorlarından haberiniz var mı, aile mahkemeleri, icra, iflas davalarının görüldüğü mahkemeleri izliyor musunuz? Yargının hali malum. Şüyuu vukuundan beter işler yaygınlaştı.  Bakın ekim zor geçecek. CoVID de bu işin tuzu biberi oluyor.

Bugünlerde bir de Suriye’den olumsuz birtakım haberler gelmeye başlarsa işimiz zor.

Ben umutsuz değilim. Bütün bu olanları gören, duyan, bilen, kadiri mutlak bir Allah var! Allah’ın ipine tutunanlar için gam yok. Ama Allah’ın ipini bırakanlar, zulme dalanlar, cahillik edenler, kul hakkına girenler, haksız servet ve makam sahibi olanların vay haline. Onlar, yakın bir gelecekte nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını görecekler.

Akif’in o kırılma zamanında yazdığı mısraları özetleyerek aktarıyorum. Dikkat eğer ibret alınmazsa, tarih tekerrür eder. Çünkü tarih, övgü ya da sövgü kitabı değildir. İbret dersidir. Bir toplumun tecrübeler birikimidir.

Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? / Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı! 

Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun! / “Yandık!” diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun! 

Sönsün de, İlâhî, şu yanan meş’al-i vahdet, / Teslîs ile çöksün mü bütün âleme zulmet? 

Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman / Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban? 

Mazlûmu nedir ezmede, ezdirmede ma’nâ? / Zâlimleri adlin, hani, öldürmedi hâlâ! 

Cânî geziyor dipdiri... Can vermede ma’sûm! / Suç başkasınındır da niçin başkası mahkûm? 

Lâ-yüs’el’e binlerce suâl olsa da kurban; / İnsan bu muammalara dehşetle nigeh-ban!

Eyvâh! Beş on kâfirin îmânına kandık; / Bir uykuya daldık ki: Cehennemde uyandık! 

Mâdâm ki, ey adl-i İlâhî yakacaktın. / Yaksaydın a mel’unları. Tuttun bizi yaktın! 

Küfrün o sefîl elleri âyâtını sildi: / Binlerle cevâmi’ yıkılıp hâke serildi! 

Kalmışsa eğer bir iki ma’bed, o da mürted : / Göğsündeki haç, küfrüne fetvâ-yı müeyyed! 

Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar; / Bir giryede bin âilenin mâtemi çağlar! 

En kanlı şenâ’atle kovulmuş vatanından, / Milyonla hayâtın yüreğinden gidiyor kan! 

İslâm’ı elinden tutacak, kaldıracak yok. / Nâ-hak yere feryâd ediyor: Âcize hak yok! 

Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhî? / Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlâhî!

Unutmayalım, Allah cahil ve zalim bir topluluğa yardım etmez, aksine onların işlerini sarp dağlara sardırır. Zalimlere yardım etmeyin sonra onları başınıza musallat eder, onları yakacak ateş size de dokunur. 

Hatırlayalım: 

“Tefrika girmeden bir millete düşman giremez / Toplu vurdukça onu top sindiremez”. 

Dikkat: Umutsuzluk yok! 

“Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir”. 

Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler.  Selâm ve dua ile. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mahir

Avrupayla , Amerikayla , ÇİN'le , Rusya'yla her an faça façaya gelebiliriz ....her an papaz olabiliriz ....daha mısır , Suriye , İran , Libya , Papua Yeni Gine hariç .... tamam biz oyun kuran ,dünyanın en güçlü ülkelerinden biriyiz ....ama yine de bütün bunların hepsini birden halledemeyebiliriz .....sıraya koysak bence daha makul olur sanki .....
  • Yanıtla

Mehmet Şerif ( Allah'ın işleyen yasaları ve biz)

Değerli hocam cumartesi gününde avlanmak İsrailoğulları için yasaklanmıştı. İmtihan gereği cumartesi günü balıklar daha fazla gelmeye başladı. Bu bolluğu gören israiloğullarından bazı kurnazlar Allah'ı kandırmanın yollarını aradı ve şöyle bir çözüm buldu. Deniz kenarına havuzlar kazıp balıkların içine düşeceği tuzaklar kuracaklar, pazar günü havuzdaki balıkları alacaklar, böylece cumartesi günü avlanmamış olacaklardı. İçlerinden aklı başında olanlar bu fikri beğenmemiş, bunun Allah'ı kandırmaya çalışmak olduğunu söylemişti. Lakin kendini akıllı zannedenler bu işe kalkıştılar.Yahudilerden bir kısmı ise Allah'ın emirlerini bu yolla çiğneyenleri gördükleri halde bu olaya göz yummuş. Peygamberimize sahabeleri sorarlar bu yasağa uymayanlar helak oldu peki suçu işlemeyip suça göz yumanlara ne oldu.Peygamberimiz: Onlar da helak oldu der.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23