--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İslam “irtica”, Müslüman “mürteci” mi?

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
46

Akif Safahat’ta sorar, “irticanın sizin lehçede manası bu mu”..

Birilerinin yine heyheyleri üstünde sanki. Gün geçmiyor ki, içeride ve dışarıda İslam’a ve Müslümanlara karşı, aileye karşı bir saldırı olmasın. Biri İzmir’den Hz. Meryem’e iftira ediyor, Anadolu’dan bir gencin intiharı üzerinden birileri İslam’a, İslami müesseselere saldırıyor. İstanbul’dan bir şarkıcının eski bir şarkısı üzerinden Hz. Adem ve Hz. Havva’ya yönelik hakaretler yapılıyor. Her insan cahillik etmiş olabilir. Bu taammüd mü, taksir mi, ona bakmak gerek. Cahillik eden kişi, hatası ile başkasına zarar vermemişse, bundan dolayı, ahvali şahsiyesi kul hakkıyla ilişkilendirilmesi, başkalarının sadece uyarı ve nasihati bir değer taşır. Hatasının farkına varıp özür dileyince, bu da bir erdem olarak kaydedilir. Kişinin izzetini yüceltir. Hz. Adem inkara sapmıyor. İnkarını sürdüren Şeytandır. Hz. Adem ve Havva annemiz, hemen hatalarını anlayıp bağışlanma istemişlerdir. Kişisel bir hata bile karşılıksız kalmamıştır. Habil-Kabil olayı ile insanoğlu cahilliği ve zalimliğini sürdürünce, bunu yapanlar o sıfatla anılmışlardır. Hz. Adem’i ve Hz. Havva’yı yanıltan Şeytandır. Burada Hz. Adem ve Hz. Havva hatalarını anlayıp hemen tevbe etmişlerdir ve o sıfatla sıfatlandırılamazlar. Bu sıfatlar Şeytana aittir ve Şeytan bu anlamda lanetlenmiştir. O günah, Şeytanın insanoğlunun üzerine sıçrattığı bir pisliktir. Ve Müslümanlar aslında abdest alarak manen o kirlerden temizlenirler. Biz buna hadesten taharet diyoruz. Abdestimiz Hz. Adem’in ve Hz. Havva’nın abdestinin devamıdır. Tevbemiz onların tevbesinin devamı olsun. Onlar o gün bize hata yaptığımızda bunun sonucunun ne olacağını, nasıl tevbe etmemiz gerektiğini göstermiş oldular. 

Şu “Cemaat nedir, ne değildir, ona bakalım: Bakın bir başka açıdan Türkiye bir tarikat cenneti(!). Sadece Müslüman, Yahudi,  Hristiyan tarikatları yok, Hind tarikatları da var. YOGA da aslında bir dini ritüeller topluluğu, Transandantal Meditasyon da öyle. Bu yolla “Nirvana”ya ulaşacaklar. NLP zaten artık her yerde var. Yaşam koçları kendi “Yerli ve milli” tarikatlarını da kurgulamaya başladılar. Kimi “sağlık”, kimi “mutluluk”, kimi “başarı”ya giden yolun altın anahtarını pazarlıyor. Sizin spor, sağlık, psikolojik danışmanlık, yaşam koçluğu sandığınız birçok şeyin arkasında bir inanç sisteminin ritüelleri yatıyor. İslami kurallar gözetilmediği için kimse bu laik ve seküler soslu, bilimsel(!)  sistemleri bir dinle ilişkilendirmiyor. Şüpheciliği, sorgulamayı esas alan bilimsel yaklaşımlar bile artık pozitivist bir dinin eseri olarak sunuluyor topluma adeta. Teknoloji, bilimi kutsadığı başka bir post modern dini akım. Zaten bu Siber tusinami birilerini coşturmuş durumda. Onlar “Tanrıyı tedavülden kaldırmak”, “Hakikat”in yerine “artırılmış akışkan gerçekliği” ikame etme çabasında. Bu hızla maddenin 7 kat içine, ya da dünyanın 7 kat dışına savrulacaklar sanki! Dahasını söyleyeyim mi, artık bizim “laikçi”lerin gözünde  laiklik” “dine karşı dinlerüstü bir din” olarak kabul görüyor.

Dine karşı temel saldırı artık dinsizlerden gelmiyor. Onlar kendilerini “Agnostik” olarak tanımlıyorlar artık. Ya da “Deist” “öyle biri var olsa gerek ama nerede ne iş yapıyor bilmiyorum” diyorlar. Akıl, bilim, gerçeklik üçgeni içinde her şeyi sorgulayarak değişken ve akışkan, sabitesi olmayan bir dünyada yaşıyorlar.

Satanizm farklı, Ezdi’lik bunlardan da farklı bir şey.  Artık “post modern, ultra modern” cemaat, tarikat ve dini topluluklar var. Geleneksel tarikatlar artık bir şekilde siyasetin ve piyasanın içinde birbiri ile rekabet ediyor, uğraşıyor ve sürekli bölünüyor. İman, ihlas ve uhuvvet temelli Risale-i Nur talebeleri bile 7 fırkaya bölündüler, FG ile Tahşiye’ciler ilmen ve seyfen savaşıyorlar. Kürt talebeler ayrı Türk talebeler ayrı, okuyucusu, yazıcısı ayrı ayrı. Resmi cemaatler, yarı resmi cemaatler var. Tamam yasalara göre tarikatlar, tekke ve zaviyeler kapatıldı; bey, efendi, hacı, hoca, efendi gibi unvanlar kaldırıldı ama durum ortada. Bir de Diyanet cemaati var. Laik olduğunu iddia eden bir devlette imamlar devlet memuru, dini vakıflar devletin elinde ve hacı demenin yasak olduğu ülkede devlet hac yönetmeliği yayınlıyor. Güler misin ağlar mısın!. Büyük ölçüde Hilafet fonundan aktarılan paralarla kurulan İş Bankası bir riba kuruluşu olarak laikçi CHP’nin yönetiminde. Bir başkadır benim memleketim. Sonra da CHP’liler kalkar, Biad’tan, Takıyye’den söz ederler, Şeriat’a karşıdırlar. Bunlar karşı oldukları şeyi de bilmiyorlar. Kafalarında bir şablon var ona göre ahkam kesiyorlar. Laiklik onlar için dinler üstü bir dindir.. Din devlet ayrılığıdır..  Savundukları şeyin de ne anlama geldiğinin farkında değiller. Laiklik de İncil’deki bir cümle çerçevesinde, kilise ile ulus devletin egemenliği paylaşması, bedeni ve dünyevi olanın devlete, ruhani, manevi olanın kilisenin egemenliğinde olmasını esas alan düşüncedir ve bu Katoliklikle ilgili dini bir yorumdur. Ortodokslar da laiklik değil Bizantinizm vardır. Protestanlarda Sekülerizm vardır. Vatikan’da ise Teokrasi vardır.  Mesela bayrağında haç olan ülkelerin Milli kiliseleri vardır. Türkiye’deki sistem hiçbir ülkede yok. Çünkü Türkiye kebabsever vejeteryanlar ülkesidir. İnek etine bayılan Hindular ülkesi gibi bir şey bu. Kutsalınızı helvadan put yapıp yerseniz çağdaş olursunuz! Yani, Mumcu’ya atfedilen ama onun bir dergiden alıntılandığı şu ironik ifade aslında için gerçeğini anlamak için yeter de artar bile: “(Türk) İsviçre medeni kanununa göre evlenen, İtalyan ceza yasasına göre cezalandırılan, Alman ceza mahkemeleri usulü yasasınca yargılanan, Fransız idare hukukuna göre idare edilen, ve İslam hukukuna göre gömülen kişidir.” “Hakimiyet milletindir” ya millet de nasıl oldu ise “Yerli ve Milli” zannettiği, bu tercüme, gerekçesiz olarak meclise sevk edilip, müzakeresiz bir şekilde oy birliği ile kabul etmek zorunda kaldığı, tek kişi tarafından ve tek parti üzerinden vekil yapılan kişilerin onayı ile ve daha sonra bunları değiştirmenin teklif bile edilmesinin yasaklandığı yasalarla yönetilmektedir. Bizim çağdaşlığımız bu kadar. Kemalist cemaate bunun yanlışlığını anlatamazsınız!

Takıyyenin ne anlama geldiğinizi bilmezler ama mesela birilerini takıyecilikle suçlarlar. Takıyye, Şia’da, bir kişinin hayati tehlike karşısında yalan söylemesi ya da gerçeği gizlemesi durumunda, aç kalınca domuz eti yeme örneğinde oldu gibi, bundan dolayı suçlanamayacağı, günah işlemiş olmayacağına ilişkin dini bir içtihaddır. Birine “takıyyeci” diyorsanız, “gerçeği söylersem beni öldürürsünüz diye bize gerçeği söylemiyorsun” anlamına gelir. Burada suçlu olan, hayati tehlike karşısında gerçeği gizleyen değil, bir başkasını hayatına yönelik bir tehdit oluşturarak, onu böyle davranmaya zorlayandır. Yani bu suçlamayı yapanlar “şecaat arz ederken sirkatin söyleyenler”dir. Şeriata karşı çıkanlar, temelde meşruiyete karşı çıkanlardır. “Gayri meşru” demek, şeriata karşı demektir. Şeriathukuk” demektir. Kur’an-ı Kerim’de, Tevrat’ta ve İncil’de geçen bir kavramdır. Bunlar Meşruiyet, Meşrutiyet arasındaki farkı bile bilmezler. Din temelli bakarsanız Şeriat’a karşı çıkanlar,  bir dinin emir ve yasaklarını reddeden münkirlerdir. “Biat” konusu da böyle. Tamam uygulama yanlış. Doğrusu birinin bir başkasına mutlak anlamda bağlanması değil. Din ve devlet büyüklerine mutlak bağlılık, onları idol haline getirmek, onu putlaştırmak, İlah ve Rab edinmek anlamına gelir. “Biat”, “Satınalma” anlamına gelir. Satınalınan şey “Allah’ın rızası ve cennet”tir. Bunun için “Allah’a, Resul’üne ve Kitab’a iman” ile bir konudur. Bu hedefe ulaşmak için insanların kendi aralarında ahidleşmesi / sözleşmesi de biat kapsamındadır. Burada “biat”, bir kişinin başka bir kişiye itaati değil, verilen söze itaat, o sözleşme çerçevesinde tarafların hak ve sorumluluklarının gereğini yerine getirme sözüdür. Zaten bu da dinin emridir. Bugünlük de bu kadar. Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(46)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Doğruya Doğru

23 Ocak 2022 02:58

Çok güzel yazılar bunlar ona buna sataşıp politik suçlama ve imalarda bulunmadan yanlış anlaşılan hususların aydınlatıcı olarak sade anlatımla aktarılması islam düşmanlarının hatalarının açıklanması, islam felsefesini bıktırıcı beylik cümleler dışında işlerseniz alim gibi görev yapmış olunur

Dilipak Abdurrahman

23 Ocak 2022 00:21

Neden bazilari kendi amacina gore kutsal kitabimizin hukum ve kurallarini egip bukurek kendi amacina gore yorumluyor? Guzelim genclerimizi ve cocuklarimizi nasil koruyacagiz bu feto gibi veya muadili yabanci kokenli din tuccarlarindan? Siz bile feto demekten cekinirken ve gelme ihtimallerine karsi ortaya salata turunde yazarken biz nasil ulkeye ihanet bu cetelere karsi birlik icerisinde savasacagiz.. Hani Sizler iyi ornek olacaktiniz ve feto gibilerin elinden genclerimizi insanlarimizi ulkemizi kurtarmak yonunde calisacaktiniz; ne oldu size… Her taraftan kotu sozcuklerle olmadik yalan dolanla uflemeye devam eden bu feto ve zilletcileri nasil bertaraf edecegizi lutfen yazin Sn Dilipak. Bu fetoculeri ve trolleri size de musallat olmus hala yanlis yolda gitmeye devam ediyorlar; hic bir iyi laf ve uyari ne kalblerine ve ne de beyinlerine islemiyor. Nasil kaybettik biz bu insanlari; nasil devsirilip beyinlerine format atilmis bir yokediciye cevrildiler. Bunlarin degisik sozlerle saldirislari; sanki Sizin anlattiginiz beyinleri cip yerlestirilen robotlarin ilk prototipleri gibi.. Dogru ve guzel laf ve soz bunlara hic islemiyor. Terminator filmi icin evrimlestirilmis turundeler. Butun cemaatler de boyle mi acaba? Cemaat olma dan butun muslumanlar kardes ve birlik olamiyor mu? Dini ogrenemiyor mu? Illa bir gruba mi girilmesi gerekiyor orada Kuran dururken. Diyelim ki feto bunlari devsirdi ve hata yaptilar. Gunaha girdiler; ulkelerine ve insanlarina ihanet ettiler. Niye geri donmezler? Hatta bile bile ayni hata ve gunahli islemeye neden devam ediyor lar? Bunlari iyi taniyan olarak sizin bilge kisiliginize soruyorum. Bu konuda yazin ki ogrenelim ve icimize su serpilsin; belki bu feto dan kurtulmak isteyen fetoculer de bireysel bir adim atar belki; kendilerini en azindan bu cete ortamindan kurtarirlar. Biraz cesur olmak cok mu zor bunlar icin? Yazin bu hususlari da aydinlanalim. Selam ve dua ile…..

hebelek gübelek!

22 Ocak 2022 22:58

islam alimlerinin ictihadları değil mi? cübbeliye yargılanmak ister miydin veya ne bileyim yaşar nöriye ve hatta ilahiyatı bitirecek kafası olsa dalaksız aamet'e?

Mustafa Ege

22 Ocak 2022 21:01

Hoca; Akif'i bize öğretme... Söylediği diğer; yüz bin kere haklı dizeleri de bilmediğimizi sanma. Esas onlardan haber Ne olurdu hakkı hak sahibine teslim etseniz? Böyle daha mı güzel dünya?

Mehmet

22 Ocak 2022 20:52

Devleti her zaman başkaları yonetiyor.Bazen derinler bazen gladyo baze kontogrilya vs.Arkalarinda ise mosonik yapilar.Sendikalar için demirel ne kadar bölersek o kadar iyi olur ve güçleri zayıflar demişti.Her cemaati tarikatı bileceksin ki güçleri zayıflasın ve denge ödülü olsun.

Sahin

22 Ocak 2022 19:29

Ne cok vatan hainimiz ve din dusmanimiz var mide ve iki dizi arasindaki icin yapmayacaklari hainlik yok

Salihce

22 Ocak 2022 18:46

İslam irtica değil, islam adına konuşanların % 80 i sıkıntılı..birde siyasi islamcılar varsa.. gümüş yüzükgiller!!! Anladınız siz!!

Gülbin Aydın/ Lüleburgaz

22 Ocak 2022 18:41

Yozlaşma kartopuna benzer.Yuvarlanmaya başladı mı çığ gibi büyür. CHARLES CALEB COLTON

SİVİL MİLLİ ANAYASA

22 Ocak 2022 18:07

Hocam yeni bir anayasayı bu ülkede sizden başka kimse yazamaz. Sivil milli şer'i bir anayasa istiyoruz.

İbrahim Erdoğan

22 Ocak 2022 17:41

Üstadım! Yazılarınızı okuduğum elbette bunları önemsediğimi gösterir. Laikçilere yönelttiğiniz eleştiriler bence doğrudur. Ancak bu gerçeğin yarısıdır. Diğer yarısını ise hemen her makalenizde bazı imalarla geçiştiriyorsunuz! Dinci, İslâmcı görünümünde din satanlara da bir şeyler söylemek-yazmak gereksiz mi görülmektedir? Bir kulu "Allah'ın bütün vasıflarını taşıyan kişi" olarak nitelendirmeyi; "bir adaya verilecek oyun öteki alemde sertifika" işlemi göreceğini iddia eden siyaset erbabına da açıkça birkaç cümle yazmak gerekmiyor mu? O kadar da cesaretin sizde olmadığını düşünmeye başlayacağım!..

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle