--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İklim savaşları!

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
51

“İklim Konferansı” değil; bu iş fıtratla barış da değil; bunun adı “İklim Savaşı”.  Adı “Barış” olan “Savaş”. Şeytan fıtrata müdahale ediyor.

Şimdi de kıtlık korkutmacası ile geliyorlar.. Koronavirüs sonrası dünyaya “kuraklık korkusu” pompalamaya başladılar. İnsanların, hayvanların, bitkilerin genine müdahale ediyorlar. mRNA zaten bu konuda başlıbaşına sorun. İnsan tabiatına bir müdahale sözkonusu. Hatta bu konuda irade dışı müdahaleden söz ediyorlar.

Açık açık TransHumanizm’den söz ediliyor artık. Hava, su ve toprağın yapısına müdahale ediliyor.

Evet, iklimler değişiyor ve bu dünyada ilk defa olmuyor. Bunların bir kısmı tabii bir olay, bir kısmı, insanların sebeb olduğu sorunlar, bir kısmı da tamamen uydurma, birileri bu süreci kullanarak, bazı gerçekleri abartıp, bazı olumsuzlukları tetikleyerek bunun arkasına kendi karanlık planlarını saklayarak, sonuçta ölümü gösterip hastalığa razı etmek istiyorlar.

Bu konu ‘İklim değişikliği’ diyerek geçiştirilecek bir konu değil.

Nisa suresi: (118-119) Allah şeytanı lânetlemiştir, o da “Kullarından belli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara kaptıracağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler” demiştir. Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinen kimse elbette apaçık bir ziyana düşmüş olur. (120) Şeytan onlara durmadan vaad eder, boş ümitler verir. Şeytanın onlara söz vermesi aldatmadan başka bir şey değildir. (121) İşte onların yeri cehennemdir, ondan kaçıp kurtulacak bir yer de bulamayacaklardır.” Bugün o gün işte!

Birilerinin gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlar, kalpleri var hissetmiyorlar. Mehdi-Mesih beklentisi içindeki insanlar garip bir şekilde Deccal’in peşine takılıp gidiyorlar. Şeytan onlara “Kertenkele deliğinden, onun yuvasına gireceksin” dese girecekler.

Birileri servet ve iktidarı, insanları hayra dönüştürmek için istemişti ama, o servet ve iktidar gücü, önce onları dönüştürdü. Meşru yoldan elde edilmeyen her şey gayesindeki hikmeti yok eder zira! Dünün radikallerinin birçoğu bugün çok başka vadilerde yolculuk ediyorlar. Şeytanları onların yüzünü meshettiği için de, artık görmüyorlar, duymuyorlar, akletmiyorlar.. “Ebu Leheb sendromu” yaşıyorlar! Verdikleri görüntüler, günahlarını perdelemek için bir şal görevi görüyor sanki!

Şeytan yeni savaş takdikleri ile geliyor. Emrediyor, siber ordular yaptırıyor kendine. Artık insanlara da ihtiyacı yok. Otonom robotik, cansız, ruhsuz Humanoid askerleri var. Işın silahları, RP bombaları sözkonusu. Kimyasal, biyolojik savaşlardan söz ediliyor. Vekalet savaşlarına da gerek kalmayacak bu gidişle. Yapay bulutlardan, yapay şimşeklerden söz ediyoruz. Elektromanyetik dalgalarla çekirgeleri bir ülkeye sürebilirler, ya da vahşi hayvanları şehirlerin başına bela edebilirsiniz. Haşeratı yeni savaşların aracı yapabilirsiniz artık. Artık hava, su, toprak tehdit altında. Gıda da ilaç da riskli artık. Adamlar sadece uzayı işgal etmediler, aklımızı, kalbimizi, midemizi, damarlarımızı da işgal ediyorlar.

Mezepotamya havzasına dikkat. Nil, Dicle, Fırat bu süreçte çok özel konumda.

Aslında HAARP teknoloji diye bir teknolojiden uzun zamandır söz edilir. Bu aynı zamanda bir gizli iklim silahı. Artık bu sistemin yüklü olduğu gemiye de gerek kalmadı. Alçak irtifa uyduları ile uzak göz göre göre işgal edildi ve  kimsenin sesi çıkmadı. Tepemizden radyasyon yağıyor, kimseden ses çıkmıyor. Dünyanın her noktası artık Şeytani bir gözle izleniyor.

Stratfor 2015’de “Türkiye iklim raporu” diye bir rapor yayınlamıştı. 15 Temmuz 2016’da olanları biliyorsunuz. Aynı Stratfor, darbeye aktif destek vermiş, ve saldırının hedefini işaretleyerek operasyona katılan F16’lara hedef göstermişti. Stratfor’un, “Türkiye’nin su politikaları ve bölgesel kuraklık tehlikeleri” raporunda Türkiye’nin Fırat ve Dicle nehirlerini kontrol ederek Ortadoğu’daki etkisini artırmak için kullanabileceğini belirtirken ülke içindeki ve dışındaki Kürtlerle ilişkisini de ‘Aşil topuğu’ olarak tanımlamıştı. Stratfor’a göre uzun vadede Türkiye’nin nehirler üzerindeki kontrolü ve su politikaları, Irak ve Suriye ile gerilime neden olacak. Güneydoğu Anadolu Projesi, kapsamında yapılacak ve yapılmakta olan barajlar ise, bölgedeki Kürtlerle ilişkileri etkileyecek. NASA’nın 2003-2009 arasında yaptığı incelemelere göre Fırat ve Dicle havzasında ciddi anlamda bir kuraklık sorunu olduğundan bahseden Stratfor, Türkiye’nin su politikasını kullanacağını öngörüyor. GAP’ın finansmanında, projenin bölgesel dengeleri gözetmemesi nedeniyle sıkıntılar çıktığına değiniyor. 

Bu iklim tartışmaları, GAP projesini, Dicle ve Fırat havzasında Türkiye, Irak ve Suriye arasında yeni sorunlar için çok önceden beri düşünülmüş bir senaryo olduğunu unutmayalım.

İklim krizinin mihver ülkelerinden birinin Türkiye olacağını aklımızdan çıkarmayalım. İnşallah CoVID ve Starlinkler, dışa bağımlı 5G, konusunda düştüğümüz yanlışa digital dönüşüm ve yapay zeka, gıda politikaları ile bir kez daha düşmeyiz. Çünkü bundan sonrası gelecek açısından çok büyük, telafisi zor sorunlara sebeb olacak, Allah korusun! Bilelim ki, Allah cahil ve zalimlere yardım etmez. İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden helak olmamak için, yanlış kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, yanlışa karşı çıkalım, Allah’ın rızası istikametinde, kafamızı kiraya vermeden, aklımızı kullanarak hareket edelim.

Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(51)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

DEVRES CEHALETİ

6 Kasım 2021 14:14

Osmanlı'da okul yoktu demek tam bir cehalet örneği. Bizim köyümüz Anadolu'nun en küçük köylerinden biri. Bu köyde bile medrese vardı.Devletin görevli hocası vardı.

NURAN DEVRES

5 Kasım 2021 23:39

Osmanlı'da okuma yazma öğrenmek yasak değildi. Zorunlu da değildi. Monarşi yönetimlerinde halk ne kadar cahil olursa yönetmek o kadar kolaydır. Anadoluda okul yoktu. Insanlar öğrenmek isteseler bile öğretecek kurum yoktu. Sadece Dersaadette vardı.

YA RABBİ

5 Kasım 2021 20:03

mustafa özcan.ın selahattin eyyübi yazısını okudum..... 

Sabır imtihanı

5 Kasım 2021 20:00

Sonuçta, öncekilerin çektiklerini çekmeden cennete girmek istemeyi hayal etme hakkı, Allah'ın buyurduğu istikamet üzere ümitsizliğe düşmeden sabredenler için olacaktır.

Valla bilemedim

5 Kasım 2021 19:58

Gençlimizde ozon deliniyodu başımıza hani güneş yacaktı taş yağıyoya

Okuadikafir

5 Kasım 2021 19:37

Şeytan kim Haşa Allah la aynı olmak kim?  

Önce tarih öğren

5 Kasım 2021 19:33

Bunca Osmanlıca vesika okudum hiçbirinde padişahların halka okuma yazma öğrebmelerini yasakladıklarına ait bilgiye rastlamadım. Biz küçükkemde padişah vatanı sattı birileri kurtardı diğe laçka yalancı bir eğitim sistemi vardı. Bir gün tarih hocasına üç kota tüm tarım ürünleri tüm madenler denizler muazzam ordu peki padişah neyin karşılığında satsın bu muazzam ülkeyi gücü dedim? Cevap:mezarlık sessizliği kurudu kaldı.  

ylz

5 Kasım 2021 19:22

Her şey teknolojidir diyenler, teknolojide önde olanları gördük.  

"Hayvan öldürülmeden üretilen etin satışı onaylandı."

5 Kasım 2021 17:29

"Bir dizi bilimsel araştırma, zengin ülkelerdeki insanların kendileri veya gezegen için sağlıklı olandan daha fazla et yediğini gösteriyor. İklim kriziyle mücadelede et tüketiminin azaltılması hayati önem taşıyor ve bazı bilim insanları bunun bir kişinin yapabileceği en çevreci eylem olduğunu söylüyor. Bu kapsamda, ABD’li bir şirket tarafından biyoreaktörlerde hayvan öldürülmeden üretilen et, dünyadaki ilk satış onayını Singapur'dan aldı. Singapur Gıda Ajansı, bu onay ile etin hayvan öldürülmeden üretildiği bir geleceğin kapısını açabileceğini ifade etti."

Her yönden Allah'ın dinine savaş açıldı.

5 Kasım 2021 17:11

Günümüz dünyasında dikkatimizi medya üzerinden görüntülü yazılı olarak istedikleri yöne çekerek bize gösterilen suni algılar musa a.s kıssasında örnek olarak anlatılan sihirbazların sahte yılanları gibi ilk etapta izleyenler tarafından gerçek olarak algılanmış fakat musa a.s ın asasının gerçek yılana dönüşüp sahte olanları bertaraf etmesi üzerine izleyenler gerçeği anlamıştır.  

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle