• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI

Yarının Türkiye’si

06 Şubat 2023
A


Abdullah Şanlıdağ İletişim: [email protected]

 

Aylardan beri toplanan Altılı Masa’nın aktörleri nihayet 244 sayfalık “Ortak Politikalar Mutabakat Metni”ni açıkladı. Millet İttifakı “Yarının Türkiye’si” temasını tercih etti. Eski Türkiye eleştirisine karşı hazırlanmış bir tema. Muhalif aktörler zaten başından beri parlamenter sisteme geçeceklerini ve Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini değiştireceklerini ifade ediyorlardı. 

Millet İttifakı’nın hazırlamış olduğu ve ismini “Yarının Türkiye’si” olarak belirledikleri mutabakat metninin gelecek tasavvuru zayıf. Kuvvetler ayrılığına dayanan, demokratik, özgürlükçü bir hukuk devletini inşa edeceklerini deklare eden Altılı Masa, şu ana kadar dağılmadan, bölünüp parçalanmadan gelebildi. Birbirinin aynısı olmayan farklı zihniyet ve ideolojilere inanan liderlerin bir masa etrafında kenetlenerek bir araya gelmesi ve politik kasırgalara rağmen bölünmemeleri takdire şayandır. Ancak mesele, sadece dağılmamakla bitmiyor. “Ülke için bir şey yapamazlar” demek istemiyorum. Neticede partiler ve liderler hizmet için vardır. 

Altılı Masa’nın ve ittifakların neşet etmesinde iktidarın da biraz payı vardır. Cumhurbaşkanı seçilebilmek için yüzde 50+1’in şart koşulması, partileri ittifaka yöneltti. Ak Parti 2002’de yüzde 34’le iktidar oldu. 20 yıldan beri çok başarılı projelere imza attı. Bu yüzden de arkasında güçlü bir halk desteği oluştu. Sonrasında savrulma, metal yorgunluk, iktidar sarhoşluğu ve yapılan bazı yanlışlar sebebiyle ittifaka mahkum oldu. Türk Milliyetçiliği jargonuyla siyaset yapan MHP ile ittifak ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesiyle, başta Kürt seçmen olmak üzere toplumun bir kısmının Ak Partiden kopmasına neden oldu. Buna bir de ekonomik, hukuki, politik sıkıntıları ve hayat pahalılığını eklediğimizde; Ak Parti’nin tüm bu zorluklara rağmen hâlâ birinci parti olmasının gizemini nasıl açıklayacağız? Ak Parti’nin sosyolojik tabanında ciddi bir kopuş yaşanmadı. Muhalefet de kendisinden beklenilen sıçramayı gerçekleştiremedi. Altılı Masa, toplumda heyecan üretemedi. Ak Parti’den ayrılan veya bir şekilde gönlü kırılan-küsen seçmen, muhalifleri tercih etmedi. İktidar ve muhalif kanadın oylarının neredeyse eşit addedildiği bir tabloyla seçime gidiyoruz. 

Altılı Masa, yargıdan kamu yönetimine, ekonomiden eğitime, 2 bin 300 hedef, politika ve projeyi içeren mutabakatı açıkladı. Mutabakatın önsözünde “Mevcut sistem Devlet için bir beka sorununa dönüşmüştür. Ortak Politikalar Mutabakat Metni”nde yer alan somut hedef, politika ve projeler milletimize karşı ortak taahhüdümüzdür” denilmiş. Muhalif kanat bu yargıya nereden ve neden vardı acaba? Mevcut sistemi şahsen ben de eleştirdim. Türk toplumunun parlamenter sisteme daha yatkın olduğunu lakin gelişen ve hızla dönüşen modern dünyada tam başkanlık sistemine geçmemiz gerektiğini yazdım. Hâlâ da o fikirdeyim. Ama yine de her şeye rağmen bir beka sorunu görmüyorum. Ak Parti iktidarı yerli ve milli, iç politikadan dış politikaya kadar her konuda milletine bağlı, topraklarının bir karışını dahi düşmana vermemede kararlı, sınırlarında terör örgütlerinin cirit atmasına müsaade etmeyen bir iktidardır. Hiçbir parti veya iktidar toplumsal barış ve huzurun tesis edilmesine karşı çıkmaz. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam sürmeye kim karşı çıkar?

Ak Parti de güçlü, özgürlükçü, demokratik ve adil bir sistem vaadiyle iktidar oldu. İktidarı boyunca da sözüne sadık kaldı. Dev projelere imza atıldı. Hâlâ da hizmet kervanı yürüyor.

Altılı Masa’nın hazırladığı Mutabakat metninin bir kısmını okudum. Peşin hükümlü ve ön yargılı olmayı doğru bulmam. Mesela metnin şu cümleleri hoşuma gitti: “Cinsiyet, etnik köken, din, dil, yerleşim yeri, sağlık durumu, sosyo-ekonomik koşulları ayırt etmeden, fırsat eşitliğini garanti altına alan kapsayıcı bir eğitim sistemi kurmayı; gelecek nesillerin ‘ekosistem hakkını’ anayasal güvence altına almayı; aşırı yoksulluğu sıfırlamayı, hiçbir vatandaşımızı geride bırakmamayı ve ülkemizi güvenilir, güçlü ve etkili bir uluslararası oyuncu konumuna getirmeyi taahhüt ediyoruz.”

Bazı maddelerde bağnazlık kokusu hissettim. Mesela Altılı Masa’nın, Kürt Sorunu ve Kıbrıs meselesine ilişkin bir çözüm çabasını hiç işitmedik. Mutabakat metninde de değinilmemiş. PKK’nın adı yok. Belli ki bu konuda HDP’nin konumu gözetilmiş. Mevcut şartlarda muhalefet iktidara da gelse bu iki sorunu çözecek gibi durmuyor. Bu ülkeye yapılan her hizmeti takdir eder alkışlarım. Biz, sözü kim söylerse söylesin, doğru olandan yanayız. Haksızlık babamızdan da gelse karşı çıkmalıyız. Muhalifler iktidar olursa; yarının Türkiye’nde ilk icraatları, Cumhurbaşkanlığı’nın Çankaya Köşkü’ne taşınması olacakmış. Kanal İstanbul projesi lağv edilecekmiş. Oldu olacak, dağları delerek yapılan tüplü tünelleri de patlatın. Otoyolları iptal edin, şoförleri tek şeritli yollara mahkum edin. CHP ve bileşenlerine de bu yakışır. Uğraştıkları şeylere bakın. Saraya bağlı uçakları satıp yangın uçağı alacaklarmış, Sanki devletin yangın uçağı alacak parası yok. Atatürk Havalimanı’nı yeniden hizmete açacaklarmış. Değiştiğini söyleyen eski klasik CHP kafasından izler görüyoruz. Diyelim ki seçimi kazanıp iktidar oldunuz. Peki, bu kadar adamı Çankaya Köşkü’ne nasıl sığdıracaksınız? Hani Altılı Masa’da herkesin söz hakkı vardı? Laik rejime özlem duyan aktörleri anlarım. Muhafazakar demokrat olduğunu söyleyen Altılı Masa’nın diğer aktörleri ne iş yapar? Ya bu metinleri okumamışlar, ya da kendilerine söz hakkı bile verilmemiş.

Hem iktidar ve hem de muhalefet, “Türkiye’yi herkesin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdüğü ve sosyal refah standartlarına ulaştığı, kadınların, çocukların, gençlerin ve tüm vatandaşların geleceğe umutla baktığı, toplumsal barış ve huzurun tesis edildiği mutlu bir ülke haline getirmeyi” vaad ediyor. Kim iktidar olursa olsun, demokrasinin olmazsa olmazı sayılan kurumları ayakta tutmak gerekiyor. Özgür ve tarafsız basın, özerk üniversite, hukukun üstünlüğü, yaşama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden bağımsız olması kaçınılmazdır. Sendikalar iktidarın veya muhalefetin yağdanlığı olamazlar.

Altılı Masa’nın en büyük sorunu, Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan karşısında 10 kez yenilmişliği var. Geçen dönemde adaylıkta ısrar eden Akşener’in de bir yanlış ve yenilmişliği var. CHP, Muharrem İnce ile de başaramadı. Her defasında “adam kazandı.” Akşener bu defa hem kendisi hata yapmamaya hem de CHP’nin bir yanlışa düşmemesine özen gösteriyor. Bu yüzden de başından beri “seçilebilir aday” şartını öne sürüyor. Direkt “Kılıçdaroğlu ile bu iş olmaz” demiyor ama, seçilebilir aday diretmesinin muhatabının Kılıçdaroğlu olduğunu herkes biliyor. Karamollaoğlu, liderler arasında mekik dokuyor. Bir kez daha Erdoğan’ın kazanmasına hiç birisinin tahammülü yok. Korkunun ecele bir faydası yok. Bu şartlarda Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci tura kalmadan bir kez daha kazanır.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Yavuz

DEVŞİRME SOLYANDAN CARKLI TAİFE. ...........................6.7.8.liler .kuru .çene .geçiniz .onları .şeytan .taifesi . .çıkar .menfaat ..birlikteliği . ...ABD Türkiye .temsilcileri . Emperyalizmin . .Türkiye . Masaları ....MHP .VE .BBP . BİLGE .LİDER .BAHÇELİ .SAYIN DESTICI BU TOPRAKLARIN LİDERLERİ . .ÇOK ŞÜKÜR İYİKİ VARLAR . .....

csn

simdi de 2023 Türkiye nin gerceklerini bir de yaz özgürlükcü adil demokrasi durumu nedir diye bi zahmet.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23