• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI

Siyaset mühendisliği ve yeniden altılı masa

13 Mart 2023
A


Abdullah Şanlıdağ İletişim: [email protected]

 

Altılı fay hattının oluşturduğu masa, enerji patlaması yaşadı ve 6 büyüklüğündeki bir depremle sarsıldı. 5 sağ parti bir araya geldi ve bir sol Parti’nin liderini iktidara taşımak için fay hattında mücadele ediyorlar. Zemin sağlam değil, bina da çürük. Hafif bir artçı ile yıkılabilir. Şuandaki altılı masayı deprem literatürüyle böyle ifade ettim.

Adam yenilmeye doymuyor. Kaset furyasıyla geldi, 10 seçim yenilgisi var, hâlâ minderden uzaklaşmıyor. Geçen haftaki yazımın son paragrafında altılı masadan umudumu kestiğimi yazmıştım. Yazdıklarımın arkasındayım. Parlamenter sistem ve partisiz Cumhurbaşkanlığı sloganıyla yola çıkan 6’lı masa, Meral Akşener’in kayış kırması ve akabinde çabucak masaya geri dönmesi ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıkan kesimlerce benimsenmesine neden oldu. Altılı masanın parlamenter sistem ve partisiz cumhurbaşkanı söyleminin slogandan ibaret olduğunu bir kez daha görmüş olduk.

“Kendi himmete muhtaç dede, nerede kaldı gayriye himmet ede!”

CHP’li iki belediye başkanının Ankara ve İstanbul’da 4 yıldır yaptıkları ortada. Bunları cilalayıp Cumhurbaşkanı yardımcısı yapacaklarmış. Kendi metropol şehirlerine ne kattılar ki, ittifaka da onu katsınlar. Altı adet fay hattının üzerine inşa edilen masa, çürük zemine inşa edilen binadan daha tehlikelidir. Binanın hiç olmazsa yine bir temeli var. Masa ise tam fay hattının üzerinde temelsiz duruyor. Yönettikleri belediye ortada. Şimdi bir de altılı masaya vasi tayin ediliyorlar. Söz konusu başkanlar, dama taşı gibi oradan oraya savrulup duruyorlar. Yaptığı hatalar ve bazı yol kazaları olsa da, şahsen ben “altı adet fay hattının üzerine konuşlandırılmış yapıya değil, Reise destek vermeyi düşünüyorum.

Cumhurbaşkanı yardımcılarını dahi partili, hem de CHP’li Belediye başkanlarından belirleyen 6’lı masa, tam bir siyaset mühendisliği eseridir. Ama bu da onların değil, getirdiği 50+1 sistemiyle, 6 birbirine benzemez partileri bir araya getiren Ak Parti’nin suçudur. Şuandaki Millet İttifakının ağırlıklı tonu sağ gelenekten besleniyor. Bu yüzden de biraz Ak Parti’nin önceki halini andırıyor. Dolayısıyla CHP lideri Kılıçdaroğlu’nin Dersimli bir Alevi oluşunun, karizmatik ve hitabetten yoksun oluşunun hiçbir önemi yok. Zaten artık karizma ve hitabetin de esamesi okunmuyor. 

Gerçeklik ve zahir benim için çok önemlidir. Komplo teorisine pek ehemmiyet vermem. Çap, ehliyet, feraset ve kariyerlerinin olduğuna inansam; 6’lı masadaki son gelişmelerin tam bir siyaset mühendisliği olduğunu söyleyebilirim. Meral Akşener masayı devirdi ve ayrıldı, sonra hemencecik masaya gelip hiçbir şey olmamış gibi oturuverdi. Siz olsanız bunu nasıl yorumlarsınız? Akşener’in yaptığını, bir yol kazası olarak nitelendiremeyiz. Bu bir bilinçli manevra taktiğidir. Kurgu fantezisinin de bu kadarı fazla. Bu kadar başarılı bir tezgâh ve kurguyu kim bunların aklına getirdi acaba? Bir ara sorusu ile devam edelim: Akşener, gerçekten Kılıçdaroğlu ile kazanamamaktan mı korkuyor, yoksa kazanmaktan mı? Artı, Mansur Yavaş ve İmamoğlu isimlerinde neden bu kadar ısrarcı? Birinci sorumun cevabı, ikinci sorumun içerisinde mündemiç.

Temel Karamollaoglu’nun CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun muhalefetin adayı olduğunu açıklarken sergilediği sevince dikkat kesildim. Yüzündeki sevinç sahte değilse, hacca giden bir mü’minin sevinci ancak o kadar olabilir. Atatürkçü, laik, seküler bir partiyi iktidara taşımak için seferber olan tatlısu İslamcılarının akıbetinden korkulur. Stratejik derinlik sığ bir seviyesizliğe dönüştü. 

Türk toplumu, değişim ve dönüşüm istiyor. Lakin bu değişim ve dönüşümün altılı masa tarafından gerçekleşeceğine inanmıyor. Dolayısıyla Ak Parti’nin mevcut yıpranmış, yorgun vitrinine rağmen, Millet İttifakının beceriksizliğinden dolayı ibrenin tekrar Cumhur ittifakına yöneldiğini düşünüyorum. Milletin Erdoğan’a olan sevgi ve güveni devam ediyor. Eğer Erdoğan, bagajını, vitrinini yenilemez de mevcut listeyle seçime giderse, imza attığı dev projelere rağmen işi zor. Lakin ehliyet ve liyakatli kişileri, cüzdanla vicdan ayrımını yapabilen, hak hukuk gözeten kimlikleri ön plana çıkarırsa, Kılıçdaroğlu’nun yenilgisi bir kez daha kaçınılmaz olur. Yani CHP liderine tarih yazdırmak veya tarihe gömmek,  Erdoğan’ın yapacağı hamleye bağlı.  

.......

Saadet Partisi, kökleri Milli Nizam ve Selamet Partisi’ne dayanan, siyasetteki jargonu “önce ahlak ve maneviyat” olan, Milli Görüş çizgisinde devam ettiğini iddia eden bir partidir. Ciğerini ve dibacesine kadar bilirim. Merhum Erbakan vefat ettiğinde benim için Milli Görüş ve demokratik yollarla İslami harekete katkı sağlama bitmiştir. Ak Parti’yi ise hiçbir zaman İslamcı ve bir dava partisi olarak görmedim. Öyle de değildir zaten. Türkiye’nin demokratikleşmesi ve insanca yaşanabilir bir düzeni tesis etmesi adına Ak Parti’ye desteğimiz sürüyor. 

Saadet Partisi’nin önünde İzmir Marşları okuyarak, “Türkiye laiktir laik kalacak”, “Hak, Hukuk, Adalet” diye bağıran CHP’lileri görünce, dört partisi laikliğe karşı eylemlerin odağı olmak suçlamasıyla kapatılan Milli Görüşçü kardeşlerin ne hale geldiklerini düşünmeden edemedim. Saadet Partili hacı amcalar; sakallı, sarıklı hocalar dışardaki CHP’li fanatizmin narasından rahatsız olmadılar mı acaba?

Muhalefetin yani altılı fay hattının Cumhurbaşkanı adayını açıklama görevi Temel Karamollaoğlu’na verilmiş. Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığının Saadet Partisi genel merkezinden açıklanmasının Milli Görüşçülerdeki ve İyi Parti’deki milliyetçilerdeki karşılığının ne olacağını çok merak ediyorum.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

çamlı

umut fskırın ekmegidir, yer yer bitiremez, üç bin yılını bekle kk kemal gelecek

çamlı

medya yalanıydı, cabuk patladı, sen hala onu geveliyon
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23