• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI

Normalleşmeye doğru

27 Şubat 2023
A


Abdullah Şanlıdağ İletişim: [email protected]

 

Derin bir uykuyla kendimizi Allah’a teslim etmişken yakalandık, 7.7 şiddetindeki Maraş depremine. Yeryüzü titredi, dağlardan kopan dev kaya kütleleri binaların üstüne düştü. Tepeler, yollar çatladı; demiryolu makas gibi büküldü. Şehir harap oldu. Yıkılan binaların enkazından 12 bin 500 ceset çıkarıldı. Birçok minare devrildi. Zelzele durduktan sonra yüksek kesimlere kar, kentin merkezine ise sağanak yağmur yağmaya başladı. Depremzedeler sokağa fırlamış, ortalık buz kesmişti. 10 ili etkileyen Maraş depremi, yer bilimcilerinin yapacağı geniş çaplı araştırmalar neticesinde analiz edilecek ve bundan sonrasında bizleri nelerin beklediğini, nasıl bir yol haritası çizeceğimizi belirleyecektir.

Kahramanmaraş merkezli depremin yaraları sarılmaya çalışılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kahramanmaraş ziyaretinde “hemen şimdi” diyerek, şehri ayağa kaldıracaklarını deklare etmesi, afetzede için güzel bir müjde. Televizyonlar dizileri yayınlamaya başladı. Sosyal medya fenomenleri algı oluşturmak için tam gaz ilerliyor. Benim ise deprem bölgesinde çadırlarda hayata tutunmaya çalışan afetzedelerin durumunu gördükçe içim yanıyor. “Ateş, düştüğü yeri yakar” sözünün gerçekliğini bir kez daha anladım. Çadırların biraz ötesinde toprağa verdiği eşinin yaşını tutan, enkazdan ölü olarak çıkartılan çocuklarını unutmayan babanın normale dönmesi mümkün mü? Maddi ve manevi yaraları öyle iki haftada sarmak ve bu acılı yürekleri normale döndürmek mümkün mü? 

Normalleşme çağrılarının deprem bölgesinde bir karşılığının olduğunu sanmıyorum. Bu satırların yazarı da bir afetzede. Normalleşmenin nasıl olacağını çok iyi biliyorum. Devlet ve millet bunun için elinden geleni yapıyor. Depremde 40 binin üzerinde vatandaşımızı kaybettik. On binlerce yaralımız var. Evleri başına yıkılmış, yurtları viran olmuş ciğerpareleri hemen normale döndürmek, ancak filmlerde olur. Gerçek hayat öyle değil..

Yakınlarını, evlerini, yaşadığı şehirlerdeki anılarını kaybeden insanlardan iki hafta içerisinde normale dönmelerini bekleyenlere, bir kez deprem bölgesine gitmelerini tavsiye ederim. Normale dönsek bile, bundan sonra depremle yaşamayı öğreneceğiz. Sadece Kahramanmaraş değil Türkiye’nin neredeyse tamamı deprem kuşağında yer alıyor. Normale dönmeye bu kadar hevesli olanlara sormak isterim. Sahi sizin normaliniz neydi? “Deprem olursa ne yapacağız?” sorusunu kendisine soran insanımızın uykularını kaçıran, hayatını kâbusa dönüştüren sorunları ortadan kaldırmadıkça, hayatın normale dönmesini beklemek abesle iştigaldir. Afetzedenin konutunu yapıncaya kadar konteyner ve çadırlardaki yaşantısını nasıl normale dönüştürebiliriz? Acısını hafifletmek için neler yapabiliriz? Yurdunu terk etmesini istemediğimiz afetzedeye nerede bina yapacağız? Ya yine sağlam olmayan zemine çürük binalar inşa edilirse?? 

İşte tam bu noktada TOKİ konutlarının yıkılmadan dimdik ayakta duruyor olması, depremzedelerin acılarını bir nebze dindiriyor. Kahramanmaraş’ta da TOKİ’nin yaptığı konutlardan bir tek yıkılan bina yok. İyi de TOKİ’yi bu denli denetleyen devlet, müteahhit firmalarının, vatandaşın kendi imkanlarıyla yaptırdığı konutları da aynı özveriyle denetlemelidir. Deprem yönetmeliğine uymayan müteahhit kadar, o müteahhit firmaları gereği gibi denetlemeyen kurumlar da suçludur. 

Devlet, vatandaşını özgüvenle dinler ve ona güven telkin eder. Kurumun yetkili memuru müteahhit firmayı denetlemeye giderken, kullandığı telefonun yeni modelinin çıktığını söylemesi ahlaki değildir. Müteahhitten nemalanan memurdan işini düzgün yapmasını bekleyebilir misiniz? Midesine haram lokma geçmesine rıza gösteren kişi, aslında gelecek kuşakların hayatını karartıyor. Müteahhidin malzemeden çalarak memura verdiği rüşvetin bilançosu topluma nasıl yansıyor biliyor musunuz? İşte böyle depremde evi başına yıkılıyor.. 

Enkaz altındaki çocuklar, analar, bacılar; müteahhit ile o memurun rüşvet halkasının kurbanıdırlar. O memur işini düzgün yapsaydı, mühendis belki de yönetmeliğe uymak zorunda kalacak ve malzemeden çalmayacaktı. Aslında malzemeyi değil hayatımızı çaldılar. Hiçbir şey değişmeyecekse, yeniden eskiye dönüş başlayacaksa normalleşmenin ne önemi var ki? Anormal olanın normal addedilmesini isteyen akçeci taifeye fırsat verilmemelidir. 

Biz yandık, bari gelecek kuşaklar yanmasın diyorsanız hukuk ve demokrasi işlesin, herkes kanun ve yönetmeliklere uysun. 

Hiçbir felaketten ders çıkarmadık, hiç olmazsa Maraş depremi bizler için iyi bir ders olsun.

Yaşadığımız büyük felaketin derinliği, her türlü önlemi almamızı ve konuşmamızı zorunlu kılıyor. Sağlam zemine sağlam bina istiyoruz. Eski anormal düzeni normalleşme çağrısıyla devam ettirmek isteyen katillere hakkımı helal etmiyorum. 

Afetzedenin konutunu devlet yapsın, denetimi yapan memurunu da kendi denetlesin. Kurumlarla müteahhitler arasındaki cüzdan ilişkisi sonlandırılmadıkça sorun devam edecektir. 

Bu da geçer.. Şimdi yaraları sarma zamanı. Allah, böyle bir felaketi bir daha yaşatmasın. Hepimiz toplumsal bir travma yaşadık. Kolay değil, birçoğunun evladı, eşi ve yakınları enkaz altında can verdi. Afetten etkilenen, yakınlarını kaybeden depremzedelerle dayanışma içerisinde olalım. Maraş depreminden kendimize dersler çıkaralım. Fiziki (maddi) fay hattı kırıldı. Fay, kendi kabuğunu kırarken on binlerce canı da alıp götürdü. Sosyal ve siyasal fay hattında ne durumdayız? Yine ötekileştirme, nefret dili hakim olacak değil mi? İdeolojilerimizi bir tarafa bırakıp, hepimiz enkaza omuz verdik. Kardeşliğimizi pekiştirelim. Deprem, doğal bir adettir. Dünya kuruldu kurulalı, yerin altındaki hareketlilik ve enerjinin patlaması olur. Yer bilimciler buna fay hattı ve deprem diyor. Kahramanmaraş’ta en son büyük deprem 509 yıl önce olmuş. Depremin Türkiye’nin büyümesini ve gelişmesini istemeyen dış güçlerce tetiklendiği söyleyenlerde zerre utanma duygusu yoktur. Bari yer bilimcilerine saygınız olsun. ABD’nin madem böyle büyük bir teknolojik gücü var, o halde neden Çin ve Rusya için kullanmıyor? Komplo teorisine inanan bir kafa, sağlıklı bir kafa değildir. Bu deli saçması fikirleri teori diye savunanlar, en az 6 şiddetindeki bir deprem kadar zararlıdır. Yağmacılarla bunlar arasındaki farkı kıyaslayamıyorum. Yağmacıyı ıslah etmek kolay da, bu bezirgânları nasıl düzelteceğiz?

1999 Marmara depreminden gerekli dersi çıkartamadık. Hiç olmazsa 2023 Maraş depremlerini unutmayalım ve herkes üzerine düşeni yapsın. Marmara depreminden ders çıkarılsaydı; bugün 40 binden fazla insanımızı kaybetmezdik.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Murat

OKUR denen vatandal,, YÜCE ALLAH,sana akıııl,fikiiir, vicdaaan nasip etsin.Bu durumda, ülke bu hale gelmiş, ocaklar, sönmüş, canlarımız gitmiş, Ülke, maddi, manevi harap duruma düşmüş sen ve senin gibi makarna, kömür kafalar haleeen daha yalakalık, dalkavukluk, siyaset,kindarlık peşindesiniz..Yüce Allah,sizi, bizi daha ne yapsın. Allah, neden bu coğrafyaya bunları, bu afetleri müstehak görüyor hiiç düşündünmü. ALLAH,SEEEN VE HALEN, SENİN GİBİ DÜŞÜNEN, KİM OLURSA OLSU,HANGİ SİYASİ DÜŞÜNCE İÇİNDEKİ AKBABALARA BİR DEPREMZEDE OLARAK HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ..

Berk Okay

Nuri Bey, insanlık şu anda normal gündeminde, pandemi sonrası resesyon beklentileri bile gerçekleşmedi… Satınalma kabiliyetinden bağımsız olarak kıymayı Avrupa’da yaşayan birisinden daha pahalı alıyoruz. Siz neyin peşindesiniz?
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23