• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI

NATO zirvesi

04 Temmuz 2022
A


Abdullah Şanlıdağ İletişim: [email protected]

Türkiye’nin dış politikasının ve terörle mücadelede başarılı olduğunu belirtelim. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın devam ettiği bir zeminde, Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın terör örgütlerine verdikleri destekten dolayı NATO üyeliklerine sıcak bakmadığını deklare ediyordu. Ankara, öteden beri YPG/PYD ve FETÖ’nün de tıpkı PKK gibi birer terör örgütü olduğunu dillendiriyor. Bu yüzden de Suriye’de beşincisini düzenleyeceği harekât için hazırlıklar yapıyor. 30 kilometre derinlik denilen şey, PYD/YPG terör örgütünün Türkiye’nin oluşturduğu güvenli bölgelerden uzaklaştırılması anlamına geliyor. Bu bağlamda NATO zirvesinde ele alınan ve PYD/YPG’ye yönelik, yetmez ama şimdilik iyi denilebilecek gelişmeler Türkiye için bir kazanımdır. Bize göre “zafer” olan bu gelişmeler, muhalefet ve bazı ülkelere göre hezimet olarak değerlendirildi. Oysaki mevcut durum, ne tam bir zaferdir, ne de hezimettir. Tam bir zafer değildir, çünkü Türkiye her istediğini alamadı. Lakin Türkiye’nin belirleyici rolü, Rusya-Ukrayna gerginliğindeki arabuluculuğu ve İsveç-Finlandiya konusundaki kararlılığı takdire şayandır. PYD, YPG ve FETÖ gibi yapılar, terör örgütü olarak tescil edilmiş değildir. Mutabakattaki “Finlandiya ve İsveç, PYD/YPG ve Türkiye’de FETÖ olarak tanımlanan örgüte destek sağlamayacaklardır” ifadesi, söz konusu yapıların terör örgütü olarak kabul edildikleri anlamına gelmiyor. Bizim PKK’dan farklı görmediğimiz terör örgütlerini uluslararası camia Kürtler olarak tanımlıyor.

FETÖ ve PYD terör örgütü olarak tescillendi diyebilmemiz için, Fetullah Gülen iblisinin Türkiye’ye iade edilmesi gerekir. PYD konusunda ise ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde terör devleti kurma projesi devam ettiği sürece, PYD/YPG’nin terör örgütü kabul edildiğini söylemek imkânsızdır. ‘Görüşmeden ne kazandık?’ başlığının altında, “FETÖ ve PYD’nin terör örgütü olarak tescillendiği” gerçekliği netleşmiş bir durum değildir. Keşke öyle olsaydı.. Türkiye’nin, terör örgütlerini destekledikleri ve silah/askeri malzeme ambargosu uyguladıkları gerekçesiyle, İsveç ve Finlandiya’nın üyelik başvurularını onaylamayacağını açıklamasının ittifak içinde kaygı yarattığı doğrudur. Fakat bunun böyle olması PYD, YPG ve FETÖ’nün terör örgütü olarak tescillendiği anlamına gelmiyor. Sadece Finlandiya ve İsveç’in, bizim terör örgütü olarak tanımladığımız PYD/YPG ve FETÖ’ye destek sağlamayacakları deklare edildi. Türkiye için bu kadarı da bir başarıdır denilebilir. Türkiye, kendi kamuoyu nezdinde vetosunu çekmesinin gerekçelerini izahta kullanabileceği ‘güvenceler’ elde etmiştir.

Buradan baktığımızda Erdoğan’ın bir kez daha uluslararası arenadan kazançla döndüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu kazanım Ak Parti’nin 2023 seçimlerindeki hanesine artı olarak yansıyacaktır. 

Madrid’deki tarihi zirvenin herkesi memnun ettiği bir gerçektir. Umarız Üçlü Muhtıra, hukuki ve teknik bakımdan imzacı taraflar açısından mutlak bağlayıcılığı olur. Hepsinden de önemlisi, tarafların sözünde ne derece duracakları konusudur.

Türkiye itirazını geri çekmekle itibar kaybetmedi, bilakis bu zirvenin kazançlı taraflarından birisi oldu. Zirve,  Erdoğan-Biden görüşmesi açısından da faydalı olmuştur. Perinçek hazlanmasa da, Türkiye’nin reel politik gereği kendi menfaatlerini gözetmesi, denge politikası uygulaması kaçınılmazdır. “Anı yakala, değerlendir” siyaseti önemliydi ve Türkiye bunu Erdoğan sayesinde başardı.

Türkiye’nin F-16 modernizasyon talebinin de, satın alma yoluyla olsa bile, müspet karşılanması da ayrı bir başarıdır. 

Tüm bu gelişmeler Ak Parti açısından olumlu sayılabilir.

 Bunun Türk toplumundaki karşılığı, 2023 yılında yapılacak seçimlerde kararsız seçmenin tercihine olumlu olarak yansır. 

Madrid’de düzenlenen NATO Zirvesi’nde İsveç ve Finlandiya, terör örgütü PKK, YPG ve FETÖ’ye destek vermeyeceklerini, ellerindeki teröristleri de teslim edeceklerini taahhüt etti. 

İki ülkenin Türkiye lehine taahhütte bulunmasında,  hiç şüphesiz Erdoğan’ın payı çok büyüktür. 

Türkiye, NATO’nun asla gözden çıkarmayacağı güçlü bir ülkedir. Çünkü Türkiye ve NATO’nun kısa ve uzun vadede birbirlerine ihtiyaçları var.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Zafer Kıraç

/////reel politik denilen zaten budur .Devletler ilelebet düşman olmazlar birbirlerine. Bence de Erdoğan doğru olanı yapmıştır. Bu anlamda yazarın tespitleri de dogru

Yaşar kizil

Zirvede acaba ABD denen şeytanın kazancı ne oldu?,Olaylara taraf değilmiş gibi görünür ama belirleyici büyük şeytan rolünden de vazgecmez
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23