• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI

İslamcılığın geldiği nokta

15 Mayıs 2023
A


Abdullah Şanlıdağ İletişim: [email protected]

 

İslam dünyasının temel sıkıntısı, teknoloji ve yeniliklerin gerisinde kalmamız değil, bilginin kirlenmesi, kimlik ve kişiliğimizin zedelenmesidir. Kur’an, bireyin vahiyden kopmasını “dünyevileşme” yani seküler sokağa sapma olarak tanımlar. Müslümanlar hakikatin arayıcısı olmak yerine, biat kültürünün neferi olmayı tercih ettiklerinden beri hep kaybediyorlar. Politize olmuş toplumları değiştirip dönüştürmek, suyu tersine akıtmaktan daha zordur. Mü’minler eskiden de beleşçi ve külfet istemeyen yolun yolcusuydular. İslam’ın ana kaynakları bellidir. Onlara ulaşmak yerine, çeviri eserlerle Türkiye’yi ve İslamcılığı yorumladık. İşte gelip tıkandığımız noktada kültürel mirası da tüketmeye başladık. 

Demokratik mücadele Müslümanlar için gerekli bir vasıtaydı. Tavandan tabana dönüşümü savunanlar ve devlette söz sahibi olmanın zorunluluğuna dikkat çeken entelektüel, siyasi kimlikler, devleti ele geçirmenin farz olduğunu dahi dillendirdiler. Refah Partisi ile yakalanan bu güç döngüsü, sonrasında Ak Parti ile zirve yaptı. Ak Parti, alt ve orta sınıflar da dahil herkesin gelir seviyesini artırdı ve sınıf atlattı. Adalet ve kalkınma hamleleri, ülkeyi geliştirip üretimi, ihracatı artırma projeleri olumlu adımlardı. İktidarın çeperine çöreklenmiş zengin zümreler servetlerine servet kattılar. 

Vesayet sistemi kaldırıldı, paralel devlet sevdalısı FETÖ, kamudan uzaklaştırıldı. Lakin bu boşluğu Pelikancı grup doldurdu. Hem devletin hem de İslamcılığın içini boşaltan Pelikan çetesi, aslında Ak Parti’nin de altını oydu. STK’lar, sivil toplum örgütleri bu dönemde bir varlık gösteremediler. Belki farkında değildik ama devletçi ve güvenlikçi politikalar, bu kesimleri şartsız itaate zorladı. Yapıcı özeleştiri dahi yapamadılar. Yapanlara da hain damgası vuruldu. İttifak kültürü, herkesi kendisi olmaktan uzaklaştırdı. Laik ve Kemalistler, dini söylemlere sahip çıkmaya başladılar. 

Devletin imkanlarını kullanan, ihalelerle zenginleşen müteahhit Müslümanlar milliyetçiliğe, Atatürkçülüğe evrildiler. İslamcılığın temel düsturu, ümmetçi bir kimliğe sahip olmasıdır. Garptaki bir mü’minin ayağına diken batsa, şarktaki bunun acısını hissetmeliydi. Bu inanç ve şuur, yerini milliyetçiliğe terk edince, İslamcılık damarında fay hatları oluştu. Devletleştikçe (zenginlik, güç sarhoşluğu) toplumdan ve mustazaf kesimlerden uzaklaştık. Artık bizler de seküler sınıfa dahil olduk. Ucube yasalarla aileyi katlettik, karı ile kocayı birbirinden uzaklaştırdık. Firavun’un kölelerini eleştiren bizler, zihinsel köleleşmeye razı olduk. 

Kur’an, sünnet ve ulemayı referans almayı terk edeli yıllar oldu. Dindarlık ve dini referansları; siyasal, içtimai hayata hakim kılma mücadelesi, arka sokaklara itildi. Kendi ideolojimizden uzaklaştıkça özgül ağırlığımızı da yitirdik. 

Tarihle ve tarihsel şahsiyetlerle övünmeyi severiz. Milli Görüş yıllarında daha samimi ve ihlaslı olduklarını, o yılları aradıklarını ifade eden bizler her nedense Ak Partili yıllarımızda değişip dönüştük. Her şeyi hoyratça kullanıp israf ettik. Yüzümüze gözümüze bulaştırmadığımız bir şey kalmadı. 

Sivil toplumun yok edilişi çok tehlikelidir. Hiç boşuna; “çocuklarımız tehlikede”, diye hayıflanmayalım. Onları o hale getiren düzeni kendimiz ihdas ettik. Tüm bunları söylerken, “İslâm’ın kamusallaşması ve Müslümanların kendi öz gücüne dayanarak, tutarlı ilkelerle ayakları üzerinde durabilmesi için bir iktidar değişikliğine ihtiyaçları var, demiyorum” tezine inanmıyorum. 

İslam’ın ve Müslümanların yeniden şaha kalkmasının yolu, Kılıçdaroğlu iktidarından geçmez. Kılıçdaroğlu iktidar için Müslümanlara yaklaşıp kulak verdi. Ama İslamcıların ayakta kalmaları için Kılıçdaroğlu iktidarına ihtiyaçları yok.

Kendimiz, ailemiz, yaşantımız, özentimiz, modernizmin dayattığı yaşam biçimi dönüşümün temel parametresidir.

Yazımı tamamladığımda seçim sonuçları henüz netleşmemişti. Erdoğan bir kez daha CHP’yi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu tuş ederse, bu takdirde hem Meral Akşener ve hem de Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olmasına karşı çıkanlar haklı çıkacağı için, işi en zor olan Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Pazartesi sabahı ipini çekerler ve CHP’den de uzaklaştırırlar.

Bir Anadolu yönelişi var, Ak Parti’ ye. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu hayatının en büyük ve son kumarını oynadı. 

Erdoğan kazanırsa, gidecek olan sadece Kılıçdaroğlu mu? Hayır elbet. Meral Akşener’in de gideceği kesin. Temel Karamollaoğlu desen, zaten yaşayan bir ölüdür. AK Parti içerisindeyken bir değerleri ve özgül ağırlıkları olan Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan için de aynı şey geçerlidir. Bu iki liderin de zaten toplumda bir karşılığı olmadı. Bunu onlar da gördükleri için, gidip CHP’ye sığıntı oldular.

Kazanan kim olursa olsun, biz kendimizi değiştirmedikçe Allah da bizi değiştirmeyecektir. Bir toplum neye layıksa öyle yönetilir. Şimdi ne sevinmenin ve ne de dövünmenin vaktidir. Çok ciddi bir muhasebeye ihtiyacımız var. Kahramanmaraş’ta meşhur bir deyim var: Yiğit, düştüğü yerden kalkar. Kur’an bizlere, “ey iman edenler, iman ediniz” buyurmakta. Bismillah diyerek yeniden başlamanın tam vakti.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Muharrem Sazak

Geçmiş olsun bir seçimi kazasız belasız bitirdik. Erdoğan i tebrik etmek lazim

Yaşar Meydan

Yine kazanamadı kar. Akp açık ara yendi. 50+1 olmasa Reis cumhurbaşkanlığı makamı saydı sağlık olsun ikinci turda alir
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23