• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI

Erdoğan’ın dava arkadaşları harekete geçiyor

03 Nisan 2023
A


Abdullah Şanlıdağ İletişim: [email protected]

Geçen gün bir orman köyünde seçim çalışmalarını takip ettim. Gazeteci olduğumuz için, saf ve temiz yürekli köylülerin şahsıma yönelik bazı sualleri oldu. Ak Parti teşkilatı köylere yönelik seçim çalışması başlatmış. Köylü seçmenlere Erdoğan’ın dava arkadaşlarının 14 Mayıs’ta yapılacak seçimler için harekete geçtiği müjdesi verilmiş. Köylü kardeşlerimiz de haklı olarak,  Erdoğan’ın dava arkadaşlarının kimler olduğunu ve bugüne kadar nerede olduklarını sordular. 

Köylere giden teşkilat mensuplarının Akıncılar Hareketi’ni anlattıklarını ve Milli Türk Talebe Birliği’nin (MTTB), 14 Mayıs seçimleriyle ilgili bir manifesto yayınladıklarını biliyordum. Dolayısıyla köylü seçmene konuyu izah etmem zor olmadı. Lakin pek ikna olmuşa benzemiyorlardı. Özellikle içlerinde bulunan genç seçmenler, adını ilk defa duydukları Akıncılar Hareketi’nin ne olduğunu, bugüne kadar ne gibi bir faaliyetlerde bulunduklarını sordular. 

Kent kültürüne sahip üniversite okumuş  mektepli sınıf ise, Ak Parti’nin etrafında; kurucu üyelerden çoğunun gemiyi terk ettiğini, dolayısıyla Akıncılar Hareketi’nin de geç kalmış bir proje olduğunu dillendirdiler. Mürekkep yalamış, olayları sorgulayan bilinçli kesimle sohbet etmenin tadı bir başka oluyor. Yazar-okuyucu veya muallim-talebe ilişkisinden ziyade, sorgulayan bir gençlikle, onların fikirlerini dinleyerek, empati ile hareket ederek sürdürdüğümüz sohbetin çok verimli geçtiğini söyleyebilirim. 

“Z Kuşağı” ismini verdiğimiz bu genç kuşağın 14 Mayıs’ta nasıl hareket edeceklerini kestirmek güç. Ancak edindiğim intiba şu oldu: Ak Parti, gençliği ihmal etmiş ve yatırımı başka şeylere yapmış. Modernizm birçok şeyin üstünden silindir gibi geçmiş ve hepimizi dönüştürmeyi başarmış. Karşınızda 90’lı yılların seçmeni ve gençliği yok. Dijitalizme ve sanal dünyaya kendisini kaptırmış bir nesille karşı karşıyayız. Öyle koltuğunun altına Şevki Yılmaz’ın VHS kasetlerini alıp, düz mantıkla insanlara davamızı anlatma dönemi gerilerde kaldı. Anlatsanız da size gülerler. O yöntemle, değil seçmeni ikna edebilmek, kendi çocuğunuzu bile inandıramazsınız. Aklın, bilimin, adaletin, hukukun, insan haklarının hoyratça tüketildiği, bunların yerine hamasetin, toplumda bir karşılığı olmayan sloganın alıcısı kalmadı. O insanlara bir şeyler anlatmaya gidenlerin, öncelikle kendilerinin bir teste tabi tutulmaya ihtiyaçları var. Yaşadığı dünyanın gerçeklerinden habersiz, söylediği şeyler ile yaşanılan hayat arasında hiçbir bağ olmayan kişilerin söylediği cümlelerin bir değeri yok. Yine de faydası olur düşüncesiyle Akıncılar Hareketini kendimce güncelleyerek bir şeyler anlatmaya gayret ettim. Köylülerle olan faslımızı burada noktalayıp, okuyucu cephesine şunları söylemeyi bir borç biliyorum.

Köylü kardeşlerime anlattığım Akıncılar Derneği ilk olarak Ankara Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademili bir grup öğrenci tarafından Tevfik Rıza Çavuşoğlu’nun başkanlığında 12 Aralık 1975’te kurulmuştur. Hareketin Milli Görüş davasına çok büyük katkıları oldu. 12 Eylül darbesine kadar teşkilatlanmaları devam etmiş ve Türkiye genelindeki şube sayıları 1200 civarına ulaşmıştı. Bu sayıyı Milli Gençlik Vakfı bile yakalayamadı. Akıncılar, MTTB’nin bıraktığı boşluğu tamamlamayı hedeflediler. 

Akıncılar, daha ziyade cemaat eksenli, MTTB ise parti ağırlıklı çalışmalar yapıyordu. Her iki hareket de antiemperyalist ve antisiyonistti. Büyük kalabalıkları bir araya toplamada mahirdiler. 

Ak Parti, Refah Partisi’nin sistemin kılcal damarlarını zorladığı, fakat kıramadığı bir zaman diliminde neşet etti.

 20 yıllık iktidar serüveninde Akıncılar veya MTTB’nin ses ve soluğunu hissetmedik. Artık Ak Parti hareketi ve onun oluşturduğu başka bir gençlik vardı sahnede. Şimdi ittifaklar dönemindeyiz. Uzun bir dönem tek başına iktidara gelebilmeyi başaran Ak kadrolar, metal yorgunluk, yapılan bazı yanlışlar ve yol kazaları nedeniyle ittifaklara mahkum oldu. Birçok şer güç diye tabir edilen oluşumlar harekete geçti ve muhalifleri iktidar yapmak için mücadele ediyorlar. Ak Parti de vites yükseltti ve geçmişte eleştirdiği kesimlere kucak açmak zorunda kaldı. İşte bu demde, Erdoğan’ın yol arkadaşları olduğunu söyleyen Akıncılar, bir manifesto yayınlayarak, sürece dahil olduklarını açıkladılar. 

Söylemlerine baktım, birkaçı hariç, eskinin tekrarından başka bir şey göremedim. Yalnız niyetlerinin halis olduğunu söyleyebilirim. Bana göre manifestonun can alıcı kısmı şurası: “Akıncılar Hareketi; ırk, renk, dil, mezhep, meşrep, grup farkı gözetmeksizin, kardeşlik bilinciyle yaşlısı, genci, kadını ve erkeğiyle batılın karanlığına karşı hakkın yanında yer alan, bir sivil inisiyatif hareketi olarak yeniden doğacaktır.”

Manifestonun bazı kısımlarında komplo teorisinden izler görmek mümkün. Mesela şu söylem, tam da buna işaret ediyor: “ülkemizin geleceğini kontrol etmek, kendi çıkarlarına uygun kişi ve çevrelerin önünü açmak amacıyla öteden beri değişik zaman ve mahfillerde dile getirdikleri planlarını devreye soktukları, bu doğrultuda 14 Mayıs seçimlerini maniple etmek için bütün güçleriyle harekete geçtiklerini müşahede ediyoruz.”

Arkanda millet desteği varsa, sen de demokrasi, hukuk ve insan hakları çizgisinden ayrılmaz, ülkenin ekonomisini düzeltirsen, dış güçler sana hiçbir şey yapamaz. Elbette şer güçler Türkiye’nin kendi onuruyla ayakta kalmasını ve lider ülke olmasını istemez. Lakin sizin kıbleniz düzgünse, kötüler size zarar veremez. 

Genç kuşaklar, sizi dikkatle izliyor. 

Söylediğiniz şeylerin toplumda bir karşılığının olmasına ve gerçekliğine dikkat edin. 

Orman köyünde çalışmalarımı bitirip şehre yöneldiğimde, Keklik Dağı’nın eteğinde mola verdim. Bir halk otobüsünün yanında yakılan çember ateşinde gençler bir şarkı dinliyordu. İster istemez kulak verdim. Dağlara bahar gelmiş, çiğdemler başını göstermişti. Sonradan seçim şarkısı olduğunu öğrendiğim Tuana’yı, neden Ak Parti’nin keşfetmediğine üzüldüm. Öyle ya, depremzedenin yaralarını bir bir saran Ak Parti, gerçeklikten uzak muhalefete kaptırmamalıydı bu şarkıyı.

Ah, uyan da gel Tuana,

Yüreğim kan ağlıyor.

Sana söz, yine baharlar gelecek

Sana söz, ışık sönmeyecek.

Ölüm yok ki Tuana uyan! 

Şimdi yaşanacak

Bu şarkı burada bitmez diyen Ak Parti, Tuana’yı bagajına almalıydı.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Bilal

Ne akıncılar ne MTTB ülkede yaşanan kıyımda ses verdiler. Şimdide çıkıp el atacaklarmis. 

Şeredef Koyuncu

çiftçi, orta sınıf, dar gelirli memnun edilirse yine Erdoğan kazanaır inşallah
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23