• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI

Depremin faturasını kime keselim?

03 Temmuz 2023
A


Abdullah Şanlıdağ İletişim: [email protected]

Bu satırların yazarı da bir depremzededir ve depremin tüm zorluklarını görüp yaşayandır. Bir gazeteci olarak son 2 yılda Kahramanmaraş’ın Doğu Anadolu fay hattında yer aldığını, bu bölgede 509 yıldır deprem olmadığını ve büyük bir enerji birikimi oluştuğunu yazıp durduk. Gerek kendi araştırmalarımdan, gerekse yer bilimcilerinin ve deprem uzmanlarından edindiğim fikirleri, hem muhabirliğini yaptığım TRT Haber’de, hem Yeni Akit’te, hem de sosyal medya hesaplarımda takipçilerimle paylaştım. Coğrafya bir kaderdir. Lakin depremi sadece kadercilik anlayışıyla yorumlamak, itikadi açıdan doğru değildir. Asrın felaketinin elbette manevi sebep ve gerçeklik yönü vardır. Beşer olan biz kullar, tedbir almak ve binamızı sağlam zemine yapmakla mükellefiz. Deprem gerçeğine hangi cephe ve kriterlerden bakmalıyız? Deprem ve afete dönüşen diğer tabiat olayları Allah’ın günahkâr kullarına verdiği bir ceza mıdır? Biz depreme müstahak olacak hangi günahları işledik? Bu yaklaşım özünde doğru olsa bile, gerekli tedbirleri alıp almadığımız noktası mutlaka izaha muhtaç bir konudur.

Öncelikle günah kavramından neyi anlamamız gerekiyor? Bu ülkede siyaset ve müteahhit ilişkilerinin ranta dönüşen reel politiğini anlamadığımız müddetçe konuyu açığa kavuşturmamız mümkün değildir. Deprem öncesi ve sonrasında alınması gereken tedbirler nelerdir? Allah’ın hükümlerinin ihlal edilmesi, dinin rafa kaldırılması ve kulların kendisini özgür bireyler olarak tanımlaması, büyük günahtır. İlahi hükmü yok saymak, Allah’ı dünya işlerinden soyutlamak ve sosyal-siyasal, içtimai hayatta beşerin hükümlerine tabi olmak, inkarcılığa kapı aralar. Bizden önceki kavimlerin helak sebeplerine baktığımızda, olayı sadece günah kavramıyla izah edemeyeceğimizi görürüz. Haram kazanç, kötülük, fuhuş, içki, kumar gibi yasaklanan şeyler günahtır, eyvallah. Lakin ilahi hükmün ihlali, dinin bilinçli bir şekilde rafa kaldırılması daha büyük günah ve şirktir. İlkinin tövbe ile telafisi mümkündür, ama şirke sapmak ve Allah’a başkaldırmanın sonu hüsrandır. Şirk koşmakla cinayet işlemek arasında ne tür bir fark var? Müşrik birisi katil olabilir. Müslüman insan asla katil olamaz. Dini literatürde sirkten sonra en büyük günah cinayettir. Mevzuata aykırı yerlere bina yapan, çürük binaları tahliye etmeyen, kentsel dönüşüm projesini hayata geçirmeyen/engelleyen, deprem öncesinde ve sonrasında gerekli tedbirleri almayarak on binlerce insanın ölümüne neden olanların hepsi de yargılanmalı ve hesap vermelidirler. 

Alüvyonlu tarım arazilerini, dere yataklarını ve fay hattının geçtiği bölgeleri, ilk depremde o binaların yıkılacağını bile bile imara açan (bunların bilip bilmediklerini de, o yerlerde mülk almışlar mı, oturmuşlar mı, yakınlarını oturtmuşlar mı, araştırarak tespit edebiliriz.Adam kendisi de orda oturmuş ise, ona da kalkıp, ihmalinden dolayı, kasti bir suçu varmış muamelesi yapmamalıyız:)  kim var ise, hesap vermelidir. Günah keçisi müteahhitler, bu işin son halkasında yer alır. Fay hatlarının geçtiği bölgelerde yüksek katlı binaların yapılmasına müsaade edip ruhsat verenlerden, denetlemeyi gereği üzere yapmayanlardan hesap sorulmaz ise, her şey eski tas, eski hamam devam edip gider.. Şehirlerin dağın eteklerinde ve yamaçlarında değil de, tarım arazilerinde ve fay hattında kurulması ifsattır, cinayettir. Kahramanmaraş’ın eski yerleşim yerleri Ahir Dağı’nın eteklerindedir ve çok doğru bir tercihtir. Depremde bu bölgeler ve Binevler diye anılan mahallelerde yıkım yaşanmamıştır. En çok yıkımın olduğu ve can kaybının yaşandığı yerler maalesef marul ve patlıcan bahçelerinin olduğu düz alanlardır. Şimdi bu tarım arazilerini onlarca yıl önce imara açanları mazur mu göreceğiz? Sert yamaçları değil de fay hattının geçtiği tarım arazilerini imara açanlar, bu bölgelere çok katlı dikey mimariye ruhsat verenler masum mudur? Tarım arazilerini korumakla görevli olanların rant uğruna ihlal ettikleri işin faturasını garipler çekti. İnşaat ve dikey yapılaşma ekonominin lokomotifi haline getirildi. Şehirlerin ruhu ve kimliği vardır. Kahramanmaraş’ın ruhu ve kimliği de edebiyat şehri olmasıdır. Şair ve yazarların harman olduğu şehirdir, Kahramanmaraş. Şehrin ekonomisi ise sanayi ve tekstil, tarım ve hayvancılık gibi sektörlere dayanıyor. Üzülerek ifade edelim ki, Kahramanmaraş’ta 6 Şubat tarihinde meydana gelen depremlerde sanayi ve tekstil çöktü. Şu ana kadar kentin sanayisinin ancak % 50’si ayağı kaldırıldı, o da % 40 kapasite ile çalışıyor. Şehri ayağa kaldırmak ve hayatı normale döndürmek, sadece sözle olmuyor. 

Kentin merkezi çökmüş, esnaf çevre illere göç eylemiş. Devletin tüm kurumları deprem bölgesinde gerekli çalışmaları yapıyor. Çadırlardan konteynerlere alınan depremzedeler için kalıcı konutlar ve köy tipi evler inşa ediliyor. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, kalıcı konutların nereye ve ne şekilde inşa edildiğidir. 6 Şubat depreminde bizler çok bedel ödedik. Gelecek kuşaklara da bedel ödetmek istemiyorsak, rant ve kazanç uğruna çürük zemine çürük binalar inşa edilmesine müsaade etmeyelim. Yapı denetim firmaları ve devletin denetleyici kurumları görevini layıkıyla yapmalıdır. Ruhsat ve iskan işlerinde tek sorumlu belediyeler olmamalıdır. 

Belediye ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü birlikte yetkilendirilmelidir. Hangi iktidar gelirse gelsin ve belediye hangi partiden olursa olsun, unutulmamalıdır ki belediyeler siyasi kurumlardır. Allah, kuluna zulmetmez. Lakin zulme sapanları, ifsat edenleri de affetmez. 

Not: Kahramanmaraş’ta ağır hasarlı binaların yıkımı esnasında, sorumlu firma, su kullanmak zorundadır. Çok eski yapıların beton kalitesi sıfırdır. Şehri toz bulutuna boğmanın bir anlamı yok. Depremde yıkılan binaların enkazını bekletmeyelim. Geri dönüşüm ayrıştırılmasını bir an evvel yapıp, kadim kent Kahramanmaraş’ı görüntü kirliliğinden kurtaralım. Bu enkazların hepsinde cesetlerden izler var. Buradan yayılan sinekler şehri istila etmektedir. Sağlık Bakanlığına ve ilgili kurumlara duyurulur.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

rafet

yetkiyi çevre bakanlığı ve belediyelere verelim. 

Bulun

Muhalefete kesin, Ak partiye kesmeyin de artık birilerini düşünün bulun
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23