• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI

Değişimin değişmez yasası

10 Temmuz 2023
A


Abdullah Şanlıdağ İletişim: [email protected]

 

“Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” (Rad, 11)

Çocukluğumda dedem rahmetliğe Asım Köksal hocanın İslam Tarihi isimli eserinden kesitler okur, özellikle sahabenin cenk hayatına ilişkin bölümleri, kendim yaşamış gibi anlatırdım. Pazarcık gibi çorak topraklarda dindarların ve dedem gibi insanların sayısı, parmakla sayılacak kadar azdı. Dindarlığı benimsememde ve kişiliğimin gelişip şekillenmesinde dedemin payı büyüktür. Dedem, Cumhuriyet döneminin; Atatürk de dahil tüm siyasetçilerine yetişmiş, özellikle CHP›nin tek partili ceberut uygulamalarına şahit olmuş bir Osmanlı insanıydı. Hayalinde hep İslami bir yönetim vardı. Güne Kur›an okuyarak başlardı. Çiftçiydi kendisi. Ekmeğini taştan çıkaracak kadar hünerli ve bir o kadar da ümit vardı. Babam şofördü, ömrü yollarda geçtiği için onu pek görmezdim. Bu yüzden çocukluk ve gençliğimin idolü hep dedem olmuştur.

Sonra çeviri eserlerle tanıştım. Said Havva’yı, Ali Şeriati›yi, Beheşti’yi, Seyyid Kutub’u, Mevdudi’yi ve İslam dünyasına şekil vermeye çalışan entelektüel kalemlerin eserlerini okudum. İmam Humeyni’nin sürgünde iken İran’daki İslami hareketi yönlendirmesi ve sonrasında inkılabı gerçekleştirmesi beni çok etkiledi. Aynı şekilde Afgan cihadı ve Filistin meselesinin de bendeki etkisi derin olmuştur. Otuzlu yaşlarıma gelinceye kadar hayalimde sürekli bir İslami Devlet kurma arzusu vardı. Yüreğimin bir tarafı Mekke, diğer tarafı Medine’ydi. Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın bendeki yeri tartışılmazdı. Fıtratım gereği tasavvuf, tarikat ve mistik hareketlere hiç meyletmedim. O akımlara karşı da çıkmadım. Evlendim, çocuklarım oldu. Onlara hiçbir zaman baskı yapmadım. Bastırılmış duygularının olmasını istemedim. 

Dinle ve dindarlarla barışık olmalarını arzularken, farklı dünya görüşlerine de mesafeli durmamaları gerektiğini tavsiye ettim. Ne var ki onlar benim çocukluğumda yaşadığım ve tanıştığım argümanların birçoğuna yabancıydılar. Modernizm, dijital ve sanal dünyanın çocuklarıydı onlar. Bizim mahallenin iklimini teneffüs etseler de karşıdan esen rüzgârdan da etkilendiler. Benim hayalini kurduğum dünyaya uzaktılar. Bu durumdan elbette mustariptim ama yapabilecek çok da fazla bir şeyimin olmadığını biliyordum. Kendi ideallerimin, düşünce ve fikirlerimin bir gün dünyayı değiştireceğine dair inancım, yaşımın kemale erdiğinde değişmeye başladı. 

Artık çocuk değildim, kırklı yaşlar bana çok şey öğretti. Toplumun tamamını değiştirme ve yeniden Asr-ı Saadet ve Osmanlı gibi İslami bir düzen kurma hayallerim, yerini gerçekliğe yani reel politiğe bıraktı. Şimdi yaşım elliyi geçti ve hiçbir şeyin hiçbir zaman benim dilediğim gibi olmayacağını biliyorum. Bu yüzden de çocuklarımın benim gibi siyasileşmesini istemedim. Ömrümün çoğu, ülkeyi kendi inançları yönünde değiştirmeye çalışanların yanında geçti. Erbakan Hoca ile başladı benim hikâyem. Erdoğan’la filizlenip kol kanat verdi. Her seferinde dava aşkıyla ikna edildik. Neydi o davanın adı? İslam gelecek, vahşet ve zulüm bitecekti. Ne zulüm bitti, ne de yıllarımı vererek hayalini kurduğum İslami bir düzen kuruldu. Kim bilir, belki de hayallerimin inşası bu dünyada mümkün değildi. Benim ideallerimin hayatın bütününü şekillendirmesini istememin, başkalarına göre değil ama bana göre doğruluk payı vardı. Doğrunun ve hakikatin arayıcısı iseniz, mesele yok. Çocukluğumun saf ve temiz çağlarındaki insani ve erdemli davranışlar, aslında şimdi geldiğim noktanın özetidir. Niye her şey benim istediğim gibi olsun ki? Neden insanların hepsi benim gibi düşünsün? Farklılık ve farkındalık olamaz mı? Birbirimizin farklı düşüncelerine katlanamaz mıyız? Öteki diye bir şey yok mu? Var. Peki, yıllarca dava diye hizmet ettiğim, ömrümü verdiğim yıllarım ne olacak? Pişman değilim. İnhiraf etmiş de değilim. İnancımın iktidarını ben göremesem de, ömrüm olduğu müddetçe onu yüreğimde taşımaya devam edeceğim. Kucağımda bezeyerek büyüttüm, onu ben.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Adem dolgun

Ewt malesef ki çok derin bir krizin içerinde sessizce diyemeyeceğim artık bağıra bağıra batıyoruz. Bi küçük esnaf olarak asrın felaketini de yaşamış bir deprem zede olarak malesef ki yolun sonuna geldik. Sebeb olanları emeği geçenleri görmezden gelenleri

ERZINCANLI

Hocam cok okudunuz,Said Nursi haricin de hepsini okuma imkaniniz olmus.Kader ve Hasir konusunu kimden okudunuz?
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23