• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI

CHP, dikiş tutmaz

26 Aralık 2022
A


Abdullah Şanlıdağ İletişim: [email protected]

 

Babam şoför emeklisi, şu anda 80 yaşında. Ömrü, insanların yükünü taşımakla geçmiş. Bazen onların kaderini, sevincini ve tasasını da paylaşmış. Dar ve tek şeritli yollarda, kara şanzıman kamyonla yıllarca direksiyon sallayan babam, şoförlüğünün son demlerinde; hem konforlu kamyona, hem de otoban ve oto yollara da tanıklık etti. 

O yüzden Türkiye’nin geçmişi ile bugününü kıyaslayabiliyor. Tek Parti’nin hükümran olduğu yılları da çok iyi bilen babam, bugün altılı masadan hiç umutlu değil. Kılıçdaroğlu’nun yenilikçi, geçmişle yüzleşen helalleşme açılımına da pek inanmıyor. Hiç yorum yapmadan, babamdan “altılı masa, eski Türkiye ve Ak Parti” hakkındaki düşüncelerini sordum. 

Bir şoförün gözünden Türkiye gerçekliğinin fotoğrafını sizlerle paylaşmak istedim. Tek parti diktasının tüm zulümlerine olmasa da çoğuna tanıklık eden babam, yetişemediği dönemin istibdadını da babasından dinlemiş. 

Köylünün, çiftçinin malına tarlada çöken, davarından bile vergi alan bir partinin, belki de savaş sonrasının şartlarıdır diyerek bu yönünü anlamak mümkün ama inancına, yaşantısına saldırmayı bir türlü içine sindiremiyor. 

Ezanın 1932’den 1950’ye kadar neden Türkçe okutulduğunu sorguluyor

CHP’nin neden kendi vatandaşlarına zulmettiğini ve inancına müdahil olduğunu kabullenemiyor. Babama göre CHP demek kıtlık, yokluk ve yoksulluk demektir. Arada bir,”geldi İsmet, kesildi kısmet” tekerlemesiyle o günlere vurgu yapıyor. Vita yağını almak için dahi kuyruğa girdiklerini söyleyen babam, benzin ve gazın çok zaman bulunmadığını, bulunsa bile herkese verilmediğini anlatıyor. 

Babamın CHP’ye düşmanlığı, sadece dine ve dindarlara baskısından kaynaklanmıyor. 

Sosyal, siyasal, ekonomik ve içtimai hayatı felce uğratan bir CHP fotoğrafı çiziyor. 

Altılı masanın amiral gemisinin CHP olduğuna inanıyor. Çok şey anlattı babam. Bir tespiti kayda değer. “Oğlum, özellikle sol partilerin ve milleti dindarız diyerek kandıran Demirel’in Türkiye’sinde hastanelere pislikten girilmezdi. Çarşaflar kanlı ve kirli, doktor ve hemşirelerin yüzü turşu satardı. Bıçak parası adı altında rüşvet almadan hastalara bakmaz, özel muayenesine sevk ederdi. Devletin Hastanesi’nde bile çark böyle işlerdi. Hastaneye götürdüğünüz hastanızın parası yoksa, ya sizi ya da hastanızı rehin alırlardı. Cenazemizi araçların bagajında taşır, camide veya sokakta yıkar, öyle defnederdik. Şimdi öyle mi? Dağda bir çoban rahatsızlansa, devlet oraya anında helikopter ambulans indiriyor. Herkesin aile hekimi var. Sağlıkta adeta devrim niteliğinde projeler hayata geçirildi. İnsansız hava araçlarıyla savunma sistemimiz güçlendi. Üniversiteler ve şehir hastaneleriyle çağ atladık. Edirne’de Kars’a kadar otoban yapıldı. Tek sıkıntımız, biraz pahalılık var, onu da Reisin çözeceğine inanıyoruz.”

Babamın gözünden Ak Parti gerçekliği de bu.

...........

Altılı masanın adayının kim olacağı konusunda bir mutabakat sağlanamadı. Muhalif kanat bu konuda hiç boşuna Erdoğan’ı suçlayıp durmasın. Siyaset, satranç oyunu gibidir. Rakiplerini tasfiye ve mat etmeden, oyunu kazanamazsın. Erdoğan da öyle yapıyor. Adeta altılı masanın kimyasını bozdu. 

Lakin Erdoğan’ın yargıya müdahil olarak bu eylemi gerçekleştirdiğini söyleyemeyiz.

Ben İmamoğlu’nun yargı kararıyla siyasi yasaklı ilan edilmesine karşı olduğumu yazdım. Diyelim ki Reis, İmamoğlu’nu kendisine güçlü bir rakip olarak gördüğü için bu tasfiye (ki yoktur)işinin içinde bizzat var. Peki, bu durumda, CHP lideri Kılıçdaroğlu ne yapıyor? “Gel bakalım Muharrem” diyerek Muharrem İnce’yi itibarsızlaştıran Kılıçdaroğlu, aynı taktiği şimdi de «otur bakalım Ekrem» diyerek, İmamoğlu’na uyguluyor. İyi Parti lideri Akşener’i, parti içi meselelere karışmakla suçlayan Kılıçdaroğlu, “racon kesilecekse, ben keserim”, İmamoğlu altılı masanın adayı olacaksa, ona da ben karar veririm demiştir. “Baba oğul” gibi görülen İmamoğlu’na, CHP Meclis Grubu’nda söz hakkı dahi verilmedi. Tüm bu gelişmelerden ve ayak oyunlarından benim anladığım şu: İktidar ve muhalefet, kısa vadede İmamoğlu’nu tasfiye etmekle, gelecekte İmamoğlu’nun güç ve kariyerini tahkim etmişlerdir. CHP’de artık sular durulmaz. Sonuç mu? Kılıçdaroğlu, Ak Parti lideri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan karşısında bir kez daha yenilerek, değişime gebe olan CHP’yi İmamoğlu’na teslim eder.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Hacı Ali Güneçıkan

Rabbimden babanıza hayırlı uzun ömürler diliyorum. Kalemine sağlık olsun ????????‍♂️

Chpkk virüsü!

Chpkk-kemalizm demek diktatörlük-zulüm demek.. müslümana gavur eziyeti demek! Allah iktidar yüzü göstermesin amin.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23