• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

“Türkiye’siz çözüm olmaz”

İki günlük yoğun Irak temaslarını ve Barzani’nin Diyarbakır’a yapacağı ziyareti değerlendiren Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, “Çözüm sürecinde nehrin yarısında karar değiştiren kaybeder. Süreçten dönmek karanlık bir tünele girmektir. Suriye’de Türkiye’siz bir çözüm mümkün olmaz” dedi.

2013-11-12 23:00:00 - 2013-11-13 09:09:10
“Türkiye’siz çözüm olmaz”
İBRAHİM ACAR / NECEF - İSTANBUL - Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Irak seyahati dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını cevapladı. İki günlük Irak temaslarını değerlendiren Davutoğlu, Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin cumartesi günü Diyarbakır’a yapacağı ziyaret başta olmak üzere, çözüm süreci, Irak ile ilişkilerde açılan yeni sayfa, Suriye’nin konuşulacağı yeni Cenevre süreci ve Kıbrıs için önümüzdeki yıl beklenen gelişmeler hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

BU NEHRİN YARISINDAN DÖNEN KAYBEDER

Çözüm süreci konusunda değişik söylemler var. Kandil ve İmralı ayrı mesajlar veriyorlar. Hükümet ise sürecin devam ettiğini söylüyor. Bir sıkıntı mı var? Yoksa süreç devam ediyor mu? Ben hâlâ nehir metaforunu doğru buluyorum. Sırat köprüsüne benzetenler belki sürecin kritikliğini anlatmak için söylüyorlardır. Bu tür süreçler zaten kritiktir. Teknik bir konu değil. Psikolojik faktörleri fazla. Dolayısıyla şu şu tedbirleri aldık, mesele çözülecek diyemeyiz. Sabırlı olmak lazım. Hâlâ aynı şeyi söylüyorum. Bölgedeki değişimleri düşünerek söylüyorum, bu nehrin yarısından dönen kaybeder.

SÜREÇTEN DÖNMEK KARANLIK BİR TÜNELE GİRMEKTİR

Çözüm sürecini işletmeyip tekrar teröre dönmek önü görülemez bir tünelin içine girmek anlamına gelir. Kimse böyle bir senaryoyu benimsemez, istemez. Benimseyen, tekrar çatışmaları isteyenleri tarih affetmez. Bunun (çatışmaların) doğurabileceği sonuçları herkesin göz önüne alması lazım. Bu sürecin beklentileri karşılamadığı yönündeki tespit yanlış. Aslında süreç bir şekilde işliyor. Doğu’da ve Güneydoğu’daki ekonomik yatırımlara halkın beklentilerine bakın, çözüm sürecinin psikolojik altyapısı oluşmaya başladı. On yıllarca böyle çatışmacı ortamın parçası olan kesimler öyle ya da böyle bunu durdurmaya, yavaşlatmaya çalışabilirler. Genel trendin dışına çıkılabileceğini düşünmüyorum. Biraz yavaş ilerleyebilir ama halk çözüm ortamını benimsemişse geriye dönüşün maliyeti ağır olur.

BARZANİ İKİ HAFTA ÖNCE DAVET EDİLDİ

Neçirvan Barzani’nin Türkiye ziyareti sırasında (1 Kasım 2013) gelişen bir süreç. Diyarbakır’da yapılacak geniş katılımlı bir düğüne Barzani’yi davet ettik. Onlarda istekli. Son derece olumlu bir atmosfer olacak. Bunlar normalleşmenin bir parçası. Aslında bu tip gelişmeler özgüvenin bir yansıması. Biz Türkiye olarak geçmişte Türkiye Kürtleri ile dışarıdaki Kürtler irtibat kursa korkardık. Onlarla aramızda kurulacak her köprüyü bize tehlike olarak görmemek gerekir. Bu tabuları yıkmak gerekiyor. Devletimize, siyasetimize güveniyoruz, politikalarımızı çekinmeden uyguluyoruz. Ziyaretin tam da ben Necef’te iken duyulması siyasetimizi yansıtan bir şey… En deruni Şii bilincinin olduğu yerde nasıl karşılandığımızı gördünüz. Birçok felaket senaryosu çizenler, ‘Sünnicilik’ yaptığımızı iddia edenler gelip bu tabloyu görsünler.

ESAD KATLETTİKÇE SURİYE HALKI RADİKALLEŞİYOR

Çok ciddi bir propaganda yapılıyor. O algı öylesine yerleştirildi ki açıkçası gerçekmiş gibi kabul gördü. Beşşar Esad sanki sütten çıkmış ak kaşık. Terör ve yaşanan olaylardan sadece El Kaide sorumluymuş gibi bir algıyı Irak ve İran’da yerleştirdiler. Burada açıkçası mezhep dayanışması da etkili oldu. 2011’de El Kaide yoktu, 2012 de birkaç yüz oldu, 2013’te binlere çıktı. Nasıl oldu bu? Esad baskıyı arttırdıkça yakınlarını kaybedenler radikallere yöneldiler. Kriz uzadıkça bataklık büyüdü. Esad kendini masum göstermek için hapistekileri çıkardı, Ebu Gureyb’den kaçanlar geldi. El Kaide unsurlarına Türkiye’nin izin vermesi söz konusu değil. Ebu Gureyb’den geldi çoğu. Maalesef Irak’ın kendi içinde ve Türkiye ile olan ilişkilerinde sorun başlayınca Suriye de bundan olumsuz etkilendi. 2 yılık kesinti olmasa ortak bir anlayışa gidebilirdik Suriye’de. Kendilerini haklı çıkarmak için Türkiye ile ilgili olumsuz haberleri yaydılar.

SURİYE’DE TÜRKİYE’SİZ BİR ÇÖZÜM OLMAZ

İki tarafı masaya getirmek için iki tarafı da eşit suçlama mantığı var. Bir taraf kitle imha silahı kullanmış. Teyit edilmiş. Öyle bir hava yaratıyorlar ki iki taraf da eşit şekilde suçlu. Bu büyük haksızlıktır. Masaya El Kaide ya da Irak Şam İslam Devleti oturmayacak ki? Meşru Suriye Muhalefeti, Koalisyon oturacak. Suriye’de Amerika ve Rusya bir süreç başlatabilir ama nihayete erdiremezler.

HEM İSTİHBARAT DESTEĞİ VERMİYORLAR HEM TÜRKİYE’Yİ SUÇLUYORLAR

Türkiye’nin Suriye’deki radikal unsurlara, El Kaide’ye destek verdiği iddiaları da var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? İster Batılı ülkelerden ister Doğu’dan gelsin. El Kaide’yle mücadele ile ilgili tartışma çıktığında söyledim. Defaatle girişimlerde bulunduk. Madem siz Suriye’ye geçen bazı El Kaide mensuplarını biliyorsunuz. Ya ülkenizden çıkarmayın, engelleyin ya da bize verin biz gereğini yapalım. İsimleri verin diyoruz vermiyorlar. ‘Biz demokratik bir ülkeyiz, seyahat özgürlüğü var. Nasıl engelleriz’ diyorlar. Peki biz neyiz? 11 Eylül paranoyaları ile insanları alıkoyamazsınız. 34 milyon turisti hangi kritere tabii tutacaksınız? Sizin engelleyemediğiniz kişileri ben hangi gerekçe ile Türkiye’de onları enterne edeceğim. İstihbarat desteği vermiyorlar. Hem kendi üzerinize düşeni yapmayacaksınız hem de basın üzerinden Türkiye’yi suçlayacaksınız. Burada mücadele etmek gerekiyorsa herkesin mücadelenin parçası olması gerekir. Gizli bir suçluluk duygusuyla, krizin çözülememesine neden olanlar dönüp sebep bizmişiz gibi davranıyor ki bu doğru değil.

KIBRIS'TA İPLER KOPARSA SORUMLUSU BİZ DEĞİLİZ

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, son haftalarda gündeme gelen Kıbrıs konusuyla ilgili olarak şunları söyledi: Herkesin kabul ettiği bir gerçek var. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çözüm için üzerine düşeni yaptı. Gecikmenin sorumlusu biz değiliz bunu onlar da görüyorlar. Çözüme niyetleri yoksa bunu açıkça dile getirmeleri lazım. Niyetleri varsa da hemen başlaması gerekiyor. Teknik olarak sürecin başlamamasının bir gerekçesi yok. O bakımdan müzakarelerin geçen bahar ayında başlamasını istiyorduk. Birkaç ay içinde tamamlansın, yaz aylarında referanduma gidecek hale gelsin dedik. Bu yıl içinde de çözüme kavuşsun istiyorduk. Görüşmeler başlar diye umut ediyorum. Fakat koparsa sorumlusu biz değiliz.


WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı