RTÜK’ün “lisans başvurusu yapmayan yabancı sitelere erişim yasağı getirileceği” yönündeki açıklaması yabancı menşeli haber sitelerini kudurttu. ‘Basın özgürlüğü ihlal ediliyor” yalanına sarılan Haçlı sitelerine cevap uzmanlardan geldi.
Radyo Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) Türkiye’de yayın yapan yabancı basın kuruluşlarından lisans almalarını istemesi, hem sömürgeci zihniyet hem de yerliş işbirlikçisi CHP tarafından, medyanın baskı altında olduğu iddialarıyla ülkemiz aleyhine kara propagandaya dönüştürülmek istendi.
Batı'nın ajan gözüyle baktığı bizde saygın gazeteci...
İnternet ortamında radyo, televizyon yayını yapan sitelere yönelik denetim yetkisi veren 2019 tarihli yönetmeliği görmezden gelerek küstah bir açıklama yapan Amerika’nın Sesi (VOA) Sözcüsü Bridget Serchak, RTÜK’ün çağrısını, “Türkiye’de hükümetin haber kuruluşlarını susturma çabası” olarak yansıttı. Oysa kendi ülkesi Amerika, yabancı yayın organlarını, ‘Yabancı Ajan Kayıt Akdi’ (FATA) çerçevesinde kayıt altına alarak, gazetecilere ‘ajan’ muamelesi yapıyor. Batılı ülkeler de kendilerine yönelik en ufak eleştiride yurt dışı menşeili medya kuruluşların kapısına kilit vuruyor. Türkiye’de denetimsiz şekilde yayın yapmakta ısrar eden Almanya devleti destekli Deutsche Welle (DW), haydut devlet İsrail’i eleştirdikleri için “İsrail karşıtlığı” iddiasıyla 5 Arap gazetecinin görevine apar topar son verdi.
CHP yine dostlarının yanında
Her fırsatta ‘AK Parti medya organlarını susturuyor’, ‘Özgür basın baskı altında’ diyerek yaygara koparan CHP’nin RTÜK üyesi İlhan Taşçı da, RTÜK’ün uluslararası haber siteleri için ilk kez denetim yetkisini kullanmasını “Asıl hedef basın özgürlüğü ve çok seslilik” diyerek safını belli etti. Akit’e konuşan uzmanlar ise uygulamanın basın özgürlüğü ile alakasının olmadığını, Batılı ülkelerde de hiçbir yabancı kuruluşun elini kolunu sallayarak istediği gibi yayın yapamayacağını kaydetti.
Amerika’da da yayıncılık yapabilmek için devletten izin alındığını anlatan Anadolu Yayıncılar Derneği Başkanı Sinan Burhan, “Hiçbir Batılı ülkede kimse elini kolunu sallayarak habercilik yapamaz. Çünkü yabancı yayın kuruluşları ‘istihbarat ajanı’ olarak değerlendiriliyor ve Yabancı Ajan Kayıt Akdi (FATA) çerçevesinde kayıt altına alıyor. Yani gazeteci bile saymıyor. Türkiye de, elbette ki ulusal bütünlüğü ve milli çıkarları gereği bu belgeleri isteyecek. Türkiye manda ve sömürge ülkesi değil. Avrupa’da uygulanan akredite meselesi Türkiye’de de uygulanmalı. Sözde Avrupalılar daha demokrat olduklarını iddia ettikleri halde onlar isterken biz neden istemeyelim. Türkiye’de yayın yapan yabancı medya kuruluşları da Türk hukuk sistemine tabi olmalıdır” dedi.
CHP’li Taşçı’nın açıklamasını kabul edilemez bulan Burhan, “RTÜK üyelerinin de CHP’nin de milli çıkarlarımızın yanında olması gerekir. Bizler Amerikan mandası değiliz. Elbette basın özgür olsun ama Türkiye sömürge ülkesi midir ki isteyen istediği gibi yayın yapsın. Taşçı’nın açıklaması kesinlikle kabul edilemez” açıklamasında bulundu.
Sapıklığı överken Kur’an kursundan rahatsız oldular
Türkiye’nin, yabancı medya kuruluşlarının istedikleri manipülasyonu yapacakları bir ülke olmadığını aktaran gazeteci Şükü Sak ise şunları söyledi: “Türkiye, yaptığı işin hukuki sorumluğunu üstlenmeyen yabancıların istedikleri gibi at koşturacakları bir çiftlik değil. Hiçbir hukuk devleti buna müsaade etmez. Bu yayın kuruluşlarından biri; (DW) ‘trans çocuklar’ ismi ile düzenlenen sapkınlığı överken, Diyanet’in çocuklara Kur’an kursu açmasını; ‘Eğitimde dinselleştirmeye tepki’ başlığıyla gösteriyor. Bunun adı habercilik değil, algı, yalan ve manipülasyondur. Yalanın özgürlüğü olmaz.”