• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Tepkiler çığ gibi büyüyor... Adalet yerini bulmadı

Yeniakit Publisher
2018-04-13 22:25:00 - 2018-04-14 08:59:42

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Tepkiler çığ gibi büyüyor... Adalet yerini bulmadı

Binlerce insanın mağdur olduğu 28 Şubat Darbesi demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçti. Davada 68 sanık hakkında beraat kararı verilmesi başta 28 Şubat mağdurları olmak üzere birçok kesim tarafından tepkiyle karşılandı.

Kadınların başörtülü olduğu için okullara sokulmadığı, dinini vecibelerini yerine getirmek isteyen insanların adeta kamusal alandan silindiği, var olan toplumsal düzeni korku ve tehlike mantığına endeksleyen kararların kağıda döküldüğü 28 Şubat Darbesi demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçti.

Türkiye tarihine "post modern darbe" olarak geçen ve toplum ile siyaset üzerinde derin postal izleri bırakan 28 Şubat'ın davası bugün itibariyle sonuçlandı.

68 SANIK SERBEST BIRAKILDI

Emekli komutanlar Çevik Bir, İsmail Hakkı Karadayı, Erol Özkasnak, Fevzi Türkeri, Çetin Doğan, İlhan Kılıç ile Eski YÖK Başkanı Halil Kemal Gürüz'ün aralarında bulunduğu 21 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Mahkeme, indirime giderek cezayı müebbet hapis cezasına çevirdi.

Ahmet Çörekçi, Aydan Erol, Cevat Temel Özkaynak, Çetin Dizdar, Çetin Saner, Erdoğan Öznal, Hakkı Kılıç, Hayri Bülent Alpkaya, Hikmet Köksal, İdris Koralp, Kenan Deniz, Muhittin Erdal Şenel, Vural Avar ve Yıldırım Türkeri de müebbet cezası alan isimler arasındaydı.

Davada müebbet hapis cezasına çarptırılan 21 sanığa, adli kontrol hükümleri kapsamında yurt dışı çıkış yasağı ve karakola imza verme şartı getirildi.

68 SANIĞA BERAAT

Mahkeme, 68 sanık hakkında beraat kararı verildi. Beraat eden sanıklar arasında Engin Alan, Ergin Celasin, Erdal Ceylanoğlu ve Celalettin Bacanlı bulunuyor.

Sanıklardan Altaç Atılan, Ersin Yılmaz, Kamuran Orhon, Köksal Karabay, Metin Yaşar Yükselen, Orhan Yöney, Refik Zeytinci, Şevket Turan, Şükrü Sarıışık ve Yücel Özsır'ın eyleminin, "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren düşürmeye ve devirmeye iştirak"a ilişkin "gizli ittifak" suçu kapsamında kaldığına hükmedilerek, zaman aşımından düşürüldü.

28 ŞUBAT'TA NE OLDU?

28 Şubat Post-Modern Darbesi Necmettin Erbakan ve Tansu Çiller hükümetinin silahlı kuvvetler tarafından istifaya zorlanmasıyla yaşandı. 27 Mart, 27 Mayıs ve 12 Eylül darbelerinin aksine, askerler 28 Şubat'ta yönetime bizzat el koymadı. Bunun yerine medya üzerinden bir savaş verildi. Askerlerin hükümeti görevden zorla almaması da 28 Şubat'ın "post-modern darbe" olarak anılmasına yol açtı. Askerlerin deyimiyle "demokrasiye balans ayarı" yapıldı.

Necmettin Erbakan'ın genel başkanı olduğu Refah Partisi, tüm medya baskısına rağmen 1995 seçimlerinden birinci parti olarak çıkmayı başarmıştı. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini Erbakan'a vermemek için çok uğraşsa da sonunda mecbur kaldı. Refah'ın hükümeti kurması ve Erbakan'ın Başbakan olmasıyla birlikte Türkiye'de toplu bir cinnet senaryosu sahneye kondu.

Halkın seçtiği bir partinin ülkeyi halk adına yönetecek olması başta işadamları olmak üzere pek çok cenahı rahatsız etmişti. TÜSİAD'ın, medyanın, askerlerin üçlü koalisyonuyla seçimle gelen iktidar, korku senaryoları ve nihayetinde askeri tanklarla yıkıldı.

Ardından Refah Partisi kapatıldı, yöneticilerine siyasi yasak konuldu. Bütün fatura o günlerde darbe yapılan insanlara kesildi. 28 Şubat'ta onlarca banka batırıldı, Türkiye milyarlarca dolar zarara uğratıldı. Gayrı safi milli hasılanın üçte biri buharlaştırıldı. Dönemin kuvvetli ve kudretli bir paşası "28 Şubat bin yıl sürecek" demişti. 28 Şubat bin yıl sürmedi şüphesiz ama ülkeye verdiği zararlar hala sürüyor.

BÜYÜK UTANÇ: "BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI"

Türkiye, 28 Şubat dönemi ile telafisi imkAnsız bir döneme girmişti. "Şeriat geliyor" diyerek korku politikasının oluşturulduğu bu dönemde özellikle başörtüsüyle okumak isteyen kadınlara karşı büyük bir linç kampanyası başlatıldı. 

Tek istekleri eğitimlerine devam etmek olan imam hatip ve üniversite öğrencilerine okul kapıları birer birer kapatıldı. 1997'de Sivas Cumhuriyet Üniversitesi başörtülü hemşirelik bölüm birincisi törene alınmaması da o yıllarda yapılan zulmün sembolü oldu.

28 Şubat'ta okullara girmek isteyen başörtülü öğrenciler adeta terörist muamelesi gördü ve binlercesi gözaltına alındı. İstanbul Üniversitesi eşine rastlanmayan bir skandala imza attı. Rektör Kemal Alemdaroğlu ve yardımcısı Nur Serter öğrencileri ikna odalarına soktu ve zorla okula başörtüsüz girmeyeceklerine dair taahhütname imzalattı.

11 Ekim 1998 tarihinde dünyanın en büyük sivil toplum eylemi düzenlendi. Yüzbinlerce insan el ele tutuşarak özgürlük zinciri oluşturdu. İstanbul merkezli bu eylem bütün Türkiye'ye yayıldı. Eylemlerde gözaltına alınan birçok kişi gözaltına alındı. Tutuklandı ve idamla yargılandı. Kız öğrenciler giremedikleri üniversitelerin önlerinde aylarca eylem yaptılar. Polis çemberinde süren bu mücadele devlet tarafından hep kırılmak istendi. Tazyikli su ve coplarla yapılan müdahalelerde, karnındaki bebeğini düşüren genç annelerin feryadı bile dinlenmedi.

Eğitim hakkı ellerinden alınan öğrencilere 2011 yılında AK Parti döneminde üniversiteye geri dönme hakkı tanındı. 2014 Eylül'de kılık kıyafet düzenlemesinin ardından 5'inci sınıftan itibaren başörtüsü hakkı geri verildi. Bu düzenleme tek eğitim alanıyla sınırlı kalmadı kamuda çalışan kişilere de başörtüsü hakkı verildi.

28 ŞUBAT'IN EN KARA LEKESİ

16 Ocak 1998'de kapatılan Refah Partisinin yerine Fazilet Parti'si kurulmuş 99'da yapılan seçimlerde tam 111 milletvekili çıkarmıştı. Bu vekiller arasından en dikkat çekeni ise Merve Kavakçı'ydı. Başörtülü olan Merve Kavakçı'nın vekil seçilmesi ilk günden olay olmuş, Mecliste başörtüsüyle yemin edip etmeyeceği tartışmaları başlamıştı. Meclis geçici başkanı Septioğlu'na ise Atatürk'ün kıyafet kararnamesi gösteriliyor ve Merve Kavakçı'nın başörtüsüyle meclise Genel Kuruluna giremeyeceği, yemin edemeyeceği hatırlatılıyordu.

İstanbul Milletvekili seçilen Merve Kavakçı 2 Mayıs Pazartesi günü Yüksek Seçim Kurulundan mazbatasını aldıktan sonra Meclisin açılış oturumuna katılmak için Nazlı Ilıcak'la beraber Genel Kurul Salonuna geldi. Merve Kavakçı'nın başörtüsüyle meclis Genel Kuruluna girmesi üzerine Demokratik Sol Parti milletvekilleri sıralara vurarak ve yuhalayarak protestolara başladılar.

Meclisteki protestolardan en çok akılda kalan ise DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit ise Meclis kürsüsüne gelerek sarf ettiği şu cümleler oldu: "Burası hiç kimsenin özel yaşam mekanı değildir. Burası devletin en yüce kurumudur. Burada görev yapanlar devletin kurallarına uymak zorundadırlar. Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!"

Hep siyasi yönüyle konuşulan 28 Şubat süreci, aslında finansal ve ekonomik yönden de bir darbeydi. Karmaşık sosyal ve siyasal atmosferi ile Türkiye'yi büyük ölçüde etkileyen darbenin rakamsal boyutu bugün bile çözülmüş değil..

TEPKİLER ÇIĞ GİBİ

Binlerce insanın mağdur olduğu 28 Şubat Darbesi demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçti. Davada 68 sanık hakkında beraat kararı verilmesi başta 28 Şubat mağdurları olmak üzere birçok kesim tarafından tepkiyle karşılandı.

İŞTE SOSYAL MEDYADAKİ TEPKİLERDEN BAZILARI:

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23