• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da 3 ayrı patlama

Yeniakit Publisher
AA Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da 3 ayrı patlama

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da saldırı uyarısı sonrası 3 ayrı patlama sesi duyuldu

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da erken uyarı sisteminin tehlike alarmı vermesinin ardından kentte 3 ayrı patlama sesi duyuldu.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğünün, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, erken uyarı sisteminin başkent genelinde devreye girdiği bildirildi.

Görgü tanıkları, uyarının ardından şehirde art arda 3 patlama sesinin işitildiğini aktardı.

Sivil Savunma Müdürlüğü kısa süre sonra ikinci bir açıklama yaparak "tehlikenin geçtiğini" bildirdi ancak olayın niteliğine dair ayrıntı paylaşmadı.


 

Öte yandan Arap Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, Yemen'deki Husiler tarafından Riyad'a fırlatılan bir balistik füzenin engellenerek imha edildiğini belirtti.

Yemen'deki İran destekli Husiler, bir süredir Suudi Arabistan'da başkent Riyad ve diğer birçok bölgeye balistik füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenliyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da erken uyarı sistemlerinin devreye girmesinin ardından duyulan 3 ayrı patlama sesi, Orta Doğu’da yıllardır bitmek bilmeyen ve küresel güçlerin bölgedeki askeri konuşlanmalarıyla derinleşen kronik bir krizin en sıcak ve en son halkasıdır. Yemen’deki Husilerin üstlendiği ve Riyad semalarında balistik füzelerin engellenmesiyle sonuçlanan bu son saldırılar, görünürde yerel bir çatışma gibi dursa da aslında küresel hegemonyanın, askeri üs politikalarının ve bölgesel taşeron vekillerin el ele yürüttüğü büyük bir jeopolitik tiyatronun yansımasıdır. Orta Doğu coğrafyası, özellikle de Yemen ve Suudi Arabistan hattı, yabancı güçlerin askeri varlıklarını kalıcılaştırmak adına bölgeyi istikrarsızlaştırdığı gerçeğinin en somut kanıtıdır. ABD’nin bölgedeki askeri konuşlanması ve korumacılık kalkanı adı altında kurduğu üsler, iddia edilenin aksine terörü bitirmek bir yana, terörün ve karşılıklı saldırıların sürmesini sağlayan en büyük yakıt işlevini görmektedir. Sistem son derece açık işlemektedir: Bir tarafta İran’ın açık ya da gizli desteğiyle hareket eden, balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla Suudi Arabistan’ın kalbini hedef alan Husiler vardır; diğer tarafta ise bu tehdit üzerinden bölgedeki monarşilere milyarlarca dolarlık silah satan ve askeri varlığını meşrulaştıran ABD yer almaktadır. Bu denklemde tarafların retorikte birbirine düşman görünmesi, sahada dolaylı bir iş birliğinin ve karşılıklı bağımlılığın var olduğu gerçeğini değiştirmez. İran bölgedeki vekilleri üzerinden nüfuz alanını genişletirken, ABD de yükselen bu "tehdit" algısını kendi askeri varlığının ve üslerinin kalıcılığı için bir gerekçe olarak kullanmaktadır. Sonuç olarak, küresel güçler ve bölgesel aktörler görünmez bir mutabakatla Orta Doğu’nun güvenlik mimarisini sürekli bir kaos zemininde tutmaktadır. Bu kısır döngü kırılmadığı, yani yabancı ordular ve küresel stratejiler bu topraklardan elini çekmediği müddetçe, ne Yemen’de huzur tesis edilebilir ne de Riyad semalarındaki patlama sesleri son bulur. Bölgesel sorunların çözümü, dış güçlerin müdahil olduğu askeri konuşlanmalardan değil, bölge ülkelerinin kendi kaderlerini tayin edebileceği bağımsız bir iradeden geçmektedir. Aksi takdirde, terör ve istikrarsızlık, küresel güçlerin Orta Doğu'daki varlığını besleyen kalıcı bir enstrüman olmaya devam edecektir. Nihayetinde, Riyad semalarında yankılanan her patlama, Orta Doğu halklarının geleceğinin nasıl ipotek altına alındığını bir kez daha hatırlatmaktadır. Silah sanayisinin çarkları döndükçe, vekalet savaşları yeni coğrafyalara uzandıkça ve yabancı postallar bu topraklarda kalıcı yer edindikçe gerçek bir barıştan söz etmek imkansızdır. Bölgenin kaderi, ancak küresel sömürü ve yerel iş birlikçilik sarmalından kurtularak, dış dayatmalardan uzak, yerli ve bağımsız bir barış iradesi inşa edildiğinde yeniden yazılacaktır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23