Srebrenitsa katliamının üzerinden 21 sene geçti. 11 Temmuz 1995’te Srebrenitsa’nın Sırp birlikleri tarafından işgal edilmesinin ardından BM bünyesindeki Hollandalı askerlere sığınan sivil Boşnaklar, Sırplara teslim edildi. 8372 Müslüman Boşnak, cani Ratko Mladiç’e bağlı Sırp birlikleri tarafından otobüs ve kamyonlara bindirilerek götürüldükleri ormanlık alanda fabrikalarda, depolarda hunharca katledilmişti. Soykırımda katledilenlerin bir kısmının cesedine ise bugüne kadar hâlâ ulaşılamadı.
MUHAMMET BİNİCİ / İSTANBUL - Bosna Hersek’teki gözyaşı hâlâ dinmedi. Sırplar, Avrupa’nın gözü önünde bir gecede 8 binden fazla Boşnak Müslüman’ı hunharca katletti. 11 Temmuz 1995’te Srebrenitsa’nın Sırp birlikleri tarafından işgal edilmesinin ardından BM bünyesindeki Hollandalı askerlere sığınan sivil Boşnaklar, katil Ratko Mladiç’e bağlı Sırp birlikleri tarafından otobüs ve kamyonlara bindirilerek götürüldükleri ormanlık alanda fabrikalarda, depolarda hunharca katledilmişti.
8.372 Boşnak’ın öldürüldüğü, yüzlerce kadın ve küçük yaştaki kız çocuğuna tecavüz edildiği ve bir gün içerisinde 20.000’in üzerinde mültecinin Srebrenitsa’dan zorla çıkarıldığı o kanlı günler unutulmuyor. Srebrenitsa katliamı, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı ve Avrupa’daki hukuksal olarak ilk kez belgelenmiş soykırım olması bakımdan büyük bir önem taşıyor.
BÜYÜK SIRBİSTAN HAYALİ
Bundan tam 19 yıl önceydi ve takvim yaprakları 11 Temmuz 1995 tarihini gösteriyordu. Bu tarihte tüm Bosna Hersek genelinde devam eden katliamların bir soykırıma dönüştüğü bir insanlık faciası yaşanmıştı. Sırp caniler “Büyük Sırbistan” hayali uğruna ve uluslararası toplumun ihanetiyle bütünleşmesi sonucu beş gün içinde 8372 Müslüman Boşnak’ı işkenceyle katletti.
Lahey Uluslararası Savaş Suçluları Mahkemesi’ne çıkartılan sanıkların ifadeleri ve Srebrenitsa cehenneminden kurtulmayı başaran tanıkların anlatımlarında yer alan bilgilere göre vahşi kıyım acımasızca başladı. Bebek, çocuk, kadın, yaşlı demeden öldürüldü. İnsanın kanını donduran, tüyler ürperten toplu katliamlarda kan oluk gibi akarken cesetler korkunç biçimde parçalanmıştı.
YAKTILAR, YIKTILAR, ÇALDILAR, TECAVÜZ ETTİLER
İkinci Dünya Savaşı’ndan bugüne eşine rastlanmayan bu insanlık faciasını gerçekleştiren Sırbistan destekli Bosnalı Sırp Çetnikler; aynı zamanda asrın en büyük soygununu da gerçekleştirmiş oldular. Yaktılar, yıktılar ve Müslüman Boşnakların mallarını ve en kıymetli eşyalarını çaldılar. Yüzükleri almak için parmaklar, küpeleri almak için kulaklar ve bilezikler için kollar kestiler.
Genç kadınlar, en yakınlarının gözleri önünde alçakça tecavüze uğradılar. Bu zalimliğin faillerini tebrik eden Ortodoks Sırp papazlar “En büyük düşmanımız olan Türklerin kalıntılarını yok etmenin mükâfatı olarak Allah sizi dünyada iken cennetle müjdelemiştir” şeklinde müjdeliyordu. Bu vahşetin baş sorumluları olan Ratko Mladiç ve Radovan Karadziç büyük bir zafer kazanmış kahramanlar olarak ilan edilmişlerdi.
BOŞNAKLAR TÜM BATILILARA KARŞI SAVAŞTILAR
Srebrenitsa katliamının yıldönümünde Akit’e konuşan gazetemiz yazarlarından Ayhan Demir, Boşnakların 17. yüzyıldan bugüne kadar, tam on kez soykırıma maruz kaldığını, Srebrenitsa soykırımının en büyük ve en bilineni olsa da, ne ilk, ne de tek olduğunu belirtti.
Sırp ve Karadağ’lı çetniklerin, yaklaşık dört yıl boyunca devam ettirdikleri kanlı saldırganlığı Temmuz 1995’te Srebrenitsa’da finalini yaptığını belirten Demir, “Srebrenitsa’da birkaç gün içerisinde 8 bin 372 silahsız sivilin şehit edilmesiyle neticelenen son soykırımın, dikkat çeken farklılıkları vardır. Boşnaklar, ilk kez Çetniklere ve Ustaşalara karşı silahlı direniş gösterdiler. Aslına bakılırsa sadece Sırp, Hırvat ve Karadağlılara karşı değil, Rusya ve Yunanistan başta olmak üzere, tüm Batılılara karşı savaştılar. Hatta kendi içlerindeki düşmanlara karşı da mücadele ettiler” diye konuştu.
SREBRENİTSA SOYKIRIMININ İZLERİ HÂLÂ DEVAM EDİYOR
Srebrenitsa soykırımının hâlâ devam eden bir soykırım olduğuna dikkat çeken Ayhan Demir, “Srebrenitsa’da bugüne kadar defnedilen şehitlerden bazılarının, tüm iskelet parçaları bulunamadı. Çünkü şehitlere ait parçalar, tek bir mezardan çıkmayabiliyor. Bazıları diğer parçalar bulunana kadar bekletiliyor. Bazıları da bulunan kadarıyla defnediliyor. Eksik parçalarla defnedilenler, yeni parçalar bulunduğunda, bir kez daha mezardan çıkarılıyor ve defnediliyor. Tüm parçalar tamamlanana kadar bu işlem devam ediyor. Böylece şehit yakınları, aynı acıları tekrar tekrar yaşıyorlar. İşte bu, devam eden soykırımdır” ifadelerini kullandı.
BİNLERCE MÜSLÜMAN KATLEDİLDİ
Srebrenitsa katliamının boyutlarının çok yüksek olduğunu dile getiren Demir, “Sırp ve Karadağlı Çetnikler, son soykırımda; kadın, erkek, genç ya da yaşlı ayrımı yapmadan, binlerce Müslüman’ı katlettiler. Öyle ki Vişegrad’da sadece 48 saatlik Kurspahiç soy isimli bir bebeği bile yakarak şehit ettiler. Cenevre kayıtlarındaki en yaşlı Boşnak savaş esiri olan Hanka Nine ise Rogatitsa’daki esir kampında vefat ettiğinde tam 101 yaşındaydı. Bu sene defnedilecek 127 soykırım kurbanından on ikisi, öldürüldüğünde 18 yaşından küçük idi. Bu sene defnedilecek en genç kurban 14 ve en yaşlı kurban 77 yaşında öldürülmüştü. Başlı başına bu rakamlar bile soykırımın ne denli büyük olduğunu göstermektedir” dedi.
BATI SREBRENİTSA’YA KARŞI 3 MAYMUNU OYNUYOR
Batının Srebrenitsa soykırımına sessiz kaldığını açıklayan Demir, “Bosna Hersek ve özellikle Srebrenitsa’da tüm bunlar yaşanırken, Batılılar; Radovan Karaciç, Slobodan Miloşeviç ve Ratko Mladiç önderliğindeki Sırp saldırganları seyretmekle yetindiler. Soykırımı önlemek için hiçbir şey yapmadılar. Bosna Savaşı’nı nihai bir anlaşma ile neticelendirmek için Srebrenitsa’yı kurban ettiler.
Srebrenitsa Soykırımını gerçekleştiren Ratko Mladiç, eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi ICYT’nin hakkında vereceği kararı beklemeye devam ediyor. Radovan Karaciç ise sadece 40 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Diğer savaş suçluları ise önce göstermelik cezalara çarptırılıyor, ardından temyiz mahkemelerinde salıveriliyor. Kısacası Boşnaklar için ‘Allah’ın adaletinden başka bir adalet yok’!” şeklinde konuştu.
Ayhan Demir, şöyle devam etti: “Şehit yakınları sadece 11 Temmuz’da değil, yılın her günü ve yıllardır bu acıyı yaşamaya devam ediyorlar. Sakinleşmeleri ve bu soykırımı unutmaları mümkün değil. Nasıl sakinleşebilirler? Soykırımın meydana getirdiği acı, 21 yıl sonra bile, ilk günkü tazeliğini muhafaza ediyor.”