Soyup kaçma devri kapandı
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
28 Şubat sürecinin ekonomik ayağını oluşturan banka hortumcuları tarafından devletin sırtına yüklenen 54.8 milyar dolarlık batık kredileri temizleyen AK Parti iktidarı, milletin alınterini soyup kaçma dönemini kapattı. Düşük hacimli hisselerin fiyatlarını karşılıklı işlemlerle şişiren ve yüksek kazanç vaadiyle vatandaşları kandıranlara karşı harekete geçen hükümet, 7 şirkete ait 130 yatırım fonunu SPK aracılığıyla tasfiye etme kararı aldı.
28 Şubat sürecinin ekonomik ayağını oluşturan banka hortumcuları tarafından devletin sırtına yüklenen 54.8 milyar dolarlık batık kredilerin olumsuz etkileri hala hissedilirken, Türkiye’nin benzer vurgunlara tahammülü kalmadı.
Manipülasyona açık düşük hacimli hisselerin fiyatlarını karşılıklı işlemlerle şişiren, insanları yüksek kazanç vaadiyle kandıran ve yatırımcı çıkışlarının hızlanmasıyla milletin alın terini heba eden 7 şirkete ait 130 yatırım fonu Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından tasfiye edilirken, etkisi sınırlı kalan ve yapısal sorunlara yol açmayan fon krizi sabırları taşırdı. Bazı fon şirketlerinin borsada riskli işlemlerle hisse fiyatlarını şişirerek neden olduğu kısa süreli kriz, devletin ekonomi yönetiminin anında müdahalesiyle daha fazla büyümeden kontrol altına alındı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı piyasa dolandırıcılığı kapsamında soruşturma başlatırken, Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı tutuklanırken, aralarında holding sahiplerinin de bulunduğu 48 kişiye yurt dışı çıkış yasağı getirildi ve gözaltılar başladı.
Hem SPK hem de yargı eliyle fon krizine anında müdahale edilirken, Akit’e konuşan uzmanlar ucu kime uzanırsa uzansın milletin alın terine göz dikenlerden hesap sorulması çağrısında bulundu.
“EKONOMİ YÖNETİMİ DURUMA HAKİM, ENDİŞEYE GEREK YOK”
AK Parti İzmir Milletvekili, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Yaşar Kırkpınar, yaşananlara ilişkin Akit’e yaptığı değerlendirmede; “Türkiye ekonomisi, İstanbul Borsası bu tip şoklara ve bu tip müdahalelere mukavemetli ve dayanıklı ve tedbirli. Ekonomi koordinasyonumuz, Hazine ve Maliye Bakanlığımız, Merkez Bankası ve bunların enstrümanları, kurulları bu tip konulara, bu tip meselelere çok hızlı bir şekilde müdahale edip zamanında pozisyon alabiliyorlar. Bu tip girişimler, bu tip manipülasyonlar geçmişte de zaman zaman oldu. Özellikle son zamanlarda bizim dönemimizde gerekli müdahaleler zamanında yapılarak bu tip ekonomimize, genel ekonomimize, yani mikro ve makro ekonomimize zarar verecek zararlı etmenler anında ve yerinde müdahalelerle ortadan kaldırıldı. Şimdi de bu fonlarla ilgili bir sıkıntı söz konusu. Bu sıkıntının daha ileri bir boyuta ulaşmaması, yani ekonominin, borsanın bütün alanlarına bir bulaşı teşkil etmemesi için bir tedbir alındı. Buradaki sorumlu olan fonlar, fon yöneticileri buradan çıkarıldı tedbir amaçlı. Dolayısıyla Varlık Fonu da bu işe zamanında müdahale etti. Zaten Varlık Fonu’nun nihayetinde genel anlamda bir böyle bir işlevi var. Hani bazıları ‘Varlık Fonu ne işe yarar’ diyordu ya. İşte Varlık Fonu gibi kurumlar, değerler böyle zamanlarda ekonominin genel gidişatını müspet manada yönlendirebilecek tedbirleri alıp, bunun genele yayılmasını önleyerek, normal mevcut şartlarda ekonominin genel anlamda sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlama işlevini yerine getiriyor. Ekonomi yönetimi duruma hakim. Dolayısıyla burada korkuya, endişeye veya manipülasyona gerek yok. Kısa süre içerisinde gerekli müdahalelerle bu sıkıntı ortadan kaldırılacak. Hem Ekonomi Koordinasyon Kurulumuz, hem Hazine ve Maliye Bakanlığımız konuya zamanında müdahale etti, vaziyet aldı. Dolayısıyla ben bir endişe göremiyorum. Tabii ki bu konuyla ilgili dezenformasyon süreci mutlaka oluyor. Hiçbir sorun olmadığı halde de oluyor. Bunlarla ilgili de gerekli tedbirler Adalet Bakanlığımız tarafından da alınıyor. Dolayısıyla buradan bozguncular bir sonuç elde edemezler. Bütün bu konularla ilgili hesaplar herkesin göz önünde, herkes biliyor, görüyor. Dolayısıyla gerekli müdahaleler müspet anlamda yapılacak ve hem Borsa İstanbul hem fonlar inşallah kısa süre içerisinde normale dönecektir. Ben o gelişmelerin, o kayıplarının da bir kısmının geri döndüğünü görüyorum. Kısa süre içerisinde her şey kendi rayına oturup gidecektir diye düşünüyorum. Öte yandan, sorumlulardan hesap sorulmalıdır. Zaten sorumlu bulunan fon yöneticilerine yönelik yasal işlemler de başlatılmış durumda. Bundan sonraki süreçte de bu tip girişimler, bu tip müdahaleler olmayacak derecede bir bizim sistemimizde de tedbirler silsilesi alınacaktır diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“EKONOMİ YÖNETİMİ DENETİM VE GÖZETİM MEKANİZMALARINI KARARLILIKLA İŞLETİYOR”
Ülkemizin önde gelen ekonomistlerinden Necmettin Batırel de, konuya ilişkin Akit’e yaptığı analizde şunları söyledi: “Borsa İstanbul’da fonların adeta duvara çarpmasının temel nedeni, bazı portföy yönetim şirketlerinin sığ hisseler üzerinden kurduğu yapay fiyat mekanizmasının nakit sıkışıklığıyla birlikte tersine dönmesidir. Sistemin kilitlenmesi üzerine Sermaye Piyasası Kurulu 7 portföy yönetim şirketine ait 130 fonun tasfiyesine karar verdi. Krizin arka planında yatan ve piyasayı zincirleme reaksiyona şu gelişmeler sürükledi. Skandalın merkezindeki bazı fonlar (başta Pusula Portföy ve Tera Portföy), halka açık dolaşımı çok düşük olan sığ hisseleri (örneğin Katılımevim, Gündoğdu Gıda, Destek Finans Faktoring) kendi aralarında karşılıklı işlemlerle suni olarak şişirdi. Hisseler yükseldikçe fonların getiri oranları kağıt üzerinde muazzam göründü. Bu yüksek getiriyi gören yüz binlerce yeni yatırımcı fona nakit akıttı. Fonlar gelen yeni parayla yine aynı sığ hisseleri alarak balonu daha da büyüttü. Hatta bu hisseler ters repo işlemlerinde teminat gösterilerek kredi çekildi ve ek alımlar yapıldı. Ağustos ayı sonunda yürürlüğe giren yeni mevzuat düzenlemeleri ve piyasadaki dedikodular nedeniyle yatırımcılar fonlardan paralarını çekmek istedi. Yatırımcı ‘paramı ver’ dediğinde, fonların bu talebi karşılamak için elindeki hisseleri sattı. Ancak sığ hisselerde karşı tarafta yeterli alıcı olmadığı için satış yapılamadı ya da hisseler hızla taban oldu. Nakit bulamayan Pusula Portföy, 15 Eylül’de “katılma payı iade ödemelerinde temerrüde düştüğünü” (yani yatırımcıya parasını zamanında ödeyemediğini) açıkladı. Bu şok, kısa sürede Tera Portföy ve Atlas Portföy gibi diğer şirketlere de sıçradı. Fonlar, satamadıkları sığ hisseler yerine nakit bulabilmek adına portföylerindeki BIST 30 içerisindeki likit ve güçlü şirketlerin hisselerini satmaya başladı. Bu durum paniği büyüterek BIST 100 endeksinde yüzde 5’i aşan sert düşüşlere ve devre kesicilerin çalışmasına yol açtı. Krizin sistemik bir riske dönüşmesini engellemek amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda Finansal İstikrar Komitesi acilen toplandı: SPK; Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy’e ait 130 fonu işleme kapatarak tasfiye sürecini başlattı Piyasa dolandırıcılığı kapsamında aralarında fon yöneticilerinin de bulunduğu 38 kişi hakkında suç duyurusunda bulunuldu. 4 fon yöneticisi tutuklandı. Merkez Bankası likidite teminat kurallarını gevşetirken, Türkiye Varlık Fonu borsa genelini toplamak için alıma geçti. Finans komitesi sorunun piyasanın tamamını kapsamadığını, sadece belirli bir fon grubunda yoğunlaştığını ve kontrol altına alındığını belirtiyor. Ekonomi yönetimi ve ilgili kurumlar, fon suistimalleri, finansal usulsüzlükler ve piyasa bozucu faaliyetlerle mücadele konusunda denetim ve gözetim mekanizmalarını kararlılıkla işletiyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) gibi üst kurullar, finansal sistemin güvenliğini ve şeffaflığını korumak adına tüm fon hareketlerini yakından takip ediyor. Bu adımlar, makroekonomik istikrarı baltalamaya yönelik spekülatif girişimlerin ve dezenformasyon faaliyetlerinin önüne geçilmesinde kritik rol oynuyor”