‘Şöhret başını döndürmüş’: "defol git" diyen Bülent Ersoy’a ayar
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Bülent Ersoy’un Kuşadası konserinde gecikmeye tepki gösteren bir seyirciye yönelik “Defol git” sözleri tartışmaya sebebiyet verirken, gazeteci-yazar Bedir Acar’dan dikkat çeken bir eleştiri geldi. Acar, şöhretin insanı büyütmediğini belirterek, “Asıl afet, insanın kendisini alkışlayanlardan daha değerli olduğunu sanmasıdır” dedi.
Sebahattin Ayan İstanbul
Bülent Ersoy’un Kuşadası konserinde gecikmeye tepki gösteren bir seyirciye yönelik “Defol git” sözleri tartışmaya sebebiyet verirken, gazeteci-yazar Bedir Acar’dan dikkat çeken bir eleştiri geldi. Acar, şöhretin insanı büyütmediğini belirterek, “Asıl afet, insanın kendisini alkışlayanlardan daha değerli olduğunu sanmasıdır” dedi.
Türk toplumuna "Diva" diye pazarlanan Bülent Ersoy, yine edep sınırlarını fazlasıyla aşmaya devam ediyor. Hemen hemen bütün konserlerinde vatandaşları bekleten ve aşağılayan Bülent Ersoy, geçtiğimiz gün Kuşadası konserinde seyirciyle skandal bir tartışma yaşadı. Sağlık sorunlarını bahane eden Bülent Ersoy, yaklaşık bir buçuk saat sahneye geç çıkarken “Saat kaç?” diyen dinleyiciyi “Defol git” diyerek azarlamıştı. Bülent Ersoy’un skandalına eleştiriler dinmek bilmezken bir tepki de gazeteci yazar Bedir Acar’dan geldi. Bedir Acar, Akşam gazetesindeki köşe yazısında Bülent Ersoy’un konser sırasında gecikmeye tepki gösteren bir seyirciye yönelik kullandığı hakaretvari ifadeye tepki göstererek, “Asıl afet, şöhret olmak değil, insanın kendisini alkışlayanlardan daha değerli olduğunu sanmasıdır” ifadelerini kullandı.
“ŞÖHRET AFETTİR”
Yazar Bedir Acar, köşe yazısında son dönemde bazı sanatçıların konserlerinde seyircilere yönelik tavırlarını eleştirirken, Kuşadası’nda konser veren Bülent Ersoy hakkında gündeme gelen görüntüler ve tartışmalar üzerinden şöhret, kibir ve sanatçı-seyirci ilişkisini masaya yatırdı. Eski zamanların “Şöhret afettir” sözünü hatırlatan Acar, geçmişte yaşayan insanların sosyal medya çağını, Instagram hikâyelerini ve tıklanma uğruna her türlü değerin tüketildiği dijital şöhret dünyasını görmediğini ancak insan tabiatını çok iyi çözümlediklerini vurguladı. Bugün magazin dünyasında yaşanan birçok olayın, asırlar önce yapılan bu tespitin ne kadar isabetli olduğunu gösterdiğini belirten Acar, şöhretin insan üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Acar, şöhretin insanı önce omuzlara çıkardığını, ardından sürekli alkışlanan ve övgü gören kişinin zamanla kendisini gerçekten herkesten üstün sanmaya başlayabildiğini ifade etti. Bir dönem kendisini var eden kitlelere teşekkür eden bazı isimlerin, şöhretin ve servetin etkisiyle zamanla aynı kalabalığa tepeden bakmaya başladığını dile getiren Acar, özellikle büyük maddi kazançların da bu değişimi daha da hızlandırdığına işaret etti.
“ŞÖHRET İNSANI BÜYÜTMEZ, İÇİNDEKİNİ BÜYÜTÜR”
Köşe yazısında kibir meselesine de değinen Bedir Acar, “Kibir, şeytanın sermayesidir” sözünü hatırlatarak, şöhretin aslında insanı değiştirmekten çok karakterinde bulunan yönleri büyüttüğünü ifade etti. Acar, “Şöhret insanı büyütmez aslında; insanın içindekileri, mayasındakileri büyütür. Tevazu ise tevazu, kibir ise kibir...” sözleriyle, şöhretin insanın karakterini sınayan önemli bir imtihan olduğuna dikkat çekti. Sanatçılara şöhreti ve büyük sahneleri sağlayan temel gücün seyirci olduğunu vurgulayan Acar, “Oysa sanatçıya şöhret bahşeden sahnenin basit bir gerçeği var: Bilet alan, yol parası veren, saatlerce bekleyen, kimi zaman evinin bütçesinden artırıp gelen seyirci...” ifadelerini kullandı.
KUŞADASI’NDAKİ KONSER TARTIŞMASINI HATIRLATTI
Bedir Acar, yazısında Bülent Ersoy’un Kuşadası’nda verdiği konserde yaşanan tartışmaya da geniş yer verdi. Rahatsızlığına rağmen sanatçının sahneye çıkmasının takdir edilmesi gerektiğini belirten Acar, buna karşın konserin gecikmesine tepki gösteren bir seyirciye yönelik kullanılan küfürlü ifadelerin kabul edilemeyeceğini belirtti. Acar, yaşanan olay üzerinden dikkat çeken bir soru yönelterek, “Hastalık insana mazeret kazandırabilir ama karşısındakini huzurdan kovma hakkı verir mi?” ifadelerini kullandı.
Bülent Ersoy’un aynı konuşma içerisinde “seyirci baş tacıdır” yönündeki sözlerine de değinen Acar, “Kuşadası'nda Bülent Ersoy'un konserinde yaşanan tartışma, tam da bu yüzden düşündürücüydü. Rahatsızlığına rağmen sahneye çıkması elbette takdire değer. Ancak gecikmeye tepki gösteren bir seyirciye, küfürlü bir ifadeyle "Defol git" diye karşılık verilmesi ister istemez şu soruyu akla getiriyor: Hastalık insana mazeret kazandırabilir ama karşısındakini huzurdan kovma hakkı verir mi? Hele ki aynı konuşmada "seyirci baş tacıdır" deniliyorsa…” şeklinde yazdı.
SEDA SAYAN VE BLOK3 ÖRNEKLERİNİ DE VERDİ
Acar, köşe yazısında son dönemde gündeme gelen diğer sanatçı-seyirci tartışmalarına da dikkat çekti. Kuşadası’nda konser veren Seda Sayan’ın arka sıralarda bulunan seyircilere yönelik “Fakirler kız” şeklindeki sözlerinin de tartışma çıkardığını ve daha önce Blok3’ün bir seyirciye yönelik “Eğlenmiyorsan çık dışarı” şeklindeki sözlerinin de gündeme geldiğini hatırlatan Acar, “Ardından Seda Sayan'ın yine Kuşadası'nda arka sıralardaki seyircilere "Fakirler kız" diye takılması geldi. "Şaka yapıyorum" denildi. Olabilir. Ama şakanın da bir edebi, bir ölçüsü vardır. "Söz ağızdan çıkana kadar senin esirindir; çıktıktan sonra sen onun esiri olursun. Daha önce Blok3'ün bir seyirciye "Eğlenmiyorsan çık dışarı" sözleri de gündeme gelmişti. Örnekler çoğaltılabilir ama gerek yok. Gerçek şu ki şöhret bazı insanların cebini doldururken nezaketini boşaltıyor” şeklinde tepki göstererek sanatçıların seyirciye yönelik tavırlarında dikkat çekici bir değişim yaşandığını savundu.
Acar, bunun bütün sanatçılar için geçerli bir durum olmadığının da altını çizdi. Hâlâ seyircisini “baş tacı” olarak gören, kazandığı milyonların ve sahip olduğu şöhretin kendisini diğer insanlardan üstün kılmadığını bilen çok sayıda sanatçının bulunduğunu belirten Acar, şöhretin asıl tehlikesinin insanın tanınması ya da sevilmesi olmadığını belirterek “Asıl afet, şöhret olmak değil, insanın, kendisini alkışlayanlardan daha değerli olduğunu sanmasıdır.” İfadelerini kullandı.