• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Siyonizm’e ve Küresel Şer İttifakına Karşı Sağduyulu İttifak Çağrısı

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Siyonizm’e ve Küresel Şer İttifakına Karşı Sağduyulu İttifak Çağrısı

Selahattin Semiz 'Siyonizm’e ve Küresel Şer İttifakına Karşı Sağduyulu İttifak Çağrısı' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte Selahattin Semiz'in kaleme aldığı o yazı;

İsrail ve Amerika’nın İran’a yönelik saldırısı, uluslararası hukukun temel ilkelerini ihlal eden, insani değerleri yok sayan ve küresel barışı tehdit eden bir terördür. Henüz gerçekleşmemiş bir ihtimali bahane ederek saldırıya kalkışmak, hukukun değil zorbalığın adıdır.

Epstein Dosyaları ile iyice kuduran ve birçok ülkenin liderlerinin iplerini ele geçiren Siyonist İsrail-ABD çetesi haksız ve nedensiz olarak her yere saldırırken, kendisiyle beraber tüm ülkeleride bu kirli savaşa alet etmek istiyor. Adeta yeni bir haçlı-Siyonist ittifakına bizimde katılmamızı istiyor. Sağduyulu akıl sahiplerini bu tuzağa düşmemeleri için uyarıyoruz.


 

Uluslararası Hukukun İhlali

Birleşmiş Milletler Şartı açıktır: Devletler birbirine karşı güç kullanamaz; yalnızca meşru müdafaa veya BM Güvenlik Konseyi kararıyla silahlı müdahale meşru kabul edilir. İran’a yönelik tek taraflı saldırılar, bu ilkenin açık ihlalidir. Henüz gerçekleşmemiş bir ihtimali gerekçe göstererek saldırıya kalkışmak, uluslararası düzeni “hukukun üstünlüğünden” çıkarıp “güçlünün hukukuna’ yani mafya mantığına indirgemektir. Bu, modern uluslararası ilişkilerde en tehlikeli gerilemedir.

Küresel güçler silah, ilaç ve teknoloji üzerinden yeni bir sömürü düzeni kurmuş bulunuyor. Silaha göre savaş, ilaca göre hastalık, teknolojiye göre pazar üretiliyor. İnsanlar hem öldürülüyor, başkasını öldürmek için silahlanmaya zorlanıyor hem de yeni silahların sahada reklamı yapılıyor.


 

Bu düzenin en ağır bedelini İslam coğrafyası ödüyor. Suriye, Yemen, Irak, Libya, Afganistan, Pakistan, şimdide İran. Her yerde aynı senaryo: Kimyasal ve Nükleer silah üretme bahanesi, insan hakları ve demokrasi getirme yalanı ve dünyayı tehdit etme iddiası ile her on yılda bir İslam Ülkesi vuruluyor, işgal ediliyor.

Küresel Çifte Standart

Nükleer silah sahibi devletlerin, başka ülkelerin nükleer programlarını bahane ederek saldırması ikiyüzlülüktür. Silahsızlanma ve barışın yolu, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve diplomasi iken; saldırı yolunu seçmek, küresel düzeni zorbalığa teslim etmektir.


 

Saldırılar doğrudan sivilleri hedef almakta; okulları, hastaneleri, altyapıyı yok ederek milyonları mağdur etmektedir. Daha savaşın başında İran’da bir ilk okulun vurulması ve 170 çocuğun hunharca katledilmesi tam bir vahşettir.

Bir devletin politikaları nedeniyle tüm halkı cezalandırmak, insani hukuk açısından affedilmez bir suçtur. Bu yaklaşım, “kolektif cezalandırma” olarak tanımlanır ve uluslararası insani hukukta açıkça yasaktır.

Mezhepçilik ve Fitne Politikaları

Siyonist-Haçlı ittifakı elindeki tüm imkanlarla İslam Dünyasında mezhep, etnik kimlik, siyasi partiler gibi ayrılıkları canlandırıp fitne ateşini körüklemek için kullanıyor. Yüzde 95 ortak değerler unutuluyor, yüzde 5’lik ihtilaflar büyütülerek düşmanlığa dönüştürülüyor. TV, haber siteleri ve sosyal medya ise bu ayrılıkları derinleştiren bir silaha dönüşmüş durumda.


 

Şimdi de İsrail-Amerika ikilisinin İran’a yönelttiği saldırılarla bölgesel bir savaşın içindeyiz. İran yönetiminin daha önceki dönemlerde yaptığı siyasi yanlışlar ve Şii mezhepçi tutum örnek gösterilerek Müslümanlar bu zulme karşı sessiz kalmaya çağırılıyor.

Bugün mesele Şii-Sünni farklılıkları değil; ümmetin birliği ve mazlumun yanında durma sorumluluğudur. Cumhurbaşkanımızın İran Meclisinde söylediği gibi ‘Bizim dinimiz İslam’dır, Sünnilik veya Şiilik değildir, mezhebimizi dinimiz haline getirmeyelim’.

İslam dünyasında mezhep farklılıkları, dış müdahalelerle sürekli bir çatışma gerekçesine dönüştürülmektedir. Oysa Kur’an, “Müminler ancak kardeştir” (Hucurât, 10) buyurur. Peygamberimizin müminleri bir bedenin organlarına benzetmesi, mezhep ayrılıklarının değil, kardeşliğin esas olduğunu hatırlatır.

Elbette Ehli Sünnet Müslümanlar olarak Şiilerin yanlışlarını eleştiririz. Ama bugün mesele Şii-Sünni farklılıkları değil. İran’ın geçmişte yaptığı mezhepçilik fitnesine bizde düşmeyelim. Mazlumun yanında zalimin karşısında olalım.


 

Eğer Siyonist İsrail-ABD çetesinin saldırdığı başka bir mazlum millet olsaydı -Venezuella, Danimarka, Meksika, Kore bile olsa- yine onun yanında durmamız gerekirdi. Bugün saldırılan, yıkılmaya, parçalanmaya çalışılan devlet komşumuz Müslüman İran Devleti ve halkıdır. İran’a gelecek zarardan en çok Türkiye etkilenecek.

Bu durumda sorumluluğumuz İran’a da kardeşlik ve komşuluk hukukunu hatırlatarak onun yanında durmaktır.

Tarihsel Hafıza: Kudüs İslam Kongresi (1931)

Server Yaşam Vakfı Sağduyulu ittifak çağrısı ile müminlerin kardeş olduğu, farklılıkların çatışma ve savaşma sebebi değil bir düşünce ve anlayış farkı olduğunu vurguluyor. 2010 yılından itibaren AKRA FM de sürekli yayınlanan Sağduyulu ittifak çağrısında 1931 yılında Kudüs’te toplanan İslam Konferansının kararları hatırlatılarak Müslümanların Sünni-Şii olarak bölünmesi ve birbirine düşman edilmesinin tehlikelerine dikkat çekiliyor.


 

Bu çağrı emperyalist güçler tarafından teşvik edilen İslam dünyasında Suriye, Yemen, Irak, İran, Türkiye gibi hassas birçok bölgede uygulanmaya çalışan mezhep ve vesayet savaşlarını engellemeye çalışıyor.

Böylece sağduyulu kamuoyunu doğru bilgi ve bakış açısıyla birlik olmaya çağırıyor. Adeta bugünler için yapılmış gibi etkili olan bu çağrının günümüz Hilful Fudul (Erdemliler Anlaşması) ‘na benzer şekilde önemli olduğunu düşünüyoruz.

Sağduyulu İttifak çağrısında tarihi referans olarak gösterilen 1931’de Kudüs’te toplanan İslam Kongresi, farklı mezheplerden 153 delegenin İslam kardeşliğini savunmasıyla tarihe geçmiştir. Bu kongre, bugün için de ilham verici bir modeldir.

Mezhep farklılıklarını düşmanlık değil, zenginlik olarak görmek; ihtilafı rahmet bilmek, ümmetin birliğini her grubun üstünde tutmak, tarihsel bir zorunluluktur. Sağduyulu İttifak çağrısı günümüzün Hilful Fudul (Erdemliler İttifakı) gibi düşünülmelidir.


 

Son dönemde birçok eksiği ve hatasına rağmen mevcut Cumhur İttifakı; Türkiye’nin bağımsızlığına verdikleri önem, savunma sanayinde yaptıkları çalışmalar, Türk-İslam dünyasında birlik ve beraberlik çalışmaları, İslam dünyasında Azerbaycan- Libya-Suriye örneğinde olduğu gibi oyun bozan ve meşru yönetimleri destekleyen çalışmaları nedeniyle Sağduyulu kamuoyu tarafından desteklenmektedir.

Çözüm: Sağduyu, Şura ve İttifak

Bugün ihtiyaç duyulan şey, Sağduyulu yaklaşımlarla İslam ülkelerinin birlik ve beraberlik içinde olmasıdır.  Ümmetin sorunlarını çözmek için ortak bir “Âlimler Şurası” kurulmalıdır. Mezhep ve meşrep farklılıkları ilmi zeminde tartışılmalı, hurafeler ayıklanmalı, cemaatler ve dini yapılar şeffaf ve denetlenebilir hale gelmelidir. Görevler ehliyet ve liyakat esasına göre verilmelidir. Çünkü ümmetin birliği, her grubun ve her görüşün üstündedir.


 

Farklılıklarımızı düşmanlık değil, zenginlik olarak görmeliyiz. “Görüş ayrılıkları, farklı mezhepler, İhtilaf rahmettir” anlayışıyla birbirimizi mazur görmeli; hakkı hak bilip ona tabi olmalı, batılı batıl bilip ondan uzak durmalıyız. Çünkü ümmetin birliği, her grubun ve her görüşün üstündedir.

Hukukun ve Vicdanın Müdafaası

İnsanlığın önünde bir tercih vardır: Ya hukukun ve vicdanın yanında duracağız, ya da zorbalığın ve kaosun. İran’a yönelik saldırılar, hukuksuzluğun ve vicdansızlığın zirvesidir. İnsanlık adına doğru olan, bu zorbalığa karşı çıkmak; barışı, diplomasiyi ve iş birliğini savunmaktır. Sessiz kalmak, zulme ortak olmaktır.


 

Müslüman, sadece ibadetle değil; adaletle, merhametle, kardeşlikle de sorumludur. Biz her yerde ve her şartta Müminlerin kardeş olduğunu, bir ve beraber olmaları gerektiğini söylemek, yazmak, yapmak zorundayız.  Bu birlik ve beraberlik aleyhine konuşan, yazan, hareket edenleri de uyarmalıyız.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23