• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Mücadele edilmesi gereken asıl düşman o

Yeniakit Publisher
2017-09-17 21:50:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Mücadele edilmesi gereken asıl düşman o

Gafil insan, kendi iç dünyasındaki korkunç ahvalden habersizdir. İnsanın asıl mücadele ve mücâhede etmesi gereken düşman içindedir. Yani nefsidir.

Asr-ı saâdetin en zor ve meşakkatli seferi Tebük’ün dönüşüydü. Ashab bin bir fedâkârlık göstermişti. Saç ve sakallar birbirine karışmış, açlıktan deriler kemiklere yapışmıştı. Peygamberimiz, böyle bir hâlet içinde oldukları hâlde ashâbına;

“–Küçük cihaddan büyük cihâda dönüyoruz.” buyurdu.

Ashâb-ı kiram hayretler içinde;

“–Yâ Rasûlâllah! Hâlimiz meydanda! Bundan daha büyük cihad var mı?” dediklerinde Hazret-i Peygamber –sallâllâhu aleyhi ve sellem-;

“–Şimdi büyük cihâda (nefs cihâdına, nefsin hevâsı ile mücâhedeye) dönüyoruz!” buyurdular. (Süyûtî, II, 73; Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, III, 141/2873; Ali el-Müttakî, IV, 430/11260)

Bu sebeple tasavvufa «cihâd-ı ekber» denilmiş ve; “Hiç sulhü olmayan bir cenk.” şeklinde tarif edilmiştir. Son nefese kadar devam eden bu mücadelede düşman, insanın iç dünyasındaki kötü duygulardır.

İnsan; iç dünyasını tezkiye etmedikçe, düşmanı beyhûde yere dışarıda arar. Başkalarına karşı kin ve düşmanlık duyguları besler. Kötü ahlâk ile kendi âkıbetini berbat eder.

FİRAVUN KISSASI

Hazret-i Mevlânâ bu sırrı, Firavun kıssasındaki bir remizle anlatır:

“Firavun, Musa Peygamber’in meydana çıkmaması için binlerce kişiye zulmetti. Binlerce vebal aldı. Binlerce kan döktü. (…)

Hazret-i Musa, Firavun’ın sarayında rahatça yaşadığı hâlde, Firavun boş yere çocukları öldürüyordu.

(Aradığı hasmı sarayında dururken o dışarıda arıyordu. İşârî olarak) Firavun, hislerine uyarak tenini besleyen en büyük düşman nefsini kuvvetlendirdiği hâlde;

«Dışarıda bir kimsenin bana düşmanlığı vardır. Bana haset ediyor.» diye vehme kapılan bir kişiye benziyordu.

«Bu adam benim düşmanımdır, bana haset etmektedir!» der. Hâlbuki; kendisine asıl haset eden, asıl düşman olan, o beslediği bedendir. Yani nefsidir. O benlik, o nefis sahibi olan kişi Firavun’a, bedeni de Musa’ya benzer. Firavun;

«Düşman nerede?» diye dışarılarda dolaşır durur. Duygularının esiri olan kişinin nefsi, beden evinde nazla çeşitli nimetlerle beslenmektedir. Hâlbuki, kendisi başkalarına, kendi dışında bulunan kimselere kin güderek elini ısırmaktadır.”

Âyet-i kerimede, insanın iç dünyasındaki düşmanını tezkiye etmesinin zarûreti şöyle ifade edilmiştir:

“…Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de ona fücur ve takvâsını (iyilik ve kötülüklerini)ilhâm edene yemin olsun ki;

-Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş,

-Onu kötülüklere gömen de ziyân etmiş, hüsrâna uğramıştır.” (eş-Şems, 7-10)

Kalpten temizlenmesi gereken çirkin huyları, aynı zamanda bâtınî haramlar olarak da isimlendirebiliriz.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2017 Ay: Eylül Sayı: 151

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23