• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İran'ın başkenti Tahran'da patlama sesleri duyuldu

Yeniakit Publisher
AA Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
İran'ın başkenti Tahran'da patlama sesleri duyuldu

ABD ve İsrail’in saldırıları sürerken İran’ın başkenti Tahran’da art arda patlama sesleri duyuldu. Hava savunma sistemleri devreye girdi.

ABD ile İsrail'in ortak saldırılarının sürdüğü İran'ın başkenti Tahran'da üst üste patlama sesleri duyulduğu bildirildi.

Mehr Haber Ajansı ve İran basınına göre, Tahran'da bir noktada güçlü bir patlama meydana geldi.

Ardından hava savunma sistemlerinin aktif hale gelmesiyle patlama sesleri duyuldu.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

YA RABBİ YA MALİKEL MÜLK

fynmanı izledim biraz...çok ilginç şeyler anlattı....benim tam kapasite cahili olduğum denklemlerden sitemlerden bahsetti....ben bilimden zerre anlamam....ben bir tek seni bilirim....sen kimsin...elbet bana anlattığın kadarını ve eğer anlatırsan neyi niçin yapıyorsun bunu bilirim....sebepler dünyasını nasıl şekillendirdiğini nasıl bir denklem kurduğunu bilmem...o bilim adamlarının meşgalesi...hobisi eğlencesi....ben sadece niye sebepler alemini yarattığını bilirim...attığımız adımların nasıl sonuç doğuracağını bilelim de işimiz kolay olsun diye....sisteme bağlanmamış... neyin neye mal olacağı... hangi sebebin hangi sonucu doğuracağının kestirilemeyeceği bir dünyada yaşayabilmemiz için mucize yaratık olmamız gerekir...yüce zatın kolaylığı sever....zora koşmayı sevenler kafirlerdir...kolaylıkta izzeti ikram vardır....zorlukta ise işkence...işkenceci olan kafilerdir...yüce zatının yaratması sadece bir ol demekten ibarettir...sebep sonuç ilişkisinden arınmış bir ol.la mülkünü yönetseydin....hangi sebebin hangi sonucu doğuracağı senden başka herkese sır kalır...kimse yaşayamazdı...yüce zatın öyle bir sebep sonuç dünyası yaratmış ki hiç bir insanın gücü bu evrenin sırlarını tam olarak çözmeye kadir olamaz...senin yaratman sonsuzdur...insan ise sınırlı olandır..ve evrenin sırları hususunda insan açısından bir final yoktur...feynmen insanların düşünmeden kabule geçtiğini...ezber yaptığını ve bilmiyor durumuna düşmekten utandığını söylüyor....biz elbise giymiş maymunlarız deyince darwin geldi aklıma ve sordum...bu adam ateist midir..yüce zatın deist buyurdu...o zaman kullarının şartellerini niye indirdiğini anladım..niye onlardan düşünme zevkini alıp ezber merakı yarattığını...feyenman yaratıklara niye böylesiniz diye soruyor...ya rabbi bunu niye böyle yaratın diye sorumoyor...ve yaratılmışlara sorarken allahın sizi böyle yaratmakta hikmeti neydi... nasıl bir sonuç almak murad etti de sizi böyle yaptı diye bir soru yönelttiğini de görmedim....oysaki onlar ol ruhunun kendilerine üflenmesinden meydana geldi...allah kullarının deizme kaymasına mani olmak için onların şartellerini indirmiş....düşünmek istemiyorlar...düşünmek yoruyor...bu da işkence sebebi olduğu için terkediyorlar...ezberleyip unutmanın kolaylığını tercih ediyorlar...bir gün ya rabbi neden nasıl ve niye diye veya allah seni ne için neden nasıl ve niye böyle yaratmış diye sormaya başlarlarsa alalhu teale şartelleri kaldırcak...allah düşünmekte haz ve lezeet yaratacak ve bu haz peşinde insan eşyanın hakikatini yanında rabbi olduğu halde bulacak inşalalh...eşyanın ve hayvanın dile gelip insanlarla konuşacağı gün de o gündür inşallah öyle di mi...alemleirn rabbine ya rabbi niye veya yaratılmışa allah seni niye böyle yaratı sorusunun yöneltiidiği ve düşünmenin bu sistem üzerine inşaa edildiği gün inşallah...YABİ ALLAHIN DİLİYLE KONUŞURSAK YARATAN RABBİMİZİN ADIYLA OKUDUĞUMUZ GÜN-İNŞALLAH-...feynman ışıK hIzından dolayı olayın vukuu ile bizim onu yaşamamız arasında geçen zamandan bahsediyor...yani bizim şu anda yaşadığımz anın aslında az önce yaratılmış geçmiş bir olaya olduğundan...olayın vukuu ile bizim onu yaşamamız arasında bir zaman farkı olduğundna bahsediyor... yüce zatına sordum...olay yaratıldığı anda cesetti.... ışık hızı diye tabir edilen o sürede hem olaya ruh üfürüldü... sonuç verecek hale getirildi... hem de biz olaya hazırlandık onu karşılayabilecek hale getirildik-inşallah...olaya ruh üfürülürken onu yaşayacak olan bizim üzerimizde de kapasite artırımına gidildi...en basit olayları karşılayabilmek için bile kapasite artırımının şart olduğunu öğrendim...bu da deizmin sonu demek...bacağım çökmeden önce güçten düşmüştü...ben dans eden birini gördüm ve dans etmek bana en büyük mucize gibi geldi...abartmamışım...dans edebilmek en büyük mucize...kul dans etmeye karar verdiğinde bedeni ve ruhu dansı karşılayabilecek kapaiste artırımana tabi tutulmasa dansa edebilmesi imkansızdır...yaratılan dansa ruh üflenmese o dansın sonuç vermesi mümkün değil...bacağım çökünce gördüm...dans etmeyi bırak bacağımı yerden kanepeye koyabilmem bile zaman zaman mucizeye dönüşüyor...allah bacağımı kaldırma hareketine ruh üfürmeden ve bacağımı o hareketi yapacak kapasiteye ulaştırmadan önce buna imkan ve kabiliyetim yok...demek allah her an yeni bir iş ve oluşataymış...ve insan sürekli onun ol.larıyla hareket ediyormuş..allah insanı zerrenin sonsuzda biri kadar bile boş bırakmıyormuş..bırakır bırakmaz hiçliğe dönüşüyor...yüce zatın deizmi bu sistemle yerle bir etmiş ancak bunu kör göze parmak ortaya koyar mu bilemiyorum...elhamdülillahi rabbil alemin....şefaatinin son noktasında şefaat ya rab...

YA RABBİ YA MALİKEL MÜLK

şimdi hatırladım bir gün bir peygamber duvarın üzerinde otururken yerde kırmızı bir kurt gördü...ve içinden allah bunu niye yarattı ki acaba diye düşündü...kurt dile geldi ve aya allahın rasulü ben falanca hastalığa karşı şifayımdır buyurdu..
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23