Helâl rızıklarımızda mazlumların da payı var
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Sünni-Alevi fitnesi peşinde koşan karanlık odakların tezgahladığı Sivas olayları sonrası uyduruk delillerle müebbet hapse çarptırılan mazlumlar 29 yıldır adalet beklerken, hayırsever Muhammed Bozkurt, zindanlarda çile çeken kardeşlerine mektup yazarak moral veriyor, maddi imkanları ölçüsünde de destek olmaya çalışıyor.
Türkiye’nin en karanlık olaylarının silsile halinde yaşandığı 1993 yılının derin tezgahlarından biri olan Madımak hadisesinde 33 kişinin hayatını kaybetmesinin gerçek failleri yerine, zindana doldurulan masum insanlar unutulmuyor. 33 ölüye karşılık olarak 28 Şubat yargısı tarafından 33 kişiye idam/müebbet hapis cezasının verildiği davanın mağduru olarak tam 29 senedir cezaevlerinde tutulan mazlumların kendileri hürriyetleriyle, müminler ise onların yokluğuyla imtihan oluyor.
O, susanlardan olmadı
Türkiye’nin çeşitli cezaevlerinde tutulan Sivas davası mazlumları birçok haktan mahrum olarak dört duvar arasında adaletin tecelli edeceği günü beklerken, hassasiyet sahibi vatandaşlar, Sivas mazlumlarının hüzne, umutsuzluğa, karamsarlığa kapılmaması için gayret sarf ediyor. Kimi siyasetçi, STK temsilcisi, iş adamı ve toplumun önde gelen simasının görmezden geldiği, sorunlarını yok saydığı, zulmü kabullendiği Sivas davasıyla ilgili vicdan sahibi hayırseverler ise masum kardeşlerinin yalnızlığa da mahkum olmaması için gecesini gündüzüne katıyor. İşte o hayırseverlerden biri de Muhammed Bozkurt...
Eğitimci Muhammed Bozkurt, Sivas mazlumlarına psikolojik destek sağlamayı kendisine şiar edinerek hangi cezaevinde olduklarını tespit edip hepsine tek tek mektup yazıyor, sembolik de olsa hesaplarına maddi yardım ulaştırıyor. Sivas Davası Mağdurları Platformu (SİDAM) aracılığıyla gerçekleştirdiği faaliyetleri Anadolu’da örnek teşkil eden eğitimci Muhammed Bozkurt’a ulaşan gazetemiz Akit, takdir toplayan icraatlarıyla ilgili kendisiyle röportaj gerçekleştirdi.
İşte örnek tavır
Bir eğitimci olarak Sivas mazlumlarının yaşadığı acı ve zorlukları yüreğinde hissettiğini belirten Bozkurt, suçsuz günahsız şekilde bedel ödetilen Sivas sanıkları gibi mazlumların, müminlerin rızkında payı olduğuna inandığını söyledi. Madımak olaylarıyla ilgili yaptığı araştırmalarda derin ellerin mezhep çatışması iklimi oluşturabilmek için kirli provokasyon ve tezgahlarını gördüğünü ifade eden Bozkurt, Nesin’i protesto etmenin haricinde yangın olayına karıştıklarına dair inandırıcı hiçbir delil olmayan Sivas mazlumlarının 29 yıldır cezaevlerinde tutulmasının adalet olarak ayıp, insanlık adına utanç verici olduğunu kaydetti. Mazlumların cezaevlerinde bu zamana kadar hiçbir taşkınlık yapmadıklarının yanı sıra, eğitim hayatlarına devam ederek üniversite bitirdiklerini, ihtiyacı olan hastalar için bağış yaptıklarını hatırlatan Bozkurt, hiçbir Müslüman’ın Sivas mazlumlarını ve ailelerini yalnız bırakmaması gerektiğini sözlerine ekledi.
“Sivas davası mazlumları için yardım halkaları oluşturulmalı” diyen ve bu husustaki yayınları için Akit’e teşekkürlerini ileten Muhammed Bozkurt’un ifadeleri şöyle:
Tarafsız bakan herkes görecektir ki onlar masum
Sivas mazlumları ile ilgili bu hassasiyet sizde nasıl oluştu?
- Ben bir eğitimci olarak Sivas mazlumlarının yaşadığı acı ve zorlukları yüreğinde hisseden bir kardeşinizim. Gazeteniz Yeni Akit’in yanı sıra Mazlumder gibi bu konuya duyarlı kuruluşların çalışmaları ve Mehmet Ali Başaran bey gibi duyarlı avukatların beyanatları beni araştırmaya sevketti. Araştırmalarımda, bu mazlumların tek suçlarının 2 Temmuz 1993 tarihinde, duyarlı hiçbir Müslüman’ın katılmaktan çekinmeyeceği, hatta inançsız kimselerde bile rahatsızlık uyandıracak Şeytan Ayetleri kitabını Türkçe’ye çevirip neşreden Aziz Nesin ve dönemin Aydınlık gazetesine karşı protesto yürüyüşü düzenlemeleri olduğunu gördüm. Yani müebbet hapis alan 33 kişinin bir ‘protesto yürüyüşü’ne katılmaktan, İslam’ı ve Peygamberimizi savunan slogan atmaktan başka bir suçu olmadığını anladım. Konuya ilişkin birçok resmi görevlinin de bu yönde beyanının bulunmasının yanı sıra Devlet Denetleme Kurulu’nun Sivas olaylarıyla ilgili raporunun da bu hakikate ışık tuttuğunu gördüm. İdeolojilerden arınmış şekilde, kara propagandalara kapılmaksızın tarafsız bakıldığında muhakkak bu insanların suçsuz olduğu görülecektir. Madımak olaylarıyla ilgili yapılacak her araştırmada bizleri, derin ellerin mezhep çatışması iklimi oluşturabilmek için kirli provokasyon ve tezgahlar olduğu hakikatine ulaştıracaktır.
Sis bulutunda 33 masumun kalemi kırıldı
Sizce her vatandaşın bu kanaate ulaşabilmesi için gerekli materyaller mevcut mu?
- Evet, açık kaynaklarda konuyla ilgili çok sayıda bilgi ve belge mevcuttur. Daha fazlası için de titiz bir çalışma yapılabilir. Bunun böyle olduğunu yargılamayı ilk yapan mahkeme heyeti de görmüş olacaktır ki kendilerine bu kadar ağır cezalar vermemiştir. O mahkemenin mazlumlara verdiği –ki o karar bile bence yanlıştır- cezalar uygulanmış olsaydı şu an bu mazlumların hiçbiri cezaevinde olmayacaktı. Ancak yargılama safhasına 28 Şubat gölgesinin düştüğü, 28 Şubat sürecinde yerel mahkeme kararının bozulduğu, suçlamaların ağırlaştırıldığı, ‘Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu Sivas’ta yıkılacak’ gibi sloganların masabaşında üretilerek o gün meydanlarda slogan olarak seslendirildiği şeklindeki söylemlerle bu insanlar canavarlaştırıldı. Kamuoyunda bu algıyı oluşturabilmek için tiyatrolar, filmler çekildi, birbiri ardına gazete manşetleri atıldı. TV’lerde saatler süren programlar yapıldı. Neticede bir sis bulutu oluşturuldu ve 28 Şubat sürecinde 33 kişinin kalemi kırıldı.
Karanlık bir dönemde yaşanan ve bir başka karanlık süreçte yargılaması tamamlanan bu olayda kalemi kırılanlar için neler yapıyorsunuz?
- Öncelikle şunu belirmek isterim ki, binlerce kilometre uzaktaki Müslüman kardeşlerimizin dertleriyle ilgilenen Türkiyeli Müslümanlar olarak, burnumuzun dibindeki bu mazlumlara maalesef gerekli ilgiyi gösteremiyoruz. Hatta onların mağduriyetlerine yıllardır kör ve sağır kesilmiş durumdayız. Geç de olsa bu gerçeğin farkına vardıktan sonra, Sivas davası mağdurlarına yönelik ferdi olarak bazı faaliyetlere başladım çok şükür. Evvela mazlumların cezaevi adreslerini tespit etmeye başladım. Her tespit sonrası o mazlumlara mektup göndermeye başladım. Onlara moral vermek istedim. Ayrıca her ay ihtiyaç sahibi 2-3 Sivas davası mağdurunun cezaevi hesabına gücüm nisbetinde maddi yardım gönderiyorum. Ben inanıyorum ki helal rızkımızda mazlumların da bir payı var.
Allah kabul buyursun. Bu duyarlılığınız topluma örneklik teşkil etmesi bakımından oldukça mühim. Kamuoyuna da bu yönde bir çağrınız var mı?
- Kimsesizlerin kimsesi olabilmeyi, sesi çıkmayanların haykırışı olabilmeyi, ezilenlerin gücü olabilmeyi dava edinmeliyiz. Kavli duamızı fiili duaya da dönüştürmeliyiz. 2 Temmuz günü bütün tepkilere rağmen Sivas’a gelen Aziz Nesin’i protesto etmenin haricinde yangın olayına karıştıklarına dair inandırıcı hiçbir delil olmayan Sivas mazlumlarının 29 yıldır cezaevlerinde tutulması, adalet olarak ayıp, insanlık adına utanç vericidir. Bakın bu mazlumlar 29 senedir cezaevlerinde bu zamana kadar hiçbir taşkınlık yapmamış olmalarının yanı sıra, eğitim hayatlarına devam ederek üniversite bitirmişler, ihtiyacı olan hastalar için bağış yapmışlar. Hiçbir Müslüman, Sivas mazlumlarını ve ailelerini yalnız bırakmamalıdır.
Mazlumları en iyi Başkan Erdoğan anlar
Sivas davası mazlumlarının suçsuz olduğu böylesine bariz iken hâlâ tutsak olmalarının sebebi sizce nedir?
- Bizler Türkiye’de yaşayan Müslümanlar olarak ortak hareket edip, masumlar için gereken kamuoyu desteğini oluşturmamız gerekiyor. Ancak bu dosya ne zaman gündem olsa, ideoloji ve mezhep kaygılarıyla hareket eden çevrelerin sesi daha gür çıkıyor ve hakikatin sesi bastırılıyor. İdareciler de hemen geri adım atıyor. Daha geç olmadan bu konuda hep birlikte somut adımlar atmamız şart. Bu dava dosyasının yeniden açılması için yapılan teşebbüsler yeterli seviyeye gelirse, o zaman herkes bu mazlumların boş yere hapis yattığını anlayacak ve görecektir. 28 Şubat döneminde suçsuz yere hapis yatan bir Cumhurbaşkanımız var. 28 Şubat yargılamalarına onun özelinde de bakabiliriz. Ve Sivas mazlumlarının halini de en iyi Cumhurbaşkanımızın anlayacağını biliyoruz.
Ana gündemimiz mü’min mazlumlar olmalıdır
Son olarak ne söylemek istersiniz?
- 29 yıldır zindanlarda çile dolduran Sivas mazlumları hürriyetiyle imtihan oluyorken, bizler de onları savunabilmekle, onlara sahip çıkabilmekle imtihan oluyoruz. Maalesef onların zindanlarda verdiği imtihan, bizim hür halde verdiğimiz imtihandan daha başarılı. O masumlara ilgisiz kalmamızın eza ve cezasını maazallah ahirette göreceğizdir. Gündemde hangi mühim mesele olursa olsun bizim ana gündemlerimiz arasında mü’min mazlumlar olmalıdır. Ve Türkiye müslümanlarının ilk gündem maddelerinden biri olması gereken böyle bir meseleyi haber yapan Yeni Akit’e teşekkür ediyorum.
