• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Hamaney Sonrası Ortadoğu: Türkiye Bu Fırtınada Nerede Duracak?

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Hamaney Sonrası Ortadoğu: Türkiye Bu Fırtınada Nerede Duracak?

Ömer Emre Akcebe yazdı: İran’ın doğrudan vurulması ve ardından Hamaney’in öldüğünün açıklanması, Ortadoğu’daki örtülü mücadele döneminin kapandığını gösteren tarihî bir eşiktir.

Ömer Emre Akcebe yazdı: İran’ın doğrudan vurulması ve ardından Hamaney’in öldüğünün açıklanması, Ortadoğu’daki örtülü mücadele döneminin kapandığını gösteren tarihî bir eşiktir.

Artık vekil güçler üzerinden yürüyen düşük yoğunluklu gerilim değil, devlet merkezinin hedef alındığı açık bir güç kullanımı söz konusudur. Bu vakıa, kendi başına bir İsrail–İran çatışması olarak okunamaz. Daha geniş bir stratejik çerçevenin bölgedeki somutlaşmış hâlidir.

Amerika açısından temel mesele İran değil, Çin’dir. Çin’in yükselişi şimdilik askerî değil ekonomik bir meydan okumadır. Bu yükselişin dayanağı üretim kapasitesi, üretim kapasitesinin dayanağı ise kesintisiz enerji akışıdır. Çin’i doğrudan savaşla durdurmak rasyonel değildir; fakat enerji güvenliğini kırılganlaştırmak mümkündür. İran bu noktada kritik bir halkadır. Yaptırımlara rağmen Çin’e petrol akışı sağlayan, dolar dışı ticaret arayışlarının konuşulduğu ve Batı denetimi dışında kalan bir enerji kanalını temsil ediyordu. İran’a yönelik askerî baskı, Çin’in enerji damarına yönelmiş dolaylı bir müdahaledir.

Bu stratejinin finans boyutu ise petro-dolar düzenidir. Petrol ticareti dolar üzerinden sürdüğü sürece dolar rezerv para statüsünü korur; doların rezerv statüsü korundukça Amerikan finans üstünlüğü devam eder. Enerji ticaretinin alternatif para mekanizmalarına kayma ihtimali, uzun vadede bu düzeni aşındırma potansiyeli taşır. İran’ın baskılanması, enerji akışının ve enerji ticaretinin kontrol altında tutulması anlamına gelir; bu da dolaylı olarak dolar merkezli sistemin tahkimi demektir.


 

Venezuela’yı hedef alan saldırı bu sürecin hazırlık safhası olarak değerlendirilebilir. Birincisi, Çin’e Batı kontrolü dışında akabilecek ciddi bir rezervdi; bu hattın daraltılması Çin’in alternatif kapasitesini sınırladı. İkincisi, İran’a yönelik sert bir askerî saldırının sebep olacağı fiyat şokunu dengelemek için global arzın belirli ölçüde yönetilebilir olması gerekiyordu. İran vurulurken petrol fiyatının kontrolden çıkmaması stratejik bir zorunluluktu. Bu nedenle Venezuela adımı, İran safhasının ekonomik zeminiydi.

İran dosyasının İsrail boyutu ise ayrı ve zorunlu olarak ele alınması gereken diğer bir katmandır. İran, İsrail için soyut bir ideolojik rakip değil; somut bir güvenlik problemi hâline gelmiştir. Irak’taki milisler, Lübnan’daki askerî kapasite, Suriye sahasında kısmî de olsa etkisi ve bölgedeki lojistik hatlar İsrail’in çevresindeki güvenlik baskısını artırıyordu. İran’ın merkezî otoritesinin hedef alınması, bu çevreleme hattını kırmaya yönelik bir hamledir. İsrail açısından bu, uzun vadeli tehdit algısını geriletme ve caydırıcılığı yeniden tesis etme girişimidir. Amerika açısından ise aynı hamle, Çin’in enerji ayağını baskılamak ve bölgedeki en önemli müttefikinin güvenliğini tahkim etmek gibi iki sonucu bir arada üretir.

Bu arada gerçekleşen son saldırıyla beraber Hamaney’in öldüğünün açıklanması, süreci yeni bir safhaya taşımıştır. Artık mesele yalnızca askerî kapasitenin zayıflatılması değil, İran devletinin merkezî iradesinin sarsılması yahut ortadan kaldırılmasıdır. Bu durum iki ihtimal doğurur: ya İran daha sert ve kapalı bir biçimde konsolide olur yahut iç gerilimler artar ve devlet kapasitesi zayıflar. İkinci ihtimal, bölgedeki dengeleri daha kırılgan ve öngörülemez hâle getirir.

Bu tablo karşısında Ortadoğu ülkeleri iki yöne savrulabilir. Bir kısım aktörler artan güvenlik riskleri nedeniyle Amerika’ya daha sıkı bağlanabilir; bu, Washington merkezli bir güvenlik mimarisinin ve bölgedeki İsrail etkisinin tahkim edilmesi anlamına gelir. Diğer bir ihtimal ise İsrail’in artan askerî ağırlığından ve bölgedeki sertleşmeden rahatsız olan aktörlerin yeni bir denge arayışına girmesidir. Bu durumda bölge, alternatif bir ağırlık merkezi arayabilir.

Türkiye açısından mesele tam burada belirginleşir. Türkiye enerji ithalatçısıdır; dolayısıyla İran krizi petrol fiyatlarını yükselttiğinde ekonomik baskı artar. Enerji dolar üzerinden pahalılaştıkça ekonomik kırılganlık derinleşir. Bu, doğrudan ve kısa vadeli etkidir.


 

Daha derin etki ise güvenlik alanındadır. İran devlet kapasitesini koruyarak ayakta kalırsa Türkiye için yönetilebilir bir rekabet sürer. Ancak İran’da ciddi bir çözülme yaşanırsa Türkiye’nin doğu sınırında istikrarsızlık, göç ve vekil yapı riski artar. Devletli bir komşu ile gerilim mümkündür; fakat devlet boşluğu ile sınır güvenliği zayıflar. Türkiye için en kritik eşik budur.

Bununla birlikte, bölge ülkeleri İsrail merkezli sertleşmeye karşı yeni bir denge arayışına yönelirse Türkiye için stratejik bir alan doğabilir. Türkiye’nin askerî kapasitesi, coğrafî konumu ve tarihî derinliği böyle bir senaryoda ağırlık merkezi olma potansiyeli taşır. Ancak bu potansiyel, ekonomik dayanıklılık ve tutarlı bir dış politika olmadan somutlaşmaz.

Türkiye’nin bölgedeki etkili güç olma vizyonunun bu kırılma anını yönetebilmesi için mevcut denge politikasının ötesine geçmesi gerekir.

Birincisi, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışlayan bir enerji düzeninin kalıcı biçimde kurulmasını engelleyecek jeoekonomik bir hamle geliştirilmelidir. İsrail gazının Avrupa’ya taşınmasını mümkün kılacak herhangi bir güzergâhın jeopolitik, teknik ve malî bakımdan sürdürülemez hâle gelmesi sağlanmalı; Mısır’la enerji temelli entegrasyon derinleştirilerek Doğu Akdeniz’de İsrail merkezli bir ihracat hattının oluşması fiilen bloke edilmelidir.

İkincisi, İran’da muhtemel bir zayıflama karşısında edilgen savunma refleksi yerine kuzey Irak ve Azerbaycan hattı üzerinden kontrollü bir jeopolitik derinlik tesis edilmelidir; doğu sınırında ortaya çıkabilecek boşluklar sınır ötesinde dengelenmelidir.

Üçüncüsü, İsrail’in artan askerî pervasızlığı ve Amerika’nın koşulsuz desteğinin bölgede oluşturduğu stratejik rahatsızlık, Körfez ülkeleri başta olmak üzere bölge aktörleriyle somut bir güvenlik ve savunma işbirliği zeminine dönüştürülmelidir. Bu çerçevede savunma sanayii ortaklıkları, hava savunma koordinasyonu, erken uyarı paylaşımı, deniz güvenliği ve ortak tatbikatlar üzerinden Türkiye merkezli bir caydırıcılık ağı inşa edilmelidir. Amaç ideolojik bir bloklaşma değil; dış güçlere mutlak bağımlılığı azaltan, bölge içi kapasite üreten işlevsel bir güvenlik mimarisi kurmaktır.

Dördüncüsü, dolar karşıtı bir söyleme sapmadan enerji ve savunma ticaretinde sınırlı yerel para ve takas mekanizmaları genişletilerek ekonomik kırılganlık azaltılmalı; bu adımlar meydan okuma değil dayanıklılık üretecek şekilde atılmalıdır.

Son olarak, Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz hattında deniz gücü ve lojistik erişim kapasitesi güçlendirilerek Türkiye’nin yalnızca sınırlarını koruyan değil, deniz yolları ve enerji geçişlerini etkileyebilen bir aktör olduğu fiilen ortaya konmalıdır.

*


 

Sonuç olarak İran’ın vurulması, Çin’i enerji üzerinden baskılamak ve petro-dolar düzenini tahkim etmek amacı taşıyan daha geniş bir stratejinin askerî safhasıdır; İsrail’in güvenliği ise bu stratejinin bölgedeki gerekçesini oluşturur. Hamaney’in öldürülmesiyle birlikte süreç artık kontrollü gerilim aşamasından çıkmış, devlet merkezlerinin hedef alındığı daha sert bir döneme girmiştir. Bu yeni denklemde Türkiye ya başkalarının kurduğu güvenlik ve enerji mimarisinin çevresinde konumlanan bir ülke olacak yahut Doğu Akdeniz’den İran hattına, Körfez’den Kızıldeniz’e uzanan eksende denge kuran bir ağırlık merkezi hâline gelecektir. Önümüzdeki safha, yalnızca İran’ın iç dengeleriyle değil, Türkiye’nin bu kırılmayı jeopolitik fırsata dönüştürüp dönüştüremeyeceğiyle belirlenecektir.

Baran Haber

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vay vay

Turkiye Abd nin yanında duracak.Çin ya da iran veya Rusyanin blogunda yer almaz. Her zaman olduğu gibi NATO maskesi altında Abd nin yanında yer alacak..Türk dış politikası 1950 lerden beri böyle...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23