• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Günlük Hayatımızda Tevhid ve Şirk! (5)

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Günlük Hayatımızda Tevhid ve Şirk! (5)

Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal 'Günlük Hayatımızda Tevhid ve Şirk! (5)' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı; 

"İman insanı insan eder. Belki insanı Sultan eder." İnsanı diğer yaratılanlardan, hayvanlardan, ayıran, ona üstünlük veren şey imanıdır. Böylelikle o, kainatın halıkıyla münasebet kurar. Eşref-i mahlukat, Halife-i arz, ahsen-i takvim mahiyetini kazanır. Yaradılış ağacının en son ve mükemmel meyvesi olur. Artık muhatab-ı İlahidir.

Şirk ise, münhasıran ve ancak Allah'a ait olan uluhiyeti, Onun yaratmış olduğu mahlukata verir, dağıtır, pay eder. Bu yüzden en dehşetli ve affedilmeyecek bir sapma ve günahtır.

"Andolsun ki onlara, 'Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir? diye sorsan mutlaka Allah derler." (Ankebut 61)

"De ki:"Gökten yerden size kim rızık veriyor? Ya da kulaklara ve gözlere kim hükmediyor? Ölüden diriyi kim çıkarıyor, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yönetiyor?" Onlar "Allah" diyecekler. (Yunus 31)


 

Bu minvalde başka ayetlerle de sabittir ki, Mekke müşrikleri tamamen ateist ve yaratıcıyı inkar eden bir topluluk değildir. Evrenin yaratıcısı, rızık veren, yağmuru yağdıran tek gücün Allah olduğunu bildikleri ve bunu açıkça itiraf ettikleri vurgulanır. Kur'an müşriklerin bu çelişkili inanç yapısını Rububiyet tevhidi kabul edip, Uluhiyet tevhidinde şirk koşmalarını bizzat kendi itirafları üzerinden eleştirir. Bütün kıyamet "heykellerime dokunma", onların kutsallığını sorgulama, putlarımıza saygı duy" tavrından kopuyor!

Bugün dahi esas mücadelenin iman-küfür mücadelesinden ziyade tevhid-şirk mücadelesi olarak tezahür ettiği ortadadır. Sosyal, kültürel, politik saflaşma dahi bunun üzerinden yürümektedir. Resmi ideolojimiz, heykellerimiz, Frenk hayranlığımız, statükomuz, ne olacak?

"Allah'ı da sultanla birlikte tahtından indirdik, mabedlerimiz fabrikalardır." diyor CHP Tokat mebusu Refik Ahmet Sevengil. Yenilik Nerede? başlıklı makalesinde yeni rejimi, resmi ideolojiyi böyle anlatıyor. Artık Tevhid inancının hakim olamayacağını, Allah göklere hakim olsa dahi, yeryüzüne (Türkiye'ye) kendilerinin hükmettiğini ifade ediyor. "Tabiat boşluk kaldırmaz" denir. Elbette yönetim de boşluk kaldırmaz. Peki, "Allah'ı sultanla birlikte tahtından indirenler" Haşa, Allah yerine kimi tahta çıkardı? Kimi Tanrılaştırdı? Sultanın, Osmanlının, yerini kim aldı? Kime ebedi bir diktatörlük, Uluhiyet ilavesiyle takdim edildi?


 

Yeni ideoloji (din), yeni lider, yeni kutsallar, yeni rejim Tevhid dini yerine başka mukadesatlar dayatıyordu. Artık müminlerin, Ümmet-i Muhammedin kardeşliği, sosyal bağlanması yerine, Türk ırkçılığı üzerinden sovenist bir bağlanma ve kardeşlik ihdas edilmişti. Bu 6 okta Frenkten muktebes "milliyetçilik" olarak ifade edilmiştir. Ancak bu gerçek bir Türk milliyetçiliği de değildir. Öncelikle yerli ve milli değildir. Zira İstiklal Harbimizde, ülkemizi işgal etmiş olan Avrupalılara karşı böyle bir milliyetçilik değil, bilakis hayranlık vardı.

Bütün inkılaplar, Batılı gibi olmak, onlar gibi görünmek ve Batılı sayılmak üzere yapılmıştı. O dönemin meşhur sloganı: "Din yok milliyet var!" Frenk milliyetlerine karşı değil, İslama ve Müslüman halklara karşıydı. Yeni dinin en kısa ifadesi olan "etno-seküler" ideolojinin "etni" si, Avrupalıya nazaran pasif, hatta hayran, İslam ve Müslümanlığa karşı aktif, dışlayıcı ve meydan okuyucudur! Seküler, dini bastırıp ladiniliği dayatıyor, etno (ırkçılık) ise dinin yerini alarak, müminane kardeşlik (Ümmet) yerine ırki bağı yüceltiyordu! Mustafa Kemal'in yakın arkadaşlarından Behçet Kemal Çağlar, döneminin diğer şairleri gibi bunu vurgulardı.


 

ATATÜRK'E TEKBİR

Atatürk ekber!

Atatürk ekber!

Ancak O var Atatürk!

Evliya Odur,

Peygamber Odur,

Sanatkar Atatürk.

Taliha hakim,

Zekaya önder,

Doğma serdar Atatürk.

Bunları geçti insan büyüğü:

Kendi kadar Atatürk!

Atatürk ekber!

Atatürk ekber!

Bizde O var,

Atatürk Ne evliya,

ne de Peygamber..

Halkına yar Atatürk!


 

Ezan-ı Muhammedi'ye ne kadar da benziyor değil mi? Fakat burada ezanda olduğu gibi "Allahu ekber" değil de, "Atatürk ekber"e dönüşmüş. Malum, ezanda "Muhammed resulallah"tır. Ekber olan da yalnızca Allah'tır! Nedense Türkçe ezanda olduğu gibi "Atatürk uludur, Atatürk uludur" gibi bir dil şovenizmi yapılmayıp, orijinal ezan ibareleri tercih edilmiş. Böylelikle mümine anlamadığı, hiç aşina olmadığı şovenist bir ezan; Kemaliste de, tam da orijinal ezan gibi bir ezan lütfedilmiş! Çünkü, "ulu"da "ekber"in derinliği, gücü, etkisi, tarihi ve dini değeri yoktur. O yüzden Tanrı uludur ama Atatürk ekber'dir! Ama herhalükarda, modern yeni bir din, ezan, ritüel, kutsallık ihdas olunmuş! Devam edeceğiz...

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23