• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in duyurduğu 25 yıllık faili meçhulde itiraflar geldi! Buzdolabına sığmayınca parçalamışlar

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in duyurduğu 25 yıllık faili meçhulde itiraflar geldi! Buzdolabına sığmayınca parçalamışlar

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına yönelik başlattığı kararlı çalışmalar kapsamında, Mersin'de 2007 yılında işlenen dehşet verici cinayetin perdesi aralandı. Tuğlalarla örülüp betonla sıvanarak sedir süsü verilmiş buzdolabının içinden çıkan Bahaddin Sefer cinayetine ilişkin Mersin merkezli 6 ilde düzenlenen şafak operasyonunda gözaltına alınan şüpheliler, katil zanlılarının cesedi sığdıramayınca bacaklarını kestiğini ve cinayeti itiraf ettiklerini ortaya koydu.

Mersin'de 2007 yılında bir evin avlusunda etrafı tuğlalarla örülüp betonla sıvanmış dondurucu içerisinde bulunan Bahaddin Sefer cinayetine ilişkin faili meçhul dosya, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına yönelik başlattığı çalışmaların ardından Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından raflardan indirildi. Gözaltına alınan şüpheliler “mumya ceset” cinayetini itiraf etti. Bahaddin Sefer’in evinde alkol alırken aynı masadaki 3 arkadaşı tarafından önce başına sert bir cisimle vurulup boğazı kesildiği, dondurucuya sığmayınca da bacaklarının kesilip evin avlusuna gömülüp üzerinin sıvandığı ortaya çıktı. Sefer’in evinde altın ve parayı aralarında paylaşan katil zanlıların cinayetin gerekçesi olarak ise “namus meselesi” dedi.


 

ADALET BAKANI DUYURMUŞTU

Adalet Bakanı Akın Gürlek 30 Ekim’de sosyal medya hesabından 68 dosyada 75 cinayeti faili meçhul olmaktan çıkardıklarını belirterek, Mersin’deki dosyanın da aydınlatıldığını açıklamıştı. 25 yıllık faili meçhul dosyayı duyuran Bakan Gürlek, “Mersin’de 2007 yılında bir evin avlusunda, betonla kapatılmış bir buzdolabının içerisinde cansız bedeni bulunan Bahaddin Sefer’in dosyası yeniden ele alındı. En son 2001 yılı civarında görüldüğüne ilişkin bilgiler doğrultusunda farklı illerde 32 kişiden ifade alındı. Tanık beyanları ve iletişim kayıtları yeniden incelendi. Elde edilen bulgular doğrultusunda Mersin merkezli 6 ilde 6 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında 6 şüpheli gözaltına alındı” demişti. Bakan Gürlek, “Zamanın cinayetlerin üzerini örtmesine izin vermeyecek, adaletin tecellisi için mücadelemizi sürdüreceğiz!” ifadelerini kullandı.

ŞAFAK OPERASYONUYLA 19 YILLIK DÜĞÜM ÇÖZÜLDÜ

Mersin’de 1 Ağustos 2007’de Akdeniz ilçesi Bahçe Mahallesi 4537 Sokaktaki müstakil evin avlusunda tuğlalarla örülmüş ve üzeri betonla sıvanarak sedir görünümü verilmiş yapının içerisinde gömülü dondurucu tespit edilmiş, yan yatırılmış buzdolabı açıldığında kilime sarılı halde erkek cesedine ulaşılmıştı. Otopsi incelemelerinde, baş kafa kemiğinde kırık saptanan ve kesici alet yaralanmasına bağlı büyük damar kesilmesi sonucu hayatını kaybettiği belirlenen cesedin 49 yaşındaki Bahaddin Sefer olduğu anlaşılmıştı. "Mumya Ceset Cinayeti" olarak kamuoyunda geniş yer bulan dosya uzun yıllar faili meçhul olarak kaldı. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla dosyayı yeniden açan Mersin Emniyeti Cinayet Büro Amirliği ekipleri,  "Tasarlayarak ve Canavarca Hisle Kasten Öldürme" suçu kapsamında yürüttüğü teknik ve fiziki takipler neticesinde 30 Ekim sabahı Mersin merkezli Batman, İzmir, Aydın, Yozgat ve Sivas’ta 6 adrese eş zamanlı planlı operasyon yaptı. Operasyonda cinayetle bağlantılı oldukları değerlendirilen sıvacı Hikmet Ş., Hadi Y., Ahmet İ., Bektaş Ş., Özlem Ş. ve Ayşe E. gözaltına alındı.


 

BUZDOLABINA SIĞMAYAN CESET KESİLEREK BETONA GÖMÜLDÜ

Gözaltına alınan şüphelilerin savcılıktaki ifade tutanakları, cinayet gecesi yaşanan dehşet tablosunu net bir biçimde ortaya koydu. Şüpheli Ahmet İ.’nin samimi arkadaşı sıvacı Hikmet Ş.’nin kendisine anlattıklarına dayandırdığı ifadesine göre, maktul Bahaddin Sefer ile şüpheliler Hikmet Ş., Süleyman K. ve Hadi Y. olay gecesi saat 23.00 sıralarında Bahaddin Sefer’in Barış Mahallesi’ndeki evinde birlikte alkol aldı. Alkol masasında oturulurken Süleyman K., maktul Bahaddin Sefer’in arkasından yaklaşarak kafasına demir çubukla vurdu. Maktul yere düşünce Süleyman K. ve Hadi Y. üzerine çullandı, bu sırada mesleği sıvacılık olan Hikmet Ş. elindeki bıçakla Bahaddin Sefer’in boynunu kesti. Maktulün öldüğünü anlayan şüpheliler cesedi kilime sararak evdeki buzdolabının kapağını söktü. Dondurucuyu yan yatırarak cesedi içine sokmaya çalıştılar ancak maktul iri yarı olduğu için dolaba sığmadı. Bunun üzerine şüpheliler maktulün bacaklarını keserek cesedi dondurucuya yerleştirdi.

Ceset dolaba konulduktan sonra dondurucunun içine beton döküp etrafını tuğlayla örmek isteyen Hikmet Ş. ve Süleyman K., Alsancak Mahallesi’ndeki açık bir depodan inşaat malzemesi taşıdı. Dolap evin avlusuna taşındı, içerisine beton dökülüp etrafı tuğlayla örüldü ve sıva ustası Hikmet Ş. tarafından üzeri sıvanarak oturulacak sedir görünümü verildi. Buzdolabının sökülen kapağı ise aynı gece Süleyman K. tarafından ticari taksiyle Yumuktepe Deresi’ne atıldı. Ahmet İ., mahallede Bahaddin’i göremeyip durumu sorduğunda Süleyman K. kendisine "Bahaddin İzmir’e gitti, kimseyle görüşmek istemiyor, eşyaları da borç para alarak ben satın aldım" dediğini, avludaki taze betonu sorduğunda ise "Üzerine çiçek koymak için Bahaddin ile birlikte yaptık" cevabını aldığını anlattı.


 

CİNAYETE “NAMUS MESELESİ” DEDİLER

Şüpheliler cinayetin ardından maktul Bahaddin Sefer’e ait altınları, parayı ve ruhsatsız silahı aralarında paylaştığı belirlenirken, bazı sanıklar Bahaddin Sefer’in yıllar öncesine dayanan cinsel saldırı ve taciz iddiaları nedeniyle öldürüldüğünü öne sürdü. Şüpheli Ayşe E. ifadesinde, kendisi yaklaşık 40 yıl boyunca Hikmet Ş. ile resmi nikahsız yaşadığını, yaklaşık 25-26 yıl önce eşi Hikmet Ş. cezaevinde bulunduğu bir dönemde çocuklarının karnını doyurabilmek için maktul Bahaddin Sefer’in evine para istemeye gittiğinde, maktul kapıyı kapatarak kendisine tecavüz ettiğini öne sürdü. Eşi cezaevinden çıktıktan sonra durumu bir şekilde öğrenerek kendisine tavır aldığını belirten Ayşe E., Hikmet Ş.’nin maktule karşı büyük bir kin ve nefret beslemeye başladığını ve "Bu Bahaddin namussuz, şerefsiz ölümü hak ediyor" dediğini aktardı. Hikmet Ş.’nin oğlu şüpheli Bektaş Ş. ise  ifadesinde henüz çocuk yaşta olduğu 25 yıl önce babasını sormak için maktulün evine gittiğinde Bahaddin Sefer’in kapıyı üzerlerine kilitlediğini, yanına oturup bacaklarını okşayarak kendisini öpmeye çalıştığını ve cinsel tacizde bulunduğunu söyledi. Bu olayı yıllarca sakladığını ancak 2026 yılı içerisinde babası Hikmet Ş.’ye anlattığını belirten Bektaş Ş., maktulün çevresindeki kadın ve çocuklara yönelik eylemlerinin cinayet kararında etkili olduğunu öne sürdü.

"GEBERTTİK KURTULDUK"

Soruşturma dosyasındaki en kritik kanıtlardan biri de şüpheli Bektaş Ş.’nin itiraf niteliğindeki ifadeleri oldu. Bektaş Ş. ifadesinde, operasyondan yaklaşık 7-8 ay önce Mersin Adliyesi civarındaki MESKİ karşısında bulunan parkta babası Hikmet Ş. ve Ahmet İ. ile rakı içerken Bahaddin Sefer’in nasıl öldürüldüğünü sorduğunu anlattı. Bektaş Ş., bu soru üzerine Ahmet İşleyen’in "Milletin karısına, kızına sarkıntılık yaptı, o şerefsiz ölümü hak etmişti, geberttik gitti, kurtulduk şerefsizden" dediğini, babası Hikmet Ş.’nin de bu sözleri onaylayarak "Geberttik gitti, kurtulduk şerefsizden" diye bağırdığını ve "Milletin karısına kızına yan gözle baktığı için ve oğlancılık yaptığı için, tamam artık kapatın bu konuyu" diyerek kendisini azarladığını aktardı.

Şüpheli Ahmet İ. parktaki alkol buluşmasını kabul ederken "geberttik" ifadesini kendisinin sarf etmediğini, bu sözlerin doğrudan Hikmet Ş. tarafından dile getirildiğini iddia etti. Ayşe E. de ifadesinde eski eşi Hikmet Ş.’nin olaydan sonra eve gelerek "Bu şerefsiz Bahaddin’in işini bitirdim, onu öldürdüm, burada artık duramam, sen de bunu birilerine anlatırsan seni de keser doğrar öldürürüm" diyerek kendisini tehdit ettiğini öne sürdü. Gözaltındaki 6 şüphelinin emniyetteki sorgularının tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilecek.

“BANA TECAVÜZ ETTİ”

1960 doğumlu Ayşe E. Savcılıktaki ifadesinde şöyle anlattı:

“Ahmet İ. eski eşim Hikmet Ş.’in samimi arkadaşı ve dostudur.  Bahaddin Sefer yine eski eşim Hikmet Ş.’in samimi arkadaşı ve dostudur. Hikmet, Ahmet ve Bahaddin sürekli olarak birlikte takılırlar, alkol içerlerdi, esrar kullanırlardı… Hikmet sabıkalı bir insan olduğundan birçok suçtan da cezaevine girip çıkmıştı, en son 25-26 yıl kadar önce Hikmet şuan hatırlamadığım bir suçtan dolayı cezaevine girip 2-3 ay kadar yatıp çıkmıştı. Hikmet cezaevinde olduğundan paramız kalmadı ve çocuklarım açtı, bu sebeple bir gün Bahaddin’in evine para istemek için gittim, evde tek başınaydı, başka kimse yoktu. Bahaddin’e paramız olmadığını söyleyerek, çocuklarımın ihtiyaçları için ondan para istedim. Bunun üzerine Bahaddin kendisinde para olmadığını, olsaydı vereceğini söyledi. Sonra bir anda bana “Seni öpebilir miyim” dedi, bende ne yapıyorsun abi diyerek ona karşı koymaya çalıştım, sonra bana “Başka yolu yok bugün seninle yatacağım” diyerek beni yatağa götürdü ve bana tecavüz etti. Bağırmamı engellediği için bağıramadım ve kaçamadım. Sonrasında evime gittim. Bu yaşadığım olayı kimseye anlatmadım. Bir süre sonra eşim Hikmet cezaevinden çıktı. Ondan korktuğumdan dolayı bu olayı ona hiç anlatmadım. Ancak eşim cezaevinden çıktıktan bir süre sonra bana olan tutum ve davranışları değişti. Bizi Bahaddin’in evine götürmemeye başladı.”


 

“BAHATTİN’İN İŞİNİ BİTİRDİM”

“Ahmet İ. bizim eve sürekli gelirdi, yukarıda anlattığım olaydan sonra Ahmet ve Hikmet bizim eve geldiklerinde sürekli olarak kendi aralarında “Bu Bahaddin şerefsiz, ölümü hak ediyor, onu ortadan kaldırmalıyız” şeklinde konuştuklarına şahit olmuştum, Hatta benim yanımda konuşuyorlardı. Yine bir gün Ahmet bizim eve geldiğinde Ahmet eşim Hikmet’e “Bahaddin’i öldüreceğiz, ortadan kaldıracağız” dedi, Hikmet’te ona haklısın, yaşamayı hak etmiyor dedi. Yaklaşık aradan 1 ay gibi bir süre geçtikten sonra Hikmet sıva işine gidiyordu, bende bu sıva işini nerede yaptığını sordum, o da bana Bahaddin’in evinde ufak bir sıva işi var, onu yapıyorum dedi. Bu sıva işi yaklaşık 10 gün kadar sürdü. Bu süre zarfında eve de geç saatlerde geliyordu. Bu iş için verdiğim iş kıyafetlerini de geri getirmedi. Sorduğumda ise yırtılmıştı, attım dedi. Bu sıva işi bittikten yaklaşık 1 ay kadar sonra birden ben Yozgat’a köyüme gideceğim dedi, niye köye gideceksin, ev yok bark yok diye sordum, o da “bu şerefsiz Bahaddin’in işini bitirdim, onu öldürdüm, burada artık duramam, sen de bunu birilerine anlatırsan senin de keser doğrar öldürürüm” dedi. Ben bu zamana kadar bu yaşadığım olayı eski eşim Hikmet’ten korktuğumdan dolayı kimseye anlatmadım. Şuan olayın aydınlanması amacıyla tüm bildiğim herşeyi samimi bir şekilde anlatıyorum.”  

“TECAVÜZÜ SÖYLEMEDİM”

“Ben yukarıda anlattığım gibi Hikmet’e Bahaddin bana tecavüz etti demedim, hatta … ona böyle bir olayın olmadığını söyledim. Ancak Bahaddin’in bana tecavüz etmesi olayını Ahmet İ. Hikmet’e söylemiş olabilir. Bahaddin’i Hikmet Ş. ve Ahmet İ. birlikte öldürdüler, zaten sürekli olarak kendi aralarında “Bu Bahaddin şerefsiz, ölümü hak ediyor, onu ortadan kaldırmalıyız, yaşamayı hak etmiyor” şeklinde konuşuyorlardı.”

“ÖLÜMÜ HAK EDİYOR” DEMİŞTİ

1950 doğumlu Ahmet İ. ifadesinde şöyle dedi:

“1998-1999 yılları olabilir, Hikmet cezaevine girmişti. Hikmet cezaevinde iken Hikmet’in eşi Ayşe ve kızı Özlem tek başlarına farklı günlerde Bahaddin’in evine gelirlerdi. Sonrasında Bahaddin’in Hikmet’in kızı Özlem ve eşi Ayşe ile ilişki yaşadığını, bu ilişkiden Özlem ve Ayşe’nin menfaat temin ettiğini duymuştum. Hikmet cezaevinden çıktıktan sonra bu ilişkiyi duydu ve Bahaddin ve eşi Ayşe ile arası bozuldu. Bahaddin’e karşı kin ve nefret beslemeye başladı. Bir gün beraber otururken “Bu Bahaddin namussuz, şerefsiz ölümü hak ediyor” demişti.   Bir ara ben Bahaddin ile kahvehaneye gelerek müşterilerime rahatsızlık verdiğinden dolayı aram bozuldu, araya mesafe koydum, Bahaddin’in evine eskisi gibi gitmez oldum, ancak evim Bahaddin’in evinin karşısında olduğundan gelip gideni görüyordum. Bahaddin, Hikmet, Hadi ve Süleyman sürekli olarak Bahaddin evinde buluşup alkol alıyorlardı. Sonrasında 10-15 gün kadar Bahaddin’i evine gelip giden olmadığını görünce, Bahaddin’in evine giderek kapısını çaldım, kapıyı Süleyman açtı, ona Bahaddin’i bir süredir göremediğimi, nerede olduğunu sordum, O da bana “Bahattin İzmir’e gitti” dedi, adresini telefonunu sorunca, “Bahaddin’in numaraları sildiğini, kimsenin kendisini aramasını istemediğini, kimseyle görüşmek istemediğini” söyledi. Evin eşyalarını nasıl bıraktığını sordum, o da “Ben birisinden borç para alarak eşyaları ondan satın aldım” dedi, evin avlu kısmında Süleyman ile konuştuğumdan daha önceden hiç görmediğim betondan yapılmış sedir gördüm. Betonun yeni yapıldığı belliydi, bu yapılan betonun ne olduğunu sordum, “Üstüne çiçek koymak için Bahaddin ile birlikte yaptıklarını” söyledi. Bu olaydan yaklaşık 10-15 gün kadar sonra Süleyman’ın evi taşıdığını öğrendim. Süleyman’ı ondan sonra hiç görmedim. Hadi de o tarihlerde Bahaddin ile birlikte ortadan kaybolmuştu. Ben Bahaddin ile küs olduğumdan dolayı sürekli Bahaddin ile vakit geçiren, sürekli onun evinde birlikte alkol içen samimi arkadaşım ve dostum Hikmet’i gördüğüm zaman Bahaddin’i göremediğimi, Süleyman’ın Bahaddin’in İzmir’e gittiğini söylediğini ona söylediğimde Hikmet bana “bilmiyorum, nereye giderse gitsin” dedi. Bu konuşmadan yaklaşık 1 hafta kadar sonra Hikmet ile bir yerde oturup alkol içerken Hikmet bana; Bahaddin’i kast ederek “o ….yi geberttik, hak etmişti zaten” dedi. Devamında bu olayı öncesinde Hadi ve Süleyman ile birlikte planladıklarını, Bahaddin’in evinde akşam saat 23:;00 sıralarında alkol alırlarken Süleyman’ın Bahaddin’in arkasından başına demir çubuk ile vurduğunu, Bahaddin’in yere düştüğünü, Bahaddin yere düşünce Hadi ve Süleyman’ın Bahaddin’in üzerine çullandıklarını, sonra kendisinin bıçak ile Bahaddin’in boynunu kestiğini, sonra Bahaddin’in öldüğünü anlayınca cesedi bir kilime sararak evdeki buzdolabının kapağını söktüklerini, buzdolabını yan yatırarak kilime sarılı cesedi buzdolabının içine koymaya çalıştıklarını, ceset buzdolabına sığmadığı için bacaklarını keserek cesedi bu şekilde buzdolabına koyduklarını, sonra o buzdolabının içine beton döküp  etrafını tuğla ile kapatmak için kendisinin Süleyman ile birlikte gidip Alsancak mahallesindeki açık bir depodan inşaat malzemesi getirdiklerini, sonra içerisinde ceset bulunan dolabı evin avlu kısmına getirdikten sonra, dolabın içerisinde beton döküp, etrafını tuğla ile örerek kapatıp üzerini sıvadıklarını söyledi. Sıva işini mesleği sıva olan Hikmet yapmış. Buzdolabının sökülen kapağını aynı gece Süleyman K.’ın bir ticari taksi ile Yumuktepe deresine attığını anlattı. Kendisine niye böyle bir şerefsizlik yaptın diye sorduğumda hak etmişti dedi. Bu olayı ben Hikmet’in eşinin Bahaddin ile olan ilişkisinden dolayı gerçekleştirdiğini anladım, ama ona bunu soramadım. Sonrasında Bahaddin’in altınlarını, parasını ve silahını aralarında paylaştıklarını söyledi. Yaklaşık 2-3 ay kadar sonra Hikmet Ankara’da kapıcılık işi bulduğunu, oraya taşınacağını söyledi ve ailesini ile birlikte Ankara’ya gittiler. Hikmet beni korkuttuğundan dolayı bu zamana kadar bildiğim bu konuyu kimseye anlatamadım. Şuan da vicdanen rahatsız olduğumdan dolayı tüm detaylarıyla gerçeği anlatmak istedim.”

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23