Türkiye’nin ekonomik şahlanış döneminde iki ağaç bahanesiyle gerçekleştirilen Gezi kalkışmasının zanlılarını beraat kararıyla aramıza salan yargı mekanizması tepkilerin odağında yer alırken; ülkemiz, çapulcuların sebeb olduğu iktisadi tahribatın sancılarını hâlâ yaşıyor. Gezi olayları öncesinde dolar 1.69 TL, enflasyon %6, faiz ise %4.5 idi...
Faruk Arslan İstanbul
Millete ihanet kalkışmasıyla Türkiye’ye verdikleri zararın etkileri hâlâ hissedilen Batı destekli kızıl çapulcuların yargılandığı Gezi kalkışmasından 9 zanlıya beraat kararı çıkmasını değerlendiren hukukçular ve ekonomistler, kararın çapulcuları azdırmaya yönelik olduğunu ve yargının yeni Gezilere davetiye çıkardığını söyledi.
Ekonomik tahribat devam ediyor
Ekonomi Uzmanı ve Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğr. Üy. Doç. Dr. Abdülkadir Develi, hukuk sisteminin Gezi sürecinin Türkiye ekonomisine vurduğu darbeyi görmediğini belirterek, şunları dile getirdi: “Bu süreçte yabancı yatırımcılardan 8 milyar doların ülke dışına çıkış yaptığı biliniyor. O dönem faiz oranı %4,52’ydi. Ve faizler sadece Ocak 2014’te 550 puan artış gösterdi. Bütün Türkiye bedel ödemek durumunda kaldı. Döviz kuru ve faizin yükselmesiyle beraber Gezi’deki olayların iktisadi maliyeti 80 milyonluk Türkiye ödedi. Yüksek faizlerden dolayı tüketim yavaşladı, TL’de ciddi değer kaybı yaşandı, buna bağlı olarak uluslararası piyasalarda paramızın değeri düştü ve alım gücümüz aşağı doğru düştü.
Yargı ülke menfaatine kör
Ülkemizden yüz milyarlarca dolar para kapmaya denk bir olaydır. Bir ülkenin ekonomisine darbe vurmak için ancak böyle bir şey yapılabilirdi. Hukukun kendi yönünde işleyiş yönü var ama bunun iktisadi etkisi malum. Maalesef bizim hukuk sistemimizde o günkü Gezi olaylarında cam kırılması gibi hadiseleri görüyoruz. Ama o süreçten başlayıp Türkiye’nin yaşadığı ekonomik dalgalanmaları hukuk sistemi görmüyor. Oysa burada milli varlığımız ciddi anlamda darbe yedi. Hem iktisadi hem siyasi olarak Türkiye’yi yaralayan, uluslararası alanda elimizi zayıflatan Gezi olaylarını hukuki olarak bu noktadan ele almak gerekmektedir.”
Yeni kalkışmalara davetiye olur
Mahkemenin kararının adil olmadığını dile getiren Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı Av. Mustafa Kuran ise, şunları ifade etti: “Kararı okurken Türkiye yargısı adına çok üzüldüm. Bu kadar zarar, hadise, bu ölçüde maddi manevi tahribat sonucunda bu şekilde beraat verilmesi şüphe doğurmuştur. Bu vandallık cezalandırılmaz ve yaptıkları tahribatlar yanlarına kâr bırakılırsa yeni Gezilere davetiye çıkarılır. Bu hareketler yarın emsal oluşturur. ‘Zaten biz haklıydık’ deyip sokağa dökülüp ülkeyi yakıp yıkmanın önünü açar. İki ağaç bahanesiyle hükümete darbeye kalkışanları cezasız bırakanların vicdanının rahat olduğunu düşünmüyorum. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı beraat kararına itiraz etmesi gerekir. Çünkü kamu vicdanı yaralanmıştır. Dünya kadar delil olan bir olayda nasıl ‘delil yetersizliği’nden beraat verilebiliyor? Bu şüpheli karar Türkiye’yi maddi manevi sıkıntı çekmesine sebep olacak mahiyettedir. Darbe gibi fısıltıların paralelinde gelen bu beraat kararı ülkeyi daha büyük sıkıntılara düçar edecektir.”
