• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Fransa'dan Suudi Arabistan'a askeri çıkarma! Macron şaşırtan gelişmeyi duyurdu

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Fransa'dan Suudi Arabistan'a askeri çıkarma! Macron şaşırtan gelişmeyi duyurdu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ortak yayın konuk olduğu programda Suudi Arabistan'daki kritik Yanbu tesisini korumak amacıyla bölgeye asker, radar ve savunma sistemleri sevk edeceklerini duyurdu. Rusya'nın Avrupa'daki provokatif eylemlerine ve küresel enerji piyasalarındaki risklere de dikkat çeken Macron'un açıklamaları gündeme neden oldu.

Fransa, Suudi Arabistan'daki Yanbu tesisini korumak için asker ve savunma sistemleri gönderecek

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Suudi Arabistan'daki Yanbu tesisini korumak için bölgeye asker, radar ve savunma sistemleri göndereceklerini belirtti.

Fransız TF1 ve France 2 kanallarının ortak yayınına konuk olan Macron, ABD Merkezi Haberalma Teşkilatının (CIA), "Fransız istihbaratını Rusya'nın Fransa'nın güneyindeki bir saldırı ihtimaline karşı bilgilendirdiğine" dair iddiayı yalanladı.

Macron, Rusya'nın saldırılarıyla ilgili "Yıllardır enformasyon alanında saldırıya uğradık, yalan bilgiler dolaştı. Siber alanda saldırıya uğradık." diyerek, kendisinin katıldığı ilk cumhurbaşkanı seçimleri sırasında siber saldırıya maruz kaldığını belirtti.

Söz konusu saldırının, Rusya'ya atfedildiğini kaydeden Macron, "Son yıllarda bunlar arttı ve son haftalarda son derece ciddi olan Leipzig saldırısı oldu. Ancak başarılı olsaydı, Alman topraklarında ölümler olurdu." diye konuştu.


 

Patlayıcı düzeneği içerdiği değerlendirilen insansız hava aracının (İHA), Almanya'daki Leipzig-Halle Havalimanı'nda bulunduğu olay gibi bir saldırının, Fransız topraklarından şu ana kadar gerçekleşmediğini vurgulayan Macron, ancak bu tür bir saldırının Fransa'da da gerçekleşebileceğine işaret etti.

Macron, Rusya'nın kıtadaki provokatif eylemlerinin arttığı değerlendirmesinde bulunarak, "Rusya'nın tek istediği, seferberliğini ve tutumunu meşrulaştırmak amacıyla bizim savaşçı bir söylem kullanmamız." dedi.

Rusya'nın yeni bir seferberlik organize ettiğine dair birçok unsurun olduğunu savunan Macron, söz konusu ülkenin savaşa katılmaları için ordusuna yeni gençleri katmaya çalıştığını ifade etti.

Macron, "İnandırıcı olan ve paylaşılan senaryoda, 300 bin kişiden (asker) bahsediliyor." diyerek, akaryakıt fiyatlarının artmasının Ukrayna'nın saldırılarıyla alakası olmadığını savundu.

"Ukraynalılar bu (saldırıları) neden mi yapıyor? Rusya, enerji kapasitelerini yıkıyor. Geçen seneyi soğuk içinde geçirdiler, Ukrayna aylarca karanlıkta kaldı." ifadelerini kullanan Macron, petrol firmalarına ek vergilendirme yapmanın daha düşük akaryakıt fiyatları elde etmelerini sağlamayacağını vurguladı.

Macron, Basra Körfezi'ndeki gerilimi düşürmeye çalıştıklarını belirterek, Fransa'nın gelecek haftalarda doğal gaz stoklarının yüzde 80 dolu olacağını, halihazırda petrol stoklarının mevcut olduğunu anlattı.


 

- "ABD, dizel ihracatı yasağı uygularsa, küresel dizel fiyatları yükseltir" yorumu

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin 90 günlük dizel ihracatı yasağı koymaya hazırlandığı yönündeki haberlere ilişkin Macron, "(ABD'den gelen dizele) Biz doğrudan bağımlı değiliz. Ancak böyle bir kararın etkisi olur ve küresel dizel fiyatları yükseltir. Dolayısıyla kötü (bir karar)." yorumunda bulundu.

Emmanuel Macron, bu düşüncesini Trump'a paylaşıp paylaşmadığı hakkındaki soruya "Evet." yanıtını verdi. Trump'ın bu kararı almayacağına dair bir garanti elde edip etmediği sorulan Macron, "Bu konuda asla garantimiz yok." dedi.

Macron, Trump'ın bu kararı alırsa, bunun ABD ve ekonomisi için de iyi olmayacağını belirterek, ABD Başkanı'na G7 ülkelerinin koordineli şekilde petrol stoklarını piyasaya sürmesini teklif edeceğini kaydetti.

Suudi Arabistan'daki liman kenti Yanbu'daki enerji tesisini korumak için askeri imkanlar göndereceklerini duyuran Macron, "Bugün, Suudilerle bu görüşmeyi tamamladık. Askeri imkanlar göndereceğiz, yani tesisi korumak için asker, radar, savunma sistemleri göndereceğiz." diye konuştu.

Herhangi bir çatışmaya dahil olmayacaklarını söyleyen Macron, eğer bölgedeki durumun gelecek günlerde düzelmesi durumunda, akaryakıt fiyatlarının da hızla düşeceğini belirtti.

Bu kararların kendilerine bağlı olmadığının altını çizen Macron, "Bu süreç boyunca, hükümet en fazla ihtiyaç duyan ekonomik sektörlere yardım etmek için hareket ediyor." dedi.

Macron, gelecek yıl düzenlenecek cumhurbaşkanı seçimlerinden aylar önce Meclisi feshetmenin kötü bir şey olacağını dile getirerek, seçimler için desteklediği adayı açıklamadı.

{relation id:2024678 slug:'abdnin-yaptirimlari-sonrasi-dev-karar-bae-iran-ucuslarini-ikinci-bir-duyuruya-kadar-tamamen-askiya-aldi'}

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Orta Doğu’da Güvenlik Paradoksu: Egemenlik, Silahlanma ve Dışa Bağımlılık Kıskacı! Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, Suudi Arabistan’ın stratejik öneme sahip Yanbu tesislerini korumak amacıyla bölgeye Fransız askerleri, radar üsleri ve gelişmiş savunma sistemleri sevk edileceğini açıklaması, Orta Doğu’daki kronik güvenlik açmazını bir kez daha küresel gündemin merkezine taşımıştır. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Amerika Birleşik Devletleri ile, Suudi Arabistan’ın ise Fransa ve diğer Batılı aktörlerle geliştirdiği bu derin askeri ortaklıklar, ilk bakışta yalnızca stratejik birer savunma tedbiri gibi görünse de arka planda çok daha büyük bir yapısal soruna işaret etmektedir. Yüzyıllardır zengin yeraltı kaynaklarına sahip olan ancak bu zenginliği askeri ve teknolojik bir kendi kendine yetebilme gücüne dönüştüremeyen birçok Arap ülkesi, egemenlik alanlarını fiilen küresel güçlerin koruma kalkanına teslim etme noktasına gelmiştir. Bu durum, bölge halkları ve dış gözlemciler nezdinde hem egemenlik kavramının içinin boşaltılması hem de toplumsal inanç mekanizmaları ile pratik siyaset arasındaki derin çelişkinin bir tezahürü olarak sorgulanmaktadır. Kamuoyunda sıkça dile getirilen ve güçlü bir dini retoriğe dayanan "imanı olanın korkusu olmaz" tezi ile mevcut siyasi realite arasındaki uçurum, Orta Doğu’daki krizin teolojik değil, kurumsal ve yapısal bir sorun olduğunu göstermektedir. Kağıt üzerinde dini değerleri ve manevi gücü en üst perdeden savunan yönetimlerin, somut bir güvenlik tehdidiyle karşılaştıklarında ilk olarak Batılı başkentlerin kapısını çalması, inanç dünyası ile reelpolitik arasındaki makasın ne kadar açıldığını kanıtlamaktadır. Güçlü bir inanç iddiasının, askeri strateji, teknolojik üretim ve liyakate dayalı kurumsallaşma ile desteklenmediği sürece küresel siyaset arenasında hiçbir karşılığının olmadığı gerçeği, bölgenin acı bir tecrübesidir. Kendi topraklarını koruma yetisinden yoksun olan ve güvenliğini yabancı askerlerin insafına bırakan bir yapının, savunduğu manevi değerleri küresel ölçekte inandırıcı kılması da mümkün görünmemektedir. Bu bağımlılık sarmalının en somut ekonomik yansıması ise akılalmaz boyutlara ulaşan silah ithalatı verilerinde gizlidir. Çeşitli uluslararası araştırma kuruluşlarının raporlarına göre, petrol zengini Körfez ülkeleri, ulusal gelirlerinin devasa bir kısmını başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Batılı ülkelerden silah satın almaya harcamaktadır. Dünyanın en modern jetlerini, füze savunma sistemlerini ve zırhlı araçlarını envanterlerine katan bu devletler, ne yazık ki bu milyarlarca dolarlık teknolojiyi kendi insan kaynağıyla etkin bir şekilde kullanabilecek askeri yetkinliğe sahip değillerdir. Satın alınan bu karmaşık sistemlerin operasyonel takibi, bakımı ve hatta kullanımı için dahi yine üretici ülkelerin mühendislerine ve askeri danışmanlarına bağımlı kalınmaktadır. Sonuç olarak, harcanan milyarlarca dolar bölgeye yerli ve milli bir savunma gücü kazandırmamakta, aksine parayı alan Batılı devletlerin bölgedeki askeri varlığını ve vesayetini daha da perçinlemektedir. Netice itibarıyla, Fransa’nın Suudi Arabistan topraklarına askeri çıkarma yapmasıyla görünür olan bu tablo, Orta Doğu’nun zenginlikle güç arasındaki farkı henüz kavrayamadığını ortaya koymaktadır. Petrol gelirleriyle elde edilen devasa servet, yerli sanayiye, bilimsel üretime ve nitelikli insan gücüne yatırılmadığı müddetçe, ülkeleri küresel güçlerin şemsiyesi altında yaşamaya mahkum birer korumacılık nesnesi haline getirmektedir. Savunmasını ihale eden, teknolojisini satın alan ve en kritik altyapı tesislerini yabancı postalların insafına bırakan bir devlet modelinin ne tam bir egemenlikten ne de bağımsız bir iradeden bahsetmesi mümkündür. Orta Doğu, kendi kaynaklarını kendi aklıyla yönetmeyi öğrenmediği sürece, küresel satranç tahtasında piyon olmaktan ve sığınacak yeni şemsiyeler aramaktan kurtulamayacaktır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23